ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı ... Yapı Kooperatifi'ne kayıtlı üyeler olduğunu, kooperatif üyesi olarak hak sahibi oldukları Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel nolu arsa üzerinde yapılan ... Sitesindeki ... Blok .... Kat ... nol bağımsız bölümün ..., ... blok ... Kat ... nolu bağımsız bölümün ..., ... blok ... Kat ... nolu bağımsız bölümün ..., B blok. ...kat ... nolu bağımsız bölümün ..., ... blok ....kat ... nolu bağımsız bölümün ..., ... blok ....kat ... nolu bağımsız bölümün ..., ... blok .... Kat ... nolu bağımsız bölümün ..., ... blok .... Kat ... nolu bağımsız bölümün ..., .... Kat ... nolu bağımsız bölümün ... adına tahsisli olup, kooperatife borcu bulunmayan ve üyelik yükümlülüklerini yerine getiren müvekkillerine belirtilen bağımsız bölümlerin tapularının verilmesi gerektiğini, ancak kooperatif yetkilileri tarafından kooperatifin hukuki sorunları ileri sürülerek dava konusu yapılan bağımsız bölümlerin tamamının davalı ...'e satış gösterilmek suretiyle bedelsiz muvazalı şekilde tapu sicil müdürlüğünde devir edilmesine olanak verildiğini, müvekkillerine kooperatif üyesi olarak tahsis edilen ve halen müvekkilleri tarafından fiilen tasarruf edilen tüm bağımsız bölümlerin muvazaalı olarak tapuda satış gösterilmek suretiyle bedelsiz devredildiği hususuna ilişkin kooperatifin ... tarihinde yapılan genel kuruluna ilişkin toplantı tutanağının 9.maddesinde açık ve net şekilde yazılı olduğu, davalı ...'e devredilen ve halen ... adına tapuda kayıtlı olan dava konusu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile her bir bağımsız bölümün hak sahibi durumundaki kooperatif üyesi olan müvekkillerine ayrı ayrı tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili birleşen Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında dava dilekçesinde; mahkememiz dosyasının 21.04.2016 tarihli duruşmasında arsa malikleri ile davalı olmayan tapu kaydı malikleri aleyhine birleştirme istemli dava açılması için müvekkilllerine süre verildiğini belirterek dosyanın mahkememizin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, dava konusu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile hak sahibi durumundaki kooperaitf üyesi müvekkillerine ayrı ayrı tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu taşınmazların 3.şahıslara her türlü devir ve temlikinin önlenmesi bakımından tapu kayıtları üzerinde ihtiyati tedbir kararı konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı ... ve birleşen davalı ... ... Ltd. Şti vekili, ava konusu taşınmazların tamamının müvekkili adına kayıtlı olmadığını, husumetin doğru yöneltilmediğini, davacı tarafça dava değerinin 100.000,00.-TL olarak gösterilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili tarafından dava konusu taşınmazların Tapu Sicil Müdürlüğünde malik olarak görünen kişilerden sicildeki resmi kayıtlara güvenilerek satın alındığını, müvekkilinin satın aldığı dönemde satışa engel herhangi bir tedbir kararı da bulunmadığını, davaya delil olarak sunulan toplantı tutanağında beyanda bulunan kişiyi müvekkilinin tanımadığını, kaldı ki toplantıya katılanlar arasında müvekkilinin bulunmadığı gibi müvekkilinin taşınmazları satın aldığı arsa sahiplerinin de bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davalı ... .. Ltd Şti vekili, davanın haksız ve kötü niyetli açıldığını, davacılar tarafından dava konusu edilen taşınmazın müvekkili şirket tarafından yatırım amacıyla satın alındığını, müvekkilinin tapu siciline güven ilkesine dayanarak ve iyi niyetli olarak bu taşınmazı satın aldığını, ayrıca müvekkilinin taşınmazı satın aldığında taşınmazın üzerinde herhangi bir satışı engelleyici bir tedbir de bulunmadığını, dava konusu taşınmazın 17/03/2015 tarihinde müvekkili şirket tarafından bedeli ödenmek suretiyle satın alındığını, davacı tarafından sunulan 24/01/2015 tarihli toplantı tutanağı incelendiğinde satışların muvazaalı olarak yahut bedelsiz olarak satıldığına ilişkin şerh de bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davalılar ... ve ... vekili, müvekkillerinin arsa sahipleri