İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

G. K. YAZILDIĞI TARİH: 28/01/2026

Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili alacaklı şirket ile davalı borçlu şirket arasında mal alım-satımından kaynaklı ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişkiye dayalı olarak davacı şirket tarafından davalı şirkete mal satışı yapıldığını, verilen bu satışa istinaden borçlu şirkete faturaların düzenlendiğini, düzenlenen faturalara karşı borçlu şirket tarafından Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesinde belirtilen süre içinde herhangi bir itirazda bulunmadığını, düzenlenen faturalardan sonra davacı şirketin, alacağının tahsilini talep etmişse de borçlu şirket tarafından sürekli ödemenin yapılacağına dair beyanda bulunularak süreç ötelendiğini, faturalara dayalı alacağın borçlu şirket tarafından ödenmemesi üzerine Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ..... Esas sayılı icra dosyasından icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine karşı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine arabuluculuğa başvurulduğunu, arabuluculuk aşamasında yapılan müzakereler sonucu anlaşma olmadığını Yargıtay'ın güncel kararlarına göre BA/BS formlarında faturanın vergi dairesine bildirilmesi halinde fatura konusu malların teslim edildiğinin kabulü gerektiğinin bildirildiğini, her iki tarafından da vergi dairelerinden BA/BS formlarının celbini talep ettiklerini, ek olarak e-posta yazışmalarında satın alınan ürünlerin davalı şirket tarafından onaylandığı ve buna istinaden faturalar düzenlendiğine dair delilleri sunduklarını, bu durumun davalının malları teslim aldığına dair açık bir delil olduğunu, neticede davanın kabulüne, davalı borçlu aleyhine Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ..... Esas sayılı icra dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra-inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davaya dayanak icra takibinde, takip talebinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmediğini, ancak, yabancı para alacağın karşılığı Türk Lirası’nın gerek takip talepnamesinde gerekse ödeme emrinde gösterilmesi yasanın emredici hükmü olduğunu, kamu düzeni ile ilgili bulunan bu hususun mahkemece re’sen gözönüne alınması gerektiğini, bu nedenle, itirazın iptali talepli bu davada usulüne uygun bir icra takibinin bulunması özel dava şartı olduğundan ve dava konusu olayda, takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden, davalı hakkında açılan iş bu dava yönünden "usulüne uygun bir icra takibinin bulunması" şeklindeki dava şartının gerçekleşmediğini, davacı tarafın, müvekkili ile aralarındaki alacak iddiasının neye istinaden olduğuna ilişkin bir evrak sunamadığı gibi, icra dosyasına dav dava dilekçesinde belirttiği evrakları sunmadığını, müvekkili ile iletişim kurulduktan sonra beyan hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı tarafça, müvekkili ile aralarındaki alım satım v.s. ilişki ispat edilmesi gerektiği gibi, iddia edilen alacağa ilişkin fatura ve kayıtların v.s. Sunulması gerektiğini, aynı zamanda, kabul anlamına gelmemek üzere, davalı taraf alacak iddiasını, usulüne uygun tutulmuş defter ve kayıtlarla ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın takip tarihinden itibaren üzere, 4,25 oranında faiz talep etmiş ise de, söz konusu talebin reddinin gerektiğini, 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi "sözleşmede daha yüksek akdî veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır" dediğini, davacının talebinin fahiş olduğunu, reddinin gerektiğini, davacı tarafın icra inkar tazminatı taleo etmiş ise de, icra takibinde ve arabuluculuk aşamasında, iddiasını ispata yarar herhangi bir açıklama yapmadığı gibi, evrak v.s. de sunmadığını, bu nedenle, alacak iddiasının likit olmadığından ve talep yargılamayı gerektirdiğinden, söz konusu talebin reddinin gerektiğini, neticede usul ve / veya esas sebepleri bakımından davanın reddine ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce davacı vekiline cevap dilekçesinin tebliğe çıkartıldığı, çıkartılan davetiyenin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, davacı tarafça süresinde cevaba cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Mali Müşavir Bilirkişi ...... tarafından düzenlenen 01/12/2025 tarihli raporda; "Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 59.905,25 EURO alacaklı olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, borcu olmadığını ispat etmesi gerektiği, Netice itibariyle, Takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 59.905,25 EURO alacağı talep edebileceği, davacı tarafın takip tarihi itibariyle işlemiş faiz talebinin olmadığı, takip tarihinden itibaren yıllık kamu bankalarınca 1 yıla kadar EURO vadeli mevduatlara fiilen uygulanan azami faizi talep edebileceği, Tarafların tazminat, muhakeme masrafları ve benzeri taleplerinin, sayın mahkemenizin takdirlerine ait olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.

Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, icra dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali isteminden ibarettir.

Dava konusu; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak davacı tarafça alacak iddiası kapsamında başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görülmüştür.

