Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin davalı bankanın ... Şubesinde bulunan döviz hesabından, Almanya'da faaliyet gösteren ...şirketin banka hesabına 28.08.2015 tarihili ... referans numaralı havale işlemi ile 359.945,00 Euro, ... referans numaralı havale işlemi ile 358,300.00 Euro, ... referans numaralı havale işlemi ile 350,000,00 Euro, 27.08.2015 tarihli ... referans numaralı havale işlemi ile 380.000,00 Euro olmak üzere toplam 1.425,000.00 Euro transfer gerçekleştirmek istediğini, bu işlemlerden 28.08.2015 tarihli ... referans numaralı ve 359.945,00 Euro tutarlı, ... referans numaralı ve 350.000,00 Euro tutarlı, 27.08.2015 tarihli ...referans numaralı ve 380.000,00 Euro tutarlı işlemlerin davalı bankadan kaynaklı sebeplerle başarısız olarak banka hesabına geri geldiğini ancak davalı bankanın kendisine dönen bu parayı davacıya iade etmek yerine, hatalı işlemle dava dışı .... Şti.'nin hesabına gönderdiğini, yanlışlığın düzeltilmesi için bankaya mail ve telefon yolu ile ulaşılarak paranın akıbetinin sorulduğunu, bankaca 07.09.2015 tarihli hatalı havale işlemi ile paranın gönderilmesine rağmen uzun süre müvekkili şirketin oyalanarak muhabir bankadaki işlemlerin uzadığının söylendiğini, 24.12.2015 tarihinde banka şube müdürünün müvekkili şirket yetkilisini şubeye çağırdığını ve şirket yetkilisinin bankaya ismi bildirilen tanıklarla gittiğini, şube müdürünün muhabir bankanın parayı gün içerisinde iade edeceğini ancak iadenin gerçekleşmesi için bir kaç imzaya ihtiyaç duyulduğunu belirterek müvekkilinden imza aldığını, paranın iade edileceği inancı ile bir kaç belgenin imzalandığını, imzalanan belgelerin bir nüshasının müvekkiline verilmediğinden içeriğinin bilinmediğini, ayrıca temsilcinin yabancı olması nedeniyle Türkçe'yi iyi derecede anlamadığını, müvekkilinin ısrarlı araması ile banka yetkililerinin görüşmeyi kabul ettiğini ve tanıklar huzurunda yapılan görüşmelerde hatalı hesaba para gönderildiğinin kabul edildiğini ancak müvekkili şirketin yetkilisine imzalatılan belgeler nedeniyle bir talepte bulunulamayacağını beyan ettiklerini, paranın havale alıcısından talep edilmesi gerektiğinin bildirildiğini ileri sürerek, içeriği bilinmeyen ve şirket temsilcisine imzalatılan belgelerin iptaline, şimdilik 350.000,00 Euro'nun 27.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 09.12.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 739.945,00 Euro artırarak toplam 3.828.265,97 TL (1.089.945,00 Euro) bedelin 350.000,00 Euro kısmının 27.08.2015 tarihinden itibaren, 739.945,00 Euro'nun ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilince, davacı şirketin verdiği ... referans numaralı Euro, ... referans numaralı 350,000 Euro ve ... referans numaralı 359.945 Euro havale talimatının yerine getirildiğini ancak muhabir bankanın "Banka Politikası’ gerekçesiyle havale tutarlarının iade edildiğini, iade edilen havale tutarlarının.... Şti. hesabına geçirildiğini, bankanın bu işlemine davacı şirketin yetkilisi ...'in onay vererek işlem dekontlarını imzaladığını, davacı şirket yetkilisinin onay ve imzasıyla paranın nihai olarak gönderildiği ....Şti. ile davacı şirket arasında organik ve ekonomik bağ bulunduğu, dava dilekçesinin ekinde sunulan hesap özetinin ....Şti'ne ait olduğunu, dava dışı şirketin ticari sırrı olan hesap hareketinin davacının elinde olmasının da bağlantıyı gösterdiğini, para yatırma işlemlerinin... Şirketinin işlemlerini yürüten ... tarafından gerçekleştirildiğini ve söz konusu işlemlere ilişkin para yatırma dekontlarının ... tarafından imzalandığını, iade edilen havale göndericisi yerine davacı şirketin yetkilisinin onay ve İmzası ile- ...Şirketine ödenmesi işleminin bankacılık uygulamalarına uygun olduğunu, paranın ...Şirketi'nin hesabına geçirilmesine davacı şirket yetkilisinin onay verdiğini, havale bedelleri içerisinden 380,000 Euro'nun iade suretiyle Şubeye teslim edilmesinden sonra bu miktarın davacı şirketin hesabına alacak kaydedildiğini, söz konusu 380.000 Euro davacı şirket yetkilisinin talimatı, onayı ve imzası karşılığında hem ....Şti. hem de ... Şirketinin işlemlerini yürüten ...'e ödendiğini, bu durumun bile her iki şirket arasındaki bağlantıyı gösterdiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Netice olarak mahkememizce yapılan değerlendirmeye göre; davacı şirketin davalı bankanın ... Şubesi nezdinde TR..... IBAN numaralı döviz hesabı bulunduğu, bu hesap üzerinden Almanya'da faaliyet gösteren ...isimli firmanın banka hesabına; 28/08/2015 tarihli ... referans numaralı havale işlemi ile 359.945,00 Euro, ... referans numaralı havale işlemi ile 358,300.00 Euro, ... referans numaralı havale işlemi ile 350,000,00 Euro, 27/08/2015 tarihli ... referans numaralı havale işlemi ile 380.000,00 Euro olmak üzere toplam 1.425,000.00 Euro tutarında para transferi işlemleri gerçekleştirmek üzere başvurulduğu, ancak söz konusu para transferinin bir kısmının gerçekleştiği, 28/08/2015 tarihli ... referans numaralı havale işlemi ile 359.945,00 Euro tutarlı, ... referans numaralı 350.000,00 Euro tutarlı, 27/08/2015 tarihli ... referans numaralı 380.000,00 Euro tutarlı havale işlemlerinin, davalı bankadan kaynaklı sebeplerle başarısız olduğu, bu miktarların ...isimli firmaya gönderilemediği ve davalı bankanın hesaplarına iade olduğu, davalı bankanın ...isimli firmaya göndcrilemeyen parayı, dava dışı .... Şti. İsimli firmanın banka hesabına gönderdiği ve dava konusunun da bu para miktarına ilişkin olduğu ve bu paranın davacı şirkete verilmesine dair olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce tanıklar dinlenilmiş ve bilirkişi raporları aldırılmıştır. Davalı banka dava konusu olan para miktarının dava dışı...... Şti'ne aktarıldığı yönündeki iddiayı inkar etmemiş, kayıt ve belgeler ile de sabit olan bu durumu, davacı şirket ile, dava dışı...,,, Şti arasında organik bağ olduğu, bankada daha önceki süreçlerde işlem yapan temsilcilerinin aynı kişi olduğu ve davacı yetkilisinden...... Şti'ne yapılan para transferlerine yönelik işlemler için dekontlar üzerine kaşe ve imza suretiyle icazet alındığına ve sonradan verilen bu icazetin geçerli olduğuna, aldatma durumu olmadığına dair savunmalara dayanmıştır.Öncelikle, davalı bankanın yüksek miktardaki (... ... Şti'ne yapılan) bu para transferlerine ilişkin olarak, paranın asıl sahibi olan davacı şirketten işlem öncesi yazılı talimat almamış olması, yurtıdışına gönderilemeyen paranın iade gelmesi üzerine asıl hesap sahibi olan davacı tarafı bilgilendirmemesi bankacılık uygulamaları açısından hatalı bir işlem olmuştur.Davalı banka davacı şirket ile, dava dışı...... Şti'nin işlemlerinin ... isimli kişi tarafından yapıldığını belirterek aralarında organik bağ olduğu iddiasıyla dava konusu paranın dava dışı......Şti'ne aktarıldığına dair savunma yapmış ise de, iki şirket arasında organik bağ olduğunu düşünmenin sadece bankada işlem yapan temsilcinin aynı olmasına dayanamayacağı ve ayrıca organik bağ olduğu varsayılsa bile, parayı göndermeyi asıl olarak talep eden davacı şirketin hesabına parayı iade etmekte bir sakınca yok iken (zira bu hususta bir paranın davacı şirket hesabına aktarımında teknik veya başka bir sebeple bir sıkıntı olduğuna dair bir beyan olmadığından) ve bu durum bankacılık uygulamaları ve sorumluluğun doğmaması adına yapılması gereken işlem iken, hangi gerekçe ile dava dışı... ... Şti'ne para transferinin yapıldığı anlaşılamamıştır. Daha açık bir ifade ile A nın parasını A ya iade etmekte bir sakınca yok iken, aralarında nasıl olsa bağlantı var B ye gönderelim diye (paranın A ya gönderilme işlemi ile aynı nitelikte) işlem yapılması, banka personelinin hatası olduğu kanaatine varılmasına neden olmuştur.Davalı banka tarafından dava konusu olan para miktarları 07/09/2015 tarihinde dava dışı......Şti hesabına aktarılmış, incelenen mail yazışmaların dan davacı tarafın 07/12/2015 tarihinde hala bu paraların akıbetine ilişkin bilgi edinmeye çalıştığı anlaşılmıştır. Davalı bankanın icazet verildiğine dair imzaların dekontlar üzerine atıldığı tarih ise bu son mailden iki gün sonra 09/12/20215 tarihindedir. Davalı banka bilirkişi ek raporuna itiraz dilekçesinde, davacı tarafın son mailden iki gün sonra icazeti verdiğini ve mailler gerekçe gösterilerek icazet olmadığını ileri sürmenin doğru olmadığını belirtmiştir. Yukarıdaki paragraflarda yapılan açıklamalara göre yapılan işlemin davalı bankanın hatası olduğuna kanaat edilmiştir. Dinlenilen tanık beyanları, davalı banka yetkilileri ile yapılan toplantılar, ve tüm dosya kapsamına göre 07/09/2015 tarihli üç adet dekont üzerinde davacı şirketin kaşesinin ve imzasının bulunuyor olmasının, bu işlemlere icazet verildiği anlamına gelmeyeceği, işlemler ile ilgili belgelerin görüldüğünü kanıtlamaya yeterli olacağı..." gerekçesiyle davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak toplam 1.089.945,00 Euro'nun, 350.000,00 Euro'luk kısmının 13.05.2016 tarihinden itibaren, 739.945,00 Euro'luk kısmının ıslah tarihi olan 09.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Mahkemece tanıkla ispat yasağı olan bir konuda tanık dinlendiğini ve şirket yetkilisinin onayı ile yapılan işlemlerin yok sayıldığını, bankaca şirket yetkilisine iade ve ödemesi yapılan 380.000 Euro yönünden dahi kabul kararı verildiğini, davacı şirket yetkilisinin bizzat imzaladığı dekontlarla 380.000 Euro ödeme aldığını, işlemin hukuka ve şirket yetkilisinin iradesine uygun olduğunu, yazılı delille ispat edilen söz konusu icazetin, müvekkilince yapılan havalenin hukuka uygun olduğunu gösterdiğini, şirket yetkilisinin sonradan verdiği icazet ile bankanın yaptığı havale işlemini geçerli hâle getirdiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.02.2015 tarih ve 2014/16833 E., 2015/2677 K. sayılı kararında da sonradan atılacak imza ile icazet verilebileceğinin kabul edildiğini, buna rağmen mahkemece sonradan atılan imzanın icazet anlamına gelmediğinin kabul edildiğini, 380.000 Euro'nun iade alınmasının ne anlama geldiğinin kararda değerlendirilmediğini, şirket yetkilisinin dekont üzerindeki imzasının ne şekilde icazet anlamına gelmediğinin açıklanmadığını, davacı şirket yetkilisi ... ile.... Şti'nin işlemlerini yürüten ...'in 09.12.2015 tarihinde müvekkili bankanın ... ...Şubesini ziyaret ettiklerini, bu ziyareti esnasında zaten onayında olan havale işlemlerine ilişkin dekontları imzaladığını, davacı tarafından da itiraz edilmeyen, kesin delil olan imzalı dekontlar ve kamera kayıtları ile ispatlanan olguların yok sayıldığını,380.000 Euro'nun davacı şirket yetkilisinin talimatı, onayı ve imzası karşılığında (hem.... Şti hem de .... Ltd. Şti işlemlerini yürüten) ... isimli kişiye ödendiğine ilişkin anların da kamera kayıtlarında yer aldığını, imza ile ispatlanan ve kamera kayıtlarına yansıyan ödeme olgusunun yok sayılmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece alının 07.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda, işlemlerin usulüne uygun olduğunun belirlendiğini, HMK'nun 200 ve 201.maddeleri uyarınca tanıkla ispatlanması mümkün olmayan hususlarda tanık dinlenmesinin hatalı olduğunu, aldatma iddiasının kamera kayıtları ile çürütüldüğünü, şirket yetkilisinin Türkçeyi iyi anladığını ve belgeleri imzaladığını, tanıklığın açık olan kamera görüntülerine aykırı olduğunu, Euro üzerinden hüküm kurulmasına karşın 3095 sayılı Kanun'a da aykırı şekilde avans faizine karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Dava, davacı şirketin banka hesaplarından usulsüz şekilde üçüncü şahıs hesabına yapılan havale bedellerinin tahsili istemiyle açılmış bir alacak davasıdır.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava dosyası istinaf incelemesi için Dairemize gelmiş ve 2021/1487 Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Bu dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 07/11/2024 tarih ve 2021/1487 Esas, 2024/1572 Karar sayılı kararla; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının faiz yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 1.089.945,00 Euro alacağın, 350.000,00 Euro'luk kısmına temerrüt tarihi olan 13.05.2016 tarihinden itibaren, 739.945,00 Euro'luk kısmına ise ıslah tarihi olan 09.12.2016 tarihinden itibaren yürütülecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak döviz temerrüt faziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Dairemizin anılan hükmünün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2025/327 Esas - 2025/6383 Karar sayılı 20.10.2025 tarihli kararıyla, Dairemizin anılan hükmü bozulmuştur.Yargıtay bozma ilamında; "... Davacı şirketin Almanya’daki bir firmaya göndermek istediği 1.425.000,00 euro tutarındaki havalenin yurt dışından iade edilen 1.089.945,00 euroluk kısmının davalı banka tarafından başka bir şirkete aktarılması üzerine açılan davada, İlk Derece Mahkemesince sonradan alınan havale dekontları üzerindeki imzaların icazet anlamına gelmediği ve davacı ile alıcı şirket arasında organik bağ bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından istinaf etmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesi'nin döviz temerrüt faizinin uygulanması gerekirken avans faizi uygulanmasının hatalı olduğu gerekçesiyle verilen karar kaldırılmış, yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne ve döviz temerrüt faizinin uygulanmasına karar verilmiştir.Yurt dışına gönderilen paranın iadesinden sonra davalı banka tarafından dava dışı... Şirketi’ne aktarıldığı anlaşılmakla birlikte, paranın aktarıldığına dair dekontlarda davacının imzasının bulunduğu ve dolayısıyla paranın başka bir hesaba aktarılmasına sonradan icazet verdiği, icazetin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 46/1 hükmü anlamında onama niteliğinde olduğu, her ne kadar davacı taraf iradesinin fesada uğradığını iddia etmekteyse de, tüm dosya kapsamı, banka kayıtları ve görüntüleri birlikte değerlendirildiğinde bu hususun ispatlanamadığı anlaşıldığından, davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir ..." denilmiştir.Yargıtay bozma ilamı üzerine Dairemizce HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca duruşma açılarak taraf beyanları alınmış, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere, yurt dışına gönderilen paranın iadesinden sonra davalı banka tarafından dava dışı... Şirketi’ne aktarıldığı anlaşılmakla birlikte, paranın aktarıldığına dair dekontlarda davacının imzasının bulunduğu ve dolayısıyla paranın başka bir hesaba aktarılmasına sonradan icazet verdiği, icazetin 6098 sayılı TBK'nın 46/1 hükmü anlamında onama niteliğinde olduğu, her ne kadar davacı taraf iradesinin fesada uğradığını iddia etmekteyse de tüm dosya kapsamı, banka kayıtları ve görüntüleri birlikte değerlendirildiğinde bu hususun ispatlanamadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 373/3 maddesi uyarınca duruşmalı olarak yapılan yargılama sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunu kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Uyulan Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;

1-Davanın reddine,

2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 19.590,63 TL ile ıslahla birlikte yatırılan 45.957,36 TL'nin toplamı olan 65.547,99 TL'den mahsubu ile artan 64.815,99 TL harcın, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde davacıya iadesine,

3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafından sarf edilen ve ayrıntısı UYAP ortamında kayıtlı 422.00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 535.109,26 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Karar kesinleştiğinde, artan gider ve delil avanslarının, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine,

7- İstinaf aşamasındaki yargılama giderleri yönünden:

a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,

b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL başvuru harcı gideri ile 61,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 223,60 TL kanun yolu giderinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

c-İstinaf yargılaması duruşmalı yapıldığından ve birden fazla duruşma icra edildiğinden, iş bi hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 42.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;

Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açık olmak üzere ve oy birliği ile verilen karar açıkça okundu. 08/04/2026