Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/160 Esas - 2026/19
Ankara Batı
1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
K. YAZIM TARİHİ: 16/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle ; 13/06/2024 tarihinde davacı müvekkillerin mirasçısı olduğu müteveffa ... TC kimlik numaralı ....'e ait .... plakalı araca emniyet şeridinde duraklama halinde iken diğer davalılardan ....'nun maliki olduğu diğer davalı ... sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın çarpması nedeni ile müvekkillerin murislerinden kalan aracın hurdaya ayrıldığı ve hurda bedelinin müvekkillerin murislerine ödendikten sonra kalan maddi zarar karşılanmadığı için hem diğer araç sürücüsü hem de diğer aracın ZMMS olarak sigortalayan davalı şirketine yapılan başvuru ve arabuluculuk görüşmelerinden olumlu netice alınamadığı için işbu davayı açma gerekleri hasıl olduğu, Karayolları Trafik Kanunu 85/1. maddesi "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." ve Türk Borçlar Kanunu 49. maddesi hükmü "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." Şeklinde olduğu, davalı şirkete ... poliçe numarasıyla sigortalı aracın diğer davalının sevk ve idaresinde iken 3. Davalının maliki olduğu aracın, kazada kusurlu bir şekilde müvekkillerin muris olarak sahibi olduğu aracının hasarlanmasına ve pert olmasına neden olduğundan, haksız fiil sorumluluğu gereği müvekkillerin aracının bakiye değeri konusunda her 3 davalı da sadece sigorta şirketi limitler dahilinde olmak üzere müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, trafik kazasında, hasara uğrayan aracın onarım/tamir süresi boyunca kullanılamaması ya da işletilememesi sebebiyle ortaya çıkan zararın, ticari araçlarda (taksi, otobüs, servis, minibüs ve diğer ticari araçlar) ticari kazanç kaybı, ticari olmayan araçlarda ise araç mahrumiyet tazminatı (ikame araç bedeli) konusunu oluşturmakta olduğu, bu tazminatın/araç mahrumiyetinin tazmini hususunda kazada kusuru bulunan araç sahibi ve sürücüsünün müteselsil olarak sorumlu olup söz konusu davada araç pert olmuş olup araç bedeli ödenmediğinden güncel olarak halen mahrumiyet bedeli zararlarının davalı sigorta şirketi haricindeki diğer davalılar yönünden devam etmekte olduğu, (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 24/10/2016 gün ve E: 2014/10760 K: 2016/9238 ve 25.12.2019 gün ve E: 2018/24, K: 2019/12495 sayılı kararları), Türk Borçlar Kanunu 49. Maddı hükmü "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yü ür." Karayolları Trafik Kanunu 85/1. Maddesi "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." Karayolları Trafik Kanunu 85/5. Maddesi "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürü ün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." Şeklinde olduğu, araç mahrumiyet tazminatının, hasar gören aracın günlük ikame araç bedeli (araç kiralama bedeli) ile onarımda kaldığı gün sayısı çarpılarak hesaplandığı, yasal mevzuat ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca davalı müvekkilin araç mahrumiyet zararını karşılamak zorunda olduğu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/26777 Esas 2022/11236 Karar sayılı 29.09.2022 tarihli kararında, “Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, meydana gelen kazada davacıya ait aracın hasarlandığını, aracın onarım süresince aracından mahrum kaldığını açıklayıp diğer taleplerinin yanında araç mahrumiyet bedelinin de tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fil sorumlularından isteyebilir. Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50'nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi, ihtiyaçları için aracı kullanmamaktan doğan ve bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında alınan bilirkişi raporuna göre davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacının bu talebini objektif kriter ve deliller ispatlayamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürl in kanun yararına temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nün kanun yararına temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMK'nin 363. maddesi uyarınca hükmün, hukuki sonuçlarına etkili olmamak kaydı ile KANUN YARARINA BOZULMASINA,” şeklinde hüküm kurarak ikame araç bedeli için fatura sunulması dahi tazminata hükmedilmesi gerektiğini vurguladığı, yukarıda izah edilen sebeplerle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davalarının kabulü ile; şimdilik 400,00 TL araç bedelinin 100 TL'si miras payı oranınca ...'e 150'şer TL ... ve ... adına olmak üzere doğan maddi zararları ile 120,00 TL araç mahrumiyet bedelinin 30 TL'si .... adına 45'er TL .... ve.... olmak üzere toplamda 520,00 TL'nin sigorta şirketi yönünden ihbar tarihinden, diğer davalılar yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müşterek ve müteselsilen tahsili, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi taleplerini beyan etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ cevap dilekçesinde özetle; tüm taleplerin müvekkili şirket yönünden reddi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin, rizikodan poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin 13.06.2024 kaza tarihi itibariyle maddi hasarlara ilişkin teminat limiti 200.000,00 TL olduğunu, hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydıyla, aleyhe hüküm kurulması halinde müvekkili şirket aleyhine hükmedilecek tazminatın azami tutarının bu olduğunu beyan ettiklerini, müvekkilinin sigortalasının kusuru oranında sorumlu olduğunu, sigortalı aracın kusursuz olduğunu, müvekkili şirketin kusursuz olduğundan herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, piyasa rayiç değeri gerçek zarar ilkesi gereğince hesaplanması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından aracın rayiç değeri alınan raporlar doğrultusunda 500.000,00 TL olarak belirlendiğini, araç rayiç değerinden sovtaj bedeli düşülerek hesaplama yapılması gerektiğini, sovvtaj bedelinin 225.000 TL olduğunu, araç mahrumiyet bedelinden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirketçe sigortalı aracın herhangi bir kusuru bulunmadığından müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenle de temerrüt gerçekleşmediğini, tüm bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılar vekili cevap dilekçesi ile özetle; davanın reddi gerektiğini, davacı müvekkillerinin kazaya dair hiçbir kusuru bulunmadığını, olay sonrasında kolluk araştırması sonucu makas atarak müvekkilinin aracına çarpıp kaçan şahsın ... plakalı araç sürücüsü ... olduğu ortaya çıktığını, kusurlu .... ifadesinde durumu kabul ettiğini, kaza yerindeki şahısların lincinden korktuğu için kaçtığını beyan ettiğini, olay sonrasında uzlaştırma nedeni ile uzlaşma neticesinde; 20.000,00 TL'si peşin, 60.000,00 TL'si 2025 yılı Nisan ayı itibariyla başlamak üzere 6(altı) taksit toplam 80.000,00 TL ödeme yapması koşuluyla 'taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan' uzlaşma sağlandığını. Kusurun tespiti gerektiğini, tüm bu nedenlerle haksız ve hukuksuz açılmış davanın usulden ve esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Sigorta poliçesi, hasar dosyası, araç trafik tescil kayıtları, nüfus kayıtları, tramer kayıtları, Ankara Batı CBS ... soruşturma sayılı dosyası, bilirkişi kurulu raporu ile tüm dosya kapsamı.