Dava konusu Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 59.961,54 EURO alacağının fiili ödeme tarihindeki döviz alış kuru üzerinden EURO için hesaplanacak yıllık % 4,25 ve değişen oranlarda azami faiziyle tahsili talep edilmiştir. Davalıya ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlu vekili borca itiraz ettiğini belirtmiştir. İtiraz üzerine takibin durduğu ve süresinde iş bu davanın açıldığı görülmüştür.

Dava konusu miktar 59.961,54 EURO (2.856.639,71 TL) dir.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Davacının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriğinden anlaşılmıştır.
Davalı taraf ticari defterlerini dosya içerisine sunmamıştır.
Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı fatura, BS/BA kayıtları ve ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında mal alım - satımına ilişkin yazılı olmayan bir satış sözleşmenin olduğu anlaşılmıştır.
Tarafların ticari defterler ve kayıtları ile Bilirkişi ......' ın hazırlamış olduğu rapor içeriğinin incelenmesinde;
- Takibe konu edilen açık hesaba ilişkin davacı tarafından davalıya yönelik 2024 yılına ait KDV dahil 246.867,74 EURO tutarlı 13 adet faturanın düzenlendiği, faturaların EURO para cinsi tutarları ile düzenlendiği,
- Faturaların açıklama kısmına ürün kodu, mal - hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu,
- Faturaların teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı; iş bu faturaların davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davalı tarafın yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği; ancak, düzenlenen bu 13 adet faturanın tamamının davacı ve davalı taraflarca tutarlar birbirini teyit edecek şekilde ve karşılıklı olarak BS-BA Formu ile beyan edildiği,
- Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 59.905,25 EURO alacaklı olduğu görülmüştür.
Kural olarak, faturaların tebliğ edildiğinin ve malın teslim edildiğinin ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı tarafça sunulan ticari kayıtlar ve maillerden, tüm malın imza karşılığında teslim edildiği ve yine teslim alındığına dair davalıdan sadır belgelerin yer almadığı görülmüştür.

Ancak, dosya içerisine celp edilen davacı ve davalıya ait BS/BA formlarında, davacı şirket tarafından düzenlenen yukarıda belirtilen takibe konu 13 adet faturanın davalı şirket tarafından BA formunda bildirdiği, bu haliyle davacı şirketin fatura ve içeriği malzemeleri davalı şirkete teslim ettiği anlaşılmıştır.
Yine dosya kapsamında davalı tarafından BA formu ile beyan edilen takibe konu alacağa ilişkin faturaların iade edildiği ya da bu faturalara ilişkin itiraz edildiğine dair herhangi bir belge de bulunmamaktadır.
6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir." şeklindedir.
Anılan yasa hükmüne göre, taraflarca aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır. Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder. Vadede ödeme yapılmaması halinde ise seçim hakkı yine alacaklıya geçmektedir. Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 05/12/2019 Tarih ve 2018/965 E. - 2019/5447 K. sayılı ilamı)
Takibe konu malların teslim edildiği, teslim sonrasında takip tarihine kadar bakiye alacak miktarının ödenmediği, davalı tarafın takibe itiraz dilekçesinde borç para birimine ve vadeye ilişkin bir itirazının olmadığı, faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlendiği de görülerek, davacının davalıdan yabancı para birimi ile talepte bulunabileceği mahkememizce kabul edilmiştir.

Yukarıda açıklanan hususlar kapsamında davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, davacı tarafça bu aşamada fatura ve mal teslim olgusunu ispatının da artık gerekmeyeceği, (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 25.12.2020 Tarih ve 2020/1170 E. - 2020/1325 K. Sayılı ilamı.), bunun yanı sıra davacının yine yukarıda açıklanan hususlar kapsamında mal teslimini ispat ettiği, davalının ticari defter ve kayıtlarını da sunmayarak da ispat yükünü kendi üzerine aldığı kabul edilmiş ve yine davalının aksini gösterir başka yazılı kesin kayıtta sunmadığı ve kesin delile dayanmadığı, bu sebeple davalının icra takip tarihi itibariyle davacıya 59.905,25 EURO borçlu bulunduğu mahkememizce kabul edilmiş ve açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Davacının fazlaya ilişkin istemlerini herhangi bir delil ile ispat edemediği ve yine bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde rapor doğrultusunda karar verilmesini talep ettiğinden, fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca (icra takibindeki kur üzerinden) TL üzerinden icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE;
-Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı icra dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 59.905,25 EURO asıl alacak üzerinden kaldığı yerden aynen DEVAMINA,
-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
-Alacağın % 20'si olan 501.399,75 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
-Takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden (EURO) 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin UYGULANMASINA,

2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 194.953,87 TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 36.237,50 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 158.716,37 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında %99,91' i olan 4.595,86 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye kısım olan 4,14 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-Davacı tarafça sarf edilen toplam 37.131,90‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

3-Davacı tarafından sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 15.140,00 TL'nin kısmen kabul - red oranları ve takdiren % 99,91'i olan 15.126,37 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye masrafların davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)

4-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 413.014,54.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

5-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 2.681,73.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/01/2026