Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
K.YAZIM TARİHİ: 16/01/2026
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
Davacı vekili;davalı-borçlu aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğü’nün...-Esas sayılı dosyası ile "31.10.2025 tarihli borç açıklaması ile gönderilen EFT'ye ilişkin ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın ödeme emrini tebliğ almış, takibe karşı borca itiraz etmiş ve yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazları üzerine davalı-borçlu hakkında başlatılmış olan ilamsız icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, davalı-borçlu tarafından, aleyhine başlatılmış olan icra takibine karşı yapılan itiraz kötü niyetli, hukuki dayanaklardan yoksun, hiçbir delile dayanmayan, haksız ve yersiz bir itiraz olup iş bu itirazın iptali gerektiğini, müvekkili şirketin de davacıya 31.10.2024 tarihinde şirket banka hesabından borç açıklamasıyla eft yolu ile 500.000 TL gönderdiğini, her ne kadar davalı borçlu tarafın “müvekkilinin dosyada belirtildiği şekilde bir borcu bulunmamaktadır” şeklinde itiraz etmişse de söz konusu borç ile ilgili davalı tarafından müvekkili şirkete herhangibir ödeme yapılmadığını beyan ederek, davanın kabulüne, davalı-borçlu tarafından, Ankara Batı İcra Müdürlüğü’nün ....-Esas sayılı dosyasına yapılan vaki itirazının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartı ile şimdilik 1.000,00 TL kısmı için iptaline, takibin devamına, haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz edilmiş olması, alacağın likit (bilinebilir) olması ve takibin durmuş olması da dikkate alınarak davalı borçlunun asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı yan tarafından müvekkili aleyhine Ankara Batı İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılarak ilamsız takiplere ilişkin ödeme emri gönderildiğini, müvekkilinin itiraz dilekçesine istinaden Ankara İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulması üzerine davacı yan vekili iş bu davayı açtığını, haksız ve kötüniyetli açılan bu davanın reddi gerektiğini, davacı yan dava dilekçesine ek olarak 1 adet "borç" açıklamalı dekont sunduğunu, borç ilişkisini kabul anlamına gelmemekle birlikte öncelikle Borç Para Vermek Tüketim Ödüncü Sözleşmesi Kurar. Türk Borçlar Kanununun 386.maddesi; “Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde düzenlendiğini, davacı yanın iddia ettiği gibi borç geri ödenmiyorsa dava açmadan önce ihtar çekmenin zorunlu olduğunu, düzenlemeden de anlaşılabileceği üzere verilen borç para iade edilmiyorsa, doğrudan dava açılamaz veya icra takibi yapılamaz olduğunu, öncelikle usulüne uygun bir borç paranın iadesi ihtarnamesi düzenlenerek, bu ihtarnamenin borçluya tebliğ ettirilmesi gerektiğini, bu tebliğden altı hafta bekledikten sonra takibe geçilebileceği veya doğrudan dava açılabileceğini, aksi halde açılacak davaların veya yapılacak icra takiplerinin sonuçsuz kalacağını, davacı yanın usulüne uygun bir ihtarda bulunduğuna ilişkin herhangi bir delil de sunmadığını, usulüne uygun bir borç paranın iadesi ihtarnamesi düzenlenmeden doğrudan icra takibi yapılamayacağını veya dava açılamayacağını beyan ederek, haksız ve kötüniyetli açılan bu davanın reddine, haksız ve kötüniyetli olan davacı aleyhine dava değerinin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Ankara Batı İcra Dairesinin .... esas sayılı takip dosyası, davacı şirketin ticaret sicil kaydı, tarafların 2024 yılına ait ba bs formları, davalının ticaret sicil ve vergi dairesi kayıtları ile tüm dosya kapsamı.
Dava; davacı tarafından davalıya borç olarak gönderildiği iddia edilen alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı alacaklı tarafından davalıya borç olarak gönderildiği iddiasına dayalı olarak davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla ilamsız icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya 11.02.2025 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 7 günlük yasal süresi içinde 18.02.2025 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı yan 31/10/2025 tarihli "Borç" açıklaması ile gönderilen 500.000,00 TL'nin iadesi için takip başlattığını, davalı yanın haksız şekilde takibe itiraz ettiğini iddia ederek takibe vaki haksız itirazın iptalini talep etmiş, davalı yan ise usulüne uygun bir borç paranın iadesi ihtarnamesi düzenlenmeden takip yapılması ve dava açılmasının usule uygun olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 386. maddesine göre; "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir." Aynı Kanun'un 392. maddesi ise; ''Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.'' hükmünü ihtiva etmektedir. İşbu maddede yer alan ''ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir'' ibaresinden, alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk önce istemde bulunmasının muacceliyet şartı olduğunun kabulü gerekir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş uygulamasında ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ilk istemden başlayarak 6 hafta sonra alacağın muaccel olacağı, muaccel olmayan bir alacak için dava ve takip başlatılmasının mümkün olmadığı, muaccel olmayan bir alacak için açılan davada 6100 sayılı HMK'nın 114/1. maddesi h bendi kapsamında hukuki yararın bulunmadığı ve konuda yer alan bu ibarenin dava şartına ilişkin olduğu kabul edilmektedir. (Emsal: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2024/248 E. 2024/1217 K., 2025/548 E. 2025/3955 K. sayılı ilamları) Açıklanan yasal düzenleme ve yerleşik içtihat uyarınca, davacının borç olarak verdiği parayı takibe konu etmeden önce geri istemesi ve altı hafta geçtikten sonra takibe/davaya konu etmesi gerekirken dosya kapsamında takipten önce borç verilen paranın geri istendiği ispatlanamadığından davanın HMK'nın 114/1. maddesi h bendi kapsamında hukuki yararın bulunmadığı gözetilerek usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
1-DAVANIN HMK MADDE 114/1-h uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-Davalı yanın kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.833,33 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
5-Davalının kendisini vekil ile temsil ettiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT madde 13/2 uyarınca 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/12/2025