İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda beyaz eşya ve elektrikli küçük ev aleti perakende ticareti sektöründe faaliyet yürüten müvekkili şirketin vadesi geçmiş ve gelecek borçlarını ödeyemez hale geldiğini ve mali bütünlüğünün bozulma tehlikesinin bulunduğunu, diğer gerçek kişinin şirketin ortak ve borçlarına teminat veren kişi olduğunu belirterek alacaklıların alacağına kavuşması amacıyla hazırlanan proje ve ekli belgeler uyarınca borçlu şirket ve gerçek kişi hakkında geçici ve kesin mühlet kararları verilerek konkordatonun tasdik edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; dosya kapsamı ve komiser raporlarında yapılan tespitler dikkate alınmak suretiyle yapılan değerlendirmede; davacı şirketin gerek geçici mühlet öncesinde ve gerekse geçici mühlet aşamasındaki cirolarının, kesin mühlete geçiş ile birlikte oldukça azaldığı ve son aylarda sıfırlandığı, ayrıca gerek davacı şirkete ait duran varlık satışları gerekse şirket ortağına ait gayrimenkul satışları konkordato kaynağı olarak gösterilmesine rağmen ve de bu satış işlemlerinin bir kısmına mahkemece izin verilmesine rağmen herhangi bir satış işleminin gerçekleşmediği, borçlunun komiser heyetince yapılan alacaklı ilanı üzerine alacaklarını yazdıran alacakların tamamını yazılı olarak kabul ettiğini bildirdiği, banka alacaklarında bir artış meydana geldiği, rayiç bilançoda borçların önemli oranda arttığının tespit edildiği, davacı şirketin rayiç öz sermayesinin (-) 33.564.042,95 TL olup borca batık olduğunun tespit edildiği, davacı şahsın ise borçlarının davacı şirketin borçlarına kefaletten kaynaklandığı, davacı şirketin konkordato projesinin gerçekleşme ihtimali olmadığından davacı şahsın konkordato projesinin de gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalktığı, dolayısıyla davacı şahsın konkordatosunun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı şahıs yönünden konkordato talebinin reddine, davacılar hakkında 14/01/2025 tarihinde verilen kesin mühlet kararının kaldırılmasına, rayiç değerlere göre borca batık durumda olduğu tespit edilen davacı şirketin ise iflasına karar verilmiştir.
Karar yasal süresinde müdahil vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Müdahil alacaklı ...Bankası vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili Bankanın, genel kredi sözleşmesi uyarınca davacı şirkete kredi kullandırdığını, ...'ün bu sözleşmeleri müşterek ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, davacı .... Ltd. Şti.'nin hesaplarının 27.08.2024 tarihinde 8.867.970,05 TL olarak kat edildiğini ve alacaklarının muaccel hale geldiğini, davacı firmanın iflasına karar verilmişse de borca batık olmadığından kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, konkordato komiserleri tarafından davacının feragat talebi sonrasında hazırlanan 09.10.2025 tarihli komiser raporunda firma yönünden yapılan borca batıklık değerlendirmesinde 12. Sayfasında tespitlerde bulunulduğunu, ...'ün bilindiği kadarı ile ... firmasının yöneticisi ve ortağı olduğunu, ayrıca ticari faaliyeti bulunmadığını, dolayısıyla muhasebesel olarak tutarların sipariş avansı yerine ortaklardan alacaklar hesabında izlenmesi gerektiğini, aksi bir durum var ise bu durumun davacı tarafından belge/fatura sunularak ispatlanması gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun 358. maddesinde ortakların şirketten borç para almasının da sınırlandırıldığını, ...'ün ipotek verdiği taşınmazlar ile alacağa ilişkin mahsuplaşma yapıldığını, bu hususun da muhasebe kayıtlarına uygunluğunun tartışmalı olduğunu, zira alacak kalemi ile taşınmazların alacak teminatı olarak ipotek verilmiş olmasının mahsup yönünden birbiri ile ilgisinin bulunmadığını, davacı firmanın rayiç öz sermayesinin (-) 33.564.042,95 TL olduğunu, borca batık olduğunun tespit edildiğini, komiser raporunda, ortak ...'e şirketten 96.344.855,89 TL sipariş avansı verildiği, bu tutarın iadesi durumunda şirketin rayicinin pozitif yönde artacağını ve borca batık olmayacağını, bu nedenle davacı firma borca batık olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sipariş avansı itirazlarının detaylı değerlendirilmesini, gerekirse uzman bilirkişiden -Yeminli Mali Müşavir vb.- görüş alınması gerektiğini, bu yönlerden ek rapor taleplerinin bulunduğunu, İİK. m. 292 uyarınca davacı borçlular duruşmaya çağırılmadan iflas kararı verildiğini, davacı .... Ltd. Şti. yönünden verilen iflas kararının kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, İİK 285 vd. maddelerinde düzenlenen konkordato talebidir.
