İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/04/2025 tarih ve 2025/147 Esas 2025/342, Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, Dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM; Davacı, lojistik alanında hizmet veren ticari bir firma olduğunu, davalı ....'un gerçek kişi tacir olduğunu, davalının firması ile aralarındaki ticari ilişki gereği ....-.... ve .... plakalı araçlar için alım satımı gerçekleşeceği yönünde anlaşıldığını, şirket adına araçlar için bankadan davalıya 50.000,00 TL+50.000,00 TL olmak üzere toplamda 100.000,00 TL olmak üzere ödeme yapıldığı halde araçların devri gerçekleşmediğini, firma tarafından bir dönem fiilen kullanılan araçların devir sağlanmaması sonrası tekrar davalıya teslim edildiğini, bununla birlikte gönderilen paranın iadesinin de gerçekleşmemesi nedeniyle davalı aleyhine İzmir 1. İcra Dairesinde 2021/5978 Esas sayılı dosya ile yapılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun alacağın %20’sinden az olmamak üzere hakkında icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı, davacı şirket ile arasında araç alım satımı konusunda hiç bir anlaşma yapılmadığını, davacıya herhangi bir araç teslim edilmediğini, davacı tarafça satılması için anlaşıldığı iddia edilen araçlardan sadece ... plaka sayılı aracın üzerine kayıtlı bir kamyonet olduğunu, .... ve .... plaka sayılı araçların ise davacı şirketin İstanbul ilinde lojistik alanda hizmet veren bir kuruluş olduğunu, kendisinin de aynı işi İzmir ilinde yaptığını, aralarındaki anlaşma gereğince şirketin mallarının İzmir'de dağıtımını yaptığını, şirket yetkilisi ile yapılan görüşmede, kendisine ait olan ..... plaka sayılı.... marka kamyonet,.... plaka sayılı kamyonet, .... plaka sayılı kamyonet, ... plaka sayılı ... model araç ve bir adet forklift ile davacının İstanbul ilinden topladığı kargo mallarının İzmir ili ilçeleri ve yakın illerde dağıtımının tarafından yapılacağını, bu işlem için yukarıda plakaları yazılı dört araç ve bir forkliftin davacı firmanın kullanımına tahsis edileceğini, bu araçların kullanım bedeli olarak araç başına ücret ödeneceği konusunda anlaşmaya varıldığını, bu anlaşma sonucunda davacı şirket tarafından araçların kullanım bedeline mahsuben 01.03.2021 tarihinde iki adet 50.000,00 TL (Ellibin) den toplam 100.000,00 TL araç bedeli açıklaması ile banka hesabına gönderildiğini, taraflar arasında yapılan anlaşma gereğince davacı şirketin malların üç - dört ay boyunca İzmir'de davacı şirkete tahsis ettiği dört araç ve bir forklift ile dağıttığını, hatta bu araçlar yetersiz kaldığında başka araçlar kiralamak suretiyle üzerine düşen dağıtım görevini layığı ile yaptığını, araçların davacı firma tarafından fiilen kullanıldığının dava dilekçesinde de açıkça ikrar edildiğini, fiilen kullanılan, kendisine ait araçların akaryakıt bedellerinin davacı firma tarafından ödendiğini, ileriye dönük iş planları yaptıklarını ancak davacı şirket yetkilisi..... tarafından vaat edilen araç kullanım bedelleri ve yine kargo dağıtım sebebiyle ödenmesi gereken, fazladan araç kiralama, navlun ödemeleri vb.alacak kalemlerinin ödemeleri aksamaya başladığını, firmadan araç kullanım ücretleri dışında, kargo dağıtım bedellerine ilişkin alacakları birikmeye başladığını, alacağını talep ettiğinde bu ödemelerin yapılmadığını, araçlara mazot alımlarının durdurulduğunu, davacı firmanın ödemelerinin aksamaya başlamasıyla, firma yetkilisi ..... tarafından araç kullanım ücretleri ve diğer yapılan işlere ilişkin alacaklarının tahsili ve kesilecek faturaların düzenlenmesi hususunda bir mutabakat sağlamaya çalışılırken şirket tarafından nedensiz olarak anlaşmaya son verildiğini, davacı firmadan birçok alacağını tahsil edemediğini, bir de davaya konu icra takibi ile karşı karşıya kaldığını, davacı firma ile araç alım satımı yönünde hiçbir anlaşması olmadığını, kendisine ait olmayan araçları satmasının mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bu araçlar kendisine ait olsa dahi satışı yapıldığı söylenen üç adet aracın YüzbinTL gibi bir rakama satılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, üç adet aracın toplam alım-satım beldeli düşünüldüğünde bu hususta maddi imkansızlık