Bilirkişi kurulu 07/10/2025 tarihli raporu ile özetle; Dava konusu trafik kazasında; ... Plakalı Aracın Sahibinin/Sürüc'ün %100 oranında ASLİ KUSURLU olduğu, ... Plakalı Aracın Sahibinin/Sürücüsü... 'nun kusursuz olduğu, ... Plakalı Aracın Sahibinin/Sürücüsünün kusursuz olduğu kanısına varıldığı, dava konusu .... Plakalı aracın uğramış olduğu hasarın onarımın ekonomik olmaması nedeni ile perte total- ağır hasar işlemi görmesinin uygun olacağı, dava konusu ... Plakalı aracın rayiç bedelinin kaza tarihi itibarı ile 500.000,00 TL olarak belirlendiği, hurda bedelinin 225.000,00 TL olarak belirlenmesinin uygun olduğu, hurda bedeli düşüldükten sonra kalan rakamın 275.000,00 TL olduğu, bu tutardan davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin, ... numaralı ZMMS poliçesinin limiti olan 200.000,00 TL dan sigortalısının kusurlu olmaması dolayısı ile sorumluluğunun olmadığı, davalı ..ve ...”nun sürücü kusuru olmadığından sorumluluğu bulunmadığı, dava konusu ... Plakalı aracın araç mahrumiyeti süresinin 30 Gün, günlük araç kirasının 1.400,00 TL toplam araç mahrumiyetinin 42.000,00 TL olduğu, 5.301,06 TL amortisman ve yakıt tasarrufu düşüldüğünde 36.698,94 TL kaldığı, bu tutardan sigorta poliçesi teminatlarında olmadığından davalı sigorta şirketinin sorumluluğu olmadığı, yine kazada kusurları olmadığından davalı araç maliki .... ve araç sürücüsü ...'nun sorumluluğu olmadığı kanısına varıldığı bildirilmiştir.
Dava, trafik kazası nedeni ile hasar bedeli ve araç mahrumiyet bedeli tazminat talebine ilişkindir.
Davaya konu olay, ... Karayolunda (... Yolu) ... yönüne gitmekte iken sol şeride geçen sürücü ... yönetimindeki ... plakalı aracın, önünde aynı yönde seyir halinde olan sürücü ... yönetimindeki.... plakalı aracın sol arka kısmına çarpması, bu çarpmanın etkisi ile ... plakalı aracın savrularak, emniyet şeridinde duraklayan Davacılara ait .... plakalı araca çarpması sonucu trafik kazası yaşandığı anlaşılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. Maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”; Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu, böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd).Bu kapsamda davacı, .... plakalı aracın maliki, sürücüsü ve davalı sigorta şirketinden talepte bulunmuştur. Asıl uyuşmazlık konusu davalıların sorumluluğu cihetine gidilebilmesi için ispat edilecek husus davaya konu çok taraflı trafik kazasında .... plakalı davalı sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunup bulunmadığı hususudur. Bu bağlamda bilirkişi raporu ile birlikte kusur yönünden yapılan değerlendirmede somut olaya bakıldığında, sürücü ...'ün ifadesinde, geriden gelen araca yol vermek için sol şeride geçtiğini beyan ettiği görülse de, yönetimindeki .... plakalı aracı ile makas atarak geldiği konusunda beyanın olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki, arkadan gelen araca yol vermek için sol şeride geçmesi gerekse bile bu eylemi yasada gösterilen koşulları sağlayarak yapması gerekirdi. Yani, önünde aynı yönde olan ...plakalı araçla arasındaki takip mesafesini koruyarak, ışıklı işaret verdikten sonra kontrollü şekilde geçmesi gerekirdi. Bundan başka, Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağında, .... plakalı aracın sol arka yan kısmından hasar aldığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu ve dosyadaki beyanlar, sürücü ....'ün sol şeride geçerken .... plakalı aracın sol yan arka kısmına (arka çamurluk) çarptığını göstermektedir. Sürücü...'ün yönetimindeki .. plakalı aracın ile...Karayolunda (... Yolu) Ankara yönüne gittiği sırada tehlikeli şekilde şerit değiştirdiği, bu eyleminin de kazaya neden olduğu ... plakalı davalı sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığı kanısına varılarak talep edilen tazminat kalemlerinden davalıların sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın müştereken ve müteselsilen davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.916,67 TL'nin müştereken ve müteselsilen davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Davalıların kendilerini vekil ile temsil ettiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca 520,00 TL vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davacılardan alınarak davalılara ödenmesine,
5-Kararın talep halinde taraflara tebliğine,
Dair, davacı vekilinin ve bir kısım davalılar vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/01/2026