olduğunu, diğer arsa sahipleri ile birlikte dava konusu edilen maliki oldukları ... Mah. ... ada 1 parsel sayılı arsalarını yüklenici sıfatıyla hareket eden kooperatife kat karşılığı inşaat yapılması için sözleşme yaptıklarını, yüklenici kooperatifin sözleşmeye uygun olarak süresinde edimlerini yerine getirmediğini, süresinde inşaatları tamamlayıp teslim edemediğini, bu nedenle arsa sahipleri tarafından yüklenici kooperatif aleyhine birçok tazminat davası açıldığını kooperatif üyesi olduğunu ileri sürerek dava açan davacıların iddialarının dava dilekçesinden de anlaşılacağı gibi kooperatif ile üye sıfatıyla kendi arasındaki üyelik ilişkisinden kaynaklanan çekişme olduğunu, arsa sahibi olan müvekkillerinin davacılara karşı herhangi bir yükümlülüğü olmadığı gibi herhangi bir borcu da olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davalı ... vekili duruşmadaki beyanında; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Konut Yapı Kooperatifi Temsilcisi ... duruşmadaki beyanlarında; haksız açılan davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.
Diğer davalılar adına usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermedikleri gibi duruşmalara da katılmamışlardır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Ana dava ve birleşen dava dosyasında davacıların kooperatif üyesi olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Mahkememizce kooperatife defterleri üzerinde yapılan incelemelerde davacıların halen davalı kooperatife eksik aidat ödenmesi nedeniyle borçlarının bulunduğu da tespit edilmiştir. Bu durumda davacıların üyeliğe kabul tarihi itibariyle her ne kadar borçsuz üye olarak kaydı yapılmışsa da, tek ödemeli üye olarak kooperatife kabul edilmediği, üye olduktan sonra mali yükümlülüklerinin devam ettiği, fakat kooperatif defterleri üzerinde yapılan incelemelerden de anlaşılacağı üzere aidat borçlarını tam olarak yerine getirip ondan sonra tapuyu hak edecekleri, bu şekilde davacılar adına tescil şartları gerçekleşmediğinden ve davacıların talepleri yalnızca tescile yönelik olup, davacıların ödemiş oldukları aidatların iadesine ilişkin talepleri de bulunmadığından davanın reddine ..." şeklinde karar verilmiştir.
Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların davalı ... Konut Yapı Kooperatifi'nin kayıtlı üyeleri olduğunu, kooperatif üyesi olarak halen haksahibi oldukları Antalya İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ... Ada ... Parsel nolu arsa üzerine yapılan ... Sitesi'ndeki ... Blok .... Kat ... Nolu Bağımsız bölüm Davacı ..., ... Blok ... Kat ... Nolu bağımsız Bölüm Davacı ..., ... Blok .... Kat ... Nolu Bağımsız Bölüm Davacı ..., ... Blok .... Kat ... Nolu Bağımsız Bölüm Davacı ..., ... Blok ... Kat Nolu Bağımsız Bölüm, Davacı ..., B Blok ... Kat ... Nolu Bağımsız Bölüm, Davacı ..., B Blok .... Kat ... Nolu Bağımsız Bölüm Davacı ..., ... Blok ... Kat ... Nolu Bağımsız Bölüm Davacı ..., .... Kat ... Nolu Bağımsız Bölüm Davacı ... adına tahsisli olup, kooperatife hiçbir borcu bulunmayan ve üyelik yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getiren davacılara belirtilen bağımsız bölümlerin tapularının verilmesi gerektiğini, davalı kooperatif yetkili temsilcileri tarafından, kooperatifin bir kısım hukuki sorunları öne sürülerek, dava konusu bağımsız bölümlerin tamamının davalı ...'e satış gösterilmek suretiyle bedelsiz olarak muvazaalı bir şekilde tapu sicil müdürlüğünde devir edilmesine olanak tanındığını, davacılara kooperatif üyesi olarak tahsisli bulunan ve halen davacılar tarafından fiilen tasarruf edilen yukarıda belirtilen tüm bağımsız bölümlerin muvazaalı olarak tapuda satış gösterilmek suretiyle bedelsiz devredildiği hususunun dava dilekçesi ekinde bir sureti sunulan ... Konut Yapı Kooperatifi'nin 24.01.2015 tarihinde yapılan genel kuruluna ilişkin toplantı tutanağının 9. maddesinde açık ve net bir şekilde yazılı olduğunu, genel kurul toplantı tutanağının 9. maddesinde de yazılı olduğu üzere, her ne kadar tedbir mahiyetinde tapuda devirlerin yapıldığı belirtilmiş ise de, gerçek haksahibi durumunda bulunan davacıların bu