2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;

Dava Dilekçesi: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 06.12.2012 tarihinde ''...” alınmasına yönelik hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin toplam bedelinin 106.000,00 TL + KDV olduğunu, bu işe ilişkin olarak müvekkil şirketin 6.360,00 TL kesin teminat yatırdığını, işin süresinin ise işe başlama tarihinden itibaren 60 gün olarak kararlaştırıldığını, davalının projeyle ilgili üzerine düşen işlemleri yapmadığını, vaziyet planı onayını alarak müvekkiline sunmadığını, davalı tarafın süre konusuyla ilgili sorun olmayacağını müvekkiline söylediğini, müvekkilinin yapılabilen işlere ilişkin tamamlanan projeleri ...Mesken Müdürlüğü’ne sunduğunu, davalının sözleşmenin normal bitim tarihi olan ...’ten yaklaşık bir ay sonra ...tarih ve ... sayılı yazı ile ... Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nden vaziyet planı onayı talebinde bulunduğunu, davalının ... 10. Noterliği’nden keşide ettiği ... tarih ve ... YN’lu ihtarname ile Sözleşme’nin 16. maddesi hükmüne göre cezalı çalışma süresinin 18.05.2013 tarihinde dolduğunu ileri sürerek sözleşmenin feshedildiğini ihbar ettiğini, davalının sözleşme konusu işlerle ilgili Tasfiye Kabul Tutanağı ve hak edişlerin hazırlandığını belirttiğini, müvekkiline toplam sözleşme bedelinin %30’u tutarında (31.800,00 TL) ceza tahakkuk ettirildiğini, yapılan işlemden sonra Müvekkil Davacı Şirket’e 18.199,30 TL borç çıkarıldığını, müvekkil şirketin davalıya tekrar müracaat ettiğini, sözleşme konusu işleri kabul komisyonunun bilgisi, yönlendirme ve talebi doğrultusunda tamamladığını, yeniden hesaplama yapılarak, kesin hesap ve hak edişin düzenlenmesi talebinde bulunduğunu, projeye dair teslimlerin yapıldığının davalı tarafından teyit edildiğini, davalı idarenin kendisinin İdari Sözleşmeden doğan yükümlülüklerini zamanında yerine getirmediğini ve bundan kaynaklanan gecikmelerin faturasını da müvekkiline yansıtarak haksız fesih gerçekleştirdiğini, müvekkil şirketin izni alınmadan ve kendisine herhangi bir ödeme yapılmadan Müvekkiline ait mimari projenin, davalı idare tarafından ... İlçesi, ... Mahallesi, 6905 Ada 16 Parsel, 6906 Ada 23-24 Parseller ve 6919 ada 48 Parsellerde kullanıldığını, kopyalanmak suretiyle uygulatıldığını, davalı idarenin işe ilişkin müelliflik haklarının tamamının müvekkilinde olduğunu, dava konusu işin şekil olarak planların tamamen aynı olduğunu, ufak farklılıklar veya ilavelerle birlikte müvekkilinin sehven yapılan bariz hatalarının dahi taklit edilerek uygulandığını, davalı idare’nin izinsiz kopyalama işlemlerinin müvekkilinin mimari projesine tecavüz mahiyetinde olduğunu maddi ve manevi haklarını ihlal ettiğini belirtmiş müvekkilleri tarafından hazırlanıp idareye sunulan proje ile uygulanan mimari projenin kıyaslanması suretiyle aradaki benzerliklerin bilirkişi incelemesi yapılarak tespiti ile projeye konu olan inşaat ruhsatlarının verildiği tarihteki rayiç mimari proje bedellerinin üç katı tutarında tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 318.000,00 TL maddi tazminatın ruhsat tarihlerinden itibaren uygulanacak ticari reeskont faizi ile tahsilini yine 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile masrafı davalılara ait olmak üzere ilgili hükmün yüksek tirajlı ulusal yayın yapan gazetelerin birinde ilanını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Cevap Dilekçesi: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu işin müvekkili ile davacı arasında pazarlık usulü ile ihalesi yapılan ve 06.12.2012 tarihinde sözleşmesi yapılan bir iş