İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Şirketin İhyası
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili 26/02/2026 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...---- Şirketi ve --- aleyhine --- İş Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı dosyası ile işçilik alacağı istemli dava ikame etmiştir. Bu dava sonucunda ----İş Mahkemesi'nin 29/11/2021 tarihinde-----Şirketi bakımından davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraflarınca yapılan istinaf başvurusu neticesinde --- Bölge Adliye Mahkemesi ------. Hukuk Dairesi ----- Numaralı ve 03/10/2025 tarihli kararı ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın yerel mahkemesine iadesine karar vermiştir. İstinaf tarafından verilen karar sonucu dosya ---- İş Mahkemesi'nin ---- Numarasını almıştır. Ancak ne var ki celse arasında ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünden celp edilen evraktan ------ Şirketi adlı şirketin ticaret sicilinden 17/12/2024 tarihinde terkin edildiğini yapılan yargılamada öğrenmiştir. Buna istinaden ----. İş Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyasının 13/02/2026 tarihli duruşmasında----- Şirketi bakımından ihya davası açmak üzere taraflarına 2 hafta kesin mehil verilmiştir. İşbu davada ihyasını istedikleri ----Şirketi adlı şirketin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresi ----- İşbu şirket ticaret sicilinden 17/12/2024 tarihinde resen silinmiştir. İhyasını istedikleri şirket öncelikle tasfiye haline girmiş, akabinde ticaret sicilinden terkin edilmiştir. Bu nedenle davada husumeti, tasfiye memuru olduğu tespit edilen ... ve ticaret sicil müdürlüğüne yöneltilmiş bulunulmaktadır. 6335 sayılı kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen geçici 7. madde gereğince ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilecektir. Müvekkilinin 2021 yılından bu yana devam eden işçilik alacağı davası bulunmakta olup, dava evvel verilen kararda bir kısım alacağı tespit edilmiştir. Ancak verilen karardaki usuli eksiklikler nedeniyle karar ortadan kaldırılmış ve yargılama yeniden yapılmaktadır. İşçilik alacağı istemli dosya istinaf aşamasındayken ihyası istenen şirket terkin edildiğinden, devam eden işçilik alacağı dosyasında taraf teşkilinin sağlanması ve adil bir yargılama yürütülmesi adına müvekkilinin ihya davası açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547/2. maddesi "Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." hükmünü haiz olup şirketin ihyası ile bilikte tasfiye memuru atanması talebimiz bulunmaktadır. Yargıtay hükmünde de değinildiği üzere şirketin tasfiye/ek tasfiyesi için ihya kararı vererek şirketle ile ilgili işlemlerin yapılabilmesi için yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan edilmesini mahkemeden talep etme gerekmiştir. Müvekkilinin dava masraflarını karşılayacak durumu bulunmamaktadır. UYAP kayıtlarının tetkiki ile müvekkilinin dava masraflarını karşılamaktan aciz olduğu anlaşılacak olup müvekkilinin dava harç ve masraflarından muaf tutularak adli yardım kararı verilmesi talep olunduğundan bahisle adli yardım taleplerinin kabulüne, davanın kabulüyle ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünün ---- sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye sonucu sicin kaydı terkin edilmiş olan ---Mahkemesi'nin ----Esas sayılı dava dosyasının görülüp sonuçlandırılması ve infazı işlemleriyle sınırlı olmak üzere, ticaret siciline yeniden tescili suretiyle ihyasına ve tasfiye memurunun belirlenmesine, yargılama harç ve giderlerinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili 06.03.2026 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yapmıştır. Ticaret Sicili Müdürlüğü, Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağlar; yargı merci gibi hareket edemez. “..Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir. Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” (TTK.m.32). Yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verir. Aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddeder. Tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket “tasfiye memuru”ndadır. Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektirir. Tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevlidir. (6762 Sayılı TTK m.224 ve 6102 sayılı TTK m.285) Henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerekmektedir. (6762 Sayılı TTK m.445 ve 6102 sayılı TTK.m.541) Bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebilir. Tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, Müvekkili Sicil Müdürlüğü’nün tespit etmesi mümkün değildir. Mahkeme’nin davanın esası ile ilgili vereceği karara müvekkili Sicili Müdürlüğü uyacaktır. TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapmış olup, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı olacaktır. Nitekim tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğu düzenlenmiştir (TTK m. 553). Olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan; tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmamaktadır. Mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunludur. TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerekir. Zira Kanun'un gerekçesinde de ifade edildiği üzere, önceki tasfiye memurlarının görevi terkin işlemiyle birlikte sona ermektedir. "...dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesi 'Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.' hükmünü haiz olup, mahkemece, şirket ihyasına karar verilmesinin yanısıra 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması ile tescil ve ilanı gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir." Yargıtay ----Hukuk Dairesinin 08.04.2014 tarihli, ---- sayılı ilâmı. Bir