İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil şirketin alacağının tahsili amacıyla tarafımızca ... 31. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası üzerinden ... hakkında asıl alacaktan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Davalı borçlu, borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz etmiş ve takibi durdurmuştur. İşbu itiraz sadece takibi sürüncemede bırakarak müvekkilin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla yapılmış olup haksız ve mesnetsizdir.... sigorta anonim şirketine 05/03/2025 tarihli ... fatura numarası ile yapılan ödemenin rücu talebidir. Müvekkil tarafından yapılan ödemenin tarafımıza ödenmesi için rücu talebi olarak açılmış işbu icra takibine yapılan haksız itirazın kaldırılması talebi ile işbu davayı açmak mecburiyeti hasıl olmuştur. Davanın kabulüne, Fazlaya ilişkin hak ve alacak talep etme hakkımız saklı kalmak kaydı ile; davalının haksız ve mesnetsiz itirazının 35.886,85 TL üzerinden iptaline ve takibin takip tarihi itibariyle işleyecek faiz, vekalet ücreti ve tüm ferileri ile birlikte devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Müvekkil tacir değildir, dava dilekçe ekinde yer alan fatura da ... Sigorta adına kesilmiştir, müvekkilimize fatura edilen böyle bir alacak mevcut değildir.Müvekkil EK1'de görüleceği üzere, 06/12/2024 başlangıç tarihli, 06/12/2024 bitiş tarihli kaskosunu ... sigortadan yaptırmıştır. Kasko dosyası içerisinde kaskonun yapılış anında aracın durumunu gösterir fotoğrafları yer almaktadır.Kasko yapılmasının üzerinden yaklaşık bir ay geçtikten sonra müvekkilin aracının camı seyir halindeyken hasarlanmış bu sebeple müvekkilim davalı şirkete ulaşarak 30 Aralık 2024'te aracının kasko kapsamında tamirini talep etmiştir. Kasko poliçesi davalı şirkete iletilmiş tamir randevusu oluşturulmuştur.Sonrasında davalı acente şirket ile dava dışı ... Sigorta tarafından onay geldiği ve problem olmadığı bildirilerek müvekkilin aracı tamire alınmıştır. Bu süreçte müvekkile hiçbir bilgilendirme yapılmamış, hasarın kasko dışında olabileceği şeklinde bir bilgilendirme de yapılmamıştır. Davalı şirket müvekkile ait camın siparişini vermiş müvekkilim Mart ayının ortasına kadar davalı şirketten ilgili parçanın gelip gelmediğine dair haber beklemiştir.Nihayetinde müvekkilin aracının ilgili parçası temin edilmiş takılmıştır. Bu süreçte müvekkilden hiçbir ödeme talep edilmemiş, herhangi bir fatura bildirilmemiştir. Zira müvekkil, aracını kasko kapsamında yaptırmış, poliçede herhangi bir boşluk var ise de bu durumdan müvekkilimin sorumlu olması mümkün değildir.Müvekkilim davaya konu aracı 5 Mayıs 2025 tarihinde üçüncü bir kişiye satmış, kasko ve trafik sigortasını iptal etmiştir. Müvekkilimin kasko ve sigorta iadesi kesintisiz ve tam olarak iade edilmiştir.Olayın üzerinden aylar geçmiş (02.10.2025) ilk kez “avukata verildi/70.000 TL çıkar fatura” gibi ifadelerle müvekkile ödeme talebi yöneltilmiştir. Davalı şirket müvekkile ilgili tamirin "kasko dışı" olduğunu ifade ederek ücret talebinde bulunmuştur.Davacı taraf alacaklı olduğunu ispat edememiştir. Öncelikle müvekkil tacir/esnaf değildir.Davacı tarafça açılan davanın TAMAMEN REDDİNE, ve icra inkâr tazminatı talebinin REDDİNE,
Davacının kötü niyetli olarak takip ve dava açmış olması nedeniyle İİK m.67/2 uyarınca, dava konusu alacağın en az %20’sinden aşağı olmamak üzere müvekkil lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,
Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini..." savunmuştur.

Dava ; davalıya ait binek aracın tamir masraflarının ödenmesine ilişkin başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır .
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği düzenlenmiştir.
Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Yani bir özel mahkemede bakılacağına dair özel bir kanun hükmü bulunmayan her dava genel mahkemelerde görülür. Özel mahkemeler istisnai niteliktedir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunu'nun 3/1-k maddesinde, Tüketici ''Ticari veya mesleki olmayan amaçlı hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak 3/1-ı bendinde ise Tüketici işlemi "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 73/1. maddde; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin Tüketici Mahkemelerine ait olduğu ve 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.

Tüm dosya kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; davacı şirket davalıya ait ... plakalı otomobilin camının kırılması nedeniyle onarımını gerçekleştirdiği, aracın davadışı ... sigortadan kasko sigortalısı ile sigortalı olduğu, kasko firmasının onarım bedelini karşılamaması nedeniyle temel ilişkiye dayalı olarak araç malikinden bedelin tahsilinin talep edildiği,aracın binek otomobil olup davalının tüketici olduğu, davacının sigorta hukukuna dayalı bir talebinin olmadığı, kasko ödemesi yapılmamasının iş bu davanın konusu olmadığı,davalı ile davadışı sigorta şirketi arasındaki iç ilişkiyi bağladığı taraflar arasındaki hukuki ilişkinin 6502 sayılı Kanun kapsamında bir tüketici işlemi olduğu anlaşılmakla davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usûlden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, HMK'nın 114/1-c. Ve 115/2. Maddeleri uyarınca davanın usulden reddine,

2-HMK'nın 20/1. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İstanbul Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,

3-HMK'nın 331/2. Maddesi uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususlarında görevli mahkemece karar verilmesine, mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususunda da karar verilmesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/04/2026