İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... A.Ş.'nin Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik kapsamında güneş enerjisinden elektrik üretim tesisi kurmak amacıyla bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu almak istediğini, davalı şirketin güneş enerjisine dayalı lisanssız elektrik üretim tesisi için gerekli mevzuat bilgisi ve projeyi geliştirecek alt yapısı bulunmadığından öncelikle proje geliştirmek için arsa temini de dahil olmak üzere ... Şirketi ile sözleşme imzaladığını ancak bu şirketin çağrı mektubu temininde başarısız kalması üzerine o dönemin Genel Müdürü ... tarafından müvekkili şirket ile temasa geçildiğini, önce sözlü görüşmeler yapıldığını, 16/07/2015 tarihinde ... tarafından davacı şirket yetkilisi ...'ye mail atılarak yardım istedikleri projelerin bildirildiğini ve kabulü halinde yazılı sözleşme yapılmadan işlere başlanılmasını rica edildiğini, yapılan görüşmeler sonunda sözleşme taslağının birkaç kere taraflarca revize edilerek sonunda anlaşma sağlandığını ve müvekkiliyle imzalanan 06/10/2015 tarihli sözleşme uyarınca reddolunan başvurular dahi kabule döndürülmek üzere kısa sürede çok büyük başarı ile 5 ayda 26 adet çağrı mektubu/proje hakkının davalı şirket için elde edildiğini, bu anlaşmaya göre müvekkili şirketin çıkardığı her bir çağrı mektubu için MW başına 10.000,00 Euro ödeneceğinin ve seyahatler için sonradan alınan bedelden düşülmek üzere avans verileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin davalı şirketin 02/10/2015 tarihinde 10 adet Kütahya ilinde (ancak çağrı mektupları 1.000 kw yerine 700 kw olarak sonuçlandığı için 7 Mw'lık çağı mektubu olarak hesaplandığı), 06/10/2015 tarihinde 9 adet Eskişehir ilinde, 05/11/2015 tarihinde 10 adet Uşak ilinde olmak üzere toplam 26 çağrı mektubu alınmasını sağladığı, böylece sözleşme konusu edimlerini yerine getirerek bedele hak kazandığını, davacı tarafından bir kısım ödemeler yapılmış ise de takibe konu edilen 2 adet hizmet faturasının ve bir adet KDV faturasının iade edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.maddesinde "her nevi masraf ve vergiler hariçtir" yerine "dahildir" yazıldığını ve bu durumun ise TBK 32.maddeye göre yanılma olduğunu, bu nedenle ödenen fatura bedeline ilişkin ayrıca KDV faturası da kesildiğini, davalıya gönderilen ihtarnameye rağmen borç ödenmediğinden İstanbul 25. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığın, davalının itirazın nedeniyle takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin 29/07/2015 tarihinde kurulduğunu ve müvekkili ile sözleşmenin 06/10/2015 tarihinde imzalandığını, davacının sözleşme kapsamında verdiği danışmanlık hizmetine ilişkin 04/02/2016 tarih ve 287.733,33 TL bedelli faturanın ödendiğini, davacı tarafından başka bir hizmetin verilmediğini, davacının çağrı mektubu çıkarttığı yönündeki iddiasının gerçek olmadığını, davacı tarafından çıkartılan bir çağrı mektubu bulunmadığı gibi bu yönde bir görevinin de olmadığını, verdiğini iddia ettiği hizmeti ispatlaması gerektiğini, davacıya çağrı mektubu çıkartması için müvekkili tarafından vekaletname verilmediğini, kurumlara resmi bir başvurusu olmadığını, tüm başvuruların davacının katkısı olmadan yapıldığını, müvekkili şirket tarafından haksız rekabet etmesi nedeniyle genel müdürlük görevine 22/02/2016 tarihinde son verilen ... ile davacı şirketin birlikte hareket ederek sonradan delil oluşturduklarını, davacı tarafından dayanılan e-postaların sonradan oluşturulduğunu, ayrıca sunulan bir kısım e-postaların davacıyla bir ilgisi olmadığı gibi bir kısmının davacı şirketin kurulduğu tarihten öncesine ait olduğunu, davacının delilleri arasında bulunan bağlantı anlaşmasına çağrı mektuplarına ilişkin çalışmaların müvekkilinin diğer proje geliştirici danışmanı ... tarafından yürütüldüğünü, davacının sözleşmenin 4.maddesinde "her nevi masraf ve vergiler hariçtir" yerine "dahildir" yazılarak irade fesadı oluştuğu yönündeki iddialarının doğru olmadığını ayrıca taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3.3.maddesi uyarınca ...'nin başvurduğu yerlerle ilgili olarak ...'nin onayı olmadan başka firma ve kişilerle hizmet vermeyeceğini kabul ve taahhüt etmesine rağmen bu hükmü ihlal ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI

