Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle)

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davalı, davacı müvekkil şirkete 74.000 EUR bedelli, 27.02.2017 tanzim 15.04.2017 vade tarihli bonoyu tanzim ederek teslim etmiştir. Vade gelmesine rağmen ödeme yapılmaması üzerine ... 14. İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyasıyla borçlu hakkında kambiyo takibi başlatılmış olup; seçimlik hak gereği vade tarihindeki kur esas alınarak 290.525,87 TL üzerinden tahsil talep edilmiştir. Davalı uzun süre boyunca herhangi bir ödeme/ifada bulunmamış, müvekkil şirketin alacağı ödenmemiştir. Bunun üzerine ilgili icra dosyası kapsamında müvekkil, davalıya miras kalan taşınmazların satışı için ...Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ...E. sayılı dosyası ile

ortaklığın giderilmesi davası açmıştır.
....Sulh Hukuk Mahkemesine ... E. Sayılı dosyası kapsamında Gerekçeli Kararı ile dosya karara çıkmış olup, dosya kesinleşmiştir.
2017’den bugüne kadar geçen sürede, icra dosyasında işleyen faiz alacağın gerçek değer kaybını karşılamaya yetmemiş, müvekkilin zararı faiz kalemini aşmıştır. Bu kapsamda ilgili icra dosyasına müzekkere yazılarak kapak hesabı istendiğinde işbu durum açıkça görülecektir. Bu zarar, davalının temerrüdü ve kusuruyla doğmuş olup, davalı borcunu ödemeye yönelik olarak hiçbir eylem veya teşebbüste dahi bulunmamıştır. Ortağı olduğu taşınmazları satmak amacıyla ortaklığın giderilmesi davası dahi açma girişiminde bulunmamıştır.
Borçluların yargılama sonunda ödemekle yükümlü tutulacakları faizin enflasyon oranının önemli ölçüde altında kalması ve bu zararın başka bir hukuki yolla telafi edilmesinin mümkün olmaması hâlinde, borçların zamanında ödenmemesi olasılığı artacaktır. Bu durum, özel hukuk kişilerinin taraf olduğu uyuşmazlık ve dava sayılarında önemli bir artışa sebebiyet verecektir.Davacı müvekkil şirket 74.000 EURO olarak, davalıya borç verdiğinde vade tarihinin hafta sonuna denk geldiği dikkate alındığında TCMB Efektif Satış kur değeri 3.901 şeklinde olup, 21.10.2025 tarihinde aynı para birimine ilişkin olarak TCMB Efektif Satış Kuru 50.3742 TL şeklindedir.
Günümüz itibarıyle günümüz EURO kuruna vurulduğunda müvekkile ödenmesi gereken en az tutar 3.722.000 TL 'ye karşılık gelmektedir. Ancak ilgili icra dosyası celp edildiğinde görüleceği üzere müvekkile ödenecek olan para oldukça düşüktür. Paranın alım gücünü kaybetmesi ile müvekkil o tarihlerde o parayla alabileceği hiçbir emtiayı benzer şekilde alamamaktadır. Yine ayrıca günümüze kadar ülkemizde ciddi bir enflasyon problemi meydana gelmiş emtiaların fiyatları oldukça artmıştır. Müvekkil şirket bir sürücü kursu olup, o tarihte davalıya verilen borç ileGerek Döviz Kurları, gerek ilgili icra dosyası hesapları, gerek SGK kayıtları ile dahi müvekkilin uğradığı zarar ve alım gücündeki düşüş açıkça tespit edilebilecek vaziyettedir.
Davalı / Borçlu ilgili senet borcunu ödememek amacıyla malvarlığını gizlemiş ve kaçırmıştır. Davalı borçlunun, ortaklığın giderilmesi davası neticesinde hissesine düşen pay dışında müvekkilin alacağını karşılayabilecek nitelikte tamamen kendisine ait herhangi bir taşınmazı, menkulü ya da üçüncü kişiler nezdinde alacağı bulunmamaktadır.
Davalının mevcut ekonomik durumu, alacağın tahsilini tehlikeye düşürecek nitelikte olduğundan taşınmazı, menkulü ya da üçüncü kişiler nezdindeki alacaklarının ve ... Sulh Hukuk mah.) Satış Memurluğu ...e. davalıya düşecek hisse bedelinin mahkemenizce öngörülecek teminat karşılığında ihtiyaten haczine, fazlaya ilişkin talep, bedel artırım ve sair dava haklarımız saklı kalmak üzere müvekkil lehine şimdilik; 100.000 TL'nin Faizi Aşan Zarar (Dava Tarihinden İtibaren Avans Faizi ile Birlikte) olmak üzere alacağın davalıdan tahsiline,

Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.

Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.

Dava, alacağın geç ödenmesi nedeni ile munzam zararın tazmini istemini konu almaktadır.
Davacı taraf davalı aleyhine kambiyo senedinden doğan alacağının tahsili amacıyla kambiyo senetlerinden kaynaklı takip başlattığını, davalı tarafça süresinde alacağının ödenmemesi nedeniyle zararı doğduğunu iddia etmiştir.
Alacağın kaynağını kambiyo senedi oluşturması nedeniyle davalı taraf tacir olmasada mahkememizce TTK 4 maddesi gereğince çekin TTK'da düzenlenmesi nedeniyle mutlak ticari dava olan iş bu davada görevli mahkeme olduğumuza kanaat getirilmiştir.
6098 sayılı Yasanın 122.maddesi "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.
Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." hükmüne amirdir.
TBK'nın 122.maddesi borçların ifa edilmemesin sonuçları ile ilgili ikinci ayrım içinde yer almaktadır. Düzenleniş yeri itibari ile kaynağı ne olursa olsun, borç ilişkisinden doğan borcun zamanında ifa edilmemesi nedeniyle alacaklının uğradığı zararın tazminiyle ilgili bir hüküm içermektedir. Ancak burada borçlunun temerrüdü sonucu alacaklının uğradığı her zarar değil, temerrüt faizi ile karşılanamayan zararı söz konusu olmaktadır. Maddenin düzenlendiği yeri borçlunun temerrüdü olmasının bunun açık ifadesidir. Buna göre, aşkın zarar alacaklının temerrüt faizi ile karşılanmayan ve temerrüt faizini aşan zararıdır.
Aşkın zarar kaynağı ne olursa olsun para borçlarında temerrüt faizinin karşılamadığı bütün zararlar için gündeme gelebilir. Para borcunun kaynağı üç borç kaynağından biri yani sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme olabilir. Borçlunun ifada temerrüde düştüğü borcun kaynağına göre, alacaklının uğradığı zararın kaynağı da değişecektir. Borçlunun borcu sözleşmeden doğan bir borç ise aşkın zarar sözleşmeye aykırılık ile ilgili, haksız fiilden doğan bir borç ise haksız fiil ile ilgili hükümlere ve sebepsiz zenginleşmede ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi olacaktır.
TBK 122'nin düzenlendiği yer ve madde içeriği birlikte değerlendirildiğinde borçlunun aşkın zarardan sorumlu tutulması için aşağıdaki koşulların gerçekleşmesi gerekir:

