İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)

İhtiyati Tedbir

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının sigorta poliçesi, dava dışı hak sahibine yapılan ödemelere ilişkin dekontlar ekspertiz raporu ve diğer belgeler incelendiğinde, dava ile ilgili olarak yaklaşık ispat sağlanmış durumda olduğunu, yaklaşık ispat sağlandığından ihtiyati tedbir kararı verilmesinde hukuken bir engel bulunmadığını, ihtiyati tedbir talebinin mahkemece kabulü ile, davalı-borçluların üzerine kayıtlı taşınmaz ve araçlardan oluşan mal varlığı üzerinde dava değerinden az olmamak kaydı ile bu hususta celse açılmaksızın İİK 257. Maddee hükmü uyarınca ihtiyati haciz zımnında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 16. maddesi uyarınca; "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." Takibe konu hasarın meydana gelmesine neden olan yangın hadisesi, Gebze/KOCAELİ adresinde meydana geldiğini Gebze Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin de yetkili olduğunu, davalı/borçluların mesnetsiz yetki itirazlarının reddine karar verilmesini talep ettiğini, davalı/borçlu Palet Lojsitik Anonim Şirketi tarafından icra takibine itiraz dilekçesine sadece yetki itirazı şeklinde itiraz ileri sürüldüğünü, yetkili yerin neresi olduğu açıkça belirtilmediğini, icra dairesinin yetkisiz olduğunun belirtilmesi yetkili olmayıp yetkili icra dairesinin de ayrıca ve açıkça belirtilmesi gerektiğinden usulüne uygun yapılmış bir yetki itirazından söz edilemeyeceğini, davalı/borçlular hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2025/1439 E. Sayılı takip dosyasına yapmış oldukları (yetki itirazları da dahil) haksız ve kötü niyetli tüm itirazlarının iptali ile takibin devamına, takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen orandaki faizi ile ödemelerine, takip konusu edilen alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

İlk derece mahkemesince 12/12/2025 tarihli ara karar ile; "...Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ekinde sunulan sigorta poliçesi, dava dışı hak sahibine yapılan ödemelere ilişkin dekontlar, davaya konu hasarın meydana geldiği yangına ilişkin itfaiye raporu, ekspertiz raporu ve diğer belgeler incelendiğinde, huzurdaki dava ile ilgili olarak yaklaşık ispatın sağlanmış durumda olduğunu, yaklaşık ispatın sağlanmış olması nedeniyle davalı/borçlu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesinde hukuken bir engelin bulunmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada ne ihtiyati tedbir ne de ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını, davalı şirketin devlet denetimine tabi ve Türkiye genelinde faaliyet gösteren bir sigorta şirketi olmakla devlet denetiminden ötürü taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizleme, kaçırma ve hileli işlemlerde bulunma ihtimalinin mevcut olmadığını, emsal kararlar uyarınca da sabit olduğu üzere, davacının ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddi yönünde hükmedilen kararın hukuka uygun olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Palet Lojistik A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz kararı verilmesi yönünden yaklaşık ispat şartı dahi somut olayda mevcut olmadığından ve dava konusu yönünden davacı tarafın alacak taleplerinin varlığının ispatı yargılamayı gerektirmekte olup, davacı tarafın henüz alacağının varlığını ispatlayamamış olduğundan, yargılama sürecinin uzun sürmesi, ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılar gerekçe gösterilerek hukuka ve yasaya aykırı, şartları oluşmamış ihtiyati haciz taleplerinin reddi yönünde verilmiş kararın yerinde olduğunu, davalı şirkete yönelik, asılsız olarak mal kaçırmaya yönelik bir itham ve iddiada bulunulmasının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/12/2025 tarihli ara karar, 2025/1255 Esas sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.

Dava itirazın iptaline ilişkindir.
Talep, ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesi kararına karşı talep eden davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacıya ticari paket sigorta poliçesi ile sigortalı olan dava dışı Fiva Plastik Anonim Şirketi’nin emtialarının depolandığı, davalılardan Palet Lojistik A.Ş.’ye ait işyerinde çıkan yangın sonucu emtialarının zarar gördüğü, davacının sigortalıya 110.570,46 USD ödeme yaptığı, davalıların yangın olan işyerinin maliki, kiracısı ve sigortacısı olmakla anılan zarardan sorumlu olduklarından bahisle başlatılan takibe davalıların itirazı üzerine takibin durduğu, bunun üzerine davacı tarafından itirazın iptali için eldeki davanın açıldığı, dava dilekçesi ile birlikte davalıların malvarlığı değerlerine ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir konulmasının talep edildiği, mahkemece ihtiyati tedbir şartları oluşmadığından talebin reddine karar verildiği, karara karşı talep eden davacı tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Hemen belirtmek gerekir ki, Türk Hukuku'nda "ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz" şeklinde bir kurum bulunmamaktadır. Geçici hukuki koruma yolları adlî yargı yönünden ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacizdir.
6100 sayılı HMK.'nun 33. maddesi uyarınca, hakim Türk Hukuku'nu re'sen uygular. Bu hüküm gereğince taraf veya vekili tarafından yanlış taleplerde bulunulmuş veya talep yeterince açıklanmamış olsa bile maddi vakıanın anlatımından hakim olaya uygulanması gereken hukuku bulup re'sen uygulamalıdır. Türk Hukuku'nda bulunmamasına rağmen "ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz" talep edildiğinde somut olayın niteliğine göre bu talebin ihtiyati tedbir yahut ihtiyati haciz olarak değerlendirilip bu kurumların şartlarının oluşup oluşmadığı da değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Yargıtay uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay 11. H.D. 27/10/2015 tarih, 2015/12121 Esas, 2015/11118 Karar).
Burada ihtiyati tedbir ile ihtiyati haciz arasındaki farklara değinmek gerekmektedir. İhtiyatî tedbir (HMK m. 389 vd) ile ihtiyatî haciz (İİK m. 257 vd) biribirine benzemekle birlikte, farklı müesseselerdir. Bunların tâbi oldukları kurallar farklı olduğu gibi, hüküm ve sonuçları bakımından da farklılıklar mevcuttur. Örneğin: 1) İhtiyatî tedbirde, tedbir konusu, davanın konusudur (yani, uyuşmazlık konusu mal üzerine el konulmaktadır.) Oysa, ihtiyatî haczin konusu, alacaklının para alacağının garanti altına alınmasıdır ve ihtiyaten haczedilen mal üzerinde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Yetkin Yayınları, Değiştirilmiş 2. Baskı, Ankara, 2013, s: 1654).

Bu açıklamalara göre eldeki talep incelendiğinde; davacının talebinin alacak olduğu, davalıların malvarlığının davanın konusu olmadığı, davacının tedbir talebi ile alacağının güvence altına alınmasını sağlamaya çalıştığı, buna göre davacının asıl talebinin İİK.'nun 257 vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati haciz talebi olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması gerekmiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davacının talebinin ihtiyati haciz olduğu kabul edilerek 2004 sayılı İİK.'nun 257. vd. maddelerindeki ihtiyati haciz şartlarının oluşup oluşmadığını değerlendirmek ve sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır.

Karar başlığında; davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.

Açıklanan tüm bu gerekçelerle; ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve talebin yeniden değerlendirilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

1-Talep eden/Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,

2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/12/2025 tarihli ara karar, 2025/1255 Esas sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,

5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,

7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.09/04/2026