Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

Mahkememize açılan Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilin davalı aleyhine 5. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını, davalı tarafından takibe itiraz edilerek Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 26.02.2019 tarihli, ... sayılı kararı ile senet kambiyo vasfında olmadığından takibin iptal edildiğini, davalı aleyhine 3. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile yapılan ilamsız icra takibine itiraz ettiğini, Kayseri İcra 2. İcra Hukuk Mahkemesinin... esas sayılı dosyasında itirazın kaldırılması için dava açıldığını, Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 24.11.2020 tarihli, ... kararı ile itirazın iptaline karar verildiğini, davalının istinaf talebi üzerine Kayseri Bölge adliye Mahkemesinin 5. Hukuk Dairesi'nin 18.02.2021 tarihli, ... sayılı kararı ile davanın Asliye hukuk Mahkemesinde açması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulduğunu, müvekkilin davalıya senet miktarı kadar borç para verdiğini, davalının evi üzerinde başka borcundan dolayı haciz mevcut olduğundan haczi kaldırmak için müvekkilden borç para istediğini, müvekkilin parasını geri alamadığını bildirerek, davanın kabulü ile senet miktarının faizi ile taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
Dosyanın, Kayseri 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi neticesinde mahkememize geldiği, mahkememizin ... esas sırasına kaydı yapılmıştır.

YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, alacak talebine ilişkindir.
6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:
(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.
(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.
(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; tarafların tacir olması sebebi ile 6102 sayılı TTK m. 4 ve 5 hükmün nisbi ticarî dava olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. Nitekim mahkememizin görevli olduğu hususu Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 09/05/2024 tarih ... sayılı ilamı ile de kesin bir şekilde tespit edilmiştir.
Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK m. 20’de belirtilen sürede görevsizlik kararını vermiş olan mahkemeye başvuru üzerine dosyanın gönderilmesi halinde, görevli mahkemede görülmeye başlanan dava, yeni bir dava olmayıp görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı niteliğindedir. (Bkz. Baki Kuru, Medenî Usûl Hukuku El Kitabı, C. I, Ankara 2020, s. 158; Yargıtay HGK, 23/06/2010, E. 2010/15-310, K. 2010/345; 09/04/2008; E. 2008/15-312, K. 306; 08/12/1984, E. 1981/15-616, K. 1984/75 tarih ve sayılı kararları). Görevsiz mahkemede dava açılması ile kazanılmış olan haklar saklı tutulmuş olacağından, zorunlu arabuluculuk dava şartının da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihe göre belirlenmesi gereklidir.
Nitekim Yargıtay 11 HD'nin 13/09/2023 tarihli ve 2022/2611 E., 2023/4942 K., sayılı 6. HD'nin 15/02/2023 tarihli ve 2023/526 E., 2023/583 K. sayılı; Yargıtay 9. HD'nin 06/02/2023 tarihli ve 2022/18714 E., 2023/1515 K. sayılı; 12/12/2022 tarihli ve 2022/14704 E., 2022/16485 K. sayılı; 05/12/2022 tarihli ve 2022/14561 E., 2022/15997 K. 2024/1834 E., 2025/291 K., 2024/1834 E., 2025/291 K. Sayılı kararlarında da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihten sonra arabuluculuk dava şartının tamamlanamayacağı kabul edilmiştir.
Dosya kapsamından, davanın 16/08/2022 tarihinde açıldığı, her ne kadar dava görevsiz mahkemede açılmış ise de, yukarıda anılan ilke ve esaslar uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartının da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihe göre belirlenmesi gerektiği, zira görevli mahkemede görülmeye başlanan dava yeni bir dava olmayıp görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı niteliğinde olduğu, yasa değişikliğinin yürürlük tarihinin 19/12/2019 olduğu, somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinin herhangi bir yerinde arabuluculuk görüşmesinden bahsedilmediği, dava dilekçesi ekinde de arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı, görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize geldikten sonra davacıya arabuluculuk son tutanağını sunmak üzere kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde de davacının her hangi bir beyanda bulunmadığı görülmektedir. Eldeki davanın zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu (Bknz Emsal Bursa BAM 10. HD. 2025/1545 esas, 2026/316 karar, Gaziantep BAM 11. HD. 2025/288 esas 2025/801 karar, Antalya BAM 11. HD. 2025/360 esas 2025/480 karar) dava öncesinde arabuluculuk yoluna başvurulmasının eldeki dava açısından da dava şartı olduğu tartışmasızdır.
Bu durumda, arabululucuk dava şartının uyuşmazlığın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmediği, uyuşmazlığın ticari dava olmasından kaynaklandığı, görevli mahkemeye dosya gönderildiğinde de davanın açıldığı tarihin görevsiz mahkemedeki dava açılış tarihi olduğu, dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurulmamış olması karşısında bu tarih itibariyle dava şartının yerine getirilmediği, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı, usul ekonomisi gözetilerek davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan dolayı reddi yönünde re'sen hüküm kurulması gerektiği anlaşılmaktadır.
Mahkememizce re'sen gözetilmesi gereken ve sonradan tamamlanabilir nitelikte olmayan dava şartına ilişkin 6102 sayılı TTK m. 5/A ve 7155 sayılı Kanun 18/A hükümleri gözetilerek davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.

1-Arabuluculuk tutanağının sunulmaması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı Kanun'un 18/A. maddesi uyarınca davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞU SEBEBİYLE USULDEN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 732,00 TL ilam harcının, dava açılışı sırasında tahsil edilen 2.561,63 TL peşin harçtan mahsubuna, artan 1.829,63 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine,

3-Davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafın yaptığı 1.551,40 TL giderin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,

5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalı tarafa ödenmesine,
Dair, gerekçeli kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 09/04/2026