6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ;

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Dava dışı ... A.Ş'nin poliçede belirtilen riziko adresleri ve diğer taşeron adreslerinde gerçekleştirdiği gemi onarım faaliyetine bağlı olarak muhafaza, nezaret ve kontrolü altındaki üçüncü şahıslara ait su araçlarında meydana gelecek hasarlar sonrası doğacak hukuki sorumluluğu, müvekkili şirket tarafından ... numaralı ... Poliçesi ile sigortalandığını, müvekkili şirket sigortalısı ile ...Adi Ortaklığı arasında 10/07/2021 tarihinde akdedilmiş olan sözleşme uyarınca, ... Şirketine ait işyeri sahaları ile rıhtım ve iskelelerinde bulunan her türlü yüzer vasıtada yapılacak olan keşif, inceleme, bakım, onarım ve tadilat işlemlerinin yüklenici tarafından yapılacağı kararlaştırıldığını, işbu sözleşme kapsamında 21/08/2021 tarihinde ... gemisinin üçüncü 5 yıllık sörvey işlemleri dahilinde yapılan pervane şaft bakım işi sırasında şaftın kıç tarafındaki vince bağlı olan sapanın kopması üzerine şaft ve bulunduğu yatak bölgesi zarar gördüğünü, yüklenici ... Adi Ortaklığının ortakları olan davalılar kusurları oranında meydana gelen zarardan birlikte sorumlu olduğunu, yapılan tespit ve değerlendirmeler sonucunda müvekkili şirket tarafından sigortalısına 461.468,00 USD tazminat ödenmesi yapıldığını, sigortalısının haklarını devralan müvekkilinin davalılara rücu hakkının doğduğunu, müvekkili şirket tarafından inceleme sonucunda uzman görüşünde yüklenici firmaya %10 oranında kusur izafe edildiğini beyanla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik %10 kusur oranına isabet eden 46.146,80 USD rücuen tazminat alacağının sigortalıya ödeme yapılan 05/09/2022 tarihinde itibaren işleyecek Devlet Bankalarının 1 yıl vadeli döviz hesabına işlettiği en yüksek döviz faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde, Davacı Deniz Ticareti veya ... Sigortası'ndan kaynaklanan bir talepte bulunmadığını, ... Poliçesi kapsamında sigortalısına ödemiş olduğu bedelden müvekkiline kanuna ve usule aykırı olacak şekilde kusur izafe etmeye çalışarak rücu talebinde bulunduğunu, Deniz Ticaretine dair hükümlerle ilgili olmayan bu talepler karşısında İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olmadığından davanın öncelikle görev yönünden reddine karar verilmesini, İstanbul Mahkemeleri her durumda yetkisiz olduğunu, müvekkillerinin ikametgah adresleri Tuzla/İstanbul ve Gebze/Kocaeli olduğundan işbu davada müvekkilleri yönünden İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemeleri veya Gebze Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkili olduğunu, davacı taraf müvekkilleri ve ... Adi Ortaklığı aleyhine İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında toplam 46.870,11 Euro bedelli takip başlattığını, icra dosyasına müvekkillerinin itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini, İcra Müdürlüğünün durdurma kararı sonrasında davacı İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu 2022/130492 Dosya No, ... Başvuru Dosya Numarasında kayıtlı başvuru yaptığını, davacı bu dosyada anlaşmama son tutanağı düzenlendikten sonra bu kez müvekkiller aleyhine İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu ... dosya no, ...başvuru dosya numarasına kayıtlı icra takibinde belirttiği talebiyle aynı olacak şekilde yeni bir başvuru yaptığını, davacı bu şekilde hem icra takibi başlattığını hem de bu icra takibinden bağımsız bir alacak davacı açmış olması nedeniyle yani aynı alacak iddiası için hem derdest bir icra takibi varken hem de aynı zamanda aynı alacak iddiası için bir alacak davası açması hukuka aykırı olduğunu, davacı huzurdaki alacak iddiası için ilk TL üzerinden talepte bulunduktan sonra bu tercihini değiştirmesi hukuken mümkün olmadığını, ... Adi Ortaklığı, ... A.Ş ile imzaladığı sözleşme kapsamında tersanede çalışmaya başladığını, dava konusu olayda herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, ... Ortaklığı tarafından yapılan işlerin tamamı tersane/işveren talimatlarıyla yapıldığını, müvekkilleri ve adi ortaklık çalışanları tersane yetkilileri/mühendisleri tarafından bir talimat almadan ve gözetim altında olmadan herhangi bir zamanda herhangi bir iş yapmadığını, hem geminin çalışanları hem armatör tarafından yetkilendirilen ... firmasının hem de tersanenin uzman çalışanları tarafından yapılan bir işte sadece işvereninin talimat ve emirlerini yerine getiren adi ortaklığın herhangi bir kusuru bulunmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 23/09/2025 tarihli ilamı ile; " ...Davacının dava dışı sigortalısına ait ... adlı geminin bakım ve onarım işlemleri sırasında meydana gelen hasarın oluşmasında dava dışı sigortalının, davalıların veya üçüncü kişilerin kusurunun bulunup bulunmadığı, varsa kusur oranları, hasarın miktarı konularında rapor hazırlanması için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, dava konusu hasarın meydana gelmesinde davalıların kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olması sebebiyle rapora itibar edilmiştir. Açıklanan sebeplerle, rücu talebine konu hasarın meydana gelmesinde davalıların kusurunun bulunmadığı, bu haliyle rücu şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine" karar verilmiştir.

Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Sayın Bilirkişi Heyetinin, herhangi bir gerekçe göstermeksizin; "Heyetimiz, olayın meydana gelişi ile ilgili olarak, ilgililerin ifade ve beyanları ile dosya içerigi diğer belgelerin degerlendirmesi sonucunda, davalının meydana gelen hasardan ötürü sorumlu tutulamayacağı kanaatine varmış olup" şeklinde beyan etmiş olduğu görüşün esas alınması mümkün olmadığını, herhangi bir değerlendirmede bulunmaksızın sadece tarafımızdan sunulmuş olan uzman görüşleri üzerinden "katılıyoruz / katılmıyoruz" şeklinde yapılan yorumların yeterli kabul edilemeyeceğini, kaldı mi ek görüşte, ...'in sorumluluğunun bulunmadığına ilişkin herhangi bir yorum yapılmadığı gibi "..." başlığı altındaki 1 nolu bentte; olayın meydana gelmesine, ...'in 2. derecede kusurlu ve ihmalkar davranışları ile sebebiyet verdikleri yönündeki kök raporda varılan tespit ve kanaati değiştirecek yeni bir bilgi ve bulgunun ortaya konmadığı açıkça belirtildiği,Sayın Bilirkişi Heyeti'nin, 1 nolu bendi dikkate almayarak 2. bentte yer alan, tersane ve gemi hakkındaki kusur oranlarının değişebileceğine ilişkin uzman görüşünü; "Uzman Görüşünün bu dosyada davalı taraf olan alt-yüklenici ...' in dava konusu edilmiş olan olayda sorumlu tutulamayacağı yönünde değişmiş olduğu" şeklinde yorumlanmış olması anlaşılır ve kabul edilebilir olmadığını, netice olarak, ek uzman görüşünde sadece gemi ve tersane hakkındaki kusur oranlarının değişebileceği belirtildiğini, Kök Uzman görüşü ile ...'in sorumluluğu belirlenmiş olup ek görüşte de bu hususta bir değişiklik olmadığı açıkça yer aldığını dolayısı ile bilirkişi raporu bu yönden de hatalı olup hükme esasa alınabilecek nitelikte olmadığını, Yerel Mahkeme bilirkişi raporuna karşı itirazlarımızı dikkate almadığı gibi ek rapor alma gereği dahi duymadan davanın reddine karar verdiğini, Yerel Mahkeme kararı; "Ret olunan dava yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalılar lehine takdir olunan 132.655,98 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara müştereken ve müteselsilen verilmesine" Şeklindeki hüküm fıkrası sebebiyle de hatalı olduğunu, zira maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir iken nispi ücret takdir edilmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek eksik inceleme sonucu, hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak verilen yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE: Dava, “ ... Poliçesi “ kapsamında ödenen hasar bedelinin rücuen tazmini istemine ilişkindin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.Öte yandan, TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir.İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 24/05/2023 tarihli kararı ile; "Sigorta teminatı eser sözleşmesi kapsamında tersanenin yaptığı iş ve işlemlerden dolayı meydana gelen zararlarla ilgili olduğu, dolayısıyla burada bir deniz sigortasından bahsedilmesi söz konusu olmadığı, sigorta poliçesi ile tersanenin üçüncü şahıslara verdiği zararlar teminat altına alınmış olduğundan görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu" gerekçesiyle mahkememizin görevsizliğine karar verilmiş, verilen karar davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 27/12/2023 tarihli kararı ile; dava deniz ticaretinden kaynaklanmayıp, taraflar arasındaki geminin tamir, bakım ve onarımının yapılmasına ilişkin eser sözleşmesinden kaynaklandığından, davaya bakma görevi denizcilik ihtisas mahkemesi sıfatıyla görevlendirilmiş asliye ticaret mahkemesine ait olmayıp, genel mahkeme olarak asliye