Davacılara 06/08/2024 tarihinde 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, komiser heyetinin 3 aylık döneme ilişkin raporunu sunduğu, davacı tarafa tebliğ edildiği, davacılar vekilinin 15/11/2024 tarihli beyan dilekçesi ile geçici mühletin 2 ay uzatılması talepli dilekçe sunduğu, mahkemece 19/11/2024 tarihli duruşmada davacılar ...Limited Şirketi ve ... haklarında 06/08/2024 tarihinde verilen konkordato geçici mühletinin İİK'nun 287/4 maddesi uyarınca 19/11/2024 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatılmasına karar verildiği, son olarak mahkemece 14/01/2025 tarihli duruşmada davacılar, ...Limited Şirketi ve ...'ün kesin mühlet taleplerinin kabulü ile İİK'nun 289/3 maddesi uyarınca davacılara 1 yıl süre ile kesin mühlet verilmesine karar verildiği görülmüştür.
2004 sayılı İİK‘nun 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş, yasada, İflasa tabi olan borçlu için İİK‘nun 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkrasında yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, dava tarihi itibariyle yetkili ve görevli asliye ticaret mahkemesinde açıldığı, yargılamanın yetkili mahkemece gerçekleştirildiği sabittir. Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde belirtilen şekilde, vekaletnamede konkordatoya ait özel yetkinin mevcut olduğuda anlaşılmıştır.
İlk derece Mahkemesince, konkordato talep eden şirketin iflasına karar verilmiş olup karar, müdahil alacaklı banka vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinafa konu uyuşmazlık, konkordato talep eden şirket hakkında verilen iflas kararının yerinde olup olmadığına ilişkindir.
Davacılar vekili 26.09.2025 tarihli beyan dilekçesi ile; müvekkili şirketin borca batık durumda olmadığının konkordato projesinden ve makul güvence raporundan belli olduğunu, ayrıca 02/06/2025 tarihli komiser ara raporunun sonuç kısmında açıkça şirketin borca batık olmadığının tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından konkordato davası açıldıktan sonra özellikle yeni firmalarca yapılan anlaşmalar ile işe başlanması ve yapılan yeni ticari ilişkiler dolayısıyla şirketin kalkınacak olması gerekçeleriyle konkordato talebinden feragat ettiklerini, bu nedenle müvekkili şirketin ve müvekkili şirket temsilcisi ...'ün feragat nedeniyle konkordato talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir."Konkordato talep eden borçlu, ön projede, faaliyetine devam etmek ve konkordatoyu başarılı kılmak için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını mutlaka açıklamalıdır. Bu çerçevede, ön projede, özellikle, konkordato mühleti içinde işletme sermayesinin nasıl sağlanacağı açık ve net bir şekilde gösterilmelidir. Öte yandan, alacaklılara ödeme yapılabilmesi için gerekli mali kaynağın nasıl elde edileceği açıklanmalıdır; bu çerçevede, ortakların yeni sermaye getirmeleri veya sermayeyi karşılıksız tamamlamaları, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, -güç olmakla birlikte- işletmenin bir bankadan kredi bulması gibi yöntemler ilk akla gelenlerdir." (Yeni Konkordato Hukuku, Öztek.., sh.185)İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112,1. Cilt).İİK'nın 292. maddesinde; İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:
a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.
b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.
c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin
talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa.
d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse.
İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir.
Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK'nun 287. Maddesinde, borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir.
İİK'nın 289/1. maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir.
İİK'nın 288/1. ve 287/5. maddeleri yollaması ile geçici mühlet için de uygulanacak İİK'nın 292. maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir.
İİK madde 292/1'de a, b ve c bendinde sayılan hallerde, iflasa tabi borçlu hakkında borca batıklık söz konusu olmasa dahi konkordato talebinin reddi ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesi zorunludur.(Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 3. Baskı, s. 123.)
Yargıtay 6. HD. 2024/1521 Esas 2024/1969 Karar sayılı ilamı;"...Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir..." şeklindedir.
Komiser heyeti tarafından sunulan 02.06.2025 tarihli raporda: Konkordato komiser heyeti olarak kesin mühlet sonrasındaki refakatimiz sonucunda; davacı şirket açısından; Davacı şirketin özellikle kesin mühlet süresi içerisindeki faaliyetleri incelendiğinde satış hacminin önceki dönemlere göre belirgin bir şekilde azaldığı hatta Nisan ve Mayıs 2025 dönemlerinde minimum seviyeye indiği, bu hususun incelenen KDV beyannamelerinden de açıkça görüldüğü, diğer yandan davacı şirketin tasarruf amacıyla şirket merkezini ve buna bağlı olarak deposunun adresini değiştirdiği, buna bağlı olarak satış mağazasını da kapattığı, ancak şirketin ağırlıklı satışını internetteki pazar yerlerinde yapması nedeniyle satış mağazasının kapatılmasının olumsuz etkisinin olmayacağı, bununla birlikte Raporun 4.1.1 bölümünde açıklandığı üzere davacı şirketin sunduğu revize projede 2025 yılı net satış hedefinin 311.279.458,16 TL olduğu, aynı tablodaki vergi öncesi brüt karlılığın ise 2.498.817,59 TL olarak hedeflendiği, oysa davacının sunduğu şirkete ait 2025 yılının Ocak-Şubat-Mart aylarına ait 1. Geçici Vergi Beyannamesinde net satışların 19.086.919,06 TL olduğu, dönem net zararının ise 10.957.331,73 TL olduğu, konkordato kaynaklarına bakıldığında ise faaliyetin devamlılığı ile öngörülen kar rakamının 7.749.584,60 TL olduğu dikkate alındığında (Nisan ve Mayıs ayının cirolarının da düşük olduğu da göz önünde bulundurularak), şirket faaliyetinin belirlenen hedeflerin oldukça gerisinde olduğu, ki bu konunun şirket yönetimi tarafından açıklığa kavuşturulmasının konkordatonun devamı için zaruri olduğu, bunlara ilave olarak davacı şirketin karşılaştırmalı mali tablolarına bakıldığında özellikle konkordato kaynağı olarak gösterilen tutarların (dönem başı Nakit ve Hazır Değerler-Alacak Seviyesinin Düşürülmesi-Sipariş avansları) yeniden değerlendirilmesi gerektiği, başka bir deyişle içeriklerinin yeniden açıklanması gerektiği, aynı zamanda yine konkordato kaynağı olarak gösterilen gerek duran varlık satış gelirlerinin gerekse ortakların taşınmaz satış gelirlerinin bu süre içerisinde niçin gerçekleşmediğinin de açıklanmasına ihtiyaç bulunduğu; davacı şahıs açısından; Davacı ..., davacı şirketin %100 sahibi olup, şirketin toplam 95.284.011,31,00 TL borcuna kefil olduğu, buna karşı ... 6 adet gayrimenkule sahip olup bu gayrimenkullerin şirket borçlarına karşılık ipotek verildiği, davacı şahsi konkordato projesinde ise gayrimenkullerini satarak kaynak yaratacağını belirttiği, bununla birlikte ... T.A.