konuda hiçbir güvencesi bulunmadığını, yeni malikler tarafından tüm bu bağımsız bölümlerin iyiniyetli üçüncü şahıslara çeşitli şekillerde tapuda devir edilmesi veya halen şirketi bulunan davalının borçları nedeniyle bu taşınmazların satılması durumunda davacıların tamamen mağdur olacaklarını, yıllardan beri aidatlarını ödedikleri, fiilen tasarruf ettikleri ve haksahibi oldukları dava konusu bağımsız bölümleri tümüyle kaybetme durumunda kalacaklarını, açıklanan hususlardan dolayı davacıların ileride mağdur olmaması bakımından, muvazaalı olarak tapuda davalı ...'e devir edilen ve halen davalı ... adına tapuda kayıtlı olan, dava konusu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile her bir bağımsız bölümün yukarıda belirtilen haksahibi durumundaki kooperatif üyesi davacıların adına ayrı ayrı tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi için Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esasında işbu muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açıldığını, dava konusu taşınmazların bir kısmının halen davalılar ..., ..., ... Limited Şirketi ve ... Limited Şirketi adına tapuda kayıtlı olduğunun saptandığını, ayrıca kooperatif ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalamış bulunan arsa maliklerinin, kooperatife ait olan ve üyelere tahsisli olup, üyeler tarafından fiilen tasarruf edilen dava konusu bağımsız bölümleri kooperatif yöneticilerinin bilgisi altında tapuda devirlerini yaptıklarının belirlendiğini, bu nedenle 21.04.2016 tarihli duruşmada, arsa malikleri ile davada taraf olmayan dava konusu bağımsız bölüm malikleri aleyhine birleştirme istemli dava açılması hususunda kendilerine süre verildiğini, yasal süresi içinde, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas nolu davası ile birleştirme istemli olarak, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esasında kayıtlı dava açılarak, dava konusu edilen tüm bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile haksahibi durumunda bulunan kooperatif üyesi davacılar adlarına ayrı ayrı tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesinin istendiğini, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esasında açılan dava ile işbu dava ile birleştirilmiş ve tek dosya üzerinden yargılamaya devam edildiğini, dava konusu bağımsız bölümlerin bulunduğu sitede uzman bilirkişiler huzuru ile keşif yapıldığını ve bilirkişi heyetinden raporlar alındığını, toplanan diğer deliller ve alınan bilirkişi raporları, kooperatif kayıtları ile haklı olduklarının açık ve net bir şekilde kanıtlandığını, ancak gerek davalı arsa sahipleri gerekse o dönemdeki kooperatif yöneticilerinin kasıtlı hareket etmeleri sonucunda, dava konusu ettikleri ... bloktaki ...,...,...,...,...,... ve ... nolu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarında bankadan alınan krediler nedeniyle ipotek şerhleri bulunmasından dolayı, ipoteğin paraya çevrilmesi şeklinde yapılan icra takipleri sonucunda satılmalarının önüne geçmenin mümkün olamadığını, mahkemeye sunmuş oldukları 02.03.2021 tarihli dilekçelerinde, ... blokta bulunan bağımsız bölümler için tüm davalılardan dava konusu taşınmazların dava tarihindeki rayiç değerlerinin müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin istenildiğini, aynı dilekçede; henüz bir kısım davalılar üzerinde tapuda kayıtlı bulunan ... Blok ... Nolu Bağımsız Bölümün Davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile kooperatif üyesi olarak haksahibi durumunda bulunan davacı ..., ... Blok ... Nolu Bağımsız Bölümün ise Davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile kooperatif üyesi olarak haksahibi durumunda bulunan davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesinin istenildiğini, bilirkişi heyeti tarafından tüm dava konusu bağımsız bölümlerin dava tarihindeki rayiç değerlerinin toplamı üzerinden hesaplanan noksan harcın tarafımızca tamamlattırılmasına karar verildiğini, yasal süresi içinde noksan harcın müvekkil davacılar tarafından yatırılmak suretiyle tamamlandığını, artık davalarının kabulüne yönelik karar verilmesinde hiçbir hukuki engel