ticaret mahkemeleri görevli olduğundan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine dosya İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilmiş, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.05.2024 tarihli ilamı ile yetkisizlik kararı verilerek İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğu belirtilmesi üzerine yargılamaya İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince devam olunmuştur.Davacının dava dışı sigortalısına ait ... adlı geminin bakım ve onarım işlemleri sırasında meydana gelen hasarın oluşmasında dava dışı sigortalının, davalıların veya üçüncü kişilerin kusurunun bulunup bulunmadığı, varsa kusur oranları, hasarın miktarı konularında üçlü bilirkişi heyetinden alınan 15/07/2025 tarihli raporda özetle; "Dava konusu olay; Tuzla-İstanbul' da bulunan ... firmasına ait tersanede, 21-08-2021 tarihinde akşam 22: 00 sularında, ... adlı geminin bakım onarımı faaliyetleri kapsamında, geminin pervane şaft ve kanatlarının bakım onarımının yapılması için sökülmesi sırasında, tersanenin yetkili personelinin gözetimi altında ve yönetiminde, bu işle ilgili olarak sözleşme kapsamında görevlendirilmiş taşeron firma olan ... firması temsilcisi (görevlisi) kontrolünde ve diğer bir taşeron firma olan... Grup'tan kira yoluyla vinç hizmeti alınarak yapılan işlemi sırasında, pervane şaftının dıştaki ucu salınım yapmış, şaft yatağı içinde kalan kısmı ise yatak layneri içinde sıkışarak, kalmış ve eğilmiştir. Olayda hasar gören başlıca gemi elemanları, şaft, şaft yatağı, layner vs. için birçok düzeltici faaliyet yapılmış, gemi onarımı bir süre sonra tamamlanmıştır.Gemi İnşa ve Gemi Makınaları Mühendisi... tarafından sunulan 08/12/2021 tarihli Uzman Görüşü raporunda ;... İhmalkar davranışları nedeniyle bu olaya sebebiyet vermiş olmaları nedeniyle, projeden sorumlu ... Tersanesi mühendisi ile bakım onarımı yapılmakta olan ... gemisi ilgililerinin 1. derecede, alt yüklenici (taşeron) ...'in de 2. derecede kusurlu oldukları, kusur oranlarının,... Tersanesi için %50, Gemi için %40 ve alt yüklenici ... için %10 olabileceği, du dosyada davalı taraf olan ...'in kusuru için ise ".. Ancak öte yandan, operasyona başlamadan önce ...'nin, uzmanlık gerektiren bu işteki kendi bilgi ve tecrübesini tersane ile paylaşıması ve ağırlık dağılımına göre sapan seçiminde iş birliği yapması, gerek sapanın seçimi gerekse bağlantı şekli bakımından emniyetsiz gördüğü bir duruma müdahale ve itiraz etmesi, onun sözleşmesel sorumluluğudur. Bu sorumluluğunu yerine getirmediği tarafımca değerlendirilen alt yüklenici firma ... in kazanın meydana gelmesinde 2. derecede sorumluluğu bulunması gerektiği düşünüldüğü" tespiti yapılmıştır.Heyetimiz, olayın meydana gelişi ile ilgili olarak, ilgililerin ifade ve beyanları ile dosya içeriği diğer belgelerin değerlendirmesi sonucunda, davalının meydana gelen hasardan ötürü sorumlu tutulamayacağı kanaatine varmış olup, Uzman Görüşü raporunda bulunan bu yöndeki tespite iştirak edilmemiştir.Uzman Görüşü Raporu (Kök Rapor) sonrası, tersane mühendisi tarafından 09/12/2021 tarihinde yapılmış yeni bir beyan üzerine, Kök Raporu hazırlayan Gemi İnşa ve Gemi Makinaları Mühendisi ... tarafından hazırlanan 17/12/2022 tarihli Ek Uzman Görüşü Raporunda; ... (.... Tersanesi) mühendisi .... bu yeni ifadesinde, önceki ifadesinden daha detaylı olarak, "şaft ve dümen işlerine ait tüm dökümanları gemiden aldığını, hızlıca inceleyip hub'ın tonajını, kanatlar hariç 18300 kg olarak tespit ettiğini, şaftın ağırlığı ile alakalı tüm doküman ve çizimleri incelediğini, ancak