olduğunu, 10.12.2012 tarihinde yer tesliminin yapıldığını ve işin süresinin 60 gün olduğunu, davacı tarafından iddia edilen ... Belediyesinin 15.03.2013 tarihli yazısında belirtilen eksikliklerin davacının sözleşme kapsamında yapması gereken işleri engelleyici nitelikte olmadığını, çalışılan süreçte davacının müvekkiline yerine getirmediklerini iddia ettiği eksikliklere ilişkin bir talepte bulunmadığını, sözleşme teknik şartname kapsamında davacının sorumluluğunun mimari, statik ve peyzaj projelerini hazırlamak ve teknik şartnamenin B.1 ve B.2 maddesinde belirtilen projeler, analizler, raporlar, hesaplar, mahal listeleri ve metraj hesaplamalarının teslim edilmesi olduğunu, ihale kapsamında proje onaylarına ilişkin davacının sorumluluğunun sadece İtfaiye Destek Hizmetleri Müdürlüğü onayı ve statik projenin teknik üniversite veya oda onayına sunulması olduğunu, davacının 07.02.2013 tarihli dilekçesi ile işi tamamladığını müvekkiline bildirdiğini ancak teslim edilmesi gereken belgelerin dilekçe ekinde bulunmadığının müvekkili tarafından tespit edilmesi üzerine davacıya 19.02.2013 tarihli yazı ile günlük olarak sözleşme bedelinin yüzde 0,3'ü oranında ceza uygulanacağının bildirildiğini, davacının sözleşmeye göre teslim tarihi olan 07.02.2013 tarihi sonrasında 29.03.2013 tarihinde İtfaiye onaylı mimari uygulama projelerini 6919 ada 48 parsele ait projeler hariç olmak üzere müvekkiline teslim edildiğini ve bu durumun davacının iddia ettiği şekilde müvekkili tarafından davacıya verilmesi gereken ancak verilmeyen eksik bir belge olmadığını gösterdiğini, 19.02.2013 tarihinde müvekkilince davacıya teslimin eksik olduğunu ve cezalı çalışma döneminde olunduğunun bildirildiğini, sözleşmeye göre cezalı çalışma sonucunda hesaplanan ceza bedelinin hiçbir suretle sözleşme bedelinin yüzde 30'unu geçmeyeceğinin kararlaştırılması nedeniyle ve bu miktarın 18.05.2013 tarihinde dolması nedeniyle müvekkilinin sözleşmenin 16.3 sayılı maddesi uyarınca 07.06.2013 tarihinde Başkanlık Onayı ile fesih işlemleri ve yapılan işlerin tespiti için Tasfiye Heyeti oluşturulduğunu, davacının 10.06.2013 tarihinde müvekkili idare müdürlüğüne çağrıldığını ve tespit tutanağının hazırlandığını ancak davacının tutanağı imzadan imtina ettiğini ve müvekkili idare tarafından tutanağın imza altına alındığını, tutanağa göre ihale konusu iş kapsamındaki 6905 ada 6.15 parsele 6906 ada 23 parsele ilişkin itfaiye onaylı mimari projelerin teslim edildiğinin tespit edildiğini, sonuçta 12.06.2013 tarihinde Tasfiye Kabul Tutanağının imza altına alındığını, davacı tarafından 20.06.2013 tarihinde müvekkiline gönderilen ihtarname ile eksiklerin giderilinceye kadar geçen sürenin sözleşmeye eklenmesi gerektiğinden bahisle fesih işleminin sözleşmeye aykırı olduğunun belirtildiğini ancak hem sözleşmenin 17.2.1 hem de HİGŞ'nin 35'inci maddesine göre davacının fesih öncesinde süre uzatım talebinde bulunmamış olması nedeniyle fesih sonrasında süre uzatımı talebinin uygun olmadığını, davacının sözleşmeye göre belirlenen teslim tarihinden 5 ay sonra 11.07.2013 tarihinde yaptığı teslimler fesih sonrasında yapılmış olmaları nedeniyle değerlendirmeye alınmadığını, davacıya 12.06.2013 tarihli hak ediş raporu düzenlenerek teslim ettiği mimari proje bedellerinin ödendiğini ve davacı tarafın iddia ettiği şekilde bedelsiz bir kullanımın söz konusu olmadığını, müvekkilinin ihale kapsamında süresi içerisinde teslim alınan mimari projelerin teslimi yapılmayan 6919 ada 48 parsel hariç revize ederek kullanarak yapı ruhsatı alındığını belirtmiş, davanın tümden reddini talep etmiştir.