bulunduğunun açık olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece,"Davacı tarafça 5 adet aracın kiralama ücreti için 100.000,00 TL'nin çok yüksek olduğu ve bu hususta bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, davacının satış sözleşmesi bulunduğunu ispat edemediği, davalı tanığının araçların kullanımını davalı yanında çalışan işçilerin gerçekleştirdiğinin beyan ettiği hususları birlikte dikkate alındığında, taraflar arasındaki araç kullanımına ilişkin sözleşmenin içeriği ve kapsamının tam olarak bilinmediği, bu nedenle salt araçların rayiç kiralama bedelleri üzerinden sağlıklı bir sonuç elde edilemeyeceği değerlendirildiğinden bu yönde bir araştırmaya gidilmemiştir. Kaldı ki, bir an için 100.000,00 TL miktarın araç kiralaması için fahiş düzeyde yüksek olduğu kabul edilse dahi bu husus dosya kapsamındaki diğer deliller de dikkate alındığından yine de taraflar arasında bir satış sözleşmesi bulunduğu hususunu ispat etmekten uzaktır. Zira davacı taraf ticari defterlerini ibraz etmemiş, tanık deliline dayanmamış ve taraflar arasında satış sözleşmesi bulunduğuna dair dekont üzerinde yer alan "araç bedeli faturaya istinaden" ibaresi dışında herhangi bir somut delil de göstermemiştir. Davacı taraf ticaret şirketi olup basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Satış sözleşmesine istinaden yapacağı ödemenin muğlak bir ifade ile gönderilmesi ve satış sözleşmesine ilişkin herhangi bir yazılı delil bulunmaması karşısında bu muğlak durumdan lehine sonuç elde etmesi de mahkememizce mümkün görülmemiştir. Bir diğer taraftan "faturaya istinaden" açıklamasına rağmen davalı tarafça düzenlenen bir fatura bulunmadığı, davacının ticari ilişkinin sürdüğü 3 aylık süre boyunca da araç devrine ilişkin bir talebinin davalıya iletildiğine dair bir delil sunulmadığı hususları da davacı aleyhine değerlendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla Dairemizin 06/02/2025 tarih 2023/1030 Esas 2025/225 Karar sayılı İlamı ile " Mahkemece, taraflara defter ve belgelerin ibrazı için kesin süre verilmiş ise de taraflar ara kararın gereklerini yerine getirmeyerek bu delilden vazgeçmişlerdir.

Yapılan yargılama sonucu mahkemece davacı tarafından davanın ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, ispat yükü kendisine düşen davalının cevap dilekçesinde belirttiği yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ile ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken ispat yükünün aidiyetinde hataya düşülerek davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olmadığı, davacının istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olduğu anlaşılmakla HMK'nın 353/(1)-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir." gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

Kaldırma kararı sonrası yeniden yapılan yargılama neticesinde Mahkemece; Davalı tarafça araçların rayiç değeri itibariyle 100.000,00 TL bedel ile satışının gerçekleştirilemeyeceği savunulmuş ise de davalı tarafça gönderilen bedelin kira bedeli olduğuna dair savunmasının ispat edilememesi nedeniyle davacının gönderdiği paranın iadesini talep edebileceği, araç bedeli kaydıyla gönderilen paranın araçların mülkiyetinin tamamen nakli sebebiyle mi yoksa kısmi bir ifa olarak mı gönderildiği hususunda davacının ayrıca bir delil göstermesinin gerekmediği, davalı tarafça sunulan Whatsapp konuşma kayıtlarında davalıya ait araçların dağıtımda kullanılmasının kararlaştırıldığı anlaşılmakta ise de bunun bir araç kiralama sözleşmesinden ziyade davacı ile davalı arasındaki ortaklık çerçevesinde kullanımın kararlaştırıldığını gösterdiği dikkate alınarak davalının üzerine aldığı ispat külfetini yerine getiremediği değerlendirilmiş, davalı tarafa yemin delili hatırlatılmakla birlikte yemin teklif edilmeyeceği açıkça beyan edildiğinden davacının karşılıksız kaldığı anlaşılan 100.000,00 TL para tediyesi nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu kabulüyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, takip öncesinde davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir kayıt ve delil sunulmadığından işlemiş faize yönelik kısım yönünden kısmen ret kararı verilmiştir.

