BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; 15.06.2024 tarihinde saat 13: 50 sıralarında borçlu şirketin maliki olduğu .....
plakalı aracın, dava dışı sürücü ...... sevk ve idaresinde Denizli ili .... ilçesinde ..... Mahallesi'nden Denizli-Antalya Karayolu istikametine seyir halindeyken aynı istikamette seyir halinde olan ...... plakalı araca arka kısmından 2,9 promil alkolün etkisindeyken çarpmasının neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, kazaya sebebiyet veren aracın müvekkili sigorta şirketi nezdinde zorunlu trafik sigortası bulunduğunu, davalı şirkete ait ...... plakalı aracın müvekkili ...... Sigorta A.Ş. nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunduğunu, poliçe başlangıç tarihinin 22/08/2023, bitiş tarihinin 22/08/2024 olmakla kazanın işbu tarihler aralığında gerçekleşmiş olduğunu, trafik sigortası kapsamında, müvekkili ..... Sigorta A.Ş tarafından kazada maddi hasara uğrayan ..... plakalı araç için maddi hasar ödemesi yapılmış olduğunu, konu trafik kazasında maddi hasara uğrayan ..... plakalı aracın kasko sigortacısı ...... Sigorta Anonim Şirketi tarafından ilgili araç için maddi hasara yönelik ödemede bulunulmuş ise de söz konusu şirket tarafından Türk Ticaret Kanununun halefiyet hükümleri gereğince ilgili kasko şirketi tarafından davalı şirketin aracının sürücüsünün kusuru oranında müvekkili ...... Sigorta A.Ş'ye rücu edilmiş olduğunu, bunun üzerine müvekkili ....... Sigorta A.Ş.'nin, rücu eden ....... Sigorta A.Ş'ye 82.427,81 TL ödemede bulunmuş olduğunu, müvekkili şirketin, davalı tarafa ait aracın sürücüsünün kaza esnasında yasal sınırın üzerinde alkollü olması sebebiyle, ödediği tazminat miktarı için rücu imkanı bulunduğunu, KZMSS, sorumluluk sigortası olduğundan ötürü kural olarak sigortacının üçüncü kişiye yapmış olduğu ödemelerden ötürü rücu hakkı mevcut olmadığını, ancak istisnai olarak bazı sorumluluk sigortalarında mevzuatlar çerçevesinde rücu imkanı tanınmış olduğunu, işte KZMSS de gerek 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu gerekse KZMSS Genel Şartlar gereği rücu imkanını sigortacı açısından barındırmakta olduğunu, sigortacının ZMSS kapsamında sigorta ettirene rücu hakkının mevcudiyetinin kanun hükümleri ile baki olduğunu, söz konusu rücu nedenlerinin ise KZMSS Genel Şartlar'ın B.4 maddesinde tanzim edilmiş olduğunu, ilgili madde metninin c bendi açık bir şekilde kaza anı itibariyle sürücünün kaza anında yasal sınırın üzerinde alkollü olmasını rücu sebebi olarak addetmiş olduğunu, kaza sonrasında emniyet tarafından yapılan alkol ölçümleri sonucunda dava dışı sürücü .......'in 2,90 promil alkollü olduğunun ortaya çıkmış olduğunu, söz konusu rakamın yasal sınır olan 0,50'nin çok üzerinde olduğunu, kazanın oluş şekli, alkol oranının insan iradesini etkileyecek kadar yüksek olması ve kaza tespit tutanağındaki anlatımlar da baz alındığında kazanın alkolün etkisinde gerçekleşmiş olduğunu, bu hususu mahkememizin takdir etmesi halinde uzman bilirkişi marifeti ile ispatlayabileceklerini, sigortalı aracın maliki ile sürücünün yahut işletenin farklı olmasının rücu haklarının muhatabını değiştirmediğini, davaya ve alacaklarına konu rücu alacağının esasen halefiyet müessesesinden kaynaklanmamakta olup kanunda özel olarak düzenlenen bir rücu hali olduğunu ve temelinin taraflar arasında akdedilen sigorta sözleşmesine dayandırmakta olduğunu, söz konusu rücu hakkının yasal düzenlemesinin ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.95'te "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir" şeklinde yapılmış olduğunu, yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere çift taraflı bir trafik kazasında ödemede bulunan sigorta şirketinin, sigorta sözleşmesi ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine dayanarak sigorta sözleşmesinin tarafı olan kendi sigorta ettirenine / sigortalısına rücu edebilecek olduğunu, madde metninin lafzi yorumu yapılacak ise burada sigorta şirketinin