Ticari Şirket (Kuruluşun Hükümsüzlüğüne Dayalı)

Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;

davacı dava dilekçesinde özetle; kurulan sahte şirket Yenibosna vergi Dairesi ... vergi kimlik numaralı olup .... San Tcd. Ltd. Şti. ünvanına sahip olup müvekkilline bir bağlantısı olmadığını, Bakırköy ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... ve ... sayılı 10/10/2023 tarihli kararıyla da sabit olduğunu, kararın istinaf aşamasından da geçmiş olduğunu, ceza yargılaması beraatle neticelenmiş olup karar kesinleştiğini, müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında, sahte evraklar (imza taklidi vb.) düzenlenerek kurulan bu şirket nedeniyle müvekkil haksız borçlar altına girmiş ve mağdur olduğunu, şirketle ve şirketin borçlarıyla alakası olmamasına rağmen ve borç tebligatları sahte şirkete gitmiş olduğundan müvekkili şirketin SGK ve vergi borçlarından ötürü borca girdiğini, SGK ve vergi Dairesince kesilen maas odeme kesintilerinide saklı tutarak iş bu davayı açma zarureti doğduğunu, gerekçeli karadan alıntı yaparak ve gerek tanık gereksede bilirkişi beyan ve raporlarına görede gereksede kesinleşmiş Mahkeme Kararına görede durum izah ettiğini, sanık ... hakkında2014 yılına ilişkin olarak da sahte belge düzenlemek suretiyle vergi ziyanına neden olma ve defter ve belgeleri ibraz etmeme suçlarından kamu davası açılmış ise de sanık tüm aşamalarındaki anlatımlarında üzerine atılı suçu işlemediğini, kimliğini kaybettiğini belirtmesi karşısında iddiadan başkaca sanığın cezalandırılmasına yeterli kanıt bulunmadığını, böylece yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığını sonuç ve vicdani kanaatine varılarak CMK 223/2-e maddesi gereğince anılan sanığınüzerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine, dair iş bu hükmün; tarafların yüzüne karşı okunması halinde tefhim, yokluklarında açıklanması halinde ise tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek sureti ile zabıt katibine beyanda bulunmak biçiminde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar sanığın ve katılan idare veklinin yokluğunda, Cumhuriyet Savcısı ... (...)'nın huzurunda talebe uygun olarak açıkça okunup, usulen anlatıldığını, şirketin kuruluşu hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı olduğundan, Türk Ticaret Kanunu m. 531 kapsamındaki haklı nedenler mevcut olduğunu, sahtecilikle kurulan bir yapının ticari hayatına devam etmesinin mümkün olmadığını beyan ederek sahte evrakla kurulan davalı şirketin feshine, tasfiyesine ve Yenibona vergi Dairesi ve İgili Daireler tarafından konulan vekesilen paralarıda iade alma haklımızı saklı tutarak kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Dava ... San Tcd. Ltd. Şti.'nin Ticari Şirket (Kuruluşun Hükümsüzlüğüne Dayalı) feshi isteminden ibarettir.
6102 sayılı TTK. Madde 636- (1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer: a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle. b) Genel kurul kararı ile. c) İflasın açılması ile. d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde. (2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir. (3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. (5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır. Bir ortağın muhik sebeplerle şirketin fesih ve tasfiyesini isteyebilmesi için fesih ve tasfiyeyi gerektiren olaylarda kendi kusurunun bulunmaması gerekir.
Bilindiği üzere husumet, bir başka deyişle taraf ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumet, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyorsa o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı sıfatının olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının en önemli özelliği, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflarca ileri sürülmemiş olsa bile mahkemece re'sen ele alınabilmesidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-d maddesinde düzenlendiği üzere dava ve taraf ehliyeti dava şartlarındandır. Ancak, taraf sıfatı dava şartlarından değildir. Buna karşılık, taraf sıfatı, dava şartı gibi, davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için, varlığı ya da yokluğu hakim tarafından davanın her aşamasında kendiliğinde gözetilen ve taraflarca noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülen nitelikte olmasıdır.
HMK.115/1-2.maddeleri uyarınca:
" (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder" hükmü mevcut olup, yargılama tarihi itibari ile HMK. 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında mahkeme kendiliğinden araştırır.
TTK. Madde 636-(1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer: a)Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle. b) Genel kurul kararı ile. c) İflasın açılması ile. d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde. (2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.(5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.
Dava, TTK. Madde 636-(1) maddesi uyarınca Limited Şirketin fesih ve tasfiyesine dair olup, böyle bir davada husumetin şirkete yöneltilmesi gerekli olduğundan açılan davanın 6100 sayılı HMK.'nun 114/1-d 115/1-2 maddeleri uyarınca pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-HMK 114/1-d, 115/1-2.maddeleri gereğince davanın pasif husumet dava şartı yokluğundan reddine,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (işbu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/03/2026