Davalı vekili istinaf başvurusunda özetle; İstinaf Mahkemesi kararı sonrasında dosyada yapılan yargılamada dosyada mevcut delillerde herhangi bir değişiklik olmamasına ve dosyaya yeni bir delil eklenmemesine rağmen Mahkemece sadece yemin delilinden vazgeçilmiş olması sebebiyle davacı tarafından gönderilen bedelin araçların kullanımına ilişkin olduğu gerekçesiyle iddiaların ispat edilemediğinin kabul edilmesinin usul ve yasaya, hakkaniyet kurallarına aykırı olduğunu, dosyada ispat yükü taraf değiştirmiş olsa dahi önceki yargılamada toplanan delillerin değerlendirilmesinde iddiaların ispatlandığının açıkça kabul edilmiş olmasına rağmen iddialarının ispatlanamadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Yerel Mahkemece delillerin değerlendirilmesinde davacı tarafından araçların kira bedeli olduğuna ilişkin savunmasının ispat edilemediği kabul edilmiş ise de cevaplarda araçların kira bedeli değil kullanımına karşı ödenecek bedele mahsuben para gönderildiği savunulduğunu, araçların fiilen kullanıldığının davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça kabul edildiğini, ticari bir ilişkide araçların bedelsiz olarak kullanılmasının mümkün olmayacağını,
Yerel Mahkemece " taraflar arasındaki Whatsapp konuşma kayıtlarında davalıya ait araçların dağıtımda kullanılmasının kararlaştırıldığı anlaşılmakta ise de bunun bir araç kiralama sözleşmesinden ziyade davacı ile davalı arasındaki ortaklık çerçevesinde kullanımın kararlaştırıldığını gösterdiği dikkate alınarak davalının üzerine aldığı ispat külfetini yerine getiremediği değerlendirildiği kabul edilmiş" ise de; Yerel Mahkemece bu değerlendirme yapılırken taraflar arasında görüşmeler yapıldığı ancak görüşmeler sonucunda aralarında herhangi bir ortaklık yada acente kurulmadığı hususu gözden kaçırıldığını, taraflar arasında olmayan bir ortaklıkta araçların bedelsiz olarak kullanılacağı yönündeki kabul ticari teamüllere, usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında; banka dekontu ile ödemelerdeki açıklamaların tek taraflı olarak yapıldığı bu ödemelere ait dekontlarda yer alan iddiaların tek başına ispata yeterli olmadığı, iddiaların başkaca yazılı deliller ile de desteklenmesi gerektiğinin kabul edildiğini, Davacı taraf bu araç bedellerini faturaya dayandırmasına rağmen araç satışına ilişkin herhangi bir fatura dahi dosyaya sunulmadığını,
Banka havale dekontları karşı tarafa borç verildiğini ispatlamaz, aksine bir borcun ödendiğini gösterir mahiyette olduğunu, Banka dekontlarına araç bedeli olarak yazılmış olması davacı tarafın kendisine olan araç kullanım bedellerine ilişkin borcunu ödediğine kesin karine teşkil etmediğini, Bu kesin karineye karşı davacı tarafından dosyaya aksini ispat eder bir delil sunulamadığını,
Davacı banka dekontlarına muğlak ifade yazmak suretiyle kötü niyetli olarak kendisine menfaat elde etmeye çalıştığını, Davanın kabulüne karar verilmesi ile davacının kendi yarattığı muğlak ortamdan yararlanması ve kötü niyetinin korunması sağladığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, itirazın iptali davasıdır.

İstinafa konu karar ilk derece mahkemesinin 10/04/2025 tarihli davanın kısmen kabulüne ilişkin kararına ilişkindir.
Somut olayda; Davacı, lojistik alanında hizmet veren ticari bir firma olduğunu, davalı ....'un gerçek kişi tacir olduğunu, davalının firması ile aralarındaki ticari ilişki gereği .... - .... ve ....plakalı araçlar için alım satımı gerçekleşeceği yönünde anlaşıldığını, şirket adına araçlar için bankadan davalıya 50.000,00 TL+50.000,00 TL olmak üzere toplamda 100.000,00 TL olmak üzere ödeme yapıldığı halde araçların devri gerçekleşmediğini, firma tarafından bir dönem fiilen kullanılan araçların devir sağlanmaması sonrası tekrar davalıya teslim edildiğini, bununla birlikte gönderilen paranın iadesinin de gerçekleşmemesi nedeniyle davalı aleyhine İzmir 1. İcra Dairesinde 2021/5978 Esas sayılı dosya ile yapılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun alacağın %20’sinden az olmamak üzere hakkında icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme istinafa konu 10/04/2025 tarihli kararı ile davalı tarafça "Tüm delillerin birlikte değerlendirilmesinde, davalıya ait araçların ortak girişimde kullanılmak üzere davacı şirkete ait kargoların dağıtımına tahsis edildiği anlaşılmakta ise de davacı şirketin gönderdiği 100.000,00 TL'nin bu araçların kullanım bedeline istinaden gönderildiğine dair somut bir delilin gösterilemediği, araçların kullanım bedeli için gönderildiği kabul edilecek olsa dahi bu bedelin günlük, haftalık, aylık veya yıllık bir periyot için mi gönderildiğine dair herhangi bir yazılı delilin bulunmadığı, taraflar arasında kurulması kararlaştırılan ortak girişime araçların dahil edilmesi amacıyla dahi bu paranın gönderilmiş olabileceği, bu haliyle davalı tarafça dayanılan delillerin davalıya ait araçların 100.000,00 TL bedel ile kiralandığını ispata elverişli olmadığı değerlendirilmiştir.