1-Mahkemenin 07/11/2019 tarihli kararı; "... Takibe konu ve uyuşmazlık konusu olan Kütahya ve Uşak bölgelerinde alınan çağrı mektupları ile ilgili olup sözleşmeye konu işin danışmana 16/07/2015 tarihinde verildiği e-mail yazışmaları ile sabit olup 02/10/2015 tarihli Kütahya çağrı mektuplarına ilişkin hizmetin alındığı, sözleşmenin feshine kadar davalı tarafından olumsuz bir bildirimde bulunulmadığı, Uşak bölgesinde alınan 05/11/2015 tarihli çağrı mektuplarına ilişkin hizmetin zaten yazılı sözleşmeden sonra verilmiş olduğu, sözleşmenin 2.3mad'ne göre "davalının düzenlenen çağrı mektubunu düzenleme tarihini müteakip 30 gün içerisinde olumlu veya olumsuz değerlendirdiğini" bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirim 30 gün süresi içinde yapılmamıştır. Sözleşmenin 4.maddesine göre davacı ücrete hak kazanmış durumdadır. Buna göre takibe dayanak yapılan 21/03/2018 tarihli ... yevmiye nolu 264.320 TL ve 22/03/2018 tarihli ... yevmiye nolu 377.600 TL bedelli faturalar yönünden davacının alacaklı olduğu fakat takibe konulan 22/03/2018 tarihli ... yevmiye nolu KDV farkına ilişkin 51.791,38 TL bedelli fatura yönünden sözleşmenin 4.mad'de "bedel net olarak ödenecektir ve her nevi masraf ve vergiler dahildir" ibaresinin bulunduğu KDV'nin bedele dahil edilmiş olduğu, KDV farkının ayrıca istenemeyeceği, davacının yanılsama ve irade fesatı haline ilişkin savunmasının ispat edilemediği, bu fatura bedeli yönünden davanın reddine ayrıca temerrüt takip tarihi itibariyle oluştuğundan işlemiş faiz talebinin de reddine karar vermek gerekmiş dava konusu alacak likit olup davalı tarafından belirlenebilir olduğu, davacının talep edip davalının da haksız olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile takibin 641.920,00 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi üzerinden devamına, %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

2-Dairemizin 31/05/2023 tarihli kararı; "...faturalar davalıya tebliğ edilmiş ise de davalı tarafından yasal süre içerisinde iade edildiği sabittir. Bu durumda hizmetin verildiği hususunda ispat yükü davacı üzerindedir. Davacının iddiası sözleşme konusu illerin (Eskişehir, Kütahya, Uşak) tamamı yönünden, davalı şirket eski genel müdürü ... tarafından gönderilen 16/07/2015 tarihli e-posta üzerine çalışmaya başlandığı, tümüne ilişkin çağrı mektuplarının düzenlenmiş olmasının hizmetin verildiğini ispatladığı yönündedir. Ancak davalı, Kütahya, Uşak illerine ilişkin çağrı mektuplarının davalı şirketin diğer bir danışmanı olan ...'un çalışmaları sonucunda alındığını ve ... ile davalı arasında görülen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2019/270 E. sayılı dosyasının derdest olduğunu savunmaktadır. Mahkemece ilgili dosyanın akıbeti, karar verilip verilmediği, kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, örneği getirtilerek, söz konusu dosyadaki çağrı mektupları ile eldeki dosyadaki çağrı mektuplarının aynı olup olmadığı, çağrı mektuplarının alınması yönünden hizmetin kim tarafından verildiği yada ... ile birlikte davacı şirketin de çalışmasının olup olmadığı hususlarının değerledirilmesi, gerekirse sektör uzmanı bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir heyetten süreç ve işleyiş yönünden denetime elverişli rapor alınması, hizmetin verildiği hususunda ispat yükünün davacı üzerinde olduğu dikkate alınarak değerlendirme yapılıp karar verilmesi gerekmektedir.Kabule göre değerlendirildiğinde ise; Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4.maddesinde açıkça "... (...) başına 10.000 (onbin) Euro bedel ile Danışman'ın hesabına ödenecektir. İşbu bedel net olarak ödenecektir ve her nevi masraf ve vergiler dahildir." hükmüne yer verilmiştir. Yani bu düzenlemeye göre KDV bedele dahildir. Nitekim mahkemece KDV farkına ilişkin 22/03/2018 tarihli 51.791,38 TL bedelli fatura, sözleşme gereği KDV'nin bedele dahil edilmiş olduğu gerekçesiyle hesaplama dışı bırakılmıştır. Ancak davacının talebine konu diğer faturalarda da KDV eklenerek fatura düzenlenmiştir. Kütahya ili 7 MW işi için danışmanlık hizmet bedeli faturası 70.000,00 Euro (7 X 10.000,00 Euro) + % 18 KDV = 264.320,00 TL (40.320,00 TL'si KDV), Uşak ili 10 MW işi için danışmanlık hizmet bedeli faturası 1000.000,00 Euro (10 X 10.000,00 Euro) + % 18 KDV = 377.600,00 TL (57.600,00 TL'si KDV) olarak tanzim edilmiştir. Bu durumda, KDV'nin bedele dahil olduğu tespit edildiğine göre diğer iki faturadan da KDV bedelleri düşülerek bakiye kalan miktar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, fatura bedellerinin tamamen kabul edilmiş olması hatalı olduğu gibi karar bu yönüyle çelişkilidir.." gerekçesiyle davalı tarafın istinaf talebi kabul edilerek karar kaldırılmıştır.

