Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirketin 2021 yılından itibaren iş ortalığı yapmak suretiyle; yedi - sekiz adet karavanı yurt dışından Türkiye'ye getirerek müvekkili şirketin yurt içindeki ticari çevresi kanalıyla satması sonucu karavan başına aldıkları karları paylaşarak iş yaptığını, davaya konu iş öncesi aynı yöntemlerle sekiz adet karavanı davalının; gümrük işlem ve izinlerini halletmek suretiyle davacıya teslim ettiğini, davalının ithalatçı firma olması ve bunu garanti etmesinden kaynaklı davacı müvekkili şirketin her defasında proforma fatura karşılığı peşin ödemesi yaptıktan sonra aracını teslim aldığını ve akabinde satması durumunun düzenli hale geldiğini, sekiz adetin bu şekilde satışının yapıldığını, dokuzuncu iş olan dava konusu araca (------ model) gelindiğinde; davalının dava dilekçesi ekinde sunulan proforma fatura ile davacı şirketi bilgilendirdiğini, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin satıcı (davalı) tarafın alıcıya (davacı) gönderdiği proforma ile kurulduğunun kabul edildiğini ve söz konusu proforma faturadaki teklifin kabulüyle sözleşmenin kurulduğunu, ödemenin peşin yapıldığını, ödemenin proformada belirlenen ilk peşinat içeren miktar olduğunu, davacı müvekkilinin; kendi adına olan payı peşin olarak davalıya gönderdiğini, davalının da davacıya proforma fatura düzenlemek suretiyle teslim edileceği garantisini "5 iş günü içerisinde teslim" adı altında garanti ettiğini, taahhüt ettiğini ve 34 000 avroyu kasasına koyduğunu, daha önce yapılan işlerde hiç aksama olmadan gününde aracı teslim eden davalının; beş günlük kesin vade sonucu aracın teslimi gerçekleşmesi gerekirken türlü bahaneler ile işi yokuşa sürmeye başladığını ve yaklaşık iki - üç ay oyaladıktan sonra kendi yaptığı evrak hatasından kaynaklandığı ikrarı ile parayı iade edeceğini beyan ettiğini ancak on sekiz ay müvekkilini beklettiğini, (O zaman zarfında dostluktan kaynaklı davalı kendisine ait karavanı müvekkilinin showroomunda tutup satıp kendisi karını aldığı davacı müvekkilden bağımsız işlemleri de olduğunu,) proforma fatura ile beş gün içinde teslim edeceği taahüdünde bulunan davalının; proforma faturanın hukuki niteliği itibariyle icap sonucu kabul beyanı olarak davacı müvekkilinin bedeli göndermesi sonucu sözleşmenin kurulduğunun kabulü ile (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.01.2018 tarihli,----- Karar sayılı ilamı) sözleşmedeki kesin vade olan beş gün sonraki teslim edimini yerine getirmeyen davalıdan o günden başlamak suretiyle ödenen 34.000 avro bedelin yaklaşık on sekiz ay sonra kısmi ödendiğinden faizini talep etme zaruretinin doğduğunu, yaklaşık on sekiz ay sonra 34.000 avro bedelin 29.000 avrosunu ödeyen davalının 5.000 avro ödenmemiş borcu bulunduğunu, tüm bu nedenlerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile göz önüne alınarak kısmi dava olarak taleplerinin müvekkilinin maddi anlamda uğradığı müspet zararların telafisini teminen şimdilik 1.000,00 TL, geç ödenen bedel için 1.000,00 TL faiz ve 2.000,00 TL bakiye ödenmeyen alacak olmak üzere toplam 4.000,00 TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacak yabancı para cinsinden olarak tespit edilerek ıslah hakları baki kalmak koşuluyla fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL cinsi ile davalıdan tahsilini, yargılama gideri, faiz ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iş bu davanın haksız ve kötü niyetli olup reddi gerektiğini, taraflar arasında "Adi Ortaklık" hukuki ilişkisinin olduğunu, iki şirketin birbirinden farklı ve sadece davacı alıcının, davalı şirketin de satıcı gibi bir ilişki olduğu şeklinde davacı tarafın her ne kadar yanıltıcı beyanda bulunsa da bunun doğru olmadığını, aradaki gerçek hukuki ilişkiye aykırı olduğunu, ilişkinin tamamen; davacı ve davalı şirket arasında " ----- firmasından karavan ithali ve satışı hususunda" adi ortaklık ilişkisi bulunduğu, birlikte yurt dışından karavan ithal ederek, bunu üçüncü kişilere sattıkları ve oluşan kar ve zarara yarı yarıya katıldıkları bir adi ortaklık ilişkisinden ibaret olduğunu, bu ortaklığın, davacı şirketin de dava dilekçesinde birinci maddesinde açıkça ikrar ve beyan ettiğini, yapılan işin niteliğini aynı şekilde tarif ettiğini, taraflar arasındaki adi ortaklıkta kar ve zararın eşit olarak paylaşıldığını, ortaklardan biri diğerinden kar/zarar talebinde bulunamayacağını, tüm bu nedenlerle; haksız ve kötü niyetle açılan davacının davasının reddini, taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesi ile hak ve alacakların takas ve mahsubunu, yargılama giderlerinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;
Dava, sözleşmeden kaynaklı müspet zarar, geç ödemeden kaynaklı faiz talebi ve ödenmeyen bakiye alacak talebine ilişkindir. Davacı vekili 02.01.2026 tarihli dilekçesi davadan feragat ettiğini bildirdiği, vekaletnamesinde feragat yetkisinin bulunduğu görülmüştür.HMK 307. vd maddeleri gereğince davadan feragatin, davayı kesin hüküm gibi sonuçlandıran taraf işlemlerinden olduğu, hüküm ifade edilmesi için karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine de bağlı olmadığı hükme bağlanmış olup davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde davadan feragat etmeye yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla açılan davanın feragat nedeniyle reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1-Davanın feragat nedeniyle reddine,

2-Harçlar Kanununun 22. Maddesine göre alınması gerekli 488,00 TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 615,40 TL peşin harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, artan 127,40 TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

3-Davacı tarafından yatırılan 488,00 TL karar harcının davacı üzerinde bırakılmasına,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Ret olunan dava yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalı lehine takdir olunan 4.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

7-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yokluklarında, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize dilekçe ile başvurarak veya zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle tutanağa geçirilmesi ve hakime onaylatılmak suretiyle ---- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.