Cevaba Cevap Dilekçesi: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Vaziyet planının onay işlemleri için gerekli olan arsalardaki terk ve tevhid işlemleri davalı tarafın ihale öncesi yapması gereken işlemler olduğunu, davalı taraf da süresinde proje alanları ile ilgili terk ve tevhid işlemlerini yaptırmadığından vaziyet planı onayı yapılamadığını, davalı tarafından söz konusu işlemlerin yapılması ile ilgili müvekkili tarafından davalı idareye herhangi bir başvuru yapılmadığı iddia edilmiş ise de davalı idareye yerine getirmediği edimler nedeniyle projenin süresinde teslim edilemeyeceğinin hatırlatıldığını, 6905 Ada’daki parsellerin birleştirilmiş hallerine ait belgelerin müvekkile hala ulaştırılmadığını, bu sebeple 6905 Ada ile ilgili çalışma yapılamadığını, davalının yerine getirmediği edimler nedeniyle projenin süresinde teslim edilemeyeceği ortaya çıktığında davalı tarafın işin son teslim tarihini gösteren bir dilekçe ile mevcut yapılan işlerin teslim edilerek projeye devam edilmesini ve süre konusuyla ilgili sorun olmayacağını müvekkile söylediğini, müvekkili ile yazılı-sözlü irtibatı devam ederken davalı idarenin, İstanbul 10. Noterliği’nden keşide ettiği ... tarih ve ... YN’lu ihtarname ile Sözleşmenin 16. maddesi hükmüne göre cezalı çalışma süresinin 18.05.2013 tarihinde dolduğunu ileri sürerek sözleşmenin feshedildiğini ihbar ettiğini, müvekkili tarafından üretilen projenin kullanıldığını, müvekkile söz konusu projelerin hak edişlerinin eksik ödendiğini, 12.06.2013 tarihli tasfiye tutanağı ve hak ediş raporunun müvekkili tarafından itirazı kayıt ile imzalandığını, davalı tarafından hak ediş raporunun davanın taraflarınca karşılıklı olarak imzalandığını, davalı idarenin Tasfiye Kabul Tutanağı ve hak edişlerin hazırlandığını belirttiği 02.07.2013 tarihli yazısı ile müvekkilini 05.07.2013’te Mesken Müdürlüğü’ne çağırdığını, sözleşme konusuyla ilgili yapılan işlerin listesini çıkardığını, 05.07.2013 tarihli hak ediş raporunda işin %11,25’inin bittiğinin belirtilerek toplam hakediş tutarını 11.925,00 TL olarak belirlendiğini, Müvekkiline toplam sözleşme bedelinin %30’u tutarında (31.800,00 TL) ceza tahakkuk ettirildiğini, yapılan mahsuplaşma işleminden sonra müvekkiline 18.199,30 TL borç çıkarıldığını, 12.06.2013 tarihli tasfiye tutanağı ve hak ediş raporunun müvekkili tarafından itirazen imzalandığını, sözleşmenin haksız feshini kabul etmediklerini, davalının dilekçesinde tüm projelerin teslim edildiğini açıkça ikrar ettiğini, mimari projelerin tamamının teslim edildiğinin davalı tarafından ikrar edilmiş olmasına karşın hak edişleri ödenmeyen mimari projelerin davalı idare tarafından kullanılarak yapı ruhsatı alınması müvekkilinin mali ve manevi haklarına tecavüz teşkil ettiğini, davalı idarenin 12.06.2013 tarihli feshe ilişkin ihtarına cevaben müvekkili tarafından 20.06.2013 tarihli dilekçe ile söz konusu eksikliklerin idare tarafından tamamlanmadığını, bu eksiklikler giderilmeden de müvekkilinin işi teslim etmesinin mümkün olmadığını, davalı tarafından müvekkilinin 20 gün içinde süre uzatım talebinde bulunmadığını, süresinde yapılmayan süre uzatım talebinin değerlendirmeye alınmadığını, YİGŞ gereği idarenin sebebiyet verdiği gecikmelerde süre uzatım talebi yönünden 20 günlük süre şartı bulunmadığını, Davalının bu yöndeki iddialarının asılsız olduğunu, müelliflik haklarının tamamının müvekkilinde olduğunu, Müvekkili tarafından hazırlanıp idareye sunulan proje ile uygulanan mimari projenin kıyaslanması suretiyle aradaki benzerliklerin bilirkişi incelemesi yapılarak tespiti ile davanın kabulünü talep etmiştir.

