Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/07/2019 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazası neticesinde müvekkil davacı ........'un ağır şekilde yaralanması, sürekli iş göremezliğe maruz kalması sebebiyle şimdilik 10.04 0,00 TL maddi tazminatın ve tedavi şimdilik 100,00-T1. bakıcı gideri tazminatının süresince bakım ihtiyacı doğduğu kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte dava Sigorta Şirketinden (teminat limiti ile sorumlu olmak Üzere) tahsili ile mücekkil davacıya ödenmesine sair talebimizi içeren uyarınca belirsiz alacak davası açmışlardır.
Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; öncelikle açıklanan nedenlerle davanın usulden reddine karar verilmesini mahkemeniz aksi kanaatte ise davacının davasının esastan reddine ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile Davacı ........ yönünden; 145.711,76 TL Sürekli iş göremezlik, 5.116,80 TL Bakıcı gideri olmak üzere TOPLAM 150.828,56 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 17/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, temlik alan ........ yönünden; Usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından temlik alan ........'in 10.000,00 TL'lik talebinin reddine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." şeklinde davacı ........ yönünden; 145.711,76 TL Sürekli iş göremezlik, 5.116,80 TL Bakıcı gideri olmak üzere toplam 150.828,56 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 17/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, temlik alan ........ yönünden; Usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından temlik alan ........'in 10.000,00 TL'lik talebinin reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.

Davalı ........ AŞ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacıların sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı giderleri talepleriyle açılan davada ilk derece mahkemesince müvekkiline karşı kısmi kabul hükmü kurulduğunu, mahkemece ........ bakımından sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tutarlarının belirlenerek hüküm tesis edildiği, ancak kusur tayininde sigortalı araç sürücüsüne atfedilen %100 kusurun dosya kapsamındaki çelişkili ifadeler ve mevcut deliller ışığında kabul edilemez olduğu, bisiklet sürücüsünün dikkatsizliği yönündeki beyanların kusur değerlendirmesinde dikkate alınmadığı, mevcut kusur raporları arasında çelişki bulunduğu ve bu çelişkinin giderilmesi için uzman/uzmanlarca yeni, ayrıntılı ve denetime elverişli kusur raporları alınmasının gerektiği, bakıcı gideri hesabında hastanede kalınan günlerin düşürülmesi gerektiği, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderleri yönünden sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığı ve tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanacağı iddiasıyla müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğunun sınırlı veya yok olduğu, tedavi giderlerinin mükerrer ödemeye yol açmaması için SGK ödemelerinin gözetilmesi gerektiği, bakıcı gideri hesaplamasında belge sunulmadığı takdirde asgari net ücret esas alınmasının gerektiği, tüm bu hususlarda ilk derece mahkemesince gerekli araştırma ve değerlendirmelerin yapılmadığı, hükmün gerekçesinin eksik ve denetime elverişsiz olduğu iddia edildiğinden istinaf yoluyla yerel mahkeme kararının kaldırılarak dosya kapsamındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla yeni bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, kusur tespitinin yeniden ve denetime elverişli biçimde belirlenmesine, sigorta sorumluluğu ve SGK ilişkisi gözetilerek tazminat taleplerinin yeniden değerlendirilmesine ve mahkemece usul ve esas yönünden gerekli düzeltmeler yapılarak müvekkil lehine sonuç tesis edilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
maluliyete ve aktüeryaya itiraz ve Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;
AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.
Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları, idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.
Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.

Bu halde mahkemece AYM verilen iptal kararı doğrultusunda PMF 1931'a göre KARAR verilmesi gerekerken TRH 2010 uygulanması yanlış İSE DE
Davacının açıkça TRH 2010 a göre hesaplama yapan alternatif raporuna göre davasının artırdığı ve söz konusu rapora itirazının bulunmadığı, PMF 1931'e göre yapılan hesaplama miktarının DAVALININ ALEYHİNE OLDUĞU DA GÖZETİLEREK SONUÇ İTİBARİYLE HÜKMEDİLEN meblağ doğru olup itiraz yersizdir.
Davalı vekilinin kabul edilen, bakıcı giderinin, teminat kapsamı dışında olduğuna ve bu nedenle bu alacak kalemlerinin kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde;
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir" hükmü gereği söz konusu zarardan davalı taraf sorumlu olmadığını iddia etmekteyse de Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi ve dolayısyla Güvence Hesabı zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin ve dolayısıyla Güvence Hesabının, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sorumlulukları devam etmektedir.
2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür.
Sigorta şirketinin, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi ve Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9. Maddesine göre sorumluluğu üstenen güvence hesabının, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden,güvence hesabının,sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir.
Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. 1995/11-122 K.1995/430)
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,