başvurabileceklerinin sayısı sınırlı sayıda zikredilmiş ve buradaki sayılanlar haricindekileri rücu edilemeyeceği madde metninin mefhum-u muhalifinden anlaşılmakta olduğunu, ezcümle burada sigorta şirketinin rücu hakkını geniş kapsamda sigortalı araç işletenine karşı değil sigorta ettirene karşı kullanabilecek olduğunu, ayrıca sigorta ettirenin kiralama işiyle uğraşmasının ve bu faaliyeti çerçevesinde sigortalı aracı kiralamasının da sigorta şirketi ile sigorta ettiren arasındaki iç ilişkiyi sekteye uğratmayacak olduğunu, taraflarınca sigortalı borçluya rücuya esas ödemeden kaynaklı rücu mektubu gönderilmiş olup 16.10.2024 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunu, ancak borçlu tarafından süresinde ödeme yapılmadığından dosya borçlusu (davalı) ..... Turizm Taşımacılık aleyhine Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü nezdinde ...... E. sayılı dosya ile icra takibi başlatılmış olup davalı tarafından 13/12/2024 tarihinde borca itiraz edilmiş olduğunu, bunun üzerine arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup arabuluculuk görüşmesi neticesinde anlaşma sağlanamamış olduğunu, davalı takip borçlusunun itirazında kötüniyetinin bulunduğunu, dava dışı sürücü ..... 'in, kaza tarihi itibariyle yasal sınırın üzerinde alkollü olduğunun tespit edilmiş, ancak tüm bu somut verilere ve kanunun sağladığı rücu imkanına karşılık davalı tarafından borcundan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak borca itirazda bulunulmuş olduğunu, beyanla; fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı tutularak: Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı icra takibinin rücuya esas ödemenin yapıldığı tarihten itibaren takip tarihine kadar işlemiş faiz ve takip tarihinden sonra işlemiş ve işleyecek faizler ile birlikte devamına, alacağın faizi ile birlikte davalı / borçludan tahsiline, söz konusu alacağın likit olduğu dikkate alınarak, hükmolunacak borç miktarının %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı/borçludan tahsiline, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalı/borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar davacı tarafından "Konu trafik kazasında maddi hasara uğrayan ..... plakalı aracın kasko sigortacısı ....... Sigorta Anonim Şirketi tarafından ilgili araç için maddi hasara yönelik ödemede bulunulmuş ise de söz konusu şirket tarafından Türk Ticaret Kanununun halefiyet hükümleri gereğince ilgili kasko şirketi tarafından davalı şirketin aracının sürücüsünün kusuru oranında müvekkil ....... Sigorta A.Ş'ye rücu edilmiştir. Bunun üzerine müvekkil ....... Sigorta A.Ş, rücu eden ....... Sigorta A.Ş'ye 82.427,81 TL ödemede bulunmuştur.
" şeklinde salt kaza oluşması sebebiyle işbu dava ikame edilmişse de dosya kapsamında kusur durumunu tespit edecek herhangi bir kaza tespit tutanağı bulunmadığını, yine dosya kapsamında müvekkilinin kusurlu hareketi sonucunda kazanın gerçekleştiğine ilişkin herhangi görüntü, video, kazada kusurlu davranışın müvekkilinin gerçekleştirildiğine dair görgü tanığı bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, mezkur dava konusu aracın; 05.07.2023 tarihli uzun süreli araç kira sözleşmesi ile kiralayan .... Madencilik Sanayi Ticaret Anonim Şirketi (VKN: .....)'ne kiralanmış olduğunu, ekte de sunacakları kira sözleşmesinin MADDE 7 Uyuşmazlıklar, Cezai Şartlar Bölümünde Madde 7.6 da görüleceği üzere mezkur aracın kiralanması hususunda "kiraya verenin trafik kazası vb. sebepler ile zarara uğraması durumunda, işleten-kiracı işbu zararların tamamını karşılayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder." şeklinde ortaya çıkabilecek zararı peşinen kabul etmiş olduğunu, müvekkilinin bir an için kazanın gerçekleştirildiği varsayılsa dahi herhangi bir dahli ve kusuru bulunmadığını, işbu husus ile alakalı da müvekkiline herhangi bir başvuru yapılmadığından, yine dava şartı yokluğundan davanın reddini talep ediyor olduklarını, dava konusu kazanın oluşumunda müvekkili