İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil ile davalı, 2019 yılında yaklaşık on beş yıllık evliliklerini anlaşmalı boşanma protokolü ile sonlandırmışlardır. Ancak bu boşanma, taraflar arasındaki uyuşmazlıkları bitirmemiş; aksine davalı taraf, müvekkile karşı sistematik bir yıpratma sürecine girişmiştir. Boşanma tarihinden itibaren davalı tarafça müvekkil aleyhine nafaka artırım talepleri, mal paylaşımı davaları ve müvekkilin kliniğinde sigortalı gösterildiği döneme ilişkin asılsız maaş alacağı iddiaları ileri sürülerek yargı mercileri meşgul edilmiştir. Taraflar arasındaki bu yoğun husumet iklimi içerisinde, müvekkil tarafından açılan karşı mal paylaşımı davası neticesinde ... 5. Aile Mahkemesinin 16.04.2024 tarihli,...Esas ve ...Karar sayılı ilamı ile müvekkil lehine yaklaşık 1.700.000,00 TL alacak hüküm altına alınmıştır. Müvekkil, kesinleşen bu alacağını tahsil edebilmek amacıyla ... 16. İcra Dairesinin 2024/5963 Esas sayılı dosyası üzerinden cebri icra süreci başlatmış ve davalının babasından devraldığı ... ili, ... ilçesinde bulunan taşınmazın satışını talep etmiştir.Tam da bu taşınmaz satış sürecinin nihayete ermek üzere olduğu ve davalının malvarlığı üzerindeki haciz baskısının arttığı 2025 yılı başında, davalı tarafça aniden 20.000.000,00 TL bedelli bir senet ortaya çıkarılmıştır. 20 Milyon TL değerindeki senedin 2 Milyon TL'si üzerinden ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin...D. İş sayılı dosyası üzerinden alınan ihtiyati haciz kararı ile müvekkilin malvarlığına bloke konulması suretiyle ... 14. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden senedin tamamı takibe konulmuştur. Senedin icraya konulmasının ardından davalı taraf, icra dairesindeki satıştan ve avukatlık ücretlerinden feragat etmesi ile çocukların tüm masraflarını karşılaması şartıyla, senede konu 20 milyon TL'lik talebini yaklaşık 4.800.000,00 TL'ye indirebileceğini ileterek açıkça şantaj ve pazarlık yoluna gitmiştir.
Müvekkil tarafından ... 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden imzaya itiraz davası açılmıştır. İmza itirazı üzerine yürütülen incelemelerde; Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından "yetersiz örnek" tespitiyle rapor tanzim edilememesi, yargılama sürecini belirsizliğe sürüklemiştir. Müvekkilin icra tehdidi altında kalması üzerine, söz konusu senedin aslı üzerinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 293. maddesi uyarınca Ulusal Kriminal Büro (UKB) tarafından hazırlanan 09.02.2026 tarihli uzman görüşünde detaylı bir teknik inceleme yapılmış ve bu rapor ile senedin müvekkile ait bir imzanın üzerine sonradan bilgisayar ortamında metin basılması suretiyle sahte olarak üretildiği bilimsel verilerle kanıtlanmıştır Bu süreçte ... 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyasında 26.03.2026 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu tanzim edilse de raporda, senedin bir bütün olarak müvekkilin iradesini yansıtıp yansıtmadığını veya metnin imza üzerine sonradan basılıp basılmadığını (sahtelik/tahrifat) incelenmeden yalnızca İcra Hukuk Mahkemesinin takip hukukuna özgü sınırlı inceleme yetkisi çerçevesinde senet üzerindeki imzanın müvekkilin elinin ürünü olup olmadığı irdelenmiş ve imzanın müvekkilin elinin ürünü olduğu tespit edilmiştir.
Gelinen noktada müvekkilin ... 14. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına konu 20.000.000,00 TL (YirmiMilyonTürkLirası) bedelli senedin sahteliği nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, icra takibinin iptali ve %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi amacıyla işbu davayı açma zarureti hasıl olmuştur.
Huzurdaki ticari nitelikteki menfi tespit davası ikame edilmeden evvel, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uyarınca zorunlu arabuluculuk süreci işletilmiş ve süreç sonunda anlaşamamaya ilişkin son tutanak tanzim edilmiştir.Müvekkil tarafından şikayet üzerine başlatılan süreçte, Adli Tıp Kurumu raporunda imzanın müvekkilin eli ürünü olduğu belirtilmiş olsa da, bu durum senedin hukuken geçerli bir kambiyo evrakı olduğu anlamına gelmemektedir. Zira müvekkilin, müşterek çocuklarının hafta sonu ziyaretleri sırasında dalgınlıkla boş bir defter yaprağına attığı imza, davalı tarafça kötü niyetli olarak kullanılmış ve imzanın bulunduğu kağıt kesilerek üzerine bilgisayar vasıtasıyla senet metni basılmıştır.
