İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekilinin 11/11/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; ... üzerindeki ... nolu sinyalize kavşakta 09/12/2024 tarihinde ... plaka sayılı aracın maddi hasarlı trafik kazasına karışmış ve oto korkuluklarına hasar verdiğini, meydana gelen trafik kazasında 479.729,93 TL hasar bedeli tahakkuk ettiğini, borca ilişkin yapılan süreli tebligatlara rağmen hasar bedelinin ödenmediğinin tespit edildiğini, hasar bedeline ilişkin olarak hesaplarına ... Sigorta A.Ş tarafından 24/09/2025 tarihinde 275.702,33 TL ödeme yapıldığını, bu nedenle sigorta şirketi tarafından yatırılan tutar düşürülüp geriye kalan 204.027,60 TL'nin tahsili gerektiğini, ... plaka sayılı araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 52,53,56,57,67 ve ilgili diğer maddeleri uyarınca araç kullanırken gerekli olan asgari özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi kusurlu davrandığını, davalıların meydana gelen kazada asli kusurlu olduğunu belirterek tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, 204.027,60 TL hasar bedelinin haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ve ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki dava ticari bir dava olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca; bu kanunun 4. maddesinde belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerinde arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunu, davacı taraf, huzurdaki davayı ikame etmeden önce arabuluculuk başvurusu yapmamış ve nitekim dava dilekçesinde ekinde de herhangi bir arabuluculuk tutanağı sunmadığını, bu haliyle huzurdaki davanın şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, dava dilekçesi incelendiğinde davacı belediyenin talebinin ne olduğu açıkça anlaşılamadığını, nitekim dava dilekçesi içeriğinde işbu dava konusu olaydan kaynaklı olarak; otokorkuluklarının, sinyalizasyon sisteminin, trafik kameralarının ve trafik levhalarının zarar gördüğü beyan edildiğini, bununla birlikte netice ve talep kısmında ise 204.027,60 TL hasar bedeli talep edildiği görüldüğünü, ancak bu bedelin hangi zarar kalemine karşılık olarak talep edildiği belli olmadığını, bu nedenle davacı tarafın talebini netleştirmesi gerektiğini, davaya konu trafik kazası nedeniyle zarar gören sinyalizasyon sistemi ve trafik kameraları mevzuata aykırı bir şekilde hatalı konumlandırıldığını, bu hususun tespiti için sayın mahkemece keşif yapılması gerektiğini, bu nedenle ortaya çıkan zararda davacı belediyenin de kusuru bulunmadığını, davacı belediye yol kenarında her an kaza tehlikesi altında bulunan sinyalizasyon sistemi ile trafik kameralarının korunması adına önlem alabileceği halde herhangi bir önlem almadığından kusurlu olduğunu, olay tarihinde davalı müvekkili ...'nın sevk ve idaresinde bulunan ve davalı Sinan Kazancı'ya ait ... plaka sayılı aracın ... poliçe numarası ile ZMMS poliçesini tanzim eden şirket "... Sigorta Anonim Şirketi" olduğunu, işbu poliçe kapsamında 400.000 TL maddi teminat limiti bulunmakta olup davacı tarafça talep edilen tutar poliçe limitleri dahilinde olduğunu, bu haliyle meydana gelen zarardan ... Sigorta anonim şirketi sorumlu olduğunu,
huzurdaki davanın öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini,
haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine,
her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta vekilinin cevap dilekçesinde özetle;
Dava konusu talep zaman aşımına uğramış olduğundan zaman aşımı def'i olduğunu, davanın kısmi dava olarak kabulü halinde ise, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ileride ıslah edilecek kısım bakımından zaman aşımı def'ini ileri sürdüklerini, müvekkili sigorta şirketinin merkezi, "..." olup müvekkil şirket aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6 uyarınca İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, yetki ilk itirazımızı ileri sürmekteyiz ve yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini, müvekkili şirketin bilgisi ve onayı olmadan yapılan her türlü incelemeye muvafakati olmadığını, alınan bilirkişi raporu / hasar tespit raporu/ ibraz edilen faturaların tarafları ve Sayın Mahkemeyi bağlamadığını beyan ettiğini, nitekim alınan tek taraflı bilirkişi raporları ve ekspertiz raporları kesin delil niteliğinde olmadığını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, yargılama öncesinde alınan ekspertiz raporları ve tespit dosyalarında alınan raporların hüküm kurmaya yetmeyeceğini kabul ettiğini, huzurdaki davadan önce davacı tarafça müvekkili şirkete başvuru yapılmış ve başvuru kapsamında ... numaralı hasar dosyası açılarak hasar tazminatı ödennmiştir. Müvekkil şirket dava öncesi başvuru kapsamında incelemelerini tamamlayarak ödeme yapan müvekkili şirket 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'ndan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'ndan doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olup temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, Sayın Mahkemece faize hükmedilecek olunsa dahi faiz sorumluluğunun başlangıç tarihinin davacı tarafa hasar tazminatının ödendiği tarih olarak kabul edilmesini talep etmiştir.
Dava, Haksız fiil nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 03/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5'inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre;
Madde 5/A - (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
6235 Madde 18/A ; " Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."
6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının İncelenmesi başlığını taşıyan 115. Maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder," şeklinde düzenlenmiştir.
Değere bağlı iş bu tazminat davasının dava şartı olan arabuluculuğa tabi olduğu, Mahkememizin 19/01/2026 tarihli tensip zaptı ile davacıya arabuluculuk son tutanak aslını veya onaylı suretini sunması hususunda tebliğden itibaren 1 (bir) haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde davanın usulden red edileceğinin ihtarına, işbu tensip tutanağının tebliği ile ihtarın yapılmış sayılmasına dair ara karar kurulduğu ve tensip zaptının davacıya tebliğ olunduğu görülmüştür.
11/03/2026 tarihinde davacı vekili tarafından dosyaya arabuluculuk son tutanağı sunulduğu; ancak, arabuluculuk sürecinin başladığı tarihin 05/02/2026 olduğu, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanamayacağı görülmekle mahkememizce belirtilen tarihten ve kesin süreden sonra yapılmış başvuruya mahkememizce itibar edilmeyerek davacının davasının 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun m.18/A-f.2 hükmü gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair karar verilmiş, red sebebinin tüm davalılar bakımından aynı olması sebebiyle davacı aleyhine tek vekalet ücretine hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;.
1-Davacının davasının arabuluculuk dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00 TL karar harcından peşin alınan 3.484,28 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.752,28 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesi halinde ödeyen tarafa iadesine,
5-Davalılar yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre tespit olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,
Dair, davalılar vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi, verilen karar usulen okundu anlatıldı.09/04/2026