şaftın ağırlığına dair bir bilgi öğrenemediğini, bu hesabı tersanenin dizayn departmanına yaptırmayıp, geminin teknisyenlerine sözlü olarak sorduğunu, yaklaşık 12 ton civarında olduğu bilgisini aldığını, ancak onların da emin olmadığını, işi yapacak olan .... firmasına bu bilgileri verdiğini,... yetkilisi ...'nın bunların net bilgiler olup olmadığını kendisine sorduğunu ve hatta daha güvenli bir kaldırma şekli önerdiğini, ancak kendisinin inisiyatif alarak işe devam etmeleri için baskı yapıp talimat verdiğini, detaylı yük dağılımı yaptırmadan tahmini ağırlık hesabıyla işi yaptırdığını" beyan ettiği, projeden sorumlu Tersane Mühendisinin 08.12.2021 tarihinde verdiği ikinci ifadesinde, tüm sorumluluğu üzerine alarak yaptığı yönündeki beyanlarına itibar edilmesi halinde, Kök Raporda kanaat olarak belirtilen kusur yüzdelerinin yeniden paylaştırılmasının mümkün bulunduğu ve bu beyanın, kazanın meydana gelmesinde geminin kusurunun azalmasına, buna mukabil tersanenin kusurunun artmasına dayanak olacağı; yeni kusur dağılımının sayın sigorta şirketi tarafından yapılabileceği..." ifade edilmiştir.Bu ifadelerden anlaşılan Uzman Görüşünün bu dosyada davalı taraf olan alt-yüklenici ...' in dava konusu edilmiş olan olayda sorumlu tutulamayacağı yönünde değişmiş olduğu, Heyetimiz, olayın meydana gelişi ile ilgili olarak, ilgililerin ifade ve beyanları ile dosya içeriği diğer belgelerin değerlendirmesi sonucunda, davalının meydana gelen hasardan ötürü sorumlu tutulamayacağı kanaatine varmış olup, 2. Uzman Görüşü raporunun da aynı yönde olan tespitine iştirak edilmiştir.Dava, gemi bakım onarım sözleşmesine ilişkindir. Gemi bakım onarım sözleşmesinin hukuki niteliği eser sözleşmesidir. Bu itibarla Türk Borçlar Kanunu m. 470 ve devamındaki hükümlere tabiidir.İşbu hükümler uyarınca yüklenici yani somut uyuşmazlık bakımından davalının üstlendiği edimleri davadışı sigortalının menfaatini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmelidir. Dolayısıyla yüklenici sıfatını haiz davalının özen yükümlülüğü çerçevesinde işini ifa etmesi gerekmektedir. Aksi takdirde meydana gelen zarardan sorumlu olacaktır. Yüklenicinin göstermesi gereken özenin derecesi bakımından kanun koyucu TBK m.471/f. 2 ile objektif bir ölçüt getirmiştir. Bu ölçüt benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranıştır. Bu hüküm uyarınca somut uyuşmazlık bakımından davalının gemi bakım onarımına ilişkin işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun olarak özen göstermesi gerekmektedir. Bu özeni göstermediği takdirde kusurlu addolunacak ve meydana gelen zarardan sorumlu tutulacaktır. Dolayısıyla yüklenicinin söz konusu hükümden kaynaklanan özen yükümlülüğü bir tür kusur sorumluluğudur. Bu itibarla davalı yüklenicinin özen yükümlülüğünü kusurlu olarak ihlal etmiş olması halinde sorumluluğu doğacak, kusuru bulunmadığı takdirde ise sorumluluktan kurtulacaktır. Somut uyuşmazlıkta ise davalının kusurlu olduğu ispat edilememiştir. İspat yükü hususu HMK m. 190/f.1 ile şu şekilde düzenlenmektedir: "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." Bu itibarla HMK m. 190 uyarınca davacı davasını ispat etmelidir. Ancak davacı davalının sorumlu olduğunu ileri sürmekle beraber davalının kusurlu olarak özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini ispat edememiştir. İspata muhtaç olduğundan somut uyuşmazlık bakımından davalının sorumlu tutulamayacağı kanaatine ulaşılmıştır." şeklinde tespit ve görüşe yer verilmiştir.Dosya kapsamına göre; dava dışı sigortalı ... A.