1-Borçlunun para borcunda temerrüde düşmüş olması

2-Alacaklının aşkın zararının bulunması

3-Borçlunun kusuru
4-Aşkın zarar ile borçlunun kusuru arasında illiyet bağı
Burada zarar borçlunun temerrüde düştüğü tarihten fiili ödeme tarihine kadarki zararları kapsar. Bu nedenle TBK md.122'de öngörülen faiz sadece temerrüt faiziyle ilgilidir. Bunun sonucu olarak konusu para olan bir borç ilişkisinde taraflar sözleşme süresince ödenmesi gereken akdi faizi kararlaştırmış iseler, alacaklının akdi faizi aşan zararının tazmini bu hükme dayandırılamaz. Burada henüz temerrüt doğmamış olup temerrüt faizinden ve onu aşan zarardan söz edilemez.
Maddede belirtilen temerrüt faizi hem kanuni hem akdi temerrüt faizini ifade edecek kapsamda olup, ister taraflarca kararlaştırılan ister yasalarda öngörülen faiz olsun, alacaklı bu faizle karşılanmayan aşkın zararını talep edebilir. TBK 122 bütün zararları değil, faizle karşılanmayan zararın tazmin edilmesini öngörmüştür. Bu nedenle zararın hesabında temerrüt faizinin karşıladığı miktarın tenzil edilmesi zorunludur.
TBK 122'de öngörülen sorumluluk bir kusur sorumluluğu olup borçlunun temerrüdünün kusura dayanan sonucu söz konusudur. Temerrüt faizinden sorumlulukta borçlunun kusuru aranmaz iken, temerrüt faizi ile karşılanamayan zararın tazmininde borçlunun kusuruna dayanan bir sorumluluk öngörülmüştür. Alacaklının geçmiş günler faizi ile karşılanamayan bir zararı olmasına rağmen bunun doğmasında borçlunun kusuru yoksa aşkın zararın tazmininden söz edilemeyecektir. Böylece aşkın zarar para borçlarında temerrüdün kusura dayanan ve mütemerrit borçlunun sorumluluğunu ağırlaştıran bir unsur olmaktadır. Burada ispat yükü zarar görende olmayıp borçlu kendi kusursuzluğunu kanıtlamakla yükümlü tutulmuştur. Para borcunda temerrüde düşen borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olmadığını ispat konusunda TBK md 122 sözleşmelerden doğan sorumlulukta buna ilişkin genel kural md 112 ile paralel hüküm içermektedir. Buna karşın, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeye dayalı sorumluluklarda alacaklının borçlunun kusurunu ispat ile yükümlü olduğuna ilişkin genel kuraldan ayrılmaktadır.
6100 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinin (h) bendinde, hukuki yarar, dava şartları arasında sayılmıştır ve davacının talep ettiği şeye bağlanan, hukuki ve meşru, doğrudan ve kişisel, doğmuş ve güncel olması durumunda bu talebi kabule şayan kılan ve yokluğu hâlinde davacının dava yetkisinin olmadığı değer olarak tanımlanabilir (Emel Hanağası, Davada Menfaat, Ankara 2009, s.345).
Davacının subjektif hakkına hukuki korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâlihazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmaması hâlinde hukuki yararının bulunduğundan söz edilemez. Mahkemeye başvurmada korunmaya değer yararın bulunup bulunmadığı ise davanın açıldığı ana ilişkin bir değerlendirmedir. Bu nedenledir ki kural olarak hukuki yararın davanın açıldığı anda mevcut olması gerektiği kabul edilir.
Davacı alacağın geç ödenmesi nedeni ile temerrüt faizini aşan zararını olduğu iddiası ile eldeki davayı açmıştır. Munzam zarar oluştuğuna dayanak yapılan alacağa ilişkin takip dosyası halen derdesttir.
Yukarıda belirtildiği üzere munzam zarar borçlunun temerrüde düştüğü tarihten fiili ödeme tarihine kadarki zararını kapsamakta olup zararın hesabında temerrüt faizinin karşıladığı miktarın tenzil edilmesi zorunlu olmakla, hali hazırda temerrüt faizi miktarı ve ödenmesi gereken temerrüt faizini aşan bir zarar bulunup bulunmadığı henüz belirlenebilir değildir. Erken açılan işbu davada davacının hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmakta olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur . (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 13/04/2021 tarih, ... esas ve... karar sayılı ilamı.)

Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine,

2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 1.707,75 TL'nin mahsup edilerek bakiye 975,75 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,

4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama masrafı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

5-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 100.000,00 TL üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı verilen kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere vekillerin huzurunda karar verildi.08/04/2026