3-Mahkemenin 25/09/2025 tarihli kararı; "...Mahkememizce ... firmasının sözleşme özgürlüğü kapsamında aynı edim (çağrı mektubunun alınmasına yönelik takip işi) için birden fazla firmadan hizmet alabileceği, nitekim ... firmasının çağrı mektubu alınması edimine yönelik takip işi için hem ... ile hem de ... ile anlaştığı, dava dışı ...'un çağrı mektubuna yönelik edimleri sonucunda alacağı bedellerin kesinleştiği; dolayısıyla davalının her iki sözleşme ile sorumlu olduğu, tek bir çağrı mektubunun takibi için birden fazla taraf ile sözleşme imzalayan ... firmasının yükümlülüğünün tüm sözleşme tarafları için ayrı ayrı geçerli olduğu, ...'a ödenen bedelin göz önünde bulundurulmaması gerektiği kanaati ile davacı davasında haklı bulunmuştur. Ancak taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4.maddesinde açıkça "... (...) başına 10.000 (onbin) Euro bedel ile Danışman'ın hesabına ödenecektir. İşbu bedel net olarak ödenecektir ve her nevi masraf ve vergiler dahildir." hükmüne yer verildiğindan, yani bu düzenlemeye göre KDV bedele dahil olduğundan, KDV farkına ilişkin 22/03/2018 tarihli 51.791,38 TL bedelli fatura, sözleşme gereği KDV'nin bedele dahil edilmiş olduğu gerekçesiyle hesaplama dışı bırakılmış, ayrıca davacının talebine konu diğer faturalardan da KDV düşülerek sonuçta toplam 544.000,00 TL üzerinden takibin devamına karar verilmiştir..." gerekçesiyle 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün... sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 544.000,00 TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi yürütülmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK 67/2. Maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarının %20 oranına tekabül eden 108.800,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Kaldırma kararı gereğince inceleme yapılmadığını usuli kazanılmış hak ilkesinin ihlal edildiğini, İstinaf kararında belirtilen "hizmetin kim tarafından verildiği" hususunun netleştirilmediğini, "sözleşme özgürlüğü" gibi soyut bir gerekçeye dayanıldığını, bilirkişi raporunda da hizmetin verilip verilmediğinin tespit edilemediğini, ispat yükü davacı tarafça yerine getirilmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sözleşme özgürlüğü ilkesinin ifa edilmeyen bir edim için ödeme yükümlülüğü doğurmayacağını, davada temel uyuşmazlığın müvekkilinin birden fazla danışmanla sözleşme yapma hakkından ziyade davacının sözleşme konusu edimi fiilen yerine getirip getirmediği olduğunu, fiilen sunulmamış bir hizmet karşılığında bedel tahsil edilmeye çalışılmasının sebepsiz zenginleşme yasağına aykırı olduğunu, müvekkili şirketin eski genel müdürü ...'in haksız rekabet nedeniyle azlinden sonra davacının bu kişi ile işbirliği halinde müvekkiline zarar verme kastıyla takibe konu faturaları kestiğini, müvekkilinin çağrı mektupları yönünden ...'dan hizmet aldığını ve sonucun ...'un çalışmalarıyla elde edildiğini bu nedenle ...'a hizmet bedelinin ödediğini, aynı edim için ...'a ödeme yapılmış olduğundan kararın mükerrer ödemeye ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, sözleşmenin 4.maddesine rağmen davacının KDV talebinin sözleşmeye aykırılık oluşturduğunu, Kütahya ve Uşak projeleri için kesilen faturalar yönünden sözleşmeye aykırı olarak KDV miktarı düşülmeden karar verildiğini ayrıca icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357.maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, taraflar arasında imzalanan danışmanlık sözleşmesi kapsamında verilen hizmetler nedeniyle oluşan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul 25. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında; davacı tarafından 693.711,38 TL asıl alacak, 11.146,90 TL işlemiş faiz olmak üzere 704.858,28 TL toplam alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %15 ticari temerrüt faiz ve değişen oranlardan faiziyle birlikte tahsili istemiyle başlatılan icra takibine ilişkin ödeme emrinin 13/06/2016 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 14/06/2016 tarihinde takibe itiraz edilmesi üzerine İİK 67.maddesi uyarınca yasal süre içerisinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Takibe konu borcun sebebi olarak 21/03/2016 tarihli ... no.lu "..." açıklamalı 264.320,00 TL (40.320,00 TL'si KDV olmak üzere) bedelli, 22/03/2016 tarihli ... no.lu "..." açıklamalı 377.600,00 TL (57.600,00 TL'si KDV olmak üzere) bedelli ve 22/03/2016 tarihli ...no.lu "..." açıklamalı 51.791,38 TL (7.900,38 TL'si KDV olmak üzere) bedelli faturalar gösterilmiş, takip talebine bu faturalar ile birlikte taraflar arasında imzalanan sözleşme ve gönderilen ihtarnameler eklenmiştir.Davacının iddiası; taraflar arasında sözleşme imzalanmadan önce yapılan görüşmeler çerçevesinde müvekkilinin talep edilen hizmetlerin verilmesi için çalışmaya başladığı ve sözleşme konusu hizmetin yerine getirildiği, sözleşmenin ise çalışmalara başlandıktan sonraki süreç içerisinde imzalandığı, faturalara konu hizmetler verildiği için bedellere hak kazandığı ayrıca KDV'nin hizmet bedeline dahil olmadığı, bu nedenle davalı tarafından ihtilafsız ödenen fatura bedeli yönünden ayrıca KDV faturası kesildiği yönündedir.Davalının savunması ise; dava konusu çağrı mektuplarının davacının değil müvekkili şirketin başka bir danışmanı olan ...'un çalışmaları neticesinde temin edildiği, davacı şirketin dava konusu çağrı mektupları yönünden bir hizmet vermediği ayrıca müvekkili şirketin eski genel müdürü ... ile davacı şirket arasında yapılan e-posta yazışmalarının işbirliği içinde sonradan üretilen delil mahiyetinde olduğu, zira ...'in haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle 22/02/2016 tarihinde sözleşmesi feshedilerek azledildiği, yazışmaların bu tarihten sonra gerçekleştiği, müvekkili şirketi bağlamayacağı, KDV'nin ise açıkça sözleşmede bedele dahil edildiği yönündedir.Somut olayda ihtilaf; davacı tarafından faturalara konu hizmetin verilip verilmediği noktasında toplanmaktadır. Davalı şirket eski genel müdürü ... tarafından "..." adresinden, davacı şirket yetkilisi ...'ye gönderilen 16/07/2015 tarihli e-postada; "... Bey Geçen hafta yaptığımız toplantı ile işbirliğini başlatmak üzere sizin "takip ve görüşmeleriniz" içine alabileceğiniz projeleri aşağıda sıralıyoruz" denilerek, Kütahya İli Simav Trafoda 10 MW mevcut başvuruya ilişkin ... tarafından ret kararı verildiği ancak başvurularını tekrarladıkları belirtilmiş "sizin hemen ... nezdinde girişimde bulunmanız olumlu sonuç getirecektir." ifadesine yer verilmiş, yine Eskişehir'de 7 MW ve Uşak'ta 10 MW başvurularının da reddine karar verildiği müdahale edilir ve girişimde bulunulursa bu başvuruların da olumlu sonuçlanacağı kanaatinde oldukları belirtilerek,"Sözleşme örneğini göndereceğim kabul ederseniz işlerin aciliyetine binaen bizim adımıza çalışmalara Hasan beyle birlikte başlayabilirsiniz. Akabinde diğer dağıtım bölgelerindeki projelerimizi de paylaşmayı arzuluyoruz" denilmiştir. Yine taraflar arasında 17/09/2015, 24/09/2015,02/10/2015 ve 05/10/2015 tarihlerinde sözleşmenin imzalanması konusunda yazışmalar yapılmıştır.Bu yazışmaların ardından taraflar arasında 06/10/2015 tarihinde "Danışmanlık Sözleşmesi" imzalanmıştır. Sözleşmede davacı "...", davalı ise "..." olarak anılmaktadır. "Taraflar, Sözleşmenin Konusu Ve Kapsamı" başlıklı 1.maddesinde; "Bu Sözleşme, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre kurulmuş bir şirket olan ...Acıbadem-İstanbul adresinde bulunan ... vergi numaralı, email adresi ..., ... A.Ş. (bundan sonra “...” olarak anılacaktır) ile Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre kurulmuş bir şirket olan ...Çankaya-Ankara adresinde bulunan ...vergi numaralı, email adresi ..., ... Şti. (bundan sonra “...” olarak anılacaktır) arasında imzalanmıştır..., başta 14 Mart 2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile 2 Ekim 2013 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik olmak üzere güneş enerjisine dayalı elektrik üretim tesislerini ilgilendiren ilgili resmi kurumlar tarafından yayımlanmış tüm mevzuat (bundan sonra “Mevzuat” olarak anılacaktır) çerçevesinde ... Enerjisine Dayalı Lisanssız Elektrik Üretim Tesisi projeleri (bundan böyle “Projeler” olarak anılacaktır) geliştirmek, proje haklarını edinmek, kurmak ve işletmek niyetindedir...., Mevzuat hükümleri gereğince Projeler için ilgili lisanslı ... Şirketi'ne başvuru yaparak, dağıtım sistemine bağlantı yapılabilmesi için gerekli olan bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu (bundan böyle “...” olarak anılacaktır) almak istemektedir.Danışman, ...'nin ... Şirketleri'ne yaptığı başvuruları...Şirketleri nezdinde takip ederek, başvuruların olumlu sonuçlanarak ... alabilmesi için gerekli girişimlerde bulunmayı istemektedir; bu amaçla uhdesinde bulundurduğu bilgileri ve faaliyetlerini ... menfaatine sunacaktır."Sözleşmenin "... Enerjinin Yükümlülükleri" başlıklı 2.maddesinde;
"2.1 ..., işbu sözleşme kapsamına girecek başvuruları ...'a e-mail yoluyla veya yazılı olarak bildirecektir.
2.2 İşbu Sözleşme kapsamında bulunan hizmetler ile ilgili olarak yapılacak çalışmalarda, işin yapılması için gerekli olan ve ... tarafından uygun görülen bilgi ve belgeler ...'a verilecektir.
2.3 ..., ilgili ... Şirketi tarafından düzenlenen ...'nu olumlu veya olumsuz olarak değerlendirdiğini, ...'nun düzenleme tarihini müteakip 30 (otuz) gün içerisinde ...'a e-mail yoluyla veya yazılı olarak bildirecektir. (..., ... tarafından Projeler grubu bazında başvuru yapılan toplam kapasitenin bağlantı hakkı kazanıp kazanmadığı, enerji nakil hattı mesafesi, bağlantı şekli gibi kriterlere göre değerlendirilecektir.)"Sözleşmenin "...'ın Yükümlülükleri" başlıklı 3.maddesinde;
"3.1 ..., ... tarafından kendisine iletilen başvuru bilgilerini inceleyerek, başvuruları ilgili... Şirketi nezdinde takip edecektir. Sözleşme kapsamında takip edilmeyecek Projeler var ise ... tarafından e-mail yoluyla veya yazılı olarak ...'ye bildirilecektir.