şirkete atfedilecek kusur bulunmadığını, bir an için müvekkiline kusur atfı yapıldığı durumda kaza tarihinde müvekkilinin malik ve sürücüsü olduğu ..... plaka numaralı aracın 05.07.2023 tarihli uzun süreli araç kira sözleşmesi ile kiralayan ..... Madencilik Sanayi Ticaret Anonim Şirketi (VKN:.....) ' ne kiralanması sebebiyle dava dışı şirkete ihbar edilmesini talep ediyor olduklarını beyanla; dosyaya sunulan kira sözleşmesi kapsamında öncelikle davanın ..... Madencilik Sanayi Ticaret Anonim Şirketi (VKN:.....)'ne ihbar edilmesine, dava konusu kazayla alakalı müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmaması sebebiyle haksız davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının ZMMS kapsamında sigortacısı, davalının maliki olduğu ..... plakalı araç ile dava dış ..... plakalı araçlar arsasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında davalıya ait aracın dava dışı sürücüsünün kusurlu olduğu ve kaza anında alkollü olduğu iddiası ile dava dışı üçüncü kişiye ödenen bedelin rücuen tahsili istemine dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... E. sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı sigorta şirketi tarafından davalı şirket aleyhine 82.427,81 TL rücu alacağı, 12.037,28 TL 29.08.2024 ödeme tarihi itibariyle işlemiş faiz olmak üzere toplam 94.465,09 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı davalı şirketin vekili aracılığıyla takibe itiraz ettiği anlaşıldı.
Dosyada mevcut bilgi ve belgeler nazara alınarak dava konusu kazadaki kusur durumunun belirlenmesi, dava dışı araç sürücüsünün alkollü olmasının dava konusu kazaya münhasıran sebebiyet verip vermediğinin belirlenmesi ve dava konusu kaza nedeniyle davacı tarafça, dava dışı üçüncü kişilere ödenen bedellerin dava konusu kazanın oluş şekline, meydana gelen hasara ve dönem piyasa rayiçlerine uygun olup olmadığının belirlenmesi ve varsa fazladan yapılan ödeme miktarının hesaplanması amacıyla, dosyanın bir makine mühendisi, bir sigortacı, bir adli trafik alanında uzman bilirkişi ve bir nörolog bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor alınmasına karar verilmiş olup, Adli Trafik Uzmanı bilirkişi ....., Makine Mühendisi bilirkişi ....., Sigorta Uzmanı bilirkişi .....A ve Nöroloji Uzmanı bilirkişi ..... 27/10/2025 tarihli raporlarında özetle; ..... plakalı aşırı alkollü kamyonet sürücüsü .......’in maddi hasar ile neticelenen dava konusu trafik kazasında % 100 (yüzde yüz) oranında asli derecede
kusurlu, ..... plakalı otomobil sürücüsü ......’in maddi hasar ile neticelenen
dava konusu trafik kazasında kusursuz olduğu,
dava konusu trafik kazasında mahkememizin ara kararı doğrultusunda kusur oranı tespiti
yapılmış ise de, 6754 sayılı bilirkişi kanunu 6. maddesi kapsamında Bakanlık tarafından
07.09.2020 tarihli bilirkişilerin uyacağı rehber ilkelerin 27. maddesi gereği (asli kusurlu, tali
kusurlu, kusur oranı, müterafık kusur ve hatır taşıması durumu) tespitinin Hakim yetkisinde olduğunu, ..... plakalı araç sürücüsü .......’in 15.06.2024 tarihinde yaptığı kaza anında
yasal sınır üzerinde 2,90 promil alkollü olduğu, alkol etkisiyle güvenli araç sürüş yeteneğini
kaybettiği, kazanın münhasıran (salt / tek başına) alkole bağlı olarak meydana geldiği, dava konusu ..... plaka sayılı araçtaki hasarın, kaza tarihindeki orijinal yedek parça ve serbest piyasa işçilik rayiç fiyatları ile KDV dahil 82.427,81 TL bedel ile onarılabileceği, ..... plaka sayılı aracın sürücüsü dava dışı .......’in kazanın meydana gelmesinde
%100 oranında ASLİ ve TAM KUSURLU olması sebebiyle, araç işleteninin 2918 Sayılı
Karayolları Trafik Kanunu ve bağlı yönetmelikler gereği dava dışı .....’in
mülkiyetinde bulunan ..... plaka sayılı araçta kaza sonucunda meydana gelen zarardan
sürücünün kusuru nispetinde %100 oranındaki kısmından müştereken ve müteselsilen
sorumlu olduğunu, gerçekleşen zararın, davacı ....... Sigorta A.Ş. tarafından sigortacı sıfatı ile ..... plaka