Mahkememiz 19/11/2021 karar tarihli ...Esas- ... Karar sayılı kararı ile; "Tüm dosya kapsamı izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde; ihale ve sözleşme kapsamında teslim edilen, yine sözleşme göre hak ediş ve cezaların ödendiği kabul edilen davaya konu projelerin eser niteliğinde olduğu kabul olunsa dahi izinsiz kullanım ve tecavüz iddiasının dinlenilemeyeceği, sözleşmeye dayalı taleplerin -haksız fesih, cezai şart, bakiye alacak vs -iş bu davanın konusu olmadığı dikkate alındığında FSEK 68 kapsamında tazminat taleplerinin kabulünün mümkün olmadığı, yine kullanımların tecavüz teşkil etmediği dikkate alındığında FSEK 70 e dayalı taleplerin de dinlenilemeyeceği, her ne kadar raporda bir kısım hesaplamalar yapılmış ise de bu hesaplamaların sözleşmeye dayalı haksız fesih ya da eksik ödemenin konusunu oluşturduğu, sözleşme ve şartnameler kapsamında hak edişlerini ödediği eser- proje yönünden davalı idarenin mali hak sahibi olduğunun kabulünün gerektiği maddi tazminat şartlarının oluşmadığı, yasaklı olmasından kaynaklı zarar taleplerinin FSEK 70 kapsamında değerlendirilemeyeceği zira bu hususun sözleşme ve fesih sürecine ilişkin olduğu izinsiz kullanıma dayalı olarak talep edilemeyeceğinin izahtan vareste olduğu, yine izinsiz kullanıma ilişkin (talep bu yönde olmakla ve taleple sınırlı değerlendirme yapılmış olmakla) manevi tazminat talebinin izinsiz kullanım kabulünün mümkün olmadığı dikkate alındığında dinlenilemeyeceği sonucuna ulaşılmakla davacının sübut bulmayan davasının reddine" şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