3.2 Danışman, ...'nin ilgili Proje özelinde her bir başvuru için olumlu ... alabilmesi amacıyla faaliyet gösterecektir. Dağıtım Şirketi tarafından düzenlenecek ...'nun Projeler grubu ve her bir Proje başvurusu özelliğinden farklılık göstermesi halinde ..., ilgili ... inceleyerek Projeyi gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğini ...'a bildirecektir. ..., ... tarafından gerçekleştirilmeyecek projelerin şartlarının ilgili başvuru özelliklerine uygun hale getirilmesi amacıyla ilgili ... Şirketi nezdinde girişimde bulunabilir ancak nihai olarak farklılıkların devam etmesi halinde ilgili ... geçersiz sayılır ve işbu Sözleşmenin kapsamında değerlendirilemez.
3.3 ..., işbu sözleşme kapsamındaki benzer işlere ...'nin başvurduğu yerlerle ilgili olarak ...'nin onayı olmadan başka firma ve kişilere hizmet vermeyeceğini kabul ve taahhüt etmektedir."Sözleşmenin "Ödemeler Ve Avans" başlıklı 4.maddesinde; "İşbu Sözleşmenin 2.3 maddesine bağlı olumlu olarak değerlendirilmiş ..., değerlendirme tarihini müteakip 30 (otuz) gün içerisinde MW (megawatt) başına 10.000 (onbin) Euro bedel ile ...'ın hesabına ödenecektir. İşbu bedel net olarak ödenecektir ve her nevi masraf ve vergiler dahildir. İşbu Sözleşmenin imzalanmasını müteakip ...'ın görüşmeler, seyahatler, konaklama ve ağırlamalar için yapacağı masraflarının karşılanması amacıyla 20.000 (yirmibin) TL iş avansı olarak ödenecektir.İşbu avans Madde-4'de belirtilen ilk ödeme miktarından düşülecektir ve avans dışı ödemeler faturalandırılacaktır.Ancak, sözleşmenin ...'ın kontrolü dışında ... tarafından iptal edilmesi durumunda avans ödemesi ...'dan talep edilmeyecektir." hükümlerine yer verilmiştir.Mahkemece kaldırma kararı öncesi Elektrik Mühendisi Prof.Dr. ..., Mali Müşavir..., Hukukçu Dr. Öğr. Üyesi ... ve Hukukçu Dr. Öğr. Üyesi...'den alınan 07/11/2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Sözleşme kapsamında davacının üstlendiği edimin, çağrı mektubu hazırlamak, çağrı mektubu için resmi başvuruda bulunmak, bu konuda vekalete sahip olmak değil davalı başvurularını dağıtım şirketleri nezdinde takip ederek, gerekli girişimlerde bulunmak olduğu, 16/07/2015 tarihinde davalı şirket genel müdürü ...'in "zenenerji.com.tr" uzantılı e-posta adresinden davacıya gönderilen e-posta ile Kütahya, Eskişehir ve Uşak bölgelerinde toplam 26 MW büyüklüğündeki projeler için davacının çalışması istendiğinden ve taraflar arasında imzalanan sözleşmede de işin e-posta yoluyla iletileceği belirtildiğinden, e-posta ekindeki işlerin davacıya verilmiş olduğunun kabulü gerektiği, bu işlerden 06/10/2015 tarihli Eskişehir için olan bedelin ihtilafsız olarak ödendiği, 02/10/2015 tarihli Kütahya ve 05/11/2015 tarihli Uşak bölgelerine ait işlerin danışman tarafından takip edilip edilmediği ve bu işler için girişimlerde bulunup bulunmadığı konusunda Eskişehir projelerine ilişkin ödeme usulü dikkate alınarak bir sonuca varılabileceği, davalı ... mektuplarından bazılarının sözleşme tarihinden önce alındığını ileri sürmüşse de sözleşme ile aynı tarihli ...mektubu bedellerinin ödenmesi ve 16/07/2015 tarihli e-posta dikkate alındığında 02/10/2015 tarihli Kütahya ...mektuplarına ilişkin hizmetin alındığı ve hizmet alındıktan sonra yazılı sözleşmeye bağlandığının kabul edilebileceği, nitekim sözleşmenin feshine ilişkin 29/03/2016 tarihli ihtarnameye kadar bu işlerle ilgili davacıya olumsuz bir bildirimde bulunulmadığı, davacı ile genel müdürün temasa geçtiği ve davacı nezdinde genel müdürün bu işi takip ettiği yönünde bir güvenin de oluşturulduğu, 05/11/2015 tarihli Uşak bölgesi çağrı mektuplarının ise yazılı sözleşme tarihinden sonra alındığı, davalı bu mektuplar bakımından genel müdürün görevi sona erdikten sonra kabule ilişkin e-posta yazışmasında bulunduğunu belirtmişse de yazılı sözleşmenin 2.3. maddesine göre davalı ...'nin ilgili ... Şirketi tarafından düzenlenen ...'nu olumlu veya olumsuz olarak değerlendirdiğini, ....'nun düzenleme tarihini müteakip 30 (otuz) gün içerisinde ...'a e-mail yoluyla veya yazılı olarak bildireceği, dosya kapsamında Uşak bölgesi çağrı mektuplarının olumsuz değerlendirildiği yönünde bir bilgi bulunmadığı, bu durumda Uşak bölgesi çağrı mektuplarının 05/12/2015 tarihi itibariyle olumlu değerlendirildiğinin bildirilmesi gerektiği, davalı böyle bir bildirimde bulunmamışsa da ilgili sözleşme hükmüne (m. 2.3.) göre bildirim şartının gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiği yine sözleşmenin 4. maddesine göre değerlendirme tarihini müteakip 30 günlük sürenin de geçtiği, bu şartlar yerine getirildiğinde MW başına 10.000 Euro bedelin davacı ...a ödeneceğinin ise 4.maddede düzenlendiği, bu durumda genel müdürün görevde bulunduğu süre içinde bu bildirimin yapılması gerektiği, bildirimin genel müdürün görevi sona erdikten sonraki bir e-postada yapılmış olmasının sonucu değiştirmeyeceği, Sonuç olarak, Kütahya ve Uşak bölgelerine ilişkin çağrı mektupları olumlu olarak değerlendirildiğinden, sözleşmenin feshi tarihi olan 29/03/2016 tarihine kadar da bu işlere ilişkin olumsuz bir değerlendirme yapılmadığından, davacı ile temas halinde olan genel müdürün görev süresi içinde sözleşmeye göre bedelin ödenmesi şartları oluştuğundan, Eskişehir bölgesine ilişkin çağrı mektubu danışmanlık bedelleri de aynı şartlar içinde ödendiğinden davacının Kütahya ve Uşak bölgelerine ilişkin çağrı mektupları bakımından da ücrete hak kazandığı yönünde kanaat oluştuğu, KDV talebine ilişkin olarak ise sözleşme hükmünün açık olduğu, 4.maddede "İşbu bedel net olarak ödenecektir ve her nevi masraf ve vergiler dahildir" denilmek suretiyle KDV'nin bedele dahil edildiği, davacının irade fesadı yönündeki iddialarının sabit olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2019/270 E. sayılı dosyası incelendiğinde; tarafların ... ile ... A.Ş. olduğu, taraflar arasında imzalanan ...'un "Geliştirici" ve ... AŞ'nin ise "Müşteri" olarak tanımlandığı ...Projelerinin Geliştirilmesi Sözleşmesinde kaynaklanan alacakların taraflarca karşılıklı olarak asıl ve birleşen davalara konu edildiği, ... tarafından sözleşme konusu alacakların ödenmediği iddiasıyla açılan asıl ve birleşen davaya karşılık, ... tarafından fazla ödenen avans bedelinin tahsili amacıyla birleşen davanın açıldığı, sözleşme kapsamında ...'un edimlerinin uygun arazinin bulunması, bu arazide güneş enerjisi üretme hakkı elde edecek özel amaçlı şirketin kurulması, dağıtım şirketine başvurularak ... mektubunun alınması, özel amaçlı kurulan şirketin devri ve son olarak da görevli idareye başvurularak imar izni alınması şeklinde olduğu anlaşılmıştır. İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/05/2021 tarihli 2019/270 E. 2021/385 K. sayılı kararı ile "...Davacının davalıya yaptığı ödeme miktarı 617.936,24 TL olup, davacı birleşen davalı tarafından yapılan işlere ilişkin hak ediş oranına göre alacağı ve yaptığı masrafın 432.412,85 TL olduğu, bu masrafın alınan avanstan mahsubu sonrası 185.523,39 TL fazla avans aldığı ve karşılığında iş yapılmadığı, imar işlemleri için davacı birleşen davalının işlemleri yapmadığı, taraflar arasındaki maillerden ve sunulan masraf dekontlarından da anlaşıldığı gibi davacı yüklenicinin edimini tamamlamadığı, imar masraflarının ve arazi bedellerinin davalı birleşen davacı tarafından karşılandığı, proje sayısı ve bedelleri ile hak ediş oranlarına göre davacıya ödenmesi gereken miktarın arazi için ödenen bedelden daha az olduğu, oysa arazi bedellerinin sözleşme kapsamında davacı yüklenici sorumluluğunda olduğu, taşınmazların sonradan yüksek bedelle alındığına dair davacı iddiasının bir dayanağının bulunmadığı, bu haliyle bilirkişi raporuna itibar etmek gerektiği anlaşılmıştır.Bilirkişi tarafından sunulan ve mahkememizce kabul edilen hesaplama ve hak ediş oranlarına göre davacının bir alacağının bulunmadığı, bunun aksine karşı davacı müşteri/iş sahinin fazla ödeme dolayısıyla 185.523,39 TL alacaklı olduğu, bu kısım yönünden itirazın iptaline ve alacağın likit olması nedeniyle yüklenici birleşen davalının takdiren %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine" karar verilmiş, yani ... tarafından açılan davaların reddine, ... tarafından açılan davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. İşbu karara yönelik istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 19/01/2023 tarihli 2021/1729 E. 2023/59 K. sayılı kararı ile istinaf talebi esastan reddedilmiş, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2024 tarihli 2023/1178 E. 2024/592 K. sayılı kararı ile; "...asıl ve birleşen 2018/1084 E. sayılı davalarda davalı- birleşen 2018/956 E. sayılı davada davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2- Asıl ve birleşen 2018/1084 E. sayılı davalarda davacı vekilinin temyiz itirazları bakımından: Asıl ve birleşen 2018/1084 E. sayılı davalarda davacı vekilinin iddiaları esas itibariyle; enerji tesisi