sayılı aracın maliki, davalı ..... Turizm Taşımacılık Oto. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin hukuki
sorumluluklarının teminat altına alınması maksadıyla 22.08.2023 başlangıç 22.08.2024 bitiş
tarihlerini kapsayacak şekilde tanzim edilen, ..... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi hükümleri gereğince, poliçe teminat
limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla teminat kapsamında olduğunu, dava konusu kaza tarihinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası
poliçesinin Maddi Tazminat Teminat limitinin araç başına 200.000,00 TL, olduğunu, davacı
....... Sigorta A.Ş.‘nin, poliçe teminat limiti tutarına kadar gerçekleşen toplam tazminat
tutarından sorumlu olduğunu, artan bakiyenin poliçe teminatı kapsamında değerlendirilemeyeceğini, gerçekleşen kaza sebebi ile dava dışı .....’in mülkiyetinde bulunan ..... plaka
sayılı araçta meydana gelen maddi zararın davacı ....... Sigorta A.Ş. tarafından sigortacı sıfatı
ile düzenlenen .... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali
Sorumluluk Sigorta poliçesi hükümleri gereği, Maddi Tazminat Teminat limitinin araç
başına 200.000,00 TL tutarındaki poliçe limitini aşmadığını, 15.06.2024 tarihinde meydana gelen kaza sonucunda oluşan zararın, poliçenin başlangıç ve
bitiş tarihleri arasındaki vadesi içerisinde gerçekleştiğini, davalı ..... Turizm Taşımacılık Oto. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin maliki olduğu .....
plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı .......’in %100 oranındaki kusuru nispetinde,
...... plaka sayılı araçta gerçekleşen 82.427,81 TL tutarındaki maddi zararın Karayolları
Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında, davacı .......
Sigorta A.Ş. tarafından zarar gören ..... plaka sayılı aracın maliki dava dışı .....’e ve/veya aracın onarımı kasko sigortası kapsamında sağlayan sigorta şirketine rücuen
ödenmesine engel teşkil edecek bir hususun bulunmadığını, davacı ....... Sigorta A.Ş. tarafından dosyada mübrez 29.08.2024 tarihli ödeme dekontu ile
82.427,81 TL maddi zarar tazminat tutarının ..... plaka sayılı aracın kasko sigorta
poliçesi kapsamında onarımının gerçekleştirilmesini sağlayan dava dışı ....... Sigorta A.Ş.’ne
rucuen ödendiğini, ..... plaka sayılı aracın sürücüsü dava dışı .......’in olayın oluş şekli itibarıyla
kazanın meydana gelmesinde heyetlerinde görevli trafik kazaları analiz uzmanı bilirkişi
tarafından kusur yönünden yapılan değerlendirmeye göre %100 oranında kusurlu olduğunu, araç sürücüsü dava dışı .......’in kaza anında en az 2,90(ikivirgüldoksan) promil
ALKOLLÜ olduğunu, mevzuat hükümlerine göre belirlenen seviyenin üzerinde ALKOLLÜ
olarak araç kullandığını, alkolün etkisiyle güvenli araç sürüş yeteneğini kaybettiğini, kazanın
gerçekleşmesinde alkol dışında faktörlerin rol oynamadığını(yol, iklim, araç, karşı araç, yaya vb.),
sürücü dava dışı .......’in güvenli sürüş yeteneğini kaybetmesi nedeniyle kazaya neden
olduğunu, heyetlerinde görevli tıp doktoru nöroloji uzmanı bilirkişi tarafından gerçekleşen
kazanın münhasıran alkolün etkisine bağlı olarak MEYDANA GELDİĞİnin değerlendirildiğini, alkollü araç kullanımı sebebiyle oluşan zararların Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali
Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Tebliğinin B4/c maddesi gereğince sigortalıya rücu
sebepleri kapsamında değerlendirildiğini, davacı ....... Sigorta A.Ş.‘nin 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 95/1 kapsamında
ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Tebliğinin
B4/c maddelerine dayanarak, dava dışı ...... ’in mülkiyetinde bulunan ...... plaka
sayılı araçta gerçekleşen maddi zarar kapsamında ödediği 82.427,81 TL tutarındaki ana para
tazminat bedelini ..... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali
Sorumluluk Sigortası ile sigortalı bulunan ..... plaka sayılı aracın işletenine karşı,
rücuen tazminat talep şartlarının gerçekleşeceğini bildirmişlerdir.