başka husus olarak da, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerekmektedir. Buna göre; mahkemenizce atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması şarttır (TTK m. 536/4). Müvekkili davanın açılmasına sebep olmamıştır, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamaz. Müvekkili Sicili Müdürlüğü, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmamıştır. Tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurlarıdır. Bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkili, “yargılama masrafları”ndan sorumlu tutulamaz. Davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği "Yasal Hasım" konumunda bulunan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemez. "...ihya (ek tasfiye) davasında husumet, ilgili ticaret sicil müdürlüğüne yöneltilmiş ise de, yargılama giderlerinin yasal hasım niteliğindeki ticaret sicil müdürlüğüne yükletilmesi doğru değildir." Yargıtay ----/. Hukuk Dairesinin 07.04.2013 tarihli,----- sayılı ilâmı. "...her ne kadar husumet Ticaret Sicili Müdürlüğüne yöneltilmeli ise de, ortaya çıkacak yargılama giderleri Ticaret Sicili Müdürlüğüne yüklenemez. Çünkü Ticaret Sicili Müdürlüğü sadece yasal hasım konumundadır ve davanın açılmasına da sebep olmamıştır."----- gibi çok sayıda ilamı ve yerleşik uygulama da bu yöndedir. ----- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesi, ------Aynı yönde bkz. "Davalı ... sicil memurluğunun yasal hasım olduğu, tasfiye işlemlerinde her hangi bir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, davanın açılmasına ticaret sicil müdürlüğünün sebep olmadığı anlaşılmakla, mahkemece verilen karar yerinde olup davacı vekilinin her iki davalıya karşı davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen, davalı ... Sicil Müdürlüğü aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hüküm edilmediğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin ----- Karar sayılı kararı da benzer mahiyettedir.)" ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesinin, ------ ilâmı, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tasfiye memuru ...'a duruşma gününü bildirir dava dilekçesi tebliğ olunmuş ve taraf teşkili sağlanmıştır.Dava konusu ----. İş Mahkemesi----- Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacısının ..., davalılarının ------ Şirketi, davanın konusunun Alacak ve dava tarihinin 04/12/2019 olduğu, 13/02/2026 tarihli celse bir numaralı ara karar ile "Davalı şirketin ticaret sicilden telkin olduğu görülmekle davacı vekiline davalı şirkete ihya davası açmak ve buna ilişkin belgeyi sunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmadığı takdirde bu dava yönünden taraf teşkili sağlamadığından usulden reddine karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı)" kararı verildiği görülmüştür. Ticaret sicil kayıtları incelendiğinde; dava konusu-----Şirketi'nin tasfiyesinin sona erdiği 29.12.2011 tarihinde tescil edildiğinden ticaret sicili kaydının terkin edildiği ve tasfiye memurunun ... olduğu görülmüştür.
Dava, TTK'nın 547. maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.
TTK'nın 547. maddesi gereğince "(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde "şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir" hükümleri düzenlenmiştir. Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına olacaktır. Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir. TTK 547. Maddesi uyarınca şirketin TTK hükümleri uyarınca genel kurulunun tasfiye kararı alması, atanan tasfiye memurları tarafından yapılan işlemler sonucu tasfiye sonu bilançosu açıklanarak sicilden şirketin terkin edilmesine yönelik davalarda ise, husumet ticaret sicil memurluğu ile son tasfiye memurlarına yöneltilir. TTK 547 maddesi uyarınca açılan ihya (ek tasfiye) davaları için kanunda herhangi bir zaman aşımı ve hakdüşürücü süre düzenlenmemiştir. (Yargıtay ----- Somut olayda ihyası talep edilen ...'nde kayıtlı ...'nin tasfiyeye girdiği, tasfiye memurunun 29/12/2011 tarihinde şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine açılan ---Esas sayılı dosyanın derdest olduğu görülmüştür.
Bu hale göre davacının anılan dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki yararı bulunduğundan terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmakla, davanın kabulü ile şirketin ihyasına ve son tasfiye memurunun ek tasfiye için atanmasına karar verilmiştir.
HMK'nın 326 (1) maddesi uyarınca; Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Tasfiye sürecinde tasfiyenin eksiksiz yapılmasından tasfiye memuru sorumludur. Dava konusu şirketin tasfiyesinden sonra aleyhinde dava açıldığından tasfiye memurunun yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumluluğu bulunmamaktadır. Yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğü de, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumluluğu bulunmadığına karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Davanın KABULÜ ile,
1-...'nün ----sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye olan --- Şirketi'nin ---- İş Mahkemesi ------ Esas sayılı dava dosyasına münhasıran, yargılama ile icra ve infaz işlemleri tamamlanana kadar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547 nci maddesi uyarınca ŞİRKETİN EK TASFİYE İÇİN YENİDEN TESCİLİNE,
2-Son tasfiye memuru ...'un tasfiye memuru olarak atanmasına,
3-Kararın ...'nde tescil ve ilanına, ilan işlemlerinin davacı tarafından yapılmasına,
4-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732,00 TL başvurma harcı ve 732,00 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.464,00 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-Hazine tarafından yapılan 277,00 TL posta masrafının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.