Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait olan ..... plakalı aracın 18.04.2024 tarihinde sürücüsünün ve sahibinin .... olduğu ..... plakalı araçla birlikte Esenyurt/İstanbul istikametin de maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, ilgili kazada davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, müvekkilinin aracının taksi olduğunu ve müvekkilinin taksicilik mesleğini icra ettiğini, bu nedenle aracın onarımda kaldığı süre boyunca ticari kazanç kaybı meydana geldiğini, dava konusu kaza nedeniyle, müvekkilinin aracı serviste kalmış olduğunu, müvekkili tarafından kullanılamadığından; meydana gelen hasarın yanında işbu davaya konu olan hak mahrumiyeti de meydana geldiğini, her ne kadar eksper raporunda aracın onarım süresinin 10 gün yazılmış ise de yapılan tamiratların 10 günde yapılması mümkün olmadığından raporda yazan günün değil bu hasara uğrayan bir aracın ne kadar sürede tamir edilip teslim edileceği hakkında düzenlenecek rapor doğrultusunda hesaplama yapılmasını talep ettiklerini, dava konusu 18.04.2024 tarihli kaza sonucu müvekkiline ait araçta maddi hasar da oluştuğunu, hasarın tutarı, davalıya ait aracın 91124849 numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi kapsamında sigortacısı olan ..... Sigorta A.Ş. tarafından karşılandığını, ilgili sigorta şirketine müzekkere yazılarak ..... ve .... numaralı hasar dosyası ile ödeme bilgilerinin ve diğer tüm evrakların celbini talep ettiklerini, ayrıca dosyada eksik evrak kalmaması adına Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine müzekkere yazılarak davaya konu araçlarla ve kaza ile ilgili bilgi ve belgelerin istenilmesini talep ettiklerini, davanın kabulü ile bilirkişi raporu ile tespit edildikten sonra arttırılmak üzere şimdilik 10,00 TL hak mahrumiyeti tazminatının kaza tarihi olan 18.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi davalılardan tahsiline, davanın kabulü ile bilirkişi raporu ile tespit edildikten sonra arttırılmak üzere şimdilik 10,00 TL kazanç kaybı tazminatının kaza tarihi olan 18.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi davalılardan tahsiline, davanın kabulü ile bilirkişi raporu ile tespit edildikten sonra arttırılmak üzere şimdilik 10,00 TL sigorta hasarsızlık indirimi zararı tazminatının kaza tarihi olan 18.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi davalılardan tahsiline, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine müzekkere yazılarak davaya konu ..... ve ..... plakalı araçlarla ve kaza ile ilgili bilgi ve belgelerin istenilmesine, ..... Sigorta A.Ş. müzekkere yazılarak davaya konu kazaya ilişkin .... ve ..... numaralı dosyada bulunan araçlarla ve kaza ile ilgili, ödeme bilgileri dahil tüm bilgi ve belgelerin istenilmesine, davalının aracı elden çıkartma ve dava sonucu alınabilecek tazminatın sonuçsuz kalma ihtimali bulunduğundan davaya konu davalıya ait aracın trafik kaydına ihtiyati haciz konmasına, aracın onarım gördüğü servise müzekkere yazılarak müvekkiline ait ..... plakalı aracın ne kadar süreyle serviste kaldığının sorulmasına, servis kayıtlarının getirtilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Dava; 18/04/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacıya ait araçta meydana gelen ikame araç bedeli, aracın işletilmemesinden dolayı kazanç kaybı ve hasarsızlık indirim zararı nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)
"..... Davacı sigorta şirketi ise de, halefi olduğu dava dışı sigortalının tacir olduğu, ancak davalıların yapılan araştırmaya göre tacir olmadığı, davalılara ait aracın kamyon olması davayı ticari dava yapmayacağı, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı, davanın mutlak ya da nispi ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşıldığından, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir..." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi, ... Esas, ..... Karar, 27/12/2023 Tarih.
Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca, dava şartı olan bu husus, 6100 Sayılı HMK nın 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinde araştırılır, göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir. Bu nedenle öncelikli olarak görev hususunda inceleme yapılmıştır. Dava haksız eylemden kaynaklanan ikame araç bedeli, aracın işletilmemesinden dolayı kazanç kaybı ve hasarsızlık indirim zararı nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup mutlak ticari dava niteliğinde değildir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi, ..... Esas, .... Karar, 27/12/2023 Tarihli kararından da anlaşıldığı gibi aracın ticari araç olması davanın TTK nun 4. ve 5. maddeleri kapsamında "ticari dava" olarak nitelendirilemeyecektir. Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla; davacı vekilinin davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, dosyanın karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklana nedenlerle;

1-Davacı vekilinin davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20.maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,

3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine,

4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra davanın görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2 maddesince bir karar verileceğinin ihtarına,

5-Harç, masraf ve vekalet ücretinin HMK.nun 323/1-ğ ve 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemesince değerlendirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde karar verildi. 31/12/2025