İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin araç kiralama şirketi olduğunu ve müvekkilinden araç tamiri, bakım ve onarım hizmeti aldığını, müvekkilinin, davalının uhdesindeki araçların periyodik bakımlarını, mekanik ve elektronik arızalarını, kaza sonucu oluşan hasar onarımlarını yaptığını, ancak gelinen noktada sunulan belgeler ve taraf defterlerinde yapılacak inceleme uyarınca aldığı hizmete ilişkin toplamda 47.250,39 TL tutarında fatura ve cari hesaptan doğan borcu ödemediğini, ödenmeyen hizmet bedeli kapsamında müvekkili tarafından davalı aleyhine Küçükçekmece İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durdurulduğunu belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili yasal süresinden sonra sunduğu beyan dilekçesinde özetle; davacının alacak iddiasıyla müvekkili aleyhinde Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin kayıtlarında davacı şirkete ait alacak kaydının bulunmadığını, davacının sadece soyut fatura ile alacaklı olduğunu ispat etmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının fatura içeriğindeki hizmeti yerine getirdiğini somut delillerle ispat etmesinin zorunlu olduğunu, ayrıca alacak iddiasının HMK 200 ve devam eden hükümler uyarınca yazılı ve kesin nitelikte delillerle ispat edilmesi gerektiğini, müvekkilinin borcu olduğu kabul edilse bile temerrüt gerçekleşmediğinden takip tarihine kadar faiz yürütülmesinin hukuken mümkün olmadığını, yapılacak bilirkişi incelemesi ile müvekkili şirketin davacı şirkete borçlu bulunmadığının tespit edileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini, davacının %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasını talep etmiştir.
Mahkemece; 10/04/2025 tarihli celsenin 1 ve 2 nolu ara kararı ile tarafların ticari defter ve kayıtları ile sunulan deliller üzerinde mahkemece resen seçilecek bir mali müşavir bilirkişi ile 08/05/2025 tarihinde Mahkeme kaleminde inceleme yapılmasına, bilirkişice, taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, davacının dava konusu faturalardan kaynaklı olarak alacağının bulunup bulunmadığı, talep edilen faiz miktarı hususunda rapor alınmasına, taraflara inceleme gün ve saatinde dava ile ilgili ticari defter ve belgelerini ibraz etmeleri, ibraz edemiyorlarsa mazeretleri ile birlikte ticari defter ve belgelerin yerinde incelenmek üzere bulundukları yeri bildirmeleri için inceleme gün ve saatine kadar kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ticari defter ve belgeler ibraz edilmez veya mazeret de bildirilmez ise defter ibrazından kaçınmış sayılacakları ve karşı tarafın defter ve kayıtlarının esas alınacağı hususunun ihtarına, bilirkişinin emek ve mesaisine karşılık 7.000,00 TL ücret takdirine, masrafın davacı tarafça karşılanmasına karar verildiğini, aynı celsenin 3 nolu ara kararı uyarınca, dosyada 1.192,50 TL gider avansı bulunduğu görülmekle, davacı vekiline takdiren 6.500,00 TL gider ve delil avansını mahkeme veznesine yatırması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen bu kesin süre içerisinde delil avansının yatırılmaması halinde, davacı tarafa HMK.nun 324/2. Maddesi uyarınca talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağının ve dosyanın bu hali ile ele alınacağının ihtarına karar verildiğini, davacı vekilinin hazır olmakla ihtardan haberdar olduğunu, atıf yapılan yüksek mahkeme içtihatlarında vurgulandığı üzere delil ikamesi için davacı vekiline delil avansını tamamlamak üzere iki haftalık kesin süre verilmiş; ilgili ara kararda sürenin kesin olduğu, kesin sürede yapılacak işin ne olduğu ve kesin süreye uymamanın müeyyidesi açıkça yazılarak davacı vekiline ihtarat yapıldığını, ayrıca verilen süre bilirkişi ücretini yatırmak için yeterli ve makul olduğunu; ancak davacı vekilinin kesin süre içerisinde delil avansını yatırmadığını, somut olayda da, dava itirazın iptali davası olup, bilirkişi incelemesi yapılmaksızın davacı tarafın var olduğunu iddia ettiği alacağının belirlenmesinin mümkün olmadığını, dosya