Ş. ile davalıların oluşturduğu ...Adi Ortaklığı arasında, işveren dava dışı sigortalının, yurt içi ve yurt dışı tüm birim, şirket, iştirak ve işyeri sahalarında, rıhtım ve iskelelerinde, hissedarı bulunduğu şirketlere ait işyeri sahalarında, rıhtım ve iskelelerinde, yapılmış/yapılacak olan yazılı veya şifahi sözleşmelerle iş vermiş veya iş almış olduğu veya proje ortaklığı yapmış olduğu üçüncü kişi veya şirketlere ait işyeri sahalarında, rıhtım ve iskelelerinde bulunan her türlü yüzer vasıtada yapılacak olan keşif, inceleme, bakım, onarım ve tadilat işlerinin yüklenici ... Ortaklığı tarafından yapılması konusunda 10/07/2021 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşme kapsamında 21/08/2021 tarihinde "..." gemisinin pervane şaft bakım işi sırasında şaftın kıç tarafındaki vince bağlı olan sapanın kopması üzerine şaft ve bulunduğu yatak bölgesinin hasar görmesi nedeniyle uğranılan zararın, davadışı işverin ... A.Ş. 'nin belirtilen riziko adreslerinde ve diğer taşeron adreslerinde gerçekleştirdiği gemi onarım faaliyetine bağlı olarak (tamir, bakım, montaj, retrofitting vb) muhafaza, nezaret ve kontrolü altındaki üçüncü şahıslara ait su araçlarında meydana gelecek hasarlar sonrası doğacak hukuki sorumluluğa ilişkin düzenlenen "... Poliçesi" kapsamında 05.09.2022 tarihinde 461.468,00 USD ödeme yapılarak karşılandığı, hasarın meydana gelmesinde yüklenici adi ortaklığının kusurlu olduğu iddiası ile ödenen bedelin davalının %10 kusuru oranında rücuen tahsili amacı ile iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Görüldüğü üzere dava dışı işveren sigortalı ile davalıların oluşturduğu adi ortaklık arasındaki uyuşmazlık; sigortalının tersanesinde bulunan geminin, bakım ve onarımı yapılması hususunda imzalanan hukuki niteliği eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup Türk Borçlar Kanunu'nun 470 vd. Maddelerine tabidir."Yüklenicinin Borçları" başlıklı "MADDE 471- Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir.Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamakla yükümlüdür." hükmüne yer verilmiş, yüklenici olan alt taşeron davalıların da düzenlemeden de anlaşılacağı üzere edimini sadakat ve özenle ifa etmek yükümlülüğü bulunmaktadır.Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunda benzer alanlardaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kuralların esas alınacağı da açıklanmıştır.Somut olayda; dava dışı sigortalının tersanesinde bulunan geminin, bakım ve onarımına ilişkin düzenlenen sözleşme kapsamında tersanenin yetkili personelinin gözetimi ve yönetimi altında ve davalı taşeron firman görevlisinin kontrolü sırasında 21.08.2021 tarihinde ... gemisine yapılan pervane şaft bakım işi sırasında şaftın kıç tarafındaki vince bağlı olan sapanın kopması üzerine şaft ve bulunduğu yatak bölgesi zarar gördüğü anlaşılmıştır.Davacı sigorta şirketi; yaptırılan ekspertiz çalışmaları ve alınan uzman görüşü raporu sonucunda meydana gelen zarardan davalıların kusur oranı %10 olarak belirlendiğinden kusur oranına göre sigortalıya yapılan ödemenin rücuen tazminini talep etmiştir. Dayanak yapılan 08/12/2021 tarihli Uzman Görüşü raporunda; "operasyona başlamadan önce ...'nin, uzmanlık gerektiren bu işteki kendi bilgi ve tecrübesini tersane ile paylaşması ve ağırlık dağılımına göre sapan seçiminde iş birliği yapması, gerek sapanın seçimi gerekse bağlantı şekli bakımından emniyetsiz gördüğü bir duruma müdahale ve itiraz etmesi, onun sözleşmesel sorumluluğunda olduğu, ancak bu sorumluluğunu yerine getirmediği değerlendirilen alt yüklenici davalının kazanın meydana gelmesinde 2. derecede