Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

İDDİA Davacılar vekili, 08/05/2014 tarihinde meydana gelen kazada davalılardan ----- sürücüsü, ----- Büyükşehir Belediye Başkanlığının işleteni ve ----- Şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası olduğu ---- plakalı aracın; davacılardan ---- kızları, diğer davacıların kardeşleri olan yaya ------ çarparak ölümüne neden olduğunu; davalı sürücünün kazada kusurlu olduğunu zira 15 yıldır belediye şoförü olup yol durumunu çok iyi bilmesine rağmen aracını çok süratli kullandığını, ölen ----- Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü 4. sınıf öğrenicisi olduğunu ve mezuniyetine çok az bir süre kaldığını; müteveffanın kazadan sonra 5 gün yoğun bakımda kalıp, kurtulamayarak vefat ettiğini; -- Asliye Ceza Mahkemesinin ----- Esas sayılı dosyasında da davalı sürücünün yargılandığını belirterek; çocuklarının ölümünden dolayı davacı anne babanın onun desteğinden yoksun kaldıklarını; ayrıca kazada çocuklarını ve kardeşlerini yitiren tüm davacıların bundan büyük bir elem ve üzüntü duyduklarını; bunun ömür boyu da devam edeceğini de belirterek; fazlaya dair haklarını saklı tutarak anne ve baba için şimdilik 25.000,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatı ile; anne baba için 100.000,00'er TL kardeşler içinde 50.000,00'şer TL manevi tazminatın; davalı sigortadan dava tarihinden itibaren diğer davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; daha sonra maddi tazminat yönünden talebini ıslah ederek davacı ---- yönünden 135.831,25 TL'ye, davacı ----- yönünden 127.672,58 TL'ye yükseltmiş; tamamlama harcını da karşılamıştır.

