İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... ile 18.09.2008 tarihli Bayilik Sözleşmesi ile müvekkili şirketin bayisi olduğunu, işbu sözleşme kapsamında müvekkili şirketten almış olduğu ve alacağı petrol ürünlerinin bedelleri, krediler, ayriyeten almış olduğu teçhizat ve mevcut veya akdedilecek sözleşmelerdeki hükümler, şartı cezailer ve bu alacakların faizleri dahil her ne sebeple olursa olsun borçlu bulunduğu ve ileride borçlanacağı meblağların azami 300.000,00 TL' sinin teminatını teşkil etmek üzere tapuda muris ...adına kayıtlı ... İli ... İlçesi ... Mevkii ..... Ada, . Parselde kayıtlı taşınmazı üzerinde 31.10.2008 tarih . yevmiye numarası ile 1. Dereceden 300.000,00 ’lik ipotek verdiğini, ...'ın bayilik sözleşmesi kapsamında sözleşme süresi boyunca şirketten yıllık 500 m3 beyaz ürün (benzin grubu, motorin grubu ve gaz yapı) iş bu taahhüde göre satın alması gereken malın alınmaması sonucu, taahhüdün altında kalanın her yıl için ödeme tarihindeki TCMB döviz efektif satış kuru üzerinden beher eksik m3 başına beyaz ürünler için 90 USD karşılığı cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, 26.05.2011 tarihli sözleşme gereğince 2011 ve 2014 sözleşme yıllarını kapsar şekilde yapılan hesaplamada yıllık 500 m3 üzerinden 2011-2012,2012-2013 ve 2013-2014 sözleşme yıllarında toplamda 865,154 kg eksik almış bulunduğunun tespit edildiğini ve buna ilişkin 21.05.2014 tarih ve ........ numaralı fatura ile 162.618,96 TL cezai şart borcu bulunduğu, 2014 ve sonrası sözleşme dönemine dair yani fesih tarihine kadar yapılan hesaplamada 888,260 kg eksik alım yapmış ve bunun cezai şart karşılığı 187.066,62 TL olduğunu, bu miktarda davacı tarafça 21.01.2015 tarih ve ....sayılı fatura düzenlen erek davalı yana tebliğ ettiğini, müvekkili şirket tarafından bayilik sözleşmesi gereği istasyona kurumsal kimlik yatırımları karşılığı olarak sözleşmenin feshi nedeni ile ödemesi gereken 47.445,53 TL lik borcun da ödenmediği ve davacının bu borç içinde 21.01.2015 tarih ve ... sayılı fatura kesilerek davalı yana tebliğ edildiğini, yukarıda açıklanan bedellerin ödememesi nedeni ile.... İcra Müdürlüğü’ nün ...Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe girişilmiş, davalılar tarafından yetkiye, borca, faize ve ferilerine itirazda bulunulmuş ancak davalıların itirazları üzerine takibin durduğunu, davalıların itirazlarının müvekkili şirketin alacağını elde etmesini sürüncemede bırakmaya yönelik olması nedeni ile itirazlarının iptali ile takibin devamına, davaya konu alacağın likit olması ve davalının kötü niyetli olması nedeniyle davalılar aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminat -ına hükmedilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle takibin yetkili icra dairesinde açılmadığına itiraz edildiği, takibe dayanak teşkil eden ipotek senedinin davacının var olduğunu öne sürdüğü alacağın teminatını teşkil etmediğini bu nedenle ipoteğin paraya çevril-mesi yoluyla takibin haksız ve dayanaksız olduğunu alacağın afaki iddialara dayalı olduğunu alacağın zaman aşımına uğradığını bayilik sözlemesinin ürün talebine rağmen davacının ürün ikmal edememesi nedeniyle davacının kusuru sonucu davalı tarafından fesih edildiğini taraflar arasında cezai şart kararlaştırılmadığı bu ve cevap dilekçesine konu edilen hususlarla davanın reddine ve davacının %20 den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi 20/01/2025 tarih ve 2020/360 Esas - 2025/58 Karar sayılı kararında; " Somut olay irdelendiğinde; Taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi, cezai şart başlıklı maddesi ve taahhütname gereğince davalı bayi tarafından cezai şart ödenmesini açıkça kabul ve taahhüt edilmiştir. Sözleşme her iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun olan açıklamaları ile kurulduğun -dan sözleşmede yer almayan bir konunun taraflardan biri lehine olacak şekilde yorumlanarak uygulanması, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile birlikte pozitif hukuk kurallarına uygun düşmeyecektir. Sözleşmede mevcut cezai şarta dair miktarın veya hesaplama neticesinde tespit edilen miktarın fahiş olup olmadığı başka bir tartışma konusudur. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK .m 179. ceza koşulu düzenlenmiştir. TBK'nın 179.maddesinin 1. fıkrasında, bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklının ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebileceği belirtilmiştir. 