sorumluluğu bulunması gerektiği" ifade edilmiştir. Ancak düzenlenen kök rapor sonrasında dava dışı sigortalı tersane mühendisinin yeni beyanları sonrasında kök raporda değişikliğe gidilmiştir. Kök raporda değişikliğe gidilmesine sebep olan dava dışı tershane mühendisinin beyanlarına yönelik tarafların bir itirazının bulunmadığı görülmüştür. Her ne kadar kök uzman raporunda; uzmanlık gerektiren davaya konu hadisede, davalı yüklenicin bilgi ve tecrübesini tersane ile paylaşması ve gerekli gördüğü durumlarda müdahale etmesi gerektiğine ilişkin sorumluluğunu yerine getirmediğinden davalıya kusur atfedilmiş ise de tershane mühendisinin beyanlarından anlaşıldığı üzere davalı yüklenici yetkilisinin işin güvenli şekilde yapılması için gerekli bilgileri sorduğu, net bilgi alamadığı için daha güvenli bir kaldırma şekli önerdiği, ancak dava dışı tershane mühendisi kendi inisiyatif alarak işe devam etmesi için baskı yapıp talimat vermesi neticesinde işlerin dava dışı tersane/işverenin talimatlarıyla yapıldığı, dolayısıyla davalı yüklenicinin basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara riayet ederek üzerine düşen özen yükümlülükleri yerine getirdiği, davaya konu hasarın meydana gelmesinde bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden ; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/4 maddesinde, maddi tazminat istemli davaların reddi durumunda avukatlık ücreti, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmonulacağı düzenlemesine rağmen tarifede belirlenen maktu vekalet ücreti yerine mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş ve bu sebeple hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmiştir.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile vekalet ücreti konusunda kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına ve dairemizce yeniden hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİ ile, vekalet ücreti konusunda KISMEN KABULÜ ile, İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 23/09/2025 tarihli ve 2024/387 Esas 2025/695 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,

2-Davanın REDDİNE,

2-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 615,40 TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 14.717,88 TL peşin harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, artan 14.102,48 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL peşin harcın davacı üzerinde bırakılmasına,

4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına

5-Davalılar tarafından 25,60 TL vekalet harcı ve 273,00 TL tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen toplam 298,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara müştereken ve müteselsilen verilmesine,

6-Davalılar kendisini vekili ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/4. maddesine göre davalılar lehine takdir olunan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara müştereken ve müteselsilen verilmesine

7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

8-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

İstinaf giderleri yönünden;

1-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına,

2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından, yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.683,10.TL istinaf başvuru harcı, 615,40 TL karar harcı ile 720,00 TL (Posta - tebligat masrafı) istinaf yargılama gideri toplamı 2.718,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20/2 maddesi uyarınca HMK'nın ek 1.maddesindeki değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/04/2026