İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tespit
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı sendikanın ekmek üreticilerinin hak ve menfaatlerini koruyan, mesleki faaliyetlerin yasal mevzuatlara uygunluğu konusunda çalışmalar yapan ve ekmek üreten müesseselerin kuruluşlarında yasal mevzuatlara uygun hareket edip etmediğini takip eden aynı zamanda yasal mevzuata uygun kurulmuş olan ekmek üreticileri arasında meydana gelecek olan haksız rekabeti önlemek amaçlı bir kuruluş olduğunu, davalının bulunduğu ilçede diğer üyelerden gelen şikayetler üzerine yapılan tetkiklerde davalı işyerinin ilgili yasal mevzuata uygun fırın ruhsatı bulunmadığı halde faaliyetine devam ettiğini, ilgili belediyenin şikayetlere ve duruma vakıf olmasına rağmen davalıya müsaade olunduğu anlaşıldığını, ilgili belediyeye defaatle şikayetler yapıldığı ancak netice anılmadığını, davalının 2. sınıf gayri sıhhi müessese nitelikli üretim yaptığı halde, haiz olduğu ruhsat 3. Sınıf gayri sıhhi müesselere ait olandır ki davalının faaliyet yoğunluğu gereği olarak sanayi bölgesinde bulunması gerekir iken o bölge de olmayıp konut bölgesindedir ve tüm bu hususular ilgili tüm yasal mevzuata aykırı olduğunu, davalının yasal belgeleri olmadan faaliyette bulunduğundan öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilerek, davalının ekmek üretiminin durdurulmasını, davanın kabulünü, haksız rekabetin tespitini ve haksız rekabetin men’ine, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket merkezinin ...'de bulunması nedeniyle yetkili Mahkemelerin Bakırköy Ticaret Mahkemelerinin olduğu bu yönüyle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacının ikame etmiş olduğu davadaki taleplerin zamanaşımına uğratığını, davacı tarafın işbu ikame edilmiş olan davada gerçekten bir taraf sıfatının bulunmadığını, davacı tarafın sübjektif bir hak sahipliği bulunmadığından sıfat (husumet) yönünden reddi gerektiğini, müvekkili şirkete çeşitli kurumlardan teftiş amacıyla gelinerek incelemeler yapıldığını, müvekkili şirketi tüm faaliyetlerini mevzuata uygun şeklide gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin ne yasal mevzuata aykırı bir faaliyeti ne de bu faaliyet neticesinde kendisine haksız kazanç sağlaması teşkil edebilecek bir faaliyeti söz konusu olmadığını, davacı tarafça, dava ikame edilmeden önce müvekkil şirkete sık sık ziyarette bulunularak kendi işveren sendikasına üye olunması ısrarla teklif ettiğini, ancak müvekkili şirket sendikaya üye olmak istemediğini, üye olunması için gerekli bir sebep olmadığını beyan ederek davacı işveren sendikasının teklifini reddettiğini, davacı asıl amacı müvekkil şirkete rahatsızlık vererek kendi sendikasına üye olmasını sağlamak olduğundan böyle bir dava açtığını, işbu davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra; "... Mahkememizce resen davalı şirketin faaliyetinde bulunan işyerinin ruhsatlandırılmasında görev ve yetkisi bulunan ... Belediye Başkanlığına yazılan müzekkerenin ikmalinde davalı şirketin işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlendiği ve yapılan denetimde mevzuata aykırı bir duruma rastlanılmadığının tespit edildiğini ve ruhsat suretinin cevabı yazıyla dosyaya sunulduğu görülmektedir. İş bu sebeple görevli ve yetkili kurumca da mevzuata uygunluğu bildirilen işyerin de yasal mevzuata aykırılık tespit edilmediğinden..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Hukuk Dairesinin 2022/660 Esas 2025/1083 Karar sayılı 19/06/2025 tarihli ilamı ile kaldırılmıştır. Kaldırma ilamında özetle ; "Dosya kapsamından, İstanbul ili ... ilçesi ... İlk Kademe Belediye Başkanlığı tarafından davalı şirket adına 31.12.2008 tarihinde gayri sıhhi iş yeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlendiği, ruhsatta faaliyet alanının ekmek ve unlu mamüller imalatı olduğu, faaliyet konusununda aynı olduğu, iş yeri sınıfının 3. sınıf olarak belirtildiği, 12.04.2021 tarihli ... Belediye Başkanlığı ruhsat ve denetim müdürlüğünün cevabı yazısında; davalı şirketin iş yeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlendiği, yapılan denetimde mevzuata aykırı bir duruma rastlanılmadığının tespit edildiği belirtilerek 31.12.2008 tarihli iş yeri açma ve çalışma ruhsatı örneğinin eklendiği, 19.04.2021 tarihli İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Zabıta Daire Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğünün cevabı yazısında; ... ilçesinde söz konusu adreste ekmek üretimi faaliyetinde bulunan iş yerinin ruhsatlandırılması görev ve yetkisinin belediyeye ait olmadığından arşiv kayıtlarından bahse konu iş yerine ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığının belirtildiği, mahkeme tarafından gelen cevabı yazılar üzerine yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 54. maddesinde, haksız rekabet üst başlığı altında amaç ve ilkeler düzenlenmiştir. Maddenin 1. fıkrasında, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olarak ifade edilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde, dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ticari uygulamalar başlığı altında 55/1 fıkrada, hangi hâllerin haksız rekabet halleri içerisinde yer aldığı belirtilmek üzere (a) bendinde, dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle hususların ne olduğuna yer verilmiştir. 