İtirazın İptali

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda,

Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın sevk ve idaresinde bulunan aracın, müvekkilinin işletmekte olduğu ticari araca çarparak kazaya sebebiyet verdiğini, gerçekleşen kaza sebebiyle müvekkilnin aracının tamirde kalmış ve bu süre zarfında müvekkilinin kazanç kaybına uğramış olduğunu, tramer kaydına göre ... plakalı aracın %100 kusurlu olduğunu, davalı tarafın icra dosyasına yapmış olduğu itirazın haksız ve hukuka aykırı olup, bu hususun dosyaya sunmuş oldukları deliller, yargılama safahatında celp edilecek deliller ile bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacağını, açıklamış oldukları sebeplerden ötürü yapılacak yargılama sonucunda haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile davalı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına ve yargılama giderlerine mahkum edilmesine karar verilmesini istediklerini beyan ederek, davanın kabulü ile davalı tarafın icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, davalı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, vekalet ücretini de içerir yargılama giderlerinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı taraf sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, ... plakalı aracının kaza yapması neticesinde oluşan kazanç kaybı bedelinin müvekkilden tahsilini talep ettiğini, ancak davacının taleplerinin haksız olup davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu kaza tutanağına göre; kazada 3 araç bulunduğunu, müvekkil şirkete ait aracın ortadaki araç olup, en öndeki aracın ise davacının aracı olduğunu, davacının araç aniden durduğunda, müvekkiline ait aracın şoförü diğer davalı da yavaşlayıp durmuş ancak arkadan gelen ... plakalı 3.aracın şoförü duramayıp müvekkiline ait araca çarpmış, dolaylı olarak da müvekkiline ait aracın davacı araca çarpmış olduğunu, E-devlet sisteminden aldıkları kusur oranlarına göre müvekkiline ait aracın şoförünün kusur oranı -0- olup diğer 3. aracın şoförü -100- kusurlu gözüktüğünü, davacı tarafça aldırılan ekspertiz raporunu kabul etmediklerini, kusurun müvekkiline ait aracı kullanan diğer davalı da olmaması sebebiyle söz konusu raporda belirtilen rakamların afaki rakamlar olması nedeniyle itiraz ettiklerini, söz konusu davanın kazaya karışan 3. araç olan ... plakalı aracın sahibine/ şoförüne açılması gerekirken, kazada kusuru bulunmayan müvekkili şirkete/ şoföre açılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının haksız ve hukuka aykırı olarak icra takibi açtığından, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istediklerini beyan ederek, haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Büyükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı, 12/09/2025 tarihli ilamıyla verdiği görevsizlik kararı ile dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilmiştir.
Dava, hukuki niteliği itibariyle, gerçekleşen kaza neticesinde değer kaybına ilişkin başlatılmış icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
Davacı tarafın dava dilekçesine ekli arabuluculuk son tutanağını sunmadığından bahisle 02/12/2025 tarihli tensip tutanağı ile davacı vekiline dava şartı arabuluculuk son tutanağının aslını veya arabulucudan onaylı örneğini sunmak üzere 1 haftalık kesin süre tanınmasına, aksi halde, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verileceği hususu ihtar edilmiş, davacı vekili 10/12/2025 tarihli UYAP üzerinden gönderilen dilekçesine ekli arabuluculuk son tutanağını dosyaya ibraz etmiştir.
Büyükçekmece Arabuluculuk Dairesinin ... Numaralı dosyasında 24/03/2025 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı.
Dosya kapsamında bulunan Büyükçekmece İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 20.000,00 TL .... plakalı araçta meydana gelen kazanç kaybı olmak üzere toplam 20.000,00 TL alacak yönünden 27/12/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından 09/01/2025 tarihinde takibe, borca, takip dayanağı belgeye, faize ve faizin türüne ve miktarına ve borcun tüm ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı görülmüştür.
İstanbul Esnaf ve Sanatlarkarlar Odaları Birliği, Esenyurt Vergi Dairesi Müdürlüğü, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü, Beylikdüzü Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevap verildiği görüldü.
Esenyurt Vergi Dairesi Müdürlüğünün 30/12/2025 tarihli yazı cevabından; davacı ...'ın 2024 yılına ait Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinde, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunun anlaşıldığı, mükellefin 2024 yılına ait Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesinde dönem içinde elde edilen hasılat tutarının 490.393,90 TL ve matrahın 281.401,73 TL olduğu, Vergi Usul Kanunu 177. Maddesinde yer alan 1 ve 3.maddenin 2.bendinde yer alan nakdi limitin 990.000,00 TL olduğu ve mükellefin gayrisafi iş hasılatının bu limitleri aşmadığı hususunun bildirildiği anlaşılmıştır.
6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi, aynı yasanın 114/1-c bendi ile 115/1. Hükmü nedeni ile öncelikli olarak görev hususunda inceleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
TTK'nın 11. maddesinin ikinci fıkrası "(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." hükmünü amirdir. İlgili fıkrada her ne kadar ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği ifade edilmişse de söz konusu fıkranın 2/7/2018 tarihli değişiklikten önceki halinde sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği ifade edilmekteydi. Nitekim 21 Temmuz 2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile söz konusu ayrımın ne şekilde yapılacağı açıklığa kavuşturulduğundan ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu hususta yeni bir düzenleme yapılmadığından, halen geçerliliğini koruyan Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır.

Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, esnaf ve tacir ayrımı, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK’nun 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir. Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, sadece ikinci sınıf tacirlerin esnaf olarak kabulü söz konusu olabilir. Yani birinci sınıf tacirler hiç bir koşulda esnaf olarak kabul edilemez.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176. maddesine göre tüccarlar, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrılır. Birinci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre defter tutanlardır. İkinci sınıf tüccarların ise işletme hesabına göre defter tutanlardır. VUK'nun 177. maddesinde ise kimlerin birinci sınıf tüccar olduğu açıklanmış olup birinci aşamada gelir esasına göre bir ayrım yapılmış, maddenin son fıkrasında ise tacirin gelirine hiç bakılmaksızın, ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden tacirlerin de birinci sınıf tacir oldukları kabul edilmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre, kanun gereği birinci sınıf tacir sayılan bir tacirin esnaf olarak kabulü mümkün değildir. Salt ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması, esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez.
2025 yılı için geçerli olmak üzere esnaf ve sanatkar sayılma hadleri; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan Nakdi limitlerin yarısı (Fıkra 1 - Mal Alım Tutarı: 1.000.000,00 TL, Mal Satış Tutarı: 1.400.000,00 TL),(Fıkra 3 - Satış Tutarı: 1.000.000,00 TL) (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamıdır (Gayri Safi İş Hasılatı: 990.000 TL) şeklinde belirlenmiştir.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)
"..... Davacı sigorta şirketi ise de, halefi olduğu dava dışı sigortalının tacir olduğu, ancak davalıların yapılan araştırmaya göre tacir olmadığı, davalılara ait aracın kamyon olması davayı ticari dava yapmayacağı, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı, davanın mutlak ya da nispi ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşıldığından, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir..." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi, ... Esas, ... Karar, 27/12/2023 Tarih.
Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca, dava şartı olan bu husus, 6100 Sayılı HMK nın 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinde araştırılır, göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir. Bu nedenle öncelikli olarak görev hususunda inceleme yapılmıştır. Dava haksız eylemden kaynaklanan araçtaki kazanç kaybına ilişkin zarar nedeniyle başlatılan takibe itiraz istemine ilişkin olup mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Nispi ticari dava olup olmadığına ilişkin ise tarafların tacir araştırması yapılmış olup her ne kadar davalılardan ... Hizmetleri Ltd. Şti tacir ise de davacının tacir olmadığı İstanbul Esnaf ve Sanatlarkarlar Odaları Birliği, Esenyurt Vergi Dairesi Müdürlüğü( 30/12/2025 tarihli cevabı), İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne yazılan müzekkereler ile tespit edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2023/2078 Esas, 2023/3624 Karar, 27/12/2023 Tarihli kararından da anlaşıldığı gibi aracın ticari araç olması davanın TTK nun 4. ve 5. maddeleri kapsamında "ticari dava" olarak nitelendirilemeyecektir. Davacının tacir olmaması nedeni ile dava nispi ticari dava niteliğinde de değildir. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine, dosyanın Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar ve 12/09/2025 Tarihli görevsizlik kararı ile mahkmemize tevzi edildiği anlaşıldığından Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, 6100 sayılı HMK' nın 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,

2-GÖREVLİ MAHKEMENİN BÜYÜKÇEKMECE 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA,

3-Mahkememiz kararının kanun yoluna götürülmeksizin kesinleşmesi halinde daha öncede Büyükçekmece 8. Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının, halli merci tayini için dosyanın İSTANBUL BAM 37. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,

5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin vekillerinin yüzüne karşı karar verildi. 31/12/2025