İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; taraflar arasında ticari mal alım satımından kaynaklı cari hesap ilişkisi bulunduğunu, alacağın tahsili amacıyla ... 3. Genel İcra dairesinin 2025/... sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalı tarafın itirazı nedeniyle takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ DELİLLER:
... ... Vergi Dairesi'ne, ... Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'ne yazılan müzekkereye cevap verildiği, cevabi yazılarda davacının tacir olmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.

Dava; faturalara ve açık hesap ilişkisine dayalı alacağın tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3. maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, ... belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, ... Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. ... tarih ve ... sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli ... ... Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;

1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,2-Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Aşağıda yazılı tüccarlar, I inci sınıfa dahildirler: 1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 7.200.000.000 (2025 yılı için 2.000.000,00 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000 (2025 yılı için 2.800.000,00 TL) lirayı aşanlar;2.Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (2025 yılı için 990.000 TL) lirayı aşanlar;3.1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000 (2025 yılı için 2.000.000,00 TL) lirayı aşanlar;..."denilmek suretiyle anılan ... ... Kararına göre 2025 yılı için esnaf veya tacir sayılma hadleri belirlenirken dikkate alınacak nakdi limitler belirlenmiştir. Bu açıklamalarla birlikte tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, takibe konu faturalar incelendiğinde Un, Susam, Tahin vb gıda ürünlerinin satışına dayalı olarak düzenlendiği, eldeki dava ise, faturalara ve açık hesap ilişkisine dayalı alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf her ne kadar cari hesap alacağına da dayalı olarak ilamsız icra takibi başlatmış ise de, dosya kapsamında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca taraflar arasında imzalanmış bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu hâliyle eldeki davanın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı açıktır. Bu durumda, tarafların tacir olup olmadığı ile işin her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılması ve sonucuna göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir.Davacının tüzel kişi tacir olduğu hususu ihtilafsızdır. Davalı gerçek kişi yönünden yapılan araştırmada; Ticaret Sicilinde kayıtlı herhangi bir kaydın bulunmadığı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 25/02/2026 tarihli yazısında ise, davalının 03/03/2025-30/06/2025 tarihleri arasında "Ekmek, Pasta Ve Unlu Mamullerin Perakende Ticareti" kapsamında faaliyetini yaptığı ve işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği anlaşılmış yine aynı yazıda, Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi en son 31/03/2026 tarihinde beyan edildiği için henüz sistemde beyannamesi olmadığı bildirilmiştir. Bu kapsamda davalının Vergi Usul Kanununun 177. maddesinin ikinci fıkrasının (1) numaralı bendi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Anılan hükme göre tacir sayılabilmesi için bir takvim yılı içinde yılık alımının 1.000.000,00 TL’yi veya satımının 1.400.000,00 TL aşması zorunludur. (VUK 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını aşması gerektiğinden) Ancak davalının, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla bu gelir sınırına ulaşmadığı, dolayısıyla faaliyetinin esnaf sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir sıfatını haiz olmadığı, bu itibarla eldeki davanın nispi ticari dava niteliği de taşımadığı görüldüğünden uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp karara bağlanması gerekecektir.O hâlde, mahkememiz dava konusu uyuşmazlık bakımından görevsiz olup, görev kamu düzenine ilişkin bir dava şartı olduğundan, iddia ve savunma olarak ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu nedenle görevli ve yetkili mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre;
1-6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince dava şartı noksanlığından davanın USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,

2-Görevli ve yetkili mahkemenin ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun TESPİTİNE,
3-6100 sayılı HMK'nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın yetkili ve görevli ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ GÖNDERİLMESİNE,
4-6100 sayılı HMK'nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmediği takdirde, mahkememizce DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına (ihtarın tebliğ ile yapılmış sayılmasına)
5-6100 Sayılı HMK' nın 331/2 maddesinin 1. cümlesine göre yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemece nazara alınmasına, aynı maddenin 2.cümlesine göre görevsizlik kararı sonrasında davaya görevli mahkemede devam edilmemesi halinde ve talep halinde yargılama harç ve giderlerinin karara bağlanmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.09/04/2026