içerisindeki mevcut bilgi ve belgelerden davacının haklı olup olmadığı, haklı ise haklılık oranı tespit edilemediği gerekçesi ile davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; mahkeme tarafından dosyaya yatırılması gereken avansın gider mi delil avansı mı olduğu ve miktarı konusunda açık ve net bir belirleme yapılmadığını, bu nedenle kesin süre koşullarını taşımadığını, taraflarınca 6.500,00 TL gider avansının 08.09.2025 tarihinde dosyaya yatırıldığını, ancak mahkeme tarafından kesin sürede yatırılmadığı gerekçesiyle delilden vazgeçildiği kabul edildiğini, Mahkemenin katı şekilcilik içeren bu değerlendirmesinin haksız ve hukuka aykırı karara neden olduğunu, HMK 94. Maddesi gereğince kesin süreye ilişkin ara kararın, hiç bir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun her iş için yatırılacak ücretin hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerektiğini, Mahkeme tarafından verilen sürenin kesin olarak kabul edilmesinin usul hükümleri gereği mümkün olmadığını, Mahkeme tarafından talep edilen ücretin duruşma öncesi dosyaya yatırıldığını, davanın uzamasına neden olunmayacağını, bilirkişi incelemesi için engel bir durumun olmadığını, usul kurallarının yargılamanın sağlıklı yapılabilmesi için tarafların ve Mahkemenin uyması gereken düzenlemeler olduğunu, yargılamayı aksatma ya da hakkın kötüye kullanımı gibi bir durum olmadığı sürece katı şekilcilikten kaçınmak gerektiğini, celse uzamasına neden olmayacak şekilde süresinden sonra avans yatırılması halinde ara karar gereği bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, davada her iki tarafta ticari defterlere dayanmış olup taraflarınca belirlenen süreden sonra delil avansı yatırıldığı gerekçesiyle delilden vazgeçmiş sayılmasının mümkün olmadığını belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan Küçükçekmece İcra Dairesinin ... esas sayılı fatura ve cari hesap alacağına dayalı icra dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile icra takibinin devamına ve alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
Somut davada, bilirkişi incelemesi yapılmasına dair 10/04/2025 tarihli celse ara kararı gereklerinin yerine getirilmediğinden bahisle davacının bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına ve dosya kapsamına göre alacaklı olduğunun ispatlanamadığına yönelik Mahkemenin kabulünün yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
İlk derece Mahkemesinin 10/04/2025 tarihli celse ara kararı; "... 1-Tarafların ticari defter ve kayıtları ile sunulan deliller üzerinde mahkememizce resen seçilecek bir bir mali müşavir bilirkişi ile 08/05/2025 tarihinde Mahkememiz kaleminde inceleme yapılmasına, bilirkişice, taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, davacının dava konusu faturalardan kaynaklı olarak alacağının bulunup bulunmadığı, talep edilen faiz miktarı hususunda rapor alınmasına, taraflara inceleme gün ve saatinde dava ile ilgili ticari defter ve belgelerini ibraz etmeleri, ibraz edemiyorlarsa mazeretleri ile birlikte ticari defter ve belgelerin yerinde incelenmek üzere bulundukları yeri bildirmeleri için inceleme gün ve saatine kadar kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ticari defter ve belgeler ibraz edilmez veya mazeret de bildirilmez ise defter ibrazından kaçınmış sayılacakları ve karşı tarafın defter ve kayıtlarının esas alınacağı hususunun İHTARINA, (ihtarat yapıldı)
2-Bilirkişinin emek ve mesaisine karşılık 7.000,00 TL ücret takdirine, masrafın davacı tarafça karşılanmasına,
3- Dosyada 1.192,50 TL gider avansı bulunduğu görülmekle, davacı vekiline takdiren 6.500,00 TL gider ve delil avansını mahkememiz veznesine yatırması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen bu kesin süre içerisinde delil avansının yatırılmaması halinde, davacı tarafa HMK.nun 324/2. Maddesi uyarınca TALEP OLUNAN DELİLİN İKAMESİNDEN VAZGEÇİLMİŞ SAYILACAĞININ ve dosyanın bu hali ile ele alınacağının ihtarına (İhtarat yapıldı ve anlatıldı)..." şeklindedir.