Dava konusu uyuşmazlıkta çözümlenmesi gereken hukuki sorun, davalı araç malikinin dava konusu trafik kazası nedeniyle dava dışı 3. Kişilere poliçe kapsamında ödenen tazminattan Genel Şartların B.4 maddesi uyarınca sorumlu olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Sigortacının rücu hakkı, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95-(2) maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddede; "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Sigorta ettirene ödeme yapan sigorta şirketi halefi olarak zarar görenlerden ödediği tazminatı rücuen tahsilini talep edebilir. Rücu edilebilecek tazminat tutarı sigortalıya ödenen miktar olmayıp ancak zarar görenin gerçek zararı kadardır. Yine rücu edilebilecek tazminat miktarı tayin edilirken zarara sebep olanın kusuru da nazara alınmalıdır.
Hangi hâllerin sigortalıya rücu hakkı vereceği Genel Şartlar’ın “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve İşletene Rücu Hakkı” başlıklı B.4. maddesinde düzenlenmiş ve bu madde ile de sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği bir kez daha vurgulanmıştır. Bu maddede sayılan durumlardan herhangi biri mevcut değilse, sigorta şirketi rizikonun gerçekleşmesi sonucu meydana gelen zarara kendi katlanmak durumundadır.
2918 sayılı KTK'nın 48. maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.d. maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak verildiği kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.d. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nın 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersizdir. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, TTK'nın 1409. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün ve 2005/11-624-713; YHGK 10.12.2014 gün ve 2013/17-1199 E. 2014/1018 K. sayılı ilamları).
Yapılan bu açıklamalar, dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgeler ve alınan bilirkişi raporu uyarınca davalı vekili uzun dönem araç kiralama sözleşmesi uyarınca sorumlukluklarının bulunması savunmasına bulunmuş ise de, aracın uzun dönem araç kiralama sözleşmesine konu edildiğine ilişkin sözleşme örneği sunulamadığı gibi dosyaya celp edilen KASİS kayıtlarında da yalnızca davalı şirketinin adının yer aldığı, davalının uzun dönem araç kiralama sözleşmesi uyarınca sorumluluğunun bulunmadığına yönelik yeterli delilin dosyaya sunulamadığı, haksız fiilin meydana geldiği tarih itibari ile davacı şirket nezdinde ZMSS sigortası bulunan ..... plak sayılı araç sürücününü kazanın oluşumundan % 100 kusurlu olduğu ve araç sürücüsünün kaza anında 2,90 promil alkollü olduğu, kazanın münhasıran alkole bağlı olarak gerçekleştiği, zarar gören araç için hasar bedeli ödendiği, ödenen hasar bedelinin teminat kapsamında olduğu ve poliçe limitini aşmadığı, ödenen bedeli piyasa şartları ile uyumlu olduğu, buna göre davacı sigorta şirketi açısından rücu şartlarının oluştuğu, takipte işlemiş faiz talebinin de yer aldığı, ödeme tarihi olan 29.08.2024 ile takip tarihi olan 11.12.2024 tarihleri arası için avans faizi üzerinden yapılan hesaba göre davacının 12.154,15 TL işlemiş faiz talep edebileceği, taleple bağlı kalınarak 12.037,28 TL işlemiş faiz talebinin yerinde olduğu, her ne kadar davacı vekilince icra inkar tazminatı talebinde bulunulmuş ise de, alacak miktarı teknik bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporuyla ve celp edilen bilgi ve belgelerle tespit edilmiş olduğundan, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı kanaati hasıl olmuştur. Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın kabulü ile Davalı tarafın Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, Alacağın varlığı ve miktarı yapılan yargılama ile tespit edildiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE;
1-Davalı tarafın Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ İLE takibin DEVAMINA,
2-Alacağın varlığı ve miktarı yapılan yargılama ile tespit edildiğinden icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Alınması gereken 6.452,91 TL harçtan peşin alınan 1.140,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.312,01 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 1.756,30 TL ile bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 28.162,00 TL olmak üzere toplam 29.918,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/12/2025