İSTİNAF EDEN

Alacak

Davacılar tarafından davalılar aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 15/10/2025 tarihinde tesis edilen ara karara karşı davacıların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ........'nin ortağı olduklarını, müvekkillerinin ........ paylarını 11.04.2025 tarihinde Afyonkarahisar... Noterliğinin ..., ..., ... yevmiye numaralı limited şirket pay devri sözleşmeleri ile ........'e ve ........'a devrettiklerini, yine ........ diğer ortaklar ........ ve ........'un da paylarını devrettiklerini, bu hususun Ticaret Sicil Gazetesi kayıtları ile de sabit olduğunu, tüm ortakların anlaşarak şirkette bulunan paylarını devretmelerine dayanak teşkil eden belgenin ise 11.04.2025 tarihli adi yazılı olarak düzenlenen devir protokolü olduğunu, işbu protokolün ........ ortakları müvekkilleri ve dava dışı ........, ........ ile ........ ve ........ arasında imzalandığını, protokolün konusunun ........'ndeki payların tamamının 25.000.000,00 TL ve 5 adet taşınmazın tapuda belirtilen ortaklara devri karşılığında devredilmesi olduğunu, bu belirtilen 25.000.000,00 TL'ne karşılık devralanlar tarafından müvekkili ve diğer ortaklara çekler verildiğini, protokolde müvekkillerine devredilmesi gereken taşınmazların tüm hisselerin devir edildiği tarihten itibaren 90 gün içerisinde tapuda devrinin kararlaştırıldığını ancak, hisseler devredilmesine rağmen belirtilen 90 günlük süre içerisinde taşınmazların müvekkillerine devredilmediğini, davalıların çekleri ödememek adına kötü niyetli olarak farklı yollara başvurduğunu, ........ ve ........ seri numaralı çeklerin kaybolduğundan bahisle İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından ödeme yasağı aldıklarını ileri sürerek, Konya ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosyasından 100.000 TL üzerinden verilen ihtiyati haciz kararının ve konulan hacizlerin devamı ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik bakiye 900.000,00 TL yönünden borçluların menkul ve gayrimenkul mallarıyla, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine işbu dosya üzerinden ihtiyaten haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARIN ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Somut olayda; ihtiyati haciz talep edenin alacağın varlığı yönünde kanaat uyandıracak delilleri ibraz etmesinin gerektiği, davacı tarafça ibraz edilen delillerin bu şartlara haiz olmadığı bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı sonucuna varıldığından davacının ihtiyati haciz talebinin reddine....." gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla mahkemece yaklaşık ispat koşulunun sağlanamadığı gerekçesi ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında "Protokol" başlıklı belgenin imzalandığı hususunda ihtilafın bulunmadığını, protokol doğrultusunda müvekkillerinin davalılardan alacaklı olduğunu, davalıların ilgili taşınmazları müvekkillerine vermeyerek sebepsiz zenginleştiklerini yine, davalılardan ........'ın müvekkillere verilen çekleri ödememek adına kötüniyetli olarak farklı yollara başvurduğunu, dolayısıyla yaklaşık ispat şartının sağlanmış olduğunu ileri sürerek mahkemece verilen 15/10/2025 tarihli ara kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Talep; ihtiyati haciz isteminin reddine dair verilen ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
İİK’nun 257. maddesinde “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:

1 – Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;

2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.'' düzenlemesine yer verilmiştir.
İcra ve İflâs Kanunu'nun 258.maddesinin 1.fıkrası uyarınca; “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur...” Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir.
Somut olayda; ihtiyati haciz talep edenlerin alacaklı olduklarını yaklaşık olarak ispat edemedikleri, alacağın varlığının ve muaccel olup olmadığının yargılama sonucunda belirleneceği, bu nedenle ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin kararında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davacıların istinaf başvuru taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

1-Davacıların istinaf başvuru taleplerinin ESASTAN REDDİNE,

2-Davacılar ........ ve ........ tarafından yatırılan harç yeterli olduğundan bu hususta karar verilmesine olmadığına,

3-Davacı ........yönünden alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL karar ve ilam harcının bu davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,

5-İstinafa başvuran davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,

7-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/04/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.