Öncelikle kesin süre ve delil avansı kavramları üzerinde durularak buna ilişkin açıklamaların yapılmasında fayda bulunmaktadır.
HMK'nın "Sürelerin belirlenmesi" başlıklı 90. maddesinin "(1) Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. (2) Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler." HMK'nın "Kesin süre" başlıklı 94. maddesinin ise "(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir. (2) (Değişik: 22/7/2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar." hükmünü ihtiva ettiği, buna göre kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yapılması gereken işlemi yapmayan tarafın, anılan yasal düzenlemeler uyarınca artık bu işlemi yerine getirmesine yasal olarak imkan bulunmadığı gibi belirtilen işlemi yapma hakkının da ortadan kalktığının kabulü gerektiği, HMK'nın "Delil ikamesi için avans" başlıklı 324. maddesinde taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda olduğu aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağının düzenlendiği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45/4. maddesinin de aynı yönde olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Delil ikamesi için avans" başlıklı 324. maddesinde "(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır." düzenlemesi bulunmaktadır.
03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin "Harç, gider avansı ve delil avansının ödenmesi" başlıklı 45. Maddesinde "... (4) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (5) Delil avansının ödenmesine, hâkim tarafından dilekçelerin verilmesi, ön inceleme aşaması veya tahkikatın başında karar verilir..." düzenlemesi mevcuttur.
Delil avansına yönelik ara kararında mahkemece, hangi delil için ne miktarda avans yatırılacağı açıkça belirtilmeli ve avansın kesin süre içinde yatırılmaması halinde bu delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı kabul edilerek dosya kapsamındaki delillere göre karar verileceğinin ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle ihtaratın geçerli olması için, taraflarca tamamlanması gereken işlemin açıkça belirtilmesi ve ihtarata uygun hareket edilmemesi halinde hangi hukuki sonuçla karşılaşılacağının açıklanması şarttır.
Somut olayda, Mahkemenin 10/04/2025 tarihli celse ara kararında, davacı vekiline verilen kesin mehil 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesinde yazılı olan bilirkişi ücretine ilişkin delil avansının yatırılmasına ilişkindir. Mahkemece verilen ve sonuçları açıklanan kesin süreye rağmen davacı tarafça delil avansı süresinde yatırılmamış olup delil avansının yatırılmaması sebebiyle ticari defter ve belgelerin incelenmesi için tayin edilen 08/05/2025 tarihinde inceleme yapılamamıştır. Davacı tarafça delil avansı olarak Mahkemece takdir edilen 6.500,00 TL ancak duruşma gününden bir gün önce 08/09/2025 tarihinde yatırılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, bilirkişi ücretine ilişkin delil avansının ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından karşılanmasının gerektiği; davacı tarafça verilen kesin süre içerisinde delil avansı yatırılmadığından söz konusu incelemenin yapılması mümkün olmamıştır. Buna göre Mahkemece tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yapılması gereken işlemi yapmayan davacı tarafın artık bu işlemi yerine getirmesine yasal olarak imkan bulunmadığı anlaşılmakla Mahkemenin davacı tarafın bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına yönelik kabulü isabetlidir.
Bununla birlikte, her ne kadar davacı tarafça son celseden önce delil avansına ilişkin eksikliğin giderilmiş ise de, belirlenen inceleme gününde yatırılmış bir delil avansı bulunmadığından davacının bu haliyle celse talikine sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan gider avansından farklı olarak delil avansını diğer tarafta yatırabilir. Davalı vekili karar tarihli duruşmada, süresinden sonra yatırılan avansa muvafakatlerinin bulunmadığı bildirmiş ve ara karar uyarınca davacının delilden vazgeçmiş sayılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dolayısıyla delil avansının davalı tarafından da yatırılması söz konusu olmamıştır. Taraflar yatırmadığı takdirde dosyada mevcut diğer deliller dikkate alınarak sonucuna göre karar verilir. Somut uyuşmazlığın çözümü için taraf defterlerinin incelenmesi bakımından konusunda uzman bir bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılması gerektiği, ancak dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibari ile alacağın varlığı ve miktarını ispatla yükümlü olan davacının, davasını ispat edemediği, buna göre mahkemece tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/706 Esas, 2025/696 Karar sayılı ve 09/09/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harçları davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09.04.2026