İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/11/2025 tarih 2025/922 Esas sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, "davacı vekili 9 numaralı gündem maddesinde "şirketin önemli miktarda duran varlığının, şirketin borçları, kredi ve finansal durumu dikkate alınarak, satışının değerlendirilerek ve müzakere edilerek yönetim kuruluna bu konuda yetki verilmesi ve yetkinin sınırının genel kurul kararı ile belirlenmesi" hususu görüşülmüştür. Davacı taraf karara muhalefet şerhini düşmüştür. Alınan karar şirketin doğrudan mal varlığı satışına yönelik bir karar olmayıp, bu konuda yönetim kuruluna yetki verilmesine ve yetkinin sınırının da genel kurul kararı ile belirlenmesine ilişkindir. Nitekim bu karar içeriğinde de "şirketin markalarına ve fabrikalarına ilişkin bir değerleme yaptırılacağı ve alınacak raporun pay sahipleriyle paylaşılacağı, henüz herhangi bir satış sürecinin söz konusu olmadığı" şeklindeki konuşmalara yer verilmiştir. Dolayısıyla; yaptırılacak değerleme raporu sonrasında satış yapılıp yapılmayacağı, hangi mal varlığının, hangi bedelle satışının yapılacağı hususları bu aşamada belli olmamakla birlikte; esasen yapılacak satış işleminin de davalı şirketin ve dolayısıyla davacı ortakların yararına bir satış olup olmayacağı, satışın rayiç değerin altında gerçekleşip gerçekleşmediği ve bu çerçevede de alınan 9 numaralı kararın yasaya, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı bir karar olup olmadığı hususunun yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile belirlenebilecek olması, davacı tarafın iddialarının yargılamayı gerektirmesi, sunulan delillerden mahkememizde bu aşamada ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğinin anlaşılmış olması karşısında yerinde görülmeyen ihtiyati tedbir isteğinin reddine" karar verilmiştir.
Karara karşı İhtiyati tedbir isteyen davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacılar vekili, 21.08.2025 tarihli genel kurul kararı uyarınca yapılacak satış işlemi, şirketin fabrika binasının, makine-teçhizatının, markalarının ve iştirak paylarının üçüncü kişiye devredilmesine sebep olacağı, satış tamamlandıktan sonra dava sonucunda iptal kararı verilse bile şirketin malvarlığının geri getirilemeyeceğini, marka değerleri üzerinde tasarruf hakkı kaybolacağını, bu şekilde tüm faaliyet konusunu ve varlıklarını kaybederek fiilen tasfiye sürecine gireceğini ve şirketi fiilen sona erdirecek nitelikte olduğu, TTK m. 449 ile birlikte ihtiyati tedbir birlikte değerlendirildiğinde, genel kurul kararlarının uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğma ihtimali varsa, mahkemenin yürütmenin geri bırakılmasına karar verebileceğini, 9 numaralı gündem maddesi doğrudan satış yetkisi vermese dahi, satışa giden sürecin en kritik ve geri dönülmez aşamasını oluşturan değerleme ve hazırlık işlemlerini kapsadığını, yaklaşık ispat şartının yerine getirildiğini belirtmiştir.
Talep, davalı şirketin 21/08/2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3,4,5,6 ve 9 numaralı kararların iptaline ilişkin davada, 9 numaralı gündem maddesinde alınan kararın ise yürütülmesinin geri bırakılması yönünden ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup, mahkemece davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
İhtiyati tedbir bir dava olmayıp, geçici hukuki korumadır. İhtiyati tedbirin şartları HMK'nun 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
İhtiyati tedbir isteminde davanın esası açısından haklılığın yaklaşık olarak, ispat edilmesi ve tedbirin uyuşmazlık konusu hususa ilişkin olması gerekir. Geçici hukuki koruma olan ihtiyati tedbirin, davanın yerine ikâme edilmemesi ve uyuşmazlığın esasını çözecek mahiyette olmaması, başka bir deyişle yargılamanın sonunda elde edilecek menfaatin ihtiyati tedbirle elde edilmemesi gerekir. Aksi halde ihtiyati tedbir hukuki kurumu ile getirilmesi amaçlanan hükümlerle bağdaşmayacaktır. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse veya yasanın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir.
Somut olayda, ihtiyati tedbir talep edilen 9 nolu gündem maddesinin şirket malvarlığının doğrudan satışına ilişkin olmayıp, bu konuda Yönetim Kurulu'na yetki verilmesine yönelik olduğu, ihtiyati tedbir şartlarının somut olay açısından mevcut olmadığı yönündeki yerel mahkeme değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, davacıların yaklaşık ispat ölçütünü sağladığının anlaşılmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati tedbir isteyen davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir isteyen davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 1.206,00 TL'den peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 590,60 TL'nin ihtiyati tedbir isteyenlerden alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir isteyenlerin yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 08/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.