İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacının dava dilekçesinde özetle; aleyhine .... İcra Dairesinin 2025/... esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, bu icra takibin dava tarihi itibariyle öğrendiğini, beyan ettiği adreste ikamet ettiğini ve bu adrese ödeme emrinin gelmediğini, kapısına da herhangi bir not bırakılmadığını, usulsüz tebligat yapılmasından dolayı borçlu duruma düştüğünü, 12/12/2023 tarihinde ... Anonim Şirketine o yıllarda kullanmış olduğu ... plakalı aracın sigortasını yaptırdığını, davalıya gönderilen 37.968,00 TL fatura bedelinin davalı şirketin anlaşması olan ... Anonim Şirketini bağladığını, davalı ile bu sigorta şirketinin arasında olan sözleşme ile kendisinin alakasının olmadığını, fakat ... Anonim Şirketine kayyum atandığını için bu fatura bedelinin tahsilinin zor olacağı için davalının bu bedeli kendisine yansıttığını, bu yüzden başlatılan icra takibinin kötüniyetli olduğunu, bu icra takibi nedeniyle ... - ... da kayıtlı hesabına bloke konulduğunu belirterek davanın kabulünü, davalıya borçlu olmadığının tespitini, dava sürecinin sonuna kadar söz konusu fatura bedelinin davalıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, banka hesabına konulan blokenin kaldırılmasına, davalının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini ve adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğunu, bu yüzden göreve ilişkin itirazlarının olduğunu, dava şartı arabuluculuğun yapılmadığını, müvekkilinin davacının aracındaki hasarı giderdiğini, bu durumunda davacı tarafından inkar edilmediğini, müvekkiline ne sigorta şirketi tarafından ne de davacı tarafından ödeme yapılmadığını, bu yüzden icra takibinin başlatıldığını belirterek davanın reddini, davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile talep ettiği ihtiyati tedbir talebinin mahkememiz dosyasının 15/08/2025 tarihli ara kararı ile reddine karar verildiği görüldü.
Davacının 28/08/2025 tarihli beyan dilekçesi ile arabuluculuk son tutanağının dosyaya sunulduğu görüldü.
Davacının adli yardım talebinin mahkememiz dosyasının 15/08/2025 tarihli ara kararı ile reddine karar verildiği, davacının 18/08/2025 tarihli adli yardım talebinin reddine ilişkin karara itiraz dilekçesi ile itirazın değerlendirilmesi için dosyanın .... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/... değişik iş sayılı, 2025/... karar sayılı ve 03/09/2025 tarihli kararı ile adli yardım talebinin reddine ilişkin yapılan itirazın da reddine karar verildiği görüldü.
Mahkememiz dosyasının 12/11/2025 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı uyarınca ilgili yerlere müzekkere yazılarak davacının tacir-esnaf kaydının bulunup bulunmadığı hususunun sorulmasına karar verildiği, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün müzekkereye cevap verdiği, davacının herhangi bir tacir kaydına rastlanılmadığının bildirildiği görüldü.
Dava; davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. Sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır."
Mahkememiz 1 no.lu celsesinde davalıya uyuşmazlığın temelini ve icra takibine konu alacağın kaynağını açıklamak üzere süre verilmiş, davalı vekili tarafından ara karar doğrultusunda 02/12/2025 tarihli beyan dilekçesinin sunulduğu görülmüştür.
Davalı tarafından sunulan beyan dilekçesi içeriğinden; davacıya ait aracın cam hasarının davalı şirket tarafından onarımının yapıldığı, ancak bu onarım karşılığında ne davacı ne de davacının kasko sigorta şirketi tarafından davalı tarafa onarım bedelinin ödenmediğini, bu alacağın tahsili için da huzurdaki davanın açıldığı beyan edilmiştir.
Davacı mahkememiz celsesindeki beyanında ; aracının cam hasarını geçerli kasko poliçesi kapsamında yaptırdığını, aracın hususi bir araç olduğunu, dava dışı kasko şirketi iflas etiğinden davalının bu bedeli kendisinden tahsil etmeye çalıştığını bildirmiştir.
TTK' nun 4. Maddesi;
"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ ..., kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.
(2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır" şeklinde düzenlenmiştir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer yasalarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.
Dosyamız ile emsal mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2018/5311 E., 2018/4818 K. Sayılı kararında " Davanın açıldığı 15.12.2014 tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un amaç başlıklı 1. maddesinde "Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerinin korucuyu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir." hükmü bulunmaktadır. Kanun'un tanım başlıklı 3. maddesinin (1) bendi, "Sağlayıcı; Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", (k) bendi, "Tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", (1) bendi "Tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" şeklindedir. Bir hukuki işlemin tüketici işlemi sayılabilmesi için yukarıda belirtilen tanımlara uygun olması gerekir. Açıklanan hususlar gözetildiğinde eser sözleşmesi ilişkisinin de Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığının kabul edilebilmesi için taraflardan birinin tüketici, diğer yanın ise satıcı/sağlayıcı olması gerekir. Bu koşulların bulunması halinde tüketici işleminden ve sonuçta da görevli mahkemenin "tüketici mahkemesi" olduğundan söz edilebilecektir." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Somut olay yönünden yapılan değerlendirmede; davacı tarafından her ne kadar mahkememizde dava açılmış ise de; davacı ve davalı taraf arasında araç onarımına ilişkin hizmet akdi kurulduğu, uyuşmazlığın; davalının onarım bedelini davacıdan tahsil edip edemeyeceği noktasında toplandığı, onarıma konu aracın hususi kullanıma özgü bir araç olduğunun anlaşıldığı, taraflar arasında ticari bir uyuşmazlık bulunmadığı, davacının tacir olduğuna dair bir bilgi bulunmadığı gibi taraflar arasındaki uyuşmazlığın nispi ticari dava niteliğinde de olmadığından uyuşmazlığın Tüketici Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği kanaatine varıldığından mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya İstanbul Tüketici Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
3-HMK. Madde 20 uyarınca istinafa tabi olan işbu davada süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi)
5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına,
Dair tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere karar verildi. 31/12/2025