Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
K. YAZIM TARİHİ: 21/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, müvekkilinin davalıya farklı tarihlerde ürün sattığını ve teslim ettiğini, davalı borçlunun bir kısım ödemeyi yaptığını ancak 25.000,75 TL bakiye borç kaldığını, bu alacaklarının tahsili amacıyla davalı borçlu aