Yapılan inceleme sonunda derdest işbu davada davacı taraf dava dilekçesiyle:"AÇIKLAMALAR:... A.Ş.'ye ait ... seri numaralı çek müvekkilin bilgi ve rızası dışında, müvekkilin hakimiyet alanı dışında düzenlenmiş olup, çekte yer alan imza müvekkile ait değildir.Müvekkilimiz ... - ..., Keşideci ... tarafından düzenlenen ... A.Ş. .../... Şubesi'nin, ... çek numaralı, 20.10.2022 basım tarihli, 25.12.2025 keşide tarihli ve 500.000,00 TL bedelli çeki elinde bulundurmakta iken kaybetmiştir. Bu nedenle tarafımızca Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1432 E. Sayılı dosyası ile çek iptal davası açılmıştır. İşbu dava dosyasının celbini talep ederiz.
Bu nedenle, müvekkil şirket tarafından tanzim edilmemiş ve imzalanmamış bir çekten dolayı müvekkilin hukuken sorumlu tutulması mümkün değildir. Buna rağmen davalı tarafça, ... A.Ş.'ye ait ... seri numaralı çeke dayanak yapılarak Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatılmıştır. Bu sebeple, anılan icra takibi yönünden müvekkilin olmadığının tespiti amacıyla işbu menfi tespit davasını açma zorunluluğu doğmuştur.
Çekdeki imzanın müvekkile ait olmaması nedeniyle sorumluluğu bulunmamaktadır. Türk Ticaret Kanunu’nda kambiyo senetleri arasında düzenlenen çek bakımından sorumluluğun doğabilmesi için, çek üzerindeki ilk cironun lehtar tarafından yapılması ve cirodaki imzanın ise lehtardan sadır olması, başka bir ifadeyle cirantanın eli ürünü olması zorunludur.

Dava konusu ... A.Ş.'ye ait ... seri numaralı çekin arka yüzündeki ilk ciroda yer alan imza müvekkile ait değildir. Kaldı ki müvekkil ile cirantalardan ... arasında herhangi bir hukuki ilişki, alacak verecek ilişkisi yahut ticari ilişki söz konusu değildir. Her iki tarafın defter kayıt ve belgeleri incelendiği takdirde bu husus Mahkemeniz nezdinde de aydınlanacaktır. Çek üzerindeki imza ile müvekkilin imzası arasında herhangi bir benzerlik bulunmamaktadır.
Müvekkil şirket ile davalı taraf arasında borç ilişkisi bulunmamaktadır. Müvekkil şirketin imzasını taşımayan ve şirket yetkilisi tarafından tanzim edilmemiş bir çekten dolayı müvekkilin sorumlu tutulması hukuken mümkün değildir.
Emsal Yargıtay kararlarında çek üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığının tespiti halinde çek bedelinden sorumlu tutulamayacağı ve ispat yükünün alacaklıya ait olduğu içtihat edilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2019/1103 E., 2019/3568 K. sayılı ilamında;
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda hükme esas alınan rapora göre takip dayanağı çekteki keşideci imzasının davacıya ait olmadığı, davacının çek bedeli ile sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının çek nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

1- Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin İİK'nın 72/3 maddesi gereğince REDDİNE,
2- İş bu müteferrik kararın bir suretinin taraflara tebliğine,
Dair işbu mütereferrik kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere ..." karar verilmiştir.
Davacı vekili işbu ara kararını süresinde istinaf etmiştir.

Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde:
"..AÇIKLAMALAR: Mahkemenizce 03/02/2026 tarihli ara karar ile, müvekkil tarafından açılan menfi tespit davasında talep edilen ihtiyati tedbir istemi İİK 72/3 maddesi gerekçe gösterilerek reddedilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; dava, icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davası olmakla birlikte, talebimizin özü icra takibinin mutlak surette durdurulması değil, müvekkilin telafisi güç ve imkânsız zararlarla karşı karşıya kalmasının önlenmesidir. Zira somut dosyada satış işlemleri için hazırlık yapılmaktadır.
İİK 72/3 hükmü açıkça, takipten sonra açılan menfi tespit davalarında icra takibinin durdurulamayacağını düzenlemekte ise de, aynı hüküm devamında borçlunun gecikmeden doğacak zararları karşılamak ve alacağın %15’inden az olmamak üzere teminat göstermesi halinde icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini açıkça düzenlemiştir.
Mahkemece verilen ret kararı, talebimizin tamamının takibin durdurulmasına yönelik olduğu varsayımına dayanmaktadır. Oysa ki kanun koyucu, takip sonrası açılan menfi tespit davalarında dahi borçlunun korunmasını teminen teminat karşılığında veznedeki paranın alacaklıya ödenmemesi imkânını açıkça tanımıştır.
Takibin devam etmesi halinde haciz ve tahsil işlemleri nedeniyle müvekkil ciddi ticari ve ekonomik zarara uğrayacaktır.
Alacağın tahsil edilip davalıya ödenmesi halinde, ileride davanın kabulü durumunda paranın iadesi fiilen imkânsız ya da son derece güç hale gelecektir.Bu haliyle yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmiştir. Dosya kapsamındaki belgeler, müvekkilin borçlu olmadığı iddiasını kuvvetle muhtemel kılmaktadır.
Mahkemece yapılması gereken; talebimizi tamamen reddetmek değil, İİK 72/3 gereğince uygun görülecek teminat miktarı belirlenerek icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesidir.
Aksi durum, menfi tespit davasını fiilen etkisiz hale getirecek ve davanın konusuz kalmasına yol açabilecektir. Bu nedenlerle öncelikle ara karardan dönülmesini, şayet dönülmeyecek ise işbu dilekçemizin istinaf başvurusu olarak kabulünü talep ederiz.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle;
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 03/02/2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına,
İİK 72/3 maddesi uyarınca uygun görülecek teminat (alacağın %15’i oranında) karşılığında Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyasında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini, karar verilmesini ... " beyan ve talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından,davacı vekilince sunulan istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri yönünden esastan inceleme yapılmıştır.

İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş olan gerekçeli ara kararında yazılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Derdest davanın dava konusu çekten dolayı başlatılan Kayseri Genel icra dairesinin ... esas sayılı icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davası olması, İİK 72. maddesine göre:"Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir...", HMK 390/3 fıkrasına göre "..Tedbir talep eden taraf,dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde hüküm altına alınmış olup, davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olması nedeniyle İİK 72/3 maddesine göre takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden işbu mahiyetteki tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Davacının istinaf dilekçesiyle birlikte istediği ihtiyati tedbir türü olan İİK 72/3 maddesi uyarınca uygun görülecek teminat (alacağın %15’i oranında) karşılığında Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyasında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir talebi yönünden yapılan incelemeye göre de, çekteki imza sahteliği iddiasını yaklaşık olarak ispata yeterli ve elverişli herhangi bir rapor,delil ve belgenin de bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunmadığı anlaşıldığından sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü için de yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunmadığından reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle ve mahkemesince de,istinaf edilen 03/02/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla davacı tarafın sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen ara kararda usul, yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı, ara kararının hukuka uygun olduğu, bu sebeplerle davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle ;

1-Kayseri 2. Asliye Ticaret mahkemesi'nin 2026/110 Esas sayılı, 03/02/2026 tarihli ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının derdest davadaki yargılama sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,

4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 391/3 bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 13/03/2026