Davalı sigorta şirketi vekili, ---- plakalı aracın 15/04/2014'den itibaren bir yıl süre ile ve ------ nolu zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortacısı olduklarını; kazanın sigorta süresi içinde gerçekleştiğini ancak sorumluluklarının poliçe limiti ve davalı sürücünün kusuru ile sınırlı olduğunu; davacıların destekten yoksun kalma tazminatı yönünden gerçek zararlarının usulünce tespiti gerektiğini belirterek savunma yapmış; Davalı ---- vekili, yetki itirazında bulunarak yetkili mahkemenin ---- Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, dosyada yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini savunmuş; ayrıca trafik kazasında kusurun tamamen ölende olduğunu, sürücüde herhangi bir kusurun bulunmadığını, kaldı ki, istenen tazminat miktalarının da fahiş olduğunu bildirerek davanın reddini talep etmiş;
Davalı belediye başkanlığı vekili, yetki itirazında bulunarak yetkili mahkemenin ---- olması nedeniyle yetkisizlik kararı verilmesini; ayrıca davalı sürücünün kazada kusurlu olmadığı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, kaldı ki, istenen tazminat miktarlarınında fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Dava haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Ayrıntıları Hukuku Genel Kurulu'nun ------. Sayılı ilamında belirtildiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49. maddesinde de benzer bir düzenlemeye gidilerek kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Gerek BK’nın 41. maddesi gerekse TBK’nın 49. maddesi, hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren kimsenin bu zararı tazmine mecbur olduğunu belirtmektedir. Böylece haksız fiilden sorumluluk, tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. BK’nın 41. maddesi (TBK’nın 49. maddesi) uyarınca haksız fiil sorumluluğundan bahsedilebilmesi için hukuka aykırı bir fiilin bulunması, kusurun bulunması, hukuka aykırı fiille zarar verilmesi ve hukuka aykırı fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Böylelikle haksız fiilin; hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve uygun illiyet bağından ibaret olmak üzere dört unsuru bulunduğu söylenebilir. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda, haksız fiilin varlığından söz edilemeyecektir. Haksız fiil sorumluluğundan bahsedilebilmesi için öncellikle sorumlu tutulacak kişinin işlediği bir fiilin bulunması gerekmektedir. Kendisinden tazminat istenen şahsın bir fiili yoksa sorumluluğu da söz konusu olmaz. Bununla birlikte haksız fiil sorumluğunun doğabilmesi için sadece fiilin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda fiilin hukuka aykırı olması gerekmektedir. Kanunlarımız bir fiilin nasıl ve hangi niteliklere sahip olduğu takdirde hukuka aykırı sayılacağını açıklamamıştır. Genel bir ifadeyle denilebilir ki hukuka aykırılık, kişilerin mal ve şahıs varlıklarını doğrudan doğruya koruyan emredici bir hareket tarzı kuralına aykırılık hâlinde ortaya çıkmaktadır ----Kusura dayanan haksız fiil sorumluluğu için aranan diğer ve en önemli şartlarından biri de hukuka aykırı fiili işleyen kişinin kusurlu olmasıdır. Hukuka aykırılık, fiilin bir hukuk kuralına aykırı olduğunu, kusur ise bu hukuk kuralına aykırı fiile ilişkin iradesi sebebiyle fiili işleyen kişinin davranışının kınanan bir davranış olmasını ifade eder. Haksız fiil sorumluluğundan söz edebilmek için gereken diğer bir şart ise zararın ortaya çıkmasıdır. BK'nın 41 (TBK'nın 49.) maddesi zarardan bahsetmekle beraber kanunda zarar tanımı yapılmamıştır. Doktrin ve yargısal içtihatlarda zarar “geniş anlamda zarar” ve “dar anlamda zarar” olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Hukuka aykırı bir fiil işleyen kimse ancak bu fiilinin sebep olduğu zararları tazminle yükümlüdür. Fiil ile arasında uygun illiyet bulunmayan bir zararın tazmini istenemez. Fakat fiille uygun illiyet bağı bulunan bütün zararlardan faili sorumlu tutmak da adil olmayabilir. Hayat tecrübelerine göre, bir fiilin, olayların normal akışında meydana getirebileceği zararlarla olan mantıki illiyet bağına uygun illiyet bağı denilmektedir. Uygun illiyet zinciri içinde bir sebebin zararı meydana getirmeye uygun bir sebep olup olmadığı araştırılacaktır.
Önemle belirtilmelidir ki hükmedilecek tazminat, hiçbir şekilde zarar miktarından fazla olamaz. Zarar miktarı tazminatın azami sınırını teşkil eder ---- Bir başka ifadeyle, tazminat miktarı hiçbir zaman gerçek zararı aşmamalıdır. Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.11.2020 tarihli ve ----- sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Eş söyleyişle, tazminat miktarının belirlenmesinde zarar görenin gerçek zararının esas alınması zorunlu olup; burada ilke, zarar doğurucu eylem, zarar görenin malvarlığında gerçekten ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise, zarar verenin tazminat borcu da, o miktarda olmalıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi) uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de hem ilmi, hem de kökleşmiş yargı kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağı kabul edilmektedir (Yargıtay ---- HD., -----818 sayılı Borçlar Kanununun 50 ve 51. maddelerinde haksız eylemin ve bunun sonucunda doğan zararın birden fazla kişi tarafından meydana getirilmesi durumunda zarar görenin dilediği takdirde eyleme katılanların birisinden, birkaçından veya tamamından zincirleme olarak sorumlu tutulmalarını isteme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Aynı hüküm 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanununun 61. maddesinde de tekrar edilmiştir (Yargıtay ------
Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi (818 sayılı BK 49. maddesi) hükmüne göre kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır (Yargıtay -----Bozma öncesi mahkememizce öncelikle kusur yönünden rapor alınmış olup, taraflar kazaya ilişkin tanıkta göstermiş bulundukları için taraf tanıkları da dinlenmek suretiyle mahallinde keşif yapılmış, talimat mahkemesi tarafından görevlendirilen bilirkişi kazada davalı sürücünün %75 kusurlu olduğunu, ölen yaya ------ %25 kusurlu olduğunu tespit etmiştir. Bilirkişi raporunda sürücünün kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığı ve bu nedenle yaya geçidi üzerinde geçiş yapan yayayı görüp fren yapmasına rağmen aracını durduramadığı için kazada %75 kusurlu olduğunu, sürücünün yaya geçidinden karşıya geçmekte olan yayalara ilk geçiş hakkını vermemiş olduğunu tespit etmiş, ölen ----- ise, yaya geçiş yolundan geçerken gelen aracı yeteri kadar kontrol etmediği, sağ tarafından gelen otobüsün hızına dikkat etmediği nedeniyle dikkatsiz hareket etmesi sebebiyle %25 kusurlu olduğunu belirlemiştir. Olaydan dolayı ---Asliye Ceza Mahkemesinin ----- Esas sayılı dosyasında da yargılama mevcut olup, o mahkemece de keşif yapılmış ve 19/06/2015 tarihinde makina mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan ilk raporda, yaya ---- %60 (asli kusurlu), sürücü ----- %10 (tali kusurlu), ilgili kavşaktaki riskleri ortadan kaldırmayan (araçların hızlarını azaltmaları için engeller koymayan, ağaç ve peyzaj çalışmaları nedeniyle görüşü kısıtlayan) kurumlarında %30 (tali kusurlu) olarak kazada kusur oranları belirlenmişse de; mahkemece dosya içindeki gerekçeli karardan da açıkça anlaşılacağı üzere ATK Trafik İhtisas Şubesine dosyanın gönderildiği, ATK tarafından şoför sanığın asli kusurlu, yaya ----- tali kusurlu olduğunun tespit edilmesi üzerine ceza yargılamasında bu iki raporun çelişmiş olması sebebiyle 10/01/2016 tarihli ve --- de görevli öğretim görevlilerinden oluşan heyetten rapor alınıp; raporla sanık sürücünün asli kusurlu olduğu, maktül yayanın tali kusurlu olduğu belirlendiği görülmüş; gerek ATK raporunda gerekse ---- heyet raporunda yola kusur verilmediği ve sürücü ----- asli kusurlu, ölen yayanın tali kusurlu olduğu nazara alınarak ve ceza mahkemesi tarafından da sürücü asli kusurlu kabul edilerek karar verildiği nazara alınmak suretiyle; ceza dosyasındaki kusur oranı ile mahkememizce görevlendirilen bilirkişinin kusur tespiti arasında bir çelişki görülmemiş; bu nedenle davalı sürücünün %75 kusuru ile davalılar sorumlu tutulmuştur.Bozma öncesi mahkememizce uzman hesap bilirkişisinden rapor alınmış olup; bilirkişi maddi tazminatı hesaplarken davalı sürücünün %75 kusuruna isabet eden miktarları tespit etmiş olup, bilirkişi hesaplamalarını asgari ücreti, asgari ücretin 2 katı ve asgari ücretin 3,14 katı üzerinden 3 ihtimalli olarak bildirmiştir. Mahkememizce emsal ücretler kimyagerler derneğinden, ----- alınmış olup; kimyagerler derneğinin bildirdiği ücretin asgari ücretin 3,14 katı olduğu, diğer şirketlerin bildirdiği rakamların bundan çok yüksek olduğu nazara alınarak; artık bilirkişi raporunda bildirilen Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin 06/02/2014 tarihli ve ----- Karar sayılı ilamındaki "desteğin üniversite eğitimi sürecinin biteceği tarih belirlenerek bu tarihten itibaren ve üniversite mezununun desteğinin asgari ücretin 2 katı düzeyinde gelir elde edeceği kabul edilerek yapılması gerekir" şeklindeki kararının davamızda uygulanamayacağı; o kararda ölen gencin lise öğrencisi olduğu; yerel mahkemenin bu gencin üniversite eğitimi alıp almayacağının belli olmadığı nedeniyle asgari ücret üzerinden karar vermesine rağmen Yargıtay'ca başarılı bir öğrenci olması da nazara alınarak üniversite eğitimi alacağının kabulü ve bu nedenle desteğinde asgari ücretin iki katı olacağı şeklindeki tespitine nazaran; olayımızda üniversiteye girmiş ve mezun olmak üzere olan bir öğrencinin söz konusu olduğu; ölenin kimya fakültesini bitirmek üzere olduğu, mühendis olacağı ve bu nedenle bu meslek dalının odası tarafından bildirilen ortalama gelirin nazara alınarak destek miktarının hesaplanması gerektiği mahkememizce kabul olmuş ve buna göre yapılan hesaplama nazara alınmıştır. Maddi hesap bilirkişisi kimyagerler odasının bildirdiği ortalama gelir üzerinden davacı anenin 135.831,25 TL, davacı babanın ise 127.672,58 TL destekten yoksun kaldığını tespit etmiş olup; kusur oranlarına göre yapılan bu tespit nazara alınmak suretiyle mahkememizce hüküm oluşturulmuştur. Yukarıda belirtilen bilgiler ışığında somut olayda; iddia, savunma, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur durumları ve zarar nazara alındığında manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, maddi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