kurulacak arazilerin satış bedellerinin, bölge rayiçlerinin çok üzerinde gösterilmesi suretiyle, davacıyı zararlandırmaya yönelik muvazaalı işlemler yapıldığına dayanmakta iken mahkemece, bu hususta inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru olmamıştır.6100 sayılı HMK'nın 266/1. maddesi, "Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir" hükmünü içermektedir. Somut olayda mahkemece; enerji tesisi kurulması amacıyla davacı tarafından bulunup davalı tarafından satın alınan ve davacı hak edişinden satış bedellerinin mahsubu yoluna gidilen arazilerin davacının iddiasında belirttiği gibi yüksek bedel gösterilerek davacının zararına hareket edilip edilmediği belirlenmelidir. Bu amaçla, mahallinde uzman bilirkişi marifetiyle keşif icrası yoluna gidilerek, taşınmazların satış tarihlerindeki rayiç değerleri tespit edilip, tapu kayıtlarındaki satış bedelleri ile rayiç değerler arasında davacı iddialarını destekler şekilde fahiş fark bulunup bulunmadığı tartışılarak oluşacak uygun sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır..." gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına kararı verilmiştir.Kaldırma kararının ardından alınan mahkemece Elektronik Mühendisi / Hukukçu bilirkişi ...'dan alınan 13/05/2025 tarihli raporun sonuç kısmında; "...dava dışı ...'un çağrı mektubuna yönelik edimleri sonucunda alacağı bedeller kesinleşmiştir. ... firması sözleşme özgürlüğü kapsamında aynı edim (çağrı mektubunun alınmasına yönelik takip işi) için birden fazla firmadan hizmet alabilir. Nitekim ... firması çağrı mektubu alınması edimine yönelik takip işi için hem ... ile hem de ... ile anlaşmıştır; dolayısıyla her iki sözleşme ile sorumludur. Tek bir çağrı mektubunun takibi için birden fazla taraf ile sözleşme imzalayan ... firmasının yükümlülüğü tüm sözleşme tarafları için geçerlidir. ... firmasının Kütahya ve Uşak projelerine yönelik edimini yerine getirip getiremediğine yönelik bir kanaat oluşturulamamıştır. Zira edim takip edimi olup teknik ya da hukuki açıdan açıklanabilir değildir. Takip fiilinin içeriği anlaşılmadığından bu eylemin yerine getirilmediği yönünde kanaat belirtmek mümkün değildir, zira en nihayetinde çağrı mektubu alınmıştır. Sonuç olarak ikili bir değerlendirme yapılması gerekmiştir:
*... firmasının her iki sözleşme ile bağlı olduğu hususu göz önünde bulundurularak her iki sözleşme kapsamındaki ödeme yükümlülüklerinden ayrı ayrı sorumlu olması gerektiği, dolayısıyla ...'a ödenen bedelin göz önünde bulundurulmaması gerektiği kanaati ile sayın mahkemenin vermiş olduğu kararda bir değişiklik yapmaya gerek olmadığı yani takibin 641.920.00 TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi yürütülmek suretiyle devamına karar verilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır.
*Eskişehir projesine yönelik fatura ... firması genel müdürünün iş akdi devam ederken kesilmiş olması ama Kütahya ve Uşak faturalarının ... firması genel müdürünün iş akdi sona erdikten sonra kesilmiş olması hususları ile takip fiilinin somutlaştırılamaması sebebiyle söz konusu faturalara yönelik edimlerin yerine getirilmediği kanaatine varılarak, ... firmasının bu kapsamda bir hak iddia edilemeyeceği hususu sayın mahkemenin münhasıran yetkisinde olduğu bu nedenle buna yönelik bir değerlendirme yapılamayacağı..." belirtilmiştir.Davalı şirket eski genel müdürü ... tarafından "..." adresinden, davacı şirket yetkilisi ...'ye 16/07/2015 tarihinde gönderilen e-posta ile çalışmalara başlanmasının talep edildiği anlaşılmakla, davacı tarafından bu tarih itibariyle söz konusu işin kabul edilerek çalışmalara başlandığı kanaati oluşmuştur. Taraflar arasındaki sözleşme ise 06/10/2015 tarihinde imzalanmıştır.... A.Ş. (...) kayıtlarına göre; Uşak (Merkez) ile ilgili 05/11/2015 tarihli 10 adet, Kütahya (Simav) ile ilgili 02/10/2015 tarihli 9 adet ve 28/08/2015 tarihli 1 adet, Eskişehir (Odunpazarı) ile ilgili 06/10/2015 tarihli 9 adet bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu düzenlenmiştir. Ticari ilişki kapsamında; Eskişehir bölgesi ile ilgili 04/02/2016 tarihli ... no.lu "..." açıklamalı 90.000,00 Euro = 287.733,33 TL bedelli,Kütahya ile ilgili 21/03/2016 tarihli ... no.lu "..." açıklamalı 264.320,00 TL (40.320,00 TL'si KDV olmak üzere) bedelli, Uşak ile ilgili 22/03/2016 tarihli ... no.lu "..." açıklamalı 377.600,00 TL (57.600,00 TL'si KDV olmak üzere) bedelli,Eskişehir ile ilgili "KDV'ye ilişkin" 22/03/2016 