2. fıkrada ise cezanın borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklının, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça asıl borçla birlikte cezasının ifasını da isteyebileceğine yer verilmiştir. Davada, davalı bayi tarafından bayilik sözleşmesi tek taraflı olarak feshedilmiş, davalı bayi, ürün alım taahhüdünü tam olarak yerine getirmemiştir. Her biri sözleşme kapsamında davacı şirket cezai şart alacaklarını talep etmiştir, sözleşme hükmü dikkate alındığında, ifaya devam edilmiş olması davacının ceza koşulu alacağından zımnen vazgeçtiği anlamına gelmez. Şu halde bilirkişi raporları ile davacı şirketin cezai şarta dair alacak miktarının tespit edildiği, buna göre 26.05.2011 tarihli sözleşme gereğince 2011 ve 2014 sözleşme yıllarını kapsayan yıllık 500 m3 üzerinden 2011-2012,2012-2013,2013-2014 sözleş -me yıllarında toplamda 865,154 kg eksik mal alımından kaynaklı 21.05.2014 tarih ve 39581 numaralı fatura ile 162.618,96 TL cezai şart, 2014 ve sonrası sözleşme dönemine dair yapılan hesaplama ile de 888,260 kg eksik mal alımından kaynaklı bunun cezai şart karşılığı olan 187.066,62 TL için 21.01.2015 tarih ve ... sayılı faturaların toplamı olan 349.685,58 TL nin davalının sözleşme gereği ödemesi gerektiğini sonucuna varılarak davanın kabulü ile....İcra Dairesi ...Esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin kabul edilen asıl alacak yönünden aynı koşullarda devamına, dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,
'' 1-Davanın kabulü ile; davalıların ....İcra Dairesi ...Esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin kabul edilen asıl alacak yönünden aynı koşullarda devamına,
2-İcra inkar tazminatı talebinin alacak likit bulunmadığından reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama sürerken davalılardan ...'ın vefat ettiğini, çıkarılan mirasçılık belgesinde kanuni mirasçıları ile miras paylarının belirtildiğini, davacı vekili tarafından kanuni mirasçılara davayı yöneltecekleri beyan edildiği ve taraflar ınca bu mirasçıdan vekaletname alınamadığı bildirildiği halde mirasçı ...'ın şahsına tebligat yapılmadan ve kendisi davadan haber dar edilmeden dosyanın karara çıkartıldığını, üstelik karar tarihinde davalı ... müteveffa olmakla mirasçılarına karşı hüküm kurulması gerekirken müteveffa ...'a karşı hüküm kurulduğunu, vefatı nedeniyle bu davalının vekilliği sona ermiş olduğu halde müteveffa ...'a karşı hüküm kurulmasından başka bu davalıya gerekçeli karar tebliği işlemi yapılıp karar tebliği ...'ın vekili olarak tarafına yapıldığını, yerel mahkeme tarafından usul hükümlerine aykırı bir şekilde yargılamaya son verilip ölü davalıya karşı hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olup, belirtilen nedenlerle kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Yetkili icra dairesinde açılmış geçerli bir takip bulunmadığı yönündeki itirazlarının mahke mece dikkate alınmadığını ve bu hususta her hangi bir değerlendirme yapılmadan ve gerekçesi belirtilmeden işin esasına girilip esas hakkında karar verildiğini, davanın yetkili icra dairesinde açılmış geçerli bir takip bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, İpoteğin paraya çevirilmesi takibi açılmadan önce ipotek borçlusuna kat ihtarnamesi gönderilmeden takip başlatıldığından takip geçersiz olduğu halde itirazın iptali davasında bu hususun gözetilmediğini, takip geçerli sayılarak itirazın iptaline ve takibin devamına karar verildiğini; kararın bu nedenle de hukuka aykırı olduğunu, Takipte paraya çevirilmesi talep edilen ipoteğin davacının var olduğunu öne sürdüğü alacağın teminatını teşkil etmediğini, ipoteğin paraya çevirilmesi yoluyla takibin haksız ve hukuka aykırı olduğu açıkken mahkemece bu husus gözetilmeden davanın kabulü cihetine gidilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, Davacı tarafın davada öne sürdüğü alacak talebinin neye ilişkin olduğu hususundaki beyanlarının çelişkili olup dava dilekçesinde alacağın bir kısmının istasyona yapılan kurumsal kimlik yatırımlarından kaynaklandığı beyan edilmesine karşın mahkemece davacıya alacak talebinin neye ilişkin olduğu hususu açıklattırıl madan ve dilekçesindeki çelişkili beyanı dikkate alınmadan talebinin tamamının cezai şart talebi olduğunun kabul edilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, Alacak zamanaşımına uğramış olduğu halde davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken zamanaş ımı def'inin dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, Bayilik sözleşmesinin, ürün talebine rağmen davacının ürün ikmal edememesi nedeniyle haklı olarak feshedildiğini; davacıdan daha fazla ürün alımı olmamasının davacını kusurundan kaynaklan -dığını; mahkemece bu hususun dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, Davacı yanın davalı Salih tarafından asgari alım taahhüdünde bulunulduğundan bahisle talep ettiği cezai şartın dayanağının bulunmadığını; asgari alım taahhüdüne uyulmaması halinde cezai şart ödeneceği yönünde hiç bir kabul ve taahhüt olmadığını, davacı yanın asgari alım taahhüdüne dayanarak cezai şart talep etmesinin ifaya ekli cezai şart talebi niteliğinde olduğu, davacı yanın yıllarca davalının