1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri,

2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,

3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,
Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.
Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.
Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki;

1-Bakıcı giderleri

2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)

3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.
Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez.
Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)
ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİ NİN nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre 6704 SAYILI KANUNUN 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNİN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA” İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE GENEL ŞARTLARDA ’’ İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR
Bu halde davalı vekillerinin istinaf itirazları yerinde değildir.

Kusura itiraz

Mahkeme ara kararı gereğince dosyanın Ankara ATK'ya gönderilerek düzenlenen rapordan özetle; İlgi yazınız ile gönderilen dava dosyası tarafımızca incelendiğinde; olayın yaralanmalı trafik kazası olduğu anlaşılmış, olayın oluş şeklini anlatır krokiye dosya içeriğinde rastlanılmamıştır. Sağlıklı biçimde rapor tanzim edilebilmesi bakımından kaza günü itibarı ile mahal şartları, yol ve kavşak durumu, çarpma noktasının yeri ve yol kenarına olan uzaklıkları, kaza öncesi araçların seyir yönü, araçlara hitap eden trafik levhaları, araçların darbe aldığı ilk kısımlar ve kazanın ne şekilde meydana geldiğini belirtir ölçekli krokiye, ek olarak varsa mahalli gösterir renkli fotoğraflar, tespitler…v.b. gibi tüm verilerin okunaklı biçimdeki hallerine ihtiyaç duyulduğunu bildirdikleri görülmüştür.
Mahkemece 05/01/2024 tarihinde olay mahallinde keşif icra edildiği, ........ Mahallesi, giriş caddesi üzerinde olayın olduğu ifade edildiği, Keşif tarihinde gidiş geliş yönlü yol olduğu gözlemlenmiştir.
Yapılan keşif neticesinde Mahkemece resen görevlendirilen kusur alanında uzman bilirkişi ........ tarafından düzenlenen rapor ile Keşif mahallinde yapılan incelemeler sonrası, keşifte hazır bulunan Davacı ........'un da beyanları dikkate alınarak dava konusu kazanın olduğu mahallin resimleri, söz konusu kazaya ilişkin kaza krokisi keşifte yapılan incelemeler sonrası hazırlanmış, google haritalardan alınan resimler ekte .pdf formatında eklendiği görülmüştür.

Mahkeme ara kararı gereğince dosyanın Ankara ATK'ya gönderilerek düzenlenen rapordan özetle; Davalı taraf sürücüsü ........'in %100(yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, Davacı sürücü ........'un kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapor tanzim ettikleri görülmekle sunulan rapor dosya kapsamına uygun bulunmakla itiraz yersizdir.

Fiilen bakıcı tutulduğu tutulmasının ispatlamadığı

İDM tarafından maluliyetin belirlenmesi için rapor alınmış olup,sunulan raporda davacının kaza nedeniyle 2 aylık geçici iş göremezlik süresinde %100 malul kabul edilerek bakıcı giderine hükmedilmesinde bu süre içerisinde davacının bir başkasının bakımına muhtaç olduğu ve kişiye bu süre zarfında bakıcı gideri oluşmasının açık olmasına ve raporunun dosya kapsamına uygun olunmasına göre Davalı vekilinin buna ilişkin istinafı yerinde görülmemiştir.
Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak,
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,

1-Davalı tarafından alınması gereken 10.303,09 TL harçtan peşin alınan 5.151,56 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.151,53 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

2-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.08/04/2026

Başkan Üye Üye Katip | E imza E imza E imza E imza