İstinaf ilamı: Mahkememizin 2019/236 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda verilen hükmün taraflarca istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesinin ... esas, ...karar sayılı ilamı ile; "Davacının mali haklarının ihlal edilmediği kanaatine varılması halinde çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince davacının sözleşmeden kaynaklanan alacağın bulunup bulunmadığı konusunda rapora itirazlarının değerlendirilmesi yönünden yeni bir heyetten rapor alınması gerekir iken eksik inceleme neticesinde karar verildiği, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne" dair karar verildiği anlaşılmıştır.

- Tarafların bildirmiş olduğu delilleri toplanmış, davalı ...Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacı ile aralarında yapılan 06/12/2012 tarihli "... İlçesi ... Mah. 6905 Ada, 6-16 parseller 6906 Ada, 23-24 parseller ve 6919 Ada 48 parselde mimarlık ve mühendislik proje hizmeti" hizmet alım sözleşmesi ile ekleri, davacı tarafından taraflarına sunulan sözleşme kapsamındaki projeler ile sözleşmenin feshi sonrası sözleşmeye konu alanda sonradan yapılan proje ve işlere ilişkin bilgi ve belgeler dosya içerisine alınmıştır.
Bilirkişi raporu: 30/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı ile davalı arasında ... İlçesi; ... Mahallesi, 6905 ada, 23-24 Parseller ve 6919 ada 48 Parselde Mimarlık Proje Hizmeti Yaptırılması İşi için toplam 106.000,00 TL bedelli Götürü Bedel üzerinden 06.12.2012 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında davacının hem mimari uygulama projeleri hem de statik projeleri hazırlaması gerekirken ve 60 günlük teslim süresi ve sonrasındaki toplam proje bedelinin %30’u oranındaki ceza bedeli karşılığı süresi içinde sadece mimari uygulama projelerini teslim edebildiğini, cezalı çalışma süresi sonunda taraflar arasındaki sözleşmenin “Cezalar ve Sözleşmenin Feshi” başlıklı 16. maddesi uyarınca davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, fesih sonrasında davalı tarafından hazırlanan ve yapılan işler icmalinde mimari proje hizmetleri bedelinin teknik anlamda kontrol edilebilir bir şekilde açıklanmadan tüm işin %11,25’in oluşturduğunu, bundan bahisle davacının alacağının 11.925,00 TL olarak hesaplanmasının uygun olmadığını, davacının hazırladığı mimari proje bedelinin 53.311,13 TL olabileceğini, davacının işi tamamlayamaması nedeniyle davalının taraflar arasındaki sözleşmenin “Cezalar ve Sözleşmenin Feshi” başlıklı 16. maddesi uyarınca cezalı çalışma süresi karşılığı olarak hesapladığı 31.800,00 TL cezanın uygun olduğunu ve bu haliyle Davacının Davalıdan Sözleşme yılı olan 2012 yılı itibariyle hazırladığı mimari proje karşılığı olarak 53.311,13 TL - 31.800,00 TL = 21.511,13 TL alacaklı olabileceği" görüş ve kanaati oluştuğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi Ek Raporu: 13/07/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; " Teknik açıdan Bilirkişi Kök Raporunda belirtilen teknik görüş ve kanaatlerin değiştirmelerini gerektirecek yeni bir bilgi ve belge bulunmadığını, kök rapordaki teknik görüş ve kanaatleri aynen korumakta olduklarını, Hukuki açıdan: FSEK 68. Madde de belirtilen “Sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir." uyarınca, davacı mimar kök raporda hesaplanan 21.511,13 TL bedelin üç katı olan 64.533,39 TL bedelin talep edilebileceğini, FSEK 68. Madde kapsamında talep edilebilecek bedele ilişkin hukuki değerlendirme ve takdir davacının tutulması zorunlu ticari defterlerinin TTK hükümlerine göre usulüne uygun olarak tutulduğunu, açılış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığını, defterlerin sahipleri lehine takdiri delil niteliğine haiz olduğunu, FSEK 70. Maddeye dayanan talepler yönünden yasaklı dönemle ilgili davacının zarar ettiğini takdir edilmesi halinde talep edilebilecek tazminat miktarının 93.768,29 TL olduğunu" görüş ve kanaati oluştuğu görüş ve kanaati bildirilmiştir.

İstinaf İlamı Sonrası Yapılan İşlemler:
-Dosyanın daha önce rapor sunan bilirkişilerden farklı bir bilirkişi heyetine tevdii edilerek yeni bir bilirkişi raporu alındığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi Raporu: 02/07/2025 tarihli bilirkişi raporu: "Dosya münderecatında yer alan tüm bilgi ve belgeler incelenip değerlendirildiğinde, dava konusu tasarımı yapılan binaların, adedi ve konumu değişmediği için herhangi bir “çoğaltma” yapılmadığı; tasarımında kayda değer bir değişikliğe gidilmediği için de herhangi bir “işleme” yapılmadığı ve 2019/236 esas numaralı dava dosyasının bilirkişi hesaplarındaki bedeller haricinde sözleşmeden kaynaklanan bir alacağın bulunmadığı"na dair kanaatlerini bildirmişlerdir.

Dava ve uyuşmazlık: Taraflar arasındaki dava; Davacı dava dilekçesi ile sözleşme kapsamında, Davalı İdarenin talebi doğrultusunda sınırları belirli bir coğrafi alan için özel olarak hazırlanan mimari projenin davalılar tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak intihal yapılmak suretiyle kullanıldığı ve müvekkilin FSEK’ten kaynaklanan hukuki ve mali haklarının ihlal edildiğini belirterek 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu md. 68 uyarınca; -İnşaat ruhsat tarihlerindeki rayiç mimari proje bedelleri dikkate alınmak kaydıyla, (tespit edilecek bedelin üç kat fazlası) şimdilik 318.000,00 TL maddi tazminata ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu md. 70 uyarınca; Müvekkil Şirket’in İdare ile yapmış olduğu sözleşmeden doğan yükümlüklerini yerine getirmede yaşadığı, davalı İdarenin kusurundan kaynaklanan zorluklar, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi sürecinde maruz kaldığı sıkıntılar, kamu ihalelerinden bir yıl süreyle yasaklılık hali, neticesinde ticari gelir ve kardan mahrum kalması mesleki itibar kaybı ile, ayrıca fesih sonrasında Müvekkilin fikri eseri olan Projenin, kendi haberi izni olmaksızın ve ücret ödenmeksizin kullanılması, projenin tüm özgünlüğü ve hususiyetinin ortadan kalkması, intihal nedeniyle duyduğu elem, üzüntü göz önünde bulundurularak 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf ise davacıya 12.06.2013 tarihli hak ediş raporu düzenlenerek teslim ettiği mimari proje bedellerinin ödendiğini ve davacı tarafın iddia ettiği şekilde bedelsiz bir kullanımın söz konusu olmadığını, müvekkilinin ihale kapsamında süresi içerisinde teslim alınan mimari projelerin teslimi yapılmayan 6919 ada 48 parsel hariç revize ederek kullanarak yapı ruhsatı alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; Taraflar arasında imzalanan 06.12.2012 tarihli “... İlçesi; ... Mahallesi, 6905 ada, 23-24 Parseller ve 6919 ada 48 Parselde Mimarlık Proje Hizmeti Yaptırılması” başlıklı
Sözleşmenin; “İş Tanımı” başlıklı 5’inci maddesinde “Sözleşme konusu iş ... İlçesi, ... Mahallesi, 6905 ada 6,15 parseller, 6906 ada 23 – 24 parseller ve 6919 ada 48 parselde Mimarlık ve Mühendislik Proje Hizmeti yaptırılması olduğu,
“Sözleşmenin Türü ve Bedeli” başlıklı 6’ıncı maddesinde “toplam götürü bedeli 106.000,00 TL +KDV” denildiği, “İşin Süresi” başlıklı 9’uncu maddesinde “İşin süresi işe başlama tarihinden itibaren 60 (altmış) gün olduğu, “İşin yapılma yeri, işyeri teslimi ve işe başlama tarihi” başlıklı 10’ucnu maddede “…işin başlama tarihi sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 3 (üç) gün içinde işyeri teslimi yapılarak işe başlanır” düzenlemesinin yer aldığı, davacının bu sözleşme kapsamında 4 daire parsel içerisinde 8 binanın tasarımını yaptığı ve 4 proje paftası olarak davalıya sunduğu, daha sonra taraflar arsındaki sözleşmenin sona ermesi ile davalı tarafça başka bir mimar ile proje devam edildiği ve ruhsatlandırma sürecinin yapıldığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda dava konusu proje içerisindeki proje paftası parçalama hamlelerinin öncesinde ve sonrasında tasarımı yapılan parsellerin sayısı ve binaların sayısını değiştirmediğinden proje içeriklerindeki plan kesit ve görünüş gibi teknik çizimler incelendiğinde herhangi bir tasarımsal farkın bulunmadığı, bu haliyle davalının parçalama hamlelerinin eseri çoğaltma ve işleme niteliğinde olmadığı, davacının sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir alacağının bulunmadığının tespit edildiği, bu haliyle istinaf sonrası alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınması gerektiği anlaşılmıştır.
Bu kapsamda yapılan inceleme sonucunda davacı ile davalı arasında yapılan sözleşme gereğince davalının ürettiği projenin FSEK kapsamında eser niteliğinde olduğu, davalı tarafça davacı ile olan sözleşme sona erdikten sonra başka bir mimar ile dava konusu eseri parçalayarak bina grubunun bir pafta yerine birden fazla paftada ayrı ayrı sunulmasının FSEK anlamında çoğaltma ve işleme olarak sayılmayacağı, taraflar arasında yapılan hak edişlerin ödendiğine ilişkin anlaşma da dikkate alındığında davacının sözleşmeden kaynaklı ödenmeyen bir alacağının bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

1-Davanın REDDİNE,

2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 615,40 TL karar harcının peşin yatırılan 7.138,40 TL'den mahsubu ile kalan 6.523,00 TL'sinin TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,

3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/4 uyarınca reddedilen maddi tazminat miktarı yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,

4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10/3 uyarınca reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,

5-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,

6-Davalı tarafından yapılan 255,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

7-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.16/12/2025