tarihli ... no.lu "..." açıklamalı 51.791,38 TL (7.900,38 TL'si KDV olmak üzere) bedelli olarak düzenlenmiştir. Davalı tarafından 2015 yılı 10 ve 12.aylarında toplam 90.000,00 Euro ödeme yapılmış, her iki taraf kayıtlarına göre davalı tarafından yapılan ödemeler Eskişehir ile ilgili 04/02/2016 tarihli ... no.lu "..." açıklamalı 90.000,00 Euro = 287.733,33 TL bedelli fatura yönünden mahsup edilmiştir. Bu durumda Eskişehir ili yönünden düzenlenen çağrı mektuplarının alınması için davacı tarafından sözleşme konusu hizmetin verildiği ihtilafsızdır. Davalı vekili tarafından davacıya keşide edilen Bakırköy ... Noterliği'nin 29/03/2016 tarih ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile; taraflar arasındaki 06/10/2015 tarihli danışmanlık sözleşmesinin hukuka aykırı davranış ve talepler nedeniyle feshedildiği ayrıca 21/03/2016 tarihli ... no.lu ... konulu 264.320,00 TL bedelli, 22/03/2016 tarihli... no.lu ... konulu 377.600,00 TL bedelli ve 22/03/2016 tarihli ... no.lu ... konulu 51.791,38 TL bedelli faturaların hukuki dayanağı ve mesnedi olmadığından iade edildiği hususları ihtar edilmiştir. Davacı vekili tarafından davalıya keşide edilen Ankara ... Noterliği'nin 11/04/2016 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesinde ise; Kütahya Simav ... ve Uşak ... projeleri için sözleşme konusu edimlerin yerine getirildiği, bu nedenle 21/03/2016 tarihli 264.320,00 TL bedelli, 22/03/2016 tarihli 377.600,00 TL bedelli faturaların düzenlendiği ayrıca 04/02/2016 tarihli ilk faturadan eksik kalan 51.791,38 TL için 22/03/2016 tarihli faturanın düzenlendiği ancak halen fatura bedellerinin ödenmediği ifade edilerek, ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde ödeme yapılmaması halinde yasal yollara başvurulacağı ihtar edilmiştir.Dava konusu ihtilaf Uşak ve Kütahya illeri için düzenlenen çağrı mektupları yönünden oluşmuştur. ... tarafından Uşak (Merkez) ile ilgili 05/11/2015 tarihli 10 adet, Kütahya (Simav) ile ilgili 02/10/2015 tarihli 9 adet ve 28/08/2015 tarihli 1 adet bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu düzenlenmiştir. Taraflar arasında sözleşme imzalanması öncesinde yapılan mail yazışmalarına göre davalının bir kısım başvurularına ... tarafından ret kararı verilmesi üzerine, davacının ... nezdinde girişimde bulunmasının başvuruların olumlu sonuçlanmasını sağlayacağı yönünde davalı kanaati oluşması sebebiyle davacı ile sözleşme yapılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Nitekim taraflar arasında yazışmalar 16/07/2015 tarihinde başlamış, her ne kadar sözleşme 06/10/2015 tarihinde imzalanmış ise de davacı tarafça sözleşme imzalanmasından evvel mail yazışmaları akabinde hizmet verilmeye başlanmıştır ki ihtilafsız olan Eskişehir (Odunpazarı) ile ilgili 9 adet bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu düzenlendiği tarih sözleşme tarihi olan 06/10/2015 tarihidir. Davalı taraf Eskişehir yönünden davacının hizmet verdiğini kabul etmekle birlikte Uşak ve Kütahya illeri için düzenlenen çağrı mektupları için davacının herhangi bir ediminin olmadığını savunmakta ve bu iller yönünden hizmetin ... tarafından verildiğini ileri sürmekte ise de 16/07/2015 tarihinde davacıya gönderilen mailde Eskişehir ile birlikte Kütahya ve Uşak bölgelerinde de hizmetin verilmesi talep edilmiştir. Sonraki süreçte ise bu bölgeler yönünden çalışma yapılmaması yönünde bir talep sunulmamıştır. Davacının edimi sürecin takibi ve çağrı mektubu düzenlenmesinin sağlanması olup netice itibariyle çağrı mektupları düzenlendiğinden davacı tarafından hizmetin verildiğinin kabulü gerekmiş, davalı tarafın hizmetin verilmediği yönündeki beyanlarına itibar edilmemiştir. Kaldırma kararı uyarınca, mahkemece KDV düşülerek kalan tutar üzerinden hüküm tesis edildiğinden hesaplama sözleşme hükümlerine uygundur. Ayrıca alacak tutarı likit olduğundan davalı tarafın icra inkar tazminatına yönelik itirazları da yerinde değildir. Kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığından ayrıca kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,

3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 11.134,53 TL'den mahsubu ile arta kalan 10.402,53 TL'nin karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince davalı tarafa iadesine,

4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,

5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iadesine,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/04/2026