55/e bendinde, iş şartlarına uymamak özellikle kanun veya sözleşme ile rakiplere yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanların dürüstlüğe aykırı davranmış olduğuna yer verilmiştir. Davacı sendika tarafından, davalının ruhsatsız ve imar kanununa aykırı şekilde ekmek üretimi yaptığı iddiası ile iş bu davayı açmıştır. Dava tarihi 22.03.2021'dir. Davalı şirket adına ruhsatın düzenleme tarihi ise ilgili belediyenin cevabı yazılarından anlaşıldığı üzere 31.12.2008'dir. Davacı tarafından ileri sürülen iddiaların yerinde keşif yapılarak tespit edilmesi, davalının faaliyetinin sahip olduğu ruhsata uygun olup olmadığının tespiti için maheallinde uzman bilirkişi eşliğinde keşif yapılmalıdır. Mahkemece, davacı iddialarının yerinde olup olmadığı konusunda uzman bilirkişi vasıtasıyla mahallinde keşfen inceleme yapılarak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir iken eksik incelemeyle davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya uygun görülmemiştir. " gerekçesi ile mahkememiz hükmünü kaldırmıştır.
Mahkememizce kaldırma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.
Taraf vekillerinin birlikte Mahkememize sunmuş oldukları 30/12/2025 tarihli Sulh Protokolü ve Muacceliyet Sözleşmesi ile; Taraflar arasında görülen davada tarafların sulhen uyuşmazlığı sonuçlandırmak amacıyla "1-) Davacısı ... ve vekili Av. ... ile Davalısı ... ve vekili Av. ... a İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2025/676 (2021/... Eki esas) dosya numaralı TESPİT davası dosyası üzerinden yapılan görüşmelerd tespit davasından feragat konularında anlaşmaya varmışlardır. 2-) Davacı ile davalı tarafın karşılıklı olarak birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri yoktur. İşbu sözleşmenin imzalanması ve İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2025/676 (2021/... Eki esas) dosya numaralı TESPİT davası dosyasının kapatılması ile birlikte taraflar birbirlerinden herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti talep edemeyeceklerdir. 3-) Davacısı ... ve vekili Av. ... ile Davalısı ... ve vekili Av. ... arasında İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2025/676 (2021/... Eki esas) dosya numaralı TESPİT davası konusunda başkaca anlaşmaya gerek olmadan feragat ettiklerini ve kapatılmasını gayrıkabili rücu olarak kabul ve taahhüt ederler. 4-)Beş maddeden ibaret olan bu anlaşma protokolü 30.12.2025 tarihinde, taraflarca başkaca bir istek ve talep olmadığından, okunup kabul edilerek özgür iradeleri ile imza edilmiştir." şeklinde anlaştıklarını beyan etmişlerdir.
6100 sayılı HMK'nun 313.maddesi gereğince sulh görülmekte olan bir davada tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşme olduğu, aynı yasanın 313/4. maddesine göre sulhun şarta bağlı olarak da yapılabileceği düzenlenmiştir.
Yine 6100 sayılı HMK'nun 315/1.maddesi “Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.” şeklinde düzenlenmiştir.
HMK 331.maddesi uyarınca davanın konusuz kalması halinde hakim davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumlarına göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği belirtilmiştir.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu 22. maddesinde, davadan feragat ya da davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınacaktır.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; taraf vekillerince 30/12/2025 tarihli dilekçe ile tarafların sulh olduklarını, davacı vekilinin vekaletnamesindeki yetki durumu incelendiğinde davacı vekilinin sulh olmaya yetkili olduğu, davacı ve davalının vekalet ücreti ve yargılama gideri talebi olmadığı, taraflar arasında sulhun mahkememizin ilk celsesi vuku bulduktan sonra gerçekleştiği tespit edilmiştir. Bu nedenlerle taraflar arasındaki sulh protokolü doğrultusunda uyuşmazlığın sona erdiğinin tespitine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Tarafların sulh olduğu anlaşıldığından 30/12/2025 tarihli Sulh Protokolü Ve Muacceliyet Sözleşmesine göre uyuşmazlığın sona erdiğinin tespitine,
-Taraflarca sunulan 30/12/2025 tarihli Sulh Protokolü Ve Muacceliyet Sözleşmesinin iş bu kararın eki olarak sayılmasına,
2-Karar ve ilam harcı 488,00 TL nin peşin alınan 59,30 TL den düşümü ile kalan 428,30 TL bakiye ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, (Bozma öncesi harç tahsil müzekkeresi yazılmış ise bu harçtan mahsubuna)
3-Taraflarca sunulan 30/12/2025 tarihli Sulh Protokolü Ve Muacceliyet Sözleşmesi'sinin 2. maddesi gereğince taraflar lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
5-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.