Ş. ın davacı adına kayıtlı 2 adet gayrimenkulün satışı için Sayın Mahkemeye başvurduğu, Mahkemece 17.02.2025 tarihli ara kararda, bu gayrimenkullerin satılmasına ve elde edilecek paranın komiser denetim ve onayı dahilinde kullanılmasına karar verildiği, ancak rapor tarihi itibari ile bu konuda komiser heyetine yansıyan herhangi bir gelişme olmadığı, konkordatonun başarılı bir şekilde devamı için davacıların konkordato kaynağı olarak gösterdiği taşınmaz satışları konusunda daha gayretli olmalarının beklendiği yönünde görüş bildirilmiştir.Komiser heyeti tarafından sunulan 09.10.2025 tarihli raporda: konkordato komiser heyeti olarak kesin mühlet sonrasındaki refakatleri ve davacıların feragat dilekçesinin incelenmesi sonucunda; davacı şirket açısından; Raporun 4.1.1 ve 5.1 bölümlerinde açıklandığı üzere şirket faaliyetinin neredeyse durma aşamasına gelmesi, bunun sonucu şirketin zarar üretmeye başlaması ve de beklenen duran varlık satışlarının gerçekleşmemesi sebepleriyle daha önce dosyaya sunulan revize projenin gerçekleşme imkanının kalmadığı, bu nedenle davacılar vekili tarafından Sayın Mahkemeye verilen feragat dilekçesinin kabulü konusunda olumlu görüşte oldukları, raporun 4.1.3 bölümünde ayrıntılı olarak hesaplandığı üzere 31.8.2025 itibari ile şirketin kaydi öz sermayesinin 32.096.604,82 TL, rayiç öz sermayesinin ise (-) 33.564.042,95 TL olduğu ve borca batık olduğu; davacı şahıs açısından; Davacı ..., davacı şirketin %100 sahibi olup, şirketin toplam 95.284.011,31,00 TL borcuna kefil olduğu, buna karşı ... 6 adet gayrimenkule sahip olup bu gayrimenkullerin şirket borçlarına karşılık ipotek olarak verildiği, davacı şahsın konkordato projesinin geçekleşme ihtimalinin şirketin konkordato projesinin gerçekleşmesine bağlı olduğu, ancak davacı şirketin konkordato projesinin gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalkmış olması, davacı şahsın da konkordato projesinin gerçekleşme ihtimalini ortadan kaldırdığı, bu nedenle davacı şahıs vekilinin davadan feragat dilekçesi konusunda olumlu görüşte oldukları yönünde görüş bildirilmiştir.
1-Somut olayda, dosya kapsamında alınan denetime elverişli komiser heyeti raporlarına göre, konkordato talep eden şirketin borca batık durumda olduğu anlaşıldığından mahkemece verilen iflas kararı hukuka uygundur. Bu nedenle müdahil alacaklı vekilinin konkordato talep eden şirket yönünden istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
İİK'nın 292. maddesi uyarınca konkordato talep eden şirketin konkordato talebinin reddi ile davacı şirketin iflasına karar verileceği düzenlenmiş olup, İİK. 292/son fıkrası “Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder.” hükmünü içermektedir.
Somut olayda, konkordato talep eden borçlu şirketin yetkili temsilcisi, yargılama sırasında duruşmaya çağrılmasına rağmen duruşmaya katılmamıştır. Bu durumda, mahkemece kanunun amir hükmü yerine getirilerek karar verilmesi isabetli olmuştur.
2-Konkordato talep eden davacı şirket ve davacı gerçek kişi yönünden davacılar vekili konkordato talebinden feragat ettiğinden mahkemece, davacıların konkordato talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile konkordato talebinin reddine karar verilmesi yerinde değilse de bu hususa değinilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden müdahil alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/598 Esas, 2025/1007 Karar sayılı ve 24/11/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan müdahil alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından müdahil alacaklı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın müdahil alacaklıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Müdahil alacaklı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İİK'nun 293/2 fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/04/2026