1-MADDİ TAZMİNAT TALEBİNİN KABULÜ İLE;
Davacı ---- için 135.831,25 TL'nin,
Davacı ------- için 127.672,58 TL'nin,
Destekten yoksun kalma tazminatı olarak tüm davalılardan müteselsilen tahsiline; bu davacılara verilmesine, bu tahsilatlar yapılırken davalı sigorta şirketinden alınacak tahsilatlarda 25/09/2014 tarihinden, diğer davalılardan yapılacak tahsilatlarda ise, 08/05/2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,

2-MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ İLE;
Davacı ---- için 75.000,00 TL,
Davacı ----- için 75.000,00 TL,
Davacı ------ için 37.500,00 TL,
Davacı ---- için 37.500,00 TL,
Manevi tazminatın davalılar -----Büyükşehir Belediye Başkanlığından müteselsilen tahsiline, davacılara verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,

3-MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
-Alınması gereken 17.999,94 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.977,13 TL harç ile 729,21 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 11.293,6 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
-Davacılar tarafından yapılan 5.977,13 TL peşin harcın, 729,21 TL ıslah harcının, 29,20 TL başvuru harcın, 221,80 TL keşif harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine,
-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT since hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine,

4-MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
-Alınması gerekli 15.369,75 TL karar ve ilam harcın davalılar ---- Belediye Başkanlığından müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
-Kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar --- ve ------ Belediye Başkanlığından müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine,

5-Davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı UYAP sisteminde gösterilen toplamda 4.051,80 TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre oranlayarak 3.512,52 TL' nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine; bakiye bölümün davacılar üzerinde bırakılmasına,

6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesi halinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere

karar verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.