Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ........ 31.12.2021 tarihinde Konya İli, Selçuklu İlçesi, ........ Mahallesi, ........ Sokağı mevkiinde ........ plakalı aracın içerisinde yolcu olarak bulunduğu sırada maddi hasarlı yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, davacı meydana gelen trafik kazası neticesinde ağır şekilde yaralandığını, Trafik kazasında davacının yolcu olması ve kazada kusursuz olması, kaza sonucunda davacıda ortaya çıkan zararın yoğunluğu, zararın sonuçlarının hala devam etmesi, kaza tespit tutanağı, hastane epikriz özeti ve sağlık kurulu raporu, sigorta şirketi başvuru evrakı gibi yazılı deliller ile yaklaşık ispatın mevcut olması, davacının çalışamaz ve ekonomik geçimini sağlayamayacak durumda olması, geçici ödemenin yasal düzenleme sebebi gibi hususlar gözetilerek 6098 sayılı TBK. 76. maddesi uyarınca geçici ödeme olarak 50.000,00 TL geçici ödemenin davalı sigorta şirketinden tahsilini, Tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere HMK. 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak şimdilik; davacıda 31.12.2021 tarihli trafik kazası nedeniyle oluşan 80.000,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının, 10.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 7.000,00 TL bakıcı giderinin, 200,00 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi ve rehabilitasyon giderlerinin, 100,00 TL tedavi için makul sayılabilecek yol, yemek ve iaşe giderlerinin, 2.700,00 TL Afyonkarahisar SBÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilimdalı rapor ücretinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartlar gereğinc sigortalı aracın meydana gelen kazada kusuru bulunmadığını, Aleyhimize haksız olarak açılan davanın reddini, Davacı tarafın delillerinin tarafımıza tebliğini, SGK tarafından davacılara bağlanan gelirlerin tespitini, Davacının davasının ispatı halinde; müvekkil şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmaması, olmaz ise, asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını, Davanın reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmilini, talep ettiği görülmüştür.

İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile Davacı'nın, davalı ........ A.Ş. 'ne açtığı maddi tazminat davası nedeniyle; 25.020,00 TL Bakıcı gideri, 170.485,00 TL Kaçınılmaz tedavi gideri, 84.042,90 TL geçici iş göremezlik, 430.000,00 TL sürekli iş göremezlik zararına bağlı olmak üzere toplam 709.547,90‬TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 31/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (........ AŞ kaza tarihinde geçerli olan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan alınıp davacıya verilmesine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. " şeklinde davacı'nın, davalı ........ A.Ş.'ne açtığı maddi tazminat davası nedeniyle; 25.020,00 TL Bakıcı gideri, 170.485,00 TL Kaçınılmaz tedavi gideri, 84.042,90 TL geçici iş göremezlik, 430.000,00 TL sürekli iş göremezlik zararına bağlı olmak üzere toplam 709.547,90‬TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 31/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (........ AŞ kaza tarihinde geçerli olan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan alınıp davacıya verilmesine, dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.

Davalı ........ AŞ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının kaza tarihi itibarıyla poliçe teminat limiti olan 430.000,00 TL'yi aşan hüküm kurduğunu, hükmün bu nedenle kaldırılması gerektiğini, geçici işgöremezlik ve bakıcı giderlerinin SGK veya sigorta kapsamına girip müvekkilin sorumluluğunda olmadığının kabul edilmesi gerektiğini, kusur itirazı yaparak sigortalı sürücünün kusursuz olduğunu veya davacının müterafik kusurunun değerlendirilerek tazminattan indirim yapılması gerektiğini, kusur ve maluliyet tespitleri için Adli Tıp Kurumundan ayrıntılı rapor aldırılması gerektiğini, emniyet kemeri ve diğer etkenler nedeniyle müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, olayda hatır taşımacılığı bulunduğu gerekçesiyle makul oranda (asgari %20) indirim yapılmasının gerektiğini, aktüeryal hesaplamaların sicile kayıtlı aktüer tarafından yapılmadığı için bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, maluliyet oranı ile illiyet bağının yeniden incelenmesi gerektiğini, hesaplamalarda TRH tablosu ve teknik faizin esas alınmasının gerektiğini, SGK'ya müzekkere yazılarak alınan ödemelerin tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini ve tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak hükmün bozulmasını, davanın reddini veya yeniden yargılama ile lehine karar verilmesini, icranın tehirini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Davalı vekilinin teminat limitinin aşıldığı istinafı
Kazaya karışan aracın neden olduğu zararlardan sorumlu olan davalı, poliçe gereği bedeni zararlarda 430.000,00 TL, geçici iş göremezlik, bakıcı ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri kapsamında sağlık giderleri teminatı altında 430.000,00 TL teminat limiti ile davacıya karşı sorumludur.
Bu iki limit(teminat) birbirinden bağımsız olup, birinin tüketilmesi halinde davalının tüm yükümlülüklerini yerine getirerek sorumluluğunun sona erdiğinden bahsetmek olanaklı değildir.
Kazada yaralanan kişi, maluliyetinin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik zararını bedeni zararlar klozundan(teminatından), geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi gideri zararlarını ise tedavi giderleri klozundan(teminatından) karşılanmak üzere talep edebilir. Teminat limiti aşılmamıştır.itiraz yersizdir.
Davalı sigorta vekilinin kabul edilen bakıcı, tedavi giderinin ve geçici işgörmezliğin teminat kapsamı dışında olduğuna ve bu nedenle bu alacak kalemlerinin kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde;
2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür.
Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir.
Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. 1995/11-122 K.1995/430)
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,

1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri,

2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,

3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,
Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.
Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.
Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki;

1-Bakıcı giderleri

2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)

3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.
Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez.
Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)
Yine taraflar arasında düzenlenmiş olan Zorunlu Sigorta Mali/Sorumluluk Sigortası poliçelerinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez.
ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİ NİN nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre 6704 SAYILI KANUNUN 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNİN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA” İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE GENEL ŞARTLARDA ’’ İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR
Bu halde davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Maluliyete ve aktüeryaya itiraz ve kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;
AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir
Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.
Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.

Bu halde mahkemece AYM verilen iptal kararı doğrultusunda PMF 1931'a göre KARAR verilmesi gerekerken trh 2010 uygulanması yanlış İSE DE
Mahkemenin hesaplamaya esas aldığı daimi iş göremezlik oranı TRH 2010 yaşam tablosu ve özürlülük ölçütü yönetmeliğine göre alınan her iki hesaplama yönteminde de tazminat 430.000 TL liminiti aşmaktadır. Buna yönelik 2 hesaplama tablosu da (PMF 1931 yaşam tablosu- daimi iş göremezlik oranına göre) herhalükarda hangi hesaplama yöntemi uygulanırsa uygulansın taleplerin sigorta sorumluluk limitine göre kabulü dahilinde olacağı aşikardır.
Bu halde çalışma gücü kaybı yönetmeliği ve pmf 1931 hükme esas alınsa bile yapılan hesaplamalara göre davacının kusur oranı ve ıslah ve poliçe limitleri nazara alındığında SONUÇ İTİBARİYLE HÜKMEDİLEN meblağ doğru olup itiraz yersizdir.
KEZA
HATIR VE MÜTERAFİK KUSUR İDDİASI OLSA DAHİ
Yargıtay uygulama ve kararlarına göre gerçek hesaplanan değerler üzerinden ayrı ayrı %20 indirim yapılması gerekmektedir. - Yargıtay karar ve uygulamalarına göre %20 indirim gerçek değer üzerinden yapılması gerekir. Bu durumda, hesaplanan değer üzerinden %20 indirim yapıldığında, sonuç değişmeyeceği sonuç ve kanaati ile hüküm kısmında %20 indirim yapılarak matematiksel bir değerlendirme yapılmaması doğrudur.

Kusura itiraz

Mahkeme ara kararı gereğince dosyanın Ankara ATK'ya tevdii ile düzenlenen rapordan özetle; Sürücü ........ sevk ve idaresindeki otomobil ile gece vakti, ıslak zeminli yolda seyri sırasında geldiği olay yerinde yola gereken dikkatini vermediği, seyrini ve hızını ıslak zeminli yol şartlarına göre ayarlamadığı, seyrini kendi şeridinde sürdürmeye özen göstermediği, bu haliyle sevk ve idare hatası göstererek direksiyon hakimiyetini kaybettiği ve yoldan çıktığı kazada asli kusurludur. -Sürücü ........'ın %100(Yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu,araçta yolcu olan davacının kusursuz olduğu anlaşılmakla itiraz yersizdir.
Bu halde, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak,
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,

1-Davalı tarafından alınması gereken 48.469,21 TL harcın peşin alınan 12.118,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 36.351,21 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

2-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; davalı yönünden; HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere, davacı yönünden; 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yapılan değişiklik ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2023 yılı itibari ile (238.730,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.09/04/2026

Başkan Üye Üye Katip | E imza E imza E imza E imza