Davalı tarafça araçların rayiç değeri itibariyle 100.000,00 TL bedel ile satışının gerçekleştirilemeyeceği savunulmuş ise de davalı tarafça gönderilen bedelin kira bedeli olduğuna dair savunmasının ispat edilememesi nedeniyle davacının gönderdiği paranın iadesini talep edebileceği, araç bedeli kaydıyla gönderilen paranın araçların mülkiyetinin tamamen nakli sebebiyle mi yoksa kısmi bir ifa olarak mı gönderildiği hususunda davacının ayrıca bir delil göstermesinin gerekmediği, davalı tarafça sunulan Whatsapp konuşma kayıtlarında davalıya ait araçların dağıtımda kullanılmasının kararlaştırıldığı anlaşılmakta ise de bunun bir araç kiralama sözleşmesinden ziyade davacı ile davalı arasındaki ortaklık çerçevesinde kullanımın kararlaştırıldığını gösterdiği dikkate alınarak davalının üzerine aldığı ispat külfetini yerine getiremediği değerlendirilmiş, davalı tarafa yemin delili hatırlatılmakla birlikte yemin teklif edilmeyeceği açıkça beyan edildiğinden davacının karşılıksız kaldığı anlaşılan 100.000,00 TL para tediyesi nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu kabulüyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, takip öncesinde davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir kayıt ve delil sunulmadığından işlemiş faize yönelik kısım yönünden kısmen ret kararı verilmiştir." gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Karara karşı sadece davalı vekili kararın haksız olduğu, karşı tarafın iddialarını ispatlayamadığı, tanık beyanlarının dikkate alınmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki araç bedeli faturaya istinaden ve araç fatura bedeli şeklindeki ifadelerin taraflar arasındaki araç satışını ispatlayacağı yönündeki kabullerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçesinde satışına karar verildiği iddia edilen .... ve ..... plaka sayılı araçların davalıya ait olmadığını, banka dekontlarına araç bedeli olarak yazılmış olmasının davacı tarafın davalıya olan araç kullanım bedellerine ilişkin borcunu ödediğine kesin karine teşkil ettiğini, davacının banka dekontlarına muğlak ifade yazmak sureti ile kendisine menfaat elde etmeye çalıştığını, belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dairemizin 06/02/2025 tarihli HMK 353/1-a/6 maddesi uyarınca verilen kaldırma kararında da belirtildiği üzere somut olayda davacı davalı ile aralarında yaptıkları sözleşme gereği araç bedeli olarak 100.000,00 TL ödediğini ancak araçların mülkiyetinin kendisine teslim edilmediği iddiası ile ödediği bedelin iadesini talep etmektedir.
Davalı ise paranın gönderildiğini fakat bu paranın kargo işinde kullanılan araçlara ilişkin kira bedeli olduğunu beyan etmektedir. Bağlantısız bileşik ikrarda ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçmiştir. Davalının dekont ile gönderilen paranın araç satış bedeli olmadığını yasal deliller ile ispatlaması gerekmektedir. Mahkeme tarafından kaldırma kararı öncesinde taraflara defter ve belgelerinin ibrazı için kesin süre verilmiş ve taraflar ara kararının gereklerini yerine getirmeyerek bu delilden vazgeçmişlerdir.
Dairemizin kaldırma kararında davalı tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılması gerektiği bildirilmiştir. Kaldırma kararı sonrasındaki aşamada davalı vekili tarafından yemin teklif edilmeyeceği yazılı beyan dilekçesi ile bildirilmiştir. Dosya kapsamındaki delillere göre davalı taraf paranın kargo taşıması için gönderildiği hususunu ispatlayamamıştır. Bu durum karşısında ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne ilişkin verdiği karar doğrudur. İcra inkar tazminatı yönünden ise davacı vekilinin herhangi bir istinaf istemi bulunmamaktadır. Dosya kapsamına,tarafların iddia ve beyanlarına, davacı tarafça sunulan dekont ve davalı vekilinin yemin deliline dayanmamasına göre mahkemenin verdiği karar usul ve yasaya uygun nitelikte olmakla, davalı vekilinin istinaf istemlerinin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/04/2025 Tarih ve 2025/147 E. 2025/342 K.sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-İstinaf talebinde bulunan davalıdan alınması gereken 6.831,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.708,00 TL'nin mahsubu ile kalan 5.123,00 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere 12/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.