İtirazın İptali

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı/borçlu ...'e müvekkil kurum tarafından kredi/krediler kullandırıldığını, dava dışı/borçlu ... ile müvekkil kurum arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığını, Sözleşme hükümlerine göre; müvekkil kurum, dava dışı ...'e kredi kullandırmayı taahhüt ettiğini, müvekkil kurum tarafından dava dışı ...'e kredi kullandırmak sureti ile sözleşme gereği üzerine düşeni yerine getirilmiş ancak dava dışı borçlu tarafından borç taahhüt edildiği gibi ödenmediğini, borcun ödenmemesi akabinde tüm borcun muaccel hale geldiğini ve davalı hakkında ... 31. İcra Dairesi... E. Sayılı dosyasından taşınır rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip başlatıldığını, davalı tasfiye memuru ... tarafından 05.02.2024 tarihinde takibe, ödeme emrine, faize ve ferilerine itiraz edildiğini, davalının bu itirazı kötü niyetli olup tamamen borçtan kurtulmak adına yapılan bir itiraz olduğunu gözler önüne serdiğini, davalı tasfiye memurunun borca itiraz etmiş olması haksız ve kötü niyetli olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ... 31. İcra Dairesi... E. Sayılı Dosyaya yapılan itirazın iptaline, asıl alacak tutarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, davanın ikame edilmesi sebebiyle sarf edilen tüm yargılama giderleri ve hak edilen vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... 11. Sulh Hukuk Mahkemesi ... Tereke sayılı dosyasında 19.01.2012 tarihli celsede verilen ara karar ile müteveffa ... terekesine tereke tasfiye memuru olarak atanma kararI verildiğini, davacı ... Bankası A.Ş. vekili ...’nin 01.10.2025 tarihli dava dilekçesinde; dava dışı borçlu ...’e kullandırılan kredi sözleşmeleri kapsamında doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ... 31. İcra Dairesi’nin... E. sayılı dosyasında davalı tasfiye memuru tarafından yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğu iddiasıyla, itirazın iptali ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talebiyle işbu dava açıldığını, davacı, kredi sözleşmelerine, noter ihtarnamelerine ve hesap hareketlerine dayanarak alacağın likit olduğunu, borcun muaccel hale geldiğini, yapılan itirazın sırf borçtan kurtulma amacıyla gerçekleştirildiğini ileri sürdüğünü, Arabuluculuk süreci anlaşmazlıkla sonuçlanmış olup, davacı bankanın 37.947,44 TL tutarındaki alacağının tahsili ile %94,50 oranındaki temerrüt faizi ve %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatı talep edildiği görüldüğünü, her ne kadar davacı tarafın, tasfiye memuru sıfatıyla icra takibine yapmış olduğu itirazın kötü niyetli göstermeye çalışsa da, kamu görevlisi sıfatıyla görevini kanun çerçevesinde icra eden tasfiye memurunun kötü niyetle hareket etmesi hukuken mümkün olmadığını, tasfiye memuru, temsil ettiği terekeye ilişkin borç ve alacakların hukuki geçerliliğini denetlemekle yükümlü olduğunu, bu nedenle yapılan itiraz, görev sorumluluğunun gereği olduğunu, ayrıca dava dilekçesinde taraf sıfatı bakımından çelişki mevcut olduğunu, davacı, ...’ü “dava dışı borçlu” olarak nitelendirmişken, buna rağmen tasfiye memurunu “davalı” gösterildiğini, davanın ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılmış olması yetki bakımından da uygun olmadığını, uyuşmazlığın doğduğu yer ve icra dosyasının bulunduğu yer İstanbul olduğunu, bu hususların davacıdan açıklattırılması ve yetki yönünden değerlendirme yapılması gerektiğini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takibe itirazın iptali davasıdır.
... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/02/2026 tarihli ...esas ...karar sayılı kararı ile davacı ile muris-... arasında imzalanan 18.11.2012 tarihinde imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin 53. maddesinde ihtilafların çözüm yeri olarak İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri yetkili yargı mercii olarak kabul edildiği, tarafların tacir olduğu, davanın tarafların serbestçe tasarruf edebileceği dava türlerinden olması karşısında yetki şartının geçerli olduğu, davalının yetki ilk itirazının süresinde yapıldığı, ayrıca davacı bankanın adresinin ... ilçesinde, ihtarnameyi çıkaran şubenin ... ilçesinde, davalı tereke temsilcisi ... ilçesinde, murisin ise ... ilçesinde olduğu, Mahkememizi yetkili kılan yasal düzenleme bulunmadığından bahisle yetkisizlik karar verilerek dosyanın mahkememize tevzi edildiği anlaşılmıştır.
HMK'nun 320/2.maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takibe itirazın iptali olduğu tespit edilmiştir.

Yetkisizlik kararı veren ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin gerekçeli kararı incelendiğinde; "davacı ile muris-... arasında imzalanan 18.11.2012 tarihinde imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin 53. maddesinde ihtilafların çözüm yeri olarak İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri yetkili yargı mercii olarak kabul edildiği" belirtilmiş ise de mahkemenin gerekçesinde genel kredi sözleşmesinin 53/1 maddesinin dayanak yapıldığı ancak aynı sözleşmenin 53/2 maddesinde "Ancak, MÜŞTERİ ve MÜTESELSİL KEFİL'ler, yukarıda anılan yerdeki Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılınmasının, BANKA tarafından kendilerinin ikametgahı veya mal ve değerlerinin bulunduğu yerdeki veya kredinin nakledildiği şube ikametgahındaki Mahkeme ve İcra Dairelerine başvurulmasına engel olmadığını, Türkiye sınırları dışında da mal varlıklarının bulunduğu ve bulunabileceği her yerde BANKA'nın kanuni yollara başvurarak kendileri aleyhine takip yapabileceğini kabul ederler" hükmünün bulunduğu, davalı tarafından süresi içinde sunulan cevap dilekçesinde takibin ... 31. İcra Dairesi'nde başlatılmasına rağmen davanın ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesinin yasal dayanağının davacıdan açıklattırılmasının ve yetki yönünden değerlendirme yapılmasının talep edildiği, Mahkemece 17/02/2026 tarihli celsede davacı tarafa bu hususun açıklattırıldığı, davacı vekilince, GKS'nin 53/2 maddesi gereğince bankanın dilediği yerde takip yapma yetkisi bulunduğunun ve yetki itirazının reddine karar verilmesinin talep edildiğinin beyan edildiği, ancak mahkemece davacı vekilinin sözleşmenin izahına dair açıklamaları ve açık sözleşme hükümleri gözetilmeden yetkisizlik kararı verildiği, sözleşmelerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği bu bağlamda yetki ilk itirazı incelenirken sözleşmede uyuşmazlık hakkında yetkili mahkemelerin belirlenmesine dair tüm hükümlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, aksine bir yorumun ahde vefa ilkesinin mahkeme kararıyla yok sayılması sonucuna matuf olduğu, yetkiye dair sözleşme hükümleri incelendiğinde taraflar arasında münhasır olmayan yetki sözleşmesinin bulunduğu hususunun tespit edildiği ve bu durumda taraflarca hususen belirlenen mahkeme/mahkemeler dışında diğer mahkemelerde de dava açılmasına imkan tanındığı, dava konusu genel kredi sözleşmesinin 53/1. maddesi uyarınca münhasıran mahkememizin yetkili olduğu yönündeki değerlendirmenin gerek taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 53/2. maddesine gerekse HMK'nın 17. maddesine açık aykırılık teşkil ettiği kanaatine varılmakla; "Kanuni(tabi) Hakim Güvencesi" ile "Adalete Erişim Hakkı"nın gereği olarak hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağından, mahkemece verilen yetkisizlik kararının mezkur güvence ve hakka aykırı olduğu ve bu ihlalin kamu düzenine aykırılık mahiyetinde olması sebebiyle HMK'nın 320. Maddesi uyarınca resen ve dosya üzerinden incelenerek ivedilikle karara bağlanması gerektiği kanaatiyle mahkememizin karşı yetkisizliğine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.

Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;

1-Mahkememizin yetkisizliği nedeniyle karşı yetkisizliğine, ... 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğunun tespitine,
2-...6.Asliye Ticaret Mahkemesi ile mahkememiz arasında olumsuz yetki uyuşmazlığı olması nedeniyle merci tayini için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesine gönderilmesine,

3-Mahkememizin esasının bu şekilde kapatılmasına,

4-HMK'nun 331/2. maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde harç, vekalet ücreti ve yargılama giderinin görevli mahkemede değerlendirilerek hüküm altına alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 17/04/2026