kalmadığını, toplanan tüm delillerle davalarının hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde kanıtlanmasına rağmen, yeterli hukuki ve haklı bir gerekçe gösterilmeden, davanın kanıtlanamadığı belirtilerek tüm davalılar yönünden hem tapu iptali tescil hem de tazminat davasının reddine karar verildiğini, tüm birikimlerini burada değerlendiren, yasal olarak tüm yükümlülüklerini yerine getiren ve halen kooperatif üyesi olarak dava konusu bağımsız bölümlerde haksahiplikleri devam eden, kooperatife ve hak sahibi durumunda bulunan üyelere verilmesi gereken bağımsız bölümleri üyelerden gizli olarak kasıtlı bir şekilde tapu kayıtlarına, ileride dava açılması sonucunda alınacak kararın infazını olanaksız hale getirmek için kredi kullanıp ipotek şerhi koyduran gerek davalı kooperatif gerekse davalı kooperatifle kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalayan önceki arsa maliklerinin, açtıkları iş bu davada tümden hukuken sorumlu olmalarına karşılık, tam tersi bir hüküm kurulmasının tüm davacıları aşırı derecede zarara uğratacağını, manevi yönden de mağdur edeceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
Dava, tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 50. ve 51. maddelerinde düzenlenen taraf ve dava ehliyeti aynı Kanun’un “Dava şartları” başlıklı 114/1-d maddesinde, dava şartı olarak kabul edilmiş, 115/1. maddesinde ise dava şartlarının kamu düzeninden olduğu, mahkemece davanın her aşamasında ve kendiliğinden gözetilmesi gerektiği, tarafların da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 114/1 ve 115/2. maddelerinde ise başlangıçta ve dava açılırken bulunmayan dava şartlarının davanın devamı sırasında gerçekleşmesi halinde davanın esasına girilerek sonuçlandırılması gerekeceği hükme bağlanmıştır.
Her gerçek kişi yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Genel olarak miras bırakanın alacakları, hakları ve malları mirasçıya geçer. Bu nedenle dava sırasında taraflardan birisi ölür ise, istek şahsa bağlı bir hak değil ise dava mirasçılar tarafından yürütülür.
Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen kişinin veya kural olarak vekilinin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, TMK.’nun 28/1. maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu halde, ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburî dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 55. maddesine göre “Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Mirasçılardan bazısı duruşmaya gelmez ise, gelen mirasçıya, gelmeyen mirasçıların olurlarının alınması ya da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması için süre verilir. Temsilci atanırsa davaya temsilci huzuru ile devam edilir.
Somut olaya gelince, istinaf aşamasında yapılan inceleme sırasında UYAP’tan elde edilen nüfus kaydına göre davacılardan ...'ın 10.09.2024 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçılarının kaldığı, eldeki davanın mirasçıların mal varlığını ilgilendirdiği, dolayısıyla davacının mirasçılarının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca davaya iştirakinin sağlanması gerektiği kuşkusuzdur.
Mahkemece anılan usul hükümleri dikkate alınarak, mirası reddetmeyen mecburi dava arkadaşları olan davacının mirasçılarının davada yer almalarının sağlanması ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 77/1. maddesi uyarınca mirasçıların vekaletnamelerini sunması için vekile süre verilmesi, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.
Davacı ...'ın vefat ettiğinin nüfus kaydından anlaşıldığı, bu durumda davacının mirasçılarının davaya dahil edilerek usulüne uygun olarak taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla re'sen sebeple istinaf talebinin kabulü ile, diğer istinaf sebepleri ve işin esası bu aşamada incelenmeksizin, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak belirtilen hususlara ilişkin olarak yeniden yargılama yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/09/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacılara İADESİNE,
5-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
..