satın aldığı ürün miktarlarıyla ifayı itirazsız kabul etmiş olması nedeniyle, cezai şart talebinin TTK 179. madde 2. fıkrası hükmüne göre hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın eksik ürün miktarına ilişkin olarak öne sürdüğü beyanların doğru olmadığını; 2014 ve sonrasında fesih tarihine kadarki döneme ilişkin eksik kalan ürün miktarı olarak öne sürülen 888.260 kg'ın bu döneme ilişkin asgari alım taahhüdünden kat kat fazla olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davacı yanca fatura edilmeye çalışılan cezai şartın miktarının da fahiş olduğunu; Dava dilekçesinde istasyona yapılan kurumsal kimlik yatırımına karşılık sözleşmenin feshi nedeniyle ödenmesi gerektiğinden bahisle öne sürülen alacak iddiasının haksız ve dayanaksız olduğunu, Mahkemece alınan bilirkişi raporlarına karşı taraflarınca öne sürülen itirazların dikkate alınmadığını, ek raporda itirazlarının hiç birisi karşılanmadığı halde bu eksiklik giderilmeden hatalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu, İleri sürerek, belirtilen ve re’sen dikkate alınacak diğer sebeplerle istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine yargılaması giderleri ile avukatlık ücretinin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı ile davalı ... arasındaki bayilik sözleşmesi ve eklerinin süresinden önce feshedildiğinden bahisle, eksik ürün alımından doğan cezai şart ile istasyonu yapılan kalıcı yatırım bedellerinin tahsili amacıyla, bayii ve ipotek malikleri aleyhine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalıdır. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Ölümle taraf vekilinin vekalet görevi de sona erer. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilir. Bunlar malvarlığı haklarına ilişkin davalardır. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler.6100 Sayılı HMK'nun 55 maddesi uyarınca; taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir (6100 sayılı HMK m. 55)Somut olayda; mahkemece yapılan yargılama sırasında; davalılardan ...'ın vefat ettiği, mahkemece 18/01/2024 tarihli celsede davacı vekiline, yargılama sırasında vefat eden davalının yasal mirasçılarını davaya dahil edip etmeyeceğini açıklaması için iki haftalık süre verildiği, yine davalılar vekiline vefat eden davalının yasal mirasçılarının vekaletlerini sunup sunmayacağı hususunda beyanda bulunmak üzere süre verildiği, davacı vekilinin 07/05/2024 tarihli dilekçesi ile davalılardan ...'ın mirasçılarını davaya dahil edeceklerini beyan ettiği ve mirasçılık belgesinin sunulması amacıyla yetki talep ettiği, davalılar vekilinin ise 23/09/2024 tarihli celsede; vefat eden davalı Fatma'nın yasal mirasçılarından ....., ...., .., .., .... ve ...'nin halihazırda davada taraf olduklarının ve onların vekaletlerinin dosyaya daha önce sunulmuş olduğunun Fatma'nın mirasçılarından sadece ...'ın vekaletname vermediğinin, vekaletnamesinin sunulmaya -cağının belirtildiği görülmüştür. Dairemizce UYAP sistemi üzerinden vefat eden davalı ...'ın verasete esas nüfus kayıtları incelendiğin de, bu davalının ... dışındaki yasal mirasçılarının davalı olarak dosyaya taraf oldukları, mahkemece ...'a dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilerek taraf teşkil sağlanmadan yargılama devam olunduğu, ölü davalı ... aleyhine hüküm tesis edildiği anlaşılmış olup; mahkeme ce HMK 55 maddesi dikkate alınarak, ölenin veraset ilamının dosyaya ibrazı sağlanıp, mirasçıları davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra davaya devamla işin esasına yönelik karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan davanın esası hakkın da karar verilmesi hatalı olmuştur.Davalıların borca itiraz dilekçesinde ve cevap dilekçesinde; icra dairesinin yetkisine itiraz ettikleri anlaşılmış olup, itirazın iptali davalarında usulüne uygun başlatılmış bir takibin varlığı özel dava şartı olduğundan, mahkemece takib in yetkili icra dairesinde başlatılıp başlatılmadığı hususunda mahkemece olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmaması hatalı olmuştur. Davalıların cevap dilekçesinde; dava konusu edilen, ipotekli takip dayanağı cezai şart ve kalıcı yatırım bedeli faturalarına dayalı alacak bakımından zamanaşımı def'ini ileri sürdükleri, mahkemece zamanaşımı def'inin yerinde olup olmadığı hususunda bir karar verilmemesi yerinde olmamıştır. Sonuç itibariyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 355 ve 353/1-a-4,353/1-a6 maddeleri gereğince kaldırılmasına ve yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalıların istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../01/2025 tarih ve 2020/... Esas ve 2025/..Karar sayılı kararının HMK'nın 355 ve 353/1-a-4,353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine,

4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.