Aşağıda detaylı şekilde açıklanacağı üzere Ulusal Kriminal Büro tarafından hazırlanan rapor, senedin fiziksel varlığının, metin oluşturma sürecinin ve imza kronolojisinin hayatın olağan akışına ve teknik gerçeklere aykırı olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat etmektedir.
Dava konusu senedin sahteliğine dair en çarpıcı ve teknik olarak reddedilemez delil, belgenin oluşturulma kronolojisindeki sapmadır. Ulusal Kriminal Büro’nun 09.02.2026 tarihli raporunda yapılan mikroskobik incelemeler, senedin "önce imza, sonra metin" (açığa atılan imzanın üzerinin doldurulması) yöntemiyle oluşturulduğunu teknik verilerle ortaya koymuştur.
Şüphesiz bir kambiyo senedinin hukuken geçerli bir irade beyanı yansıtabilmesi için, imzanın var olan bir metnin altına, o metni onaylamak amacıyla atılması gerekir. Ancak teknik inceleme, müvekkilin imzasının kağıtta halihazırda mevcut olduğunu, senet metninin ise bu imzanın üzerine sonradan bir lazer yazıcı vasıtasıyla basıldığını kanıtlanmıştır.
Hemen yukarıda arz ettiğimiz kronolojik tutarsızlığın en somut ispatı, kağıt üzerindeki katman sırasıdır. Şöyle ki; normal bir senet önce yazıcıdan çıkarılır, sonra imzalanır. Bu durumda imza mürekkebi, kağıttaki yazının/ tonerin en üstünde kalır. Ancak uzmanların yaptığı mikroskobik inceleme, bu senet özelinde tam tersi bir tabloyu ortaya koymuştur.
Raporda "Toner Morfolojisi (Partikül Yapısı) Farkı" adı verilen bu kısım bize esasen şunu söylüyor: Müvekkilin imzası kağıtta zaten varmış. Kağıt daha sonra yazıcıya sokulmuş ve 20 milyon TL’lik o borç metni, imzanın üzerine adeta giydirilmiş. senette imza liflerinin üzerinde, o liflere hiç nüfuz etmemiş, adeta bir kar tanesi gibi en üstte duran toner parçacıkları uzman kişilerden oluşan heyet tarafından saptanmıştır. Yani eğer senet önce basılıp sonra imzalansaydı, imza mürekkebinin toner tabakasının üzerinde kalması veya toneri aşındırması gerekirdi. Nitekim bu konuda benzer hileli oluşturma yöntemleri yargı kararlarında şu şekilde tespit edilmiştir:
Bilindiği üzere kambiyo senetleri normal şartlarda matbu formlar üzerine veya tek bir oturumda bütünsel bir yazım süreciyle oluşturulur. Oysa takibe konu senet üzerinde yapılan ölçümler, belgenin eğri kesilmiş olduğunu ve geometrik bir simetriye sahip olmadığını göstermiştir.
UKB raporunda, senedin sağ dikey kenarının 11,6 cm, sol dikey kenarının ise 11,7 cm olduğu tespit edilmiştir. Bu fark, belgenin standart bir defterden koparılmadığını veya profesyonel bir matbaa ürünü olmadığını; aksine daha büyük bir kağıttan (muhtemelen imzanın bulunduğu bir A4 kağıdından) el yordamıyla veya basit kesici aletlerle, imza alanını kurtaracak şekilde kesilerek oluşturulduğunu ispatlamaktadır.
Senedin üzerinde iki farklı kalem türünün (1. Tür: Homojen simsiyah keçeli/stabilo kalem; 2. Tür: Siyah tükenmez kalem) kullanılmış olması, belgenin tek bir irade beyanıyla ve tek bir seferde oluşturulmadığının bir diğer kanıtıdır.
Müvekkile atfedilen imza ve isim yazımının siyah tükenmez kalemle yapılmasına karşın, senet metnindeki diğer unsurların keçeli kalemle tamamlanmış olması, belgenin farklı zamanlarda ve farklı ellerce işleme tabi tutulduğunu göstermektedir.
Raporda, müvekkilin imzasının bulunduğu alanda kağıdın arkasına geçen baskı (fulaj) izinin oldukça belirgin ve sert bir zeminde atılmış olduğu, ancak isim-adres gibi diğer kısımların çok daha silik olduğu tespit edilmiştir. Bu veriler, imzanın atıldığı an ile senedin diğer kısımlarının doldurulduğu an arasında hem zaman hem de mekan farkı olduğunu ortaya koymaktadır.
Senedin tamamı siyah tonerle basılmış olmasına rağmen, mikroskobik incelemede kağıt üzerinde "Magenta (pembe)" ve "Cyan (mavi)" toner partikülleri saptanmıştır. Bu durum, senedin oluşturulduğu kağıdın daha önce başka bir amaçla (muhtemelen renkli bir döküman veya defter sayfası olarak) kullanıldığını, üzerindeki eski baskıların temizlenmeye çalışıldığını veya o kağıdın bir şekilde renkli baskı yapan bir cihazdan geçtiğini göstermektedir. Bu, senedin temiz, boş ve kambiyo senedi düzenleme iradesiyle alınmış bir kağıda basılmadığının; aksine "devşirme" bir kağıt üzerine inşa edildiğinin teknik kanıtıdır.
UKB raporu, imza müvekkilin elinden çıkmış olsa dahi, bu imzanın senedin metninden önce kağıtta bulunduğunu ispatlayarak "açığa atılan imzanın kötüye kullanılması" ve "sahte belge üretimi" olgusunu tamamlamıştır, senedin sahteliği ispatlanmıştır. Davalı taraf, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyasındaki ifadesinde, söz konusu 20 milyon TL bedelli senedin 2017-2018 yıllarında müvekkile verdiği altın ve dolarların karşılığı olarak düzenlendiğini iddia etmiştir. Ancak bu iddia, taraflar arasında 2021-2024 yılları arasında derdest olan mal paylaşımı davasındaki maddi vakıalarla örtüşmemektedir. Senet, söz konusu mal paylaşımı davasında konu bile edilmemiştir. (EK-5: ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...Soruşturma Sayılı Dosyasındaki...'ın İfadesi)
Eğer davalının iddia ettiği gibi evlilik birliği içerisinden kaynaklanan ve 2022 yılında senede bağlanan 20 milyon TL gibi devasa bir alacağı bulunsaydı, bu alacağın mal rejimi tasfiyesi davasında bir takas ve mahsup unsuru olarak ileri sürülmesi hukuken beklenirdi. Yıllarca süren yargılama boyunca müvekkilden böyle bir alacağı olduğunu hiç zikretmeyen davalının, müvekkil lehine kesinleşen alacağın tahsili için babasına ait taşınmazın satış aşamasına gelindiği anda bu senedi ortaya çıkarması, belgenin mal kaçırma ve infazı durdurma amacıyla sonradan üretildiğini kanıtlamaktadır. Nitekim makul seviyede bir insan mantığı ve somut olayların akışı göstermektedir ki; lehine kesinleşmiş bir mahkeme ilamı bulunan ve bu ilama dayanarak başlattığı takibi satış aşamasına getiren bir borçlunun, aynı dönemde (senedin tanzim edildiği iddia edilen 2022 yılında) eski eşine 20.000.000,00 TL (Yirmi Milyon TL) gibi fahiş bir borç yüklenmesi eşyanın tabiatına aykırıdır. Tek başına bu durum dahi, davalının müvekkil lehine kesinleşen alacağı ödememek amacıyla bir karşı hamle olarak sahte senet tanzim ettiğini açıkça ispatlamaktadır.
Müvekkil ile davalı arasında boşanma protokolünden sonra hiçbir ticari ilişki kurulmamış, taraflar yalnızca bir kez müşterek çocukların okul meselesi münasebetiyle bir araya gelmiştir. Telefonları karşılıklı engelli olan iki eski eş arasında 20 milyon TL tutarında bir kambiyo taahhüdünün doğması hayatın olağan akışına aykırıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 209. maddesi uyarınca sahtelik iddiası senedin ispat gücünü ortadan kaldırmakta olup, bu meblağın hangi hukuki ilişki neticesinde doğduğunu ispat külfeti davalı üzerindedir. Davalının bu iddiayı destekleyecek hiçbir ticari defteri, banka kaydı veya makul bir açıklaması bulunmamaktadır.
Kambiyo senetleri, doğası gereği temel borç ilişkisinden bağımsız ve soyut bir alacak hakkını temsil etse de, bu durum ancak senedin kurucu unsurlarının tam ve sıhhatli olması halinde geçerlidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre sahtecilik iddiası, senedin varlığını ve geçerliliğini temelinden sarsan "mutlak defi" niteliğindedir. Müvekkil tarafından ileri sürülen imza inkarı, basit bir itirazdan öte, senedin bir kambiyo senedi olma vasfını en baştan yok eden hukuki bir engeldir.
Müvekkil tarafından ileri sürülen imza inkarı ve senedin teknik yöntemlerle sonradan oluşturulduğu iddiası, senedin bir kambiyo vasfı kazanmadığının, dolayısıyla ortada hukuken geçerli bir borç ikrarının bulunmadığını göstermektedir.
TTK m. 776, bir bono veya emre yazılı senedin geçerli olabilmesi için bulunması gereken asgari unsurları sayar. Bu unsurlardan en önemlisi ise m. 776/1-g bendinde düzenlenen "düzenleyenin imzası"dır. Açıklandığı üzere imzanın sadece fiziksel olarak kağıtta bulunması yeterli görülmemekte, bu imzanın senedin metniyle ayrılmaz bir bütünlük teşkil etmesi ve borç ikrarı iradesini yansıtması aranmaktadır. Takibe konu 20 milyon TL bedelli senet üzerinde yapılan teknik incelemeler, bu bütünlük ilkesinin ağır bir şekilde ihlal edildiğini ve senedin sonradan kurgulandığını ispatlamıştır.
Kambiyo senedi, düzenlendiği anda tüm unsurlarıyla bir irade beyanı içermelidir. Teknik raporla sabit olduğu üzere, metin imzanın üzerine sonradan bindirildiği için, müvekkilin bu metne yönelik bir iradesinden söz etmek hukuken imkansızdır. Açıklanan hususlar ışığında, müvekkilin imza inkarı basit bir itirazdan öte, senedin kambiyo senedi olma niteliğini baştan yok eden hukuki bir engeldir.
Müvekkilin diş hekimi olarak sürdürdüğü mesleki yaşamı, sosyal statüsü ve davalı ile arasındaki derin husumet göz önüne alındığında, 20.000.000,00 TL gibi fahiş bir bedelin hiçbir ticari karşılığı olmaksızın, üstelik boşanmadan yıllar sonra bir senetle ikrar edilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır ve bu aykırılık, mutlak defi niteliğindeki sahtecilik iddiamızın maddi vakıalarla ne denli örtüştüğünü teyit etmektedir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 72. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesi yasal bir zorunluluktur. Davalı taraf, müvekkilin rızası dışında elde edilen bir imzayı fahiş bir meblağ ile doldurarak takibe koymuş ve müvekkilin malvarlığına haksız yere haciz koydurmuştur. Davalının, müvekkilin kendisinden olan alacağını tahsil etmesini engellemek amacıyla tam da taşınmaz satışı aşamasında bu sahte senedi icraya koyması kötü niyetin en somut kanıtıdır.
Davamızın kabulü ile, ... 14. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına konu 22.05.2022 tanzim ve 30.12.2024 vade tarihli 20.000.000,00 TL bedelli senedin sahteliğinin ve müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitine,
Sahteliği sabit olan senede dayalı başlatılan haksız icra takibinin tüm sonuçlarıyla birlikte iptaline,
Davalının sahte belgeyle kötü niyetli olarak takibe girişmesi nedeniyle, İİK madde 72/5 uyarınca takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine,
Davalı tarafın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 329'uncu maddesi uyarınca müvekkilimizle aramızda kararlaştırdığımız 1.256.000,00 TL akdi vekâlet ücretine ve 5.000,00 TL disiplin para cezasına mahkûm edilmesine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
Dava, Kambiyo senetlerinden kaynaklı menfi tespit davasıdır.
Dava dilekçesi incelendiğinde; Davacı vekilinin dilekçenin başlık kısmının ... Asliye Ticaret Mahkemesi yazmış olmasına rağmen uyap ortamında İstanbul tevzi bürosu seçilmiş ve mahkemeniz esas numarasını almış olması karşısında sehven mahkememize tevzi edildiği anlaşılan dosyanın ... Adliyesi Hukuk Mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Dosyanın ... Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne hitaben düzenlenen dava dilekçesi ile açıldığı anlaşılmakla ... Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi olunması için ... ADLİYESİ HUKUK MAHKEMELERİ TEVZİ BÜROSUNA GÖNDERİLMESİNE,
2-Esasın bu şekilde kapatılmasına,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde tarafların yokluğunda verilen karar oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/04/2026