Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) Davası'nın yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03.06.2025 tarihinde davalı ... adına kayıtlı ve kendi sevk ve idaresindeki ...plakalı Renault marka araç ile müvekkili şirkete ait TOGG marka ... plakalı aracın karıştığı kaza nedeniyle müvekkilinin aracında ağır hasar, yüksek oranda değer kaybı ve aracın uzun süre serviste kalması sebebiyle maddi zarar oluştuğunu, kazanın meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğunu, boş kaza tutanağınını imzalatıldığını, yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan rapor düzenlendiğini, kaza tespit tutanağını kabul etmediklerini kusur durumuna dair delilerin toplanması gerektiğini ileri sürerek, HMK'nun 107. Maddesi gereğince belirli hale geldiğinde artırmak ve fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 100,00 TL hasar bedeli, 100,00 TL değer kaybı ve 100,00 TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın davalı taraftan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 03.06.2025 tarihinde meydana gelen kazada davacıya ait ... plakalı aracın sağ şeritten geniş şekilde dönüş yapmaya çalışması sebebiyle, aniden fren yaparak sinyal vermeden sola dönüş yapmaya çalışan ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağında da davacı tarafa ait olan aracın sürücüsüne asli ve tam kusur verildiğini, davacı aracının 77 gün serviste kaldığını iddia etmiş olup hasarın makul tamir süresinde tamir edilmesi gerekmektiğini, servisin iş yoğunluğu ve parçaların temin süresindeki gecikmelerin müvekkiline yükletilemeyeceğini, bilirkişi marifetiyle makul tamir süresinin belirlenmesi gerektiğini, ... plakalı aracın kaskosu olup olmadığının ikame araç bedeli/ hizmeti alıp almadığının belirlenmesi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Dava, çift taraflı trafik kazası nedeniyle davacının aracının hasara uğradığı iddiasına dayalı haksız fiil hukuksal sebebinden kaynaklanan araç hasar bedeli, araç değer kaybı ve araç mahrumiyet bedellerine yönelik maddi tazminat istemine ilişkin olup, dava belirsiz alacak davası olarak açılmıştır.
Mahkememizce öncelikle görev dava şartı üzerinde durulmuş olup,
Eldeki davada husumet yöneltilen davalının gerçek kişi olması nedeni ile tacir sıfatının bulunup bulunmadığının araştırılması yoluna gidilmiştir. Ticaret Sicil Müdürlüğü ile Esnaf ve Sanatkarlar Odasına ve davalının kayıtlı olduğu ilgili vergi dairesine müzekkereler yazılmıştır.
Zonguldak Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gönderilen müzekkere yanıtında; davalının tacir kaydının mevcut olmadığının bildirildiği görülmüştür.
Devrek Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gönderilen müzekkere yanıtında; davalının 20.02.2026 tarihi itibarıyla ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dolayısıyla herhangi bir vergi kaydının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Zonguldak Esnaf ve Sanatkarları Odası Birliği'nden gönderilen müzekkere yanıtında; davalı adına herhangi bir Esnaf ve Sanatkarlar Sicil kaydına rastlanılmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi 'nin 03/02/2026 tarih, 2026/20 esas, 2026/125 karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi "
6100 sayılı HMK’nın “Dava Şartları” başlıklı 114/1-c bendinde “Mahkemenin görevli olması” dava şartları arasında sayılmış, aynı Kanun’un “Dava şartlarının incelenmesi” başlıklı 115/1. maddesinde “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.” düzenlemelerine yer verilmiş ve devamında dava şartı noksanlığının tespiti halinde uygulanacak hükümler düzenlenmiştir.

Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olan şartlar olup varlığı ya da yokluğu hâkim tarafından davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilebileceği gibi taraflarca da noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Dava şartları mahkemeye, taraflara ve dava konusuna ilişkin olmak üzere üç ayrı ana bölümde incelenmelidir. Dava şartlarının hangi sıraya göre incelenmesi gerektiği konusunda açıklık olmamakla birlikte 6100 sayılı HMK’nın 143/2. maddesi uyarınca öncelikli olarak mahkemeye ilişkin dava şartlarının incelenmesi gerekir.

Dava tarihinde yürürlükte bulunan TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmış, "her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda..." sayılan davaların ticari dava olduğu öngörülmüştür.
26.06.2012 tarihinde kabul edilen ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 6335 sayılı yasanın 2.maddesinde, "6102 sayılı Kanun'un 5.maddesinin başlığı "2. ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler" şeklinde, 1. fıkrasında yer alan "davalara" ibaresi ise davalar ve ticari nitelikteki "çekişmesiz yargı işlerine" şeklinde 3 ve 4. fıkraları değiştirilmiş, “Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. "

Yukarıda yazılı yasal hükümler çerçevesinde somut olay ele alınmakla; davacının, 03.06.2025 tarihinde meydana gelen kazada davalının kusuru ile aracının hasara uğradığı iddiası ile araç hasar bedeli, araç değer kaybı ve araç mahrumiyet bedellerine yönelik davalı aleyhinde maddi tazminat isteminde bulunduğu, davanın haksız fiil hukuksal sebebine dayalı olması nedeniyle mutlak ticari dava olmadığı ancak tarafların her ikisinin de tacir olması halinde nispi ticari dava olabileceği gözetilerek, davalının gerçek kişi olması nedeniyle davalı yönünden tacir araştırması yapılmakla, tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla; haksız fiilden kaynaklanan işbu davada davalının tacir sıfatı bulunmadığından ve ortada TTK'nun 4 ve 5.maddeleri gereğince Mahkememiz görev alanında görülerek karara bağlanması gereken mutlak ve nispi ticari dava mevcut olmadığından, davaya bakmaya görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nun 1. maddesi uyarınca göreve ilişkin kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiğinden, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle HMK'nun 114/(1)-c ve 115/(2). maddeleri uyarınca usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan, 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,

2-HMK'nun 20.maddesi uyarınca kararının kesinleşmesini müteakip iki hafta içerisinde taraflarca sunulacak talep halinde dosyanın yetkili ve görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, ihtarın iş bu gerekçeli kararın tebliği ile yapılmış sayılmasına,

3-Yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden; görevli mahkemede davaya devam edilmesi halinde bu hususlar görevli Mahkeme tarafından değerlendirileceğinden bu aşamada yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden karar verilmesine yer olmadığına ancak, Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde HMK'nun 331/2.m. gereğince Mahkememiz tarafından bu hususlarda dosya üzerinden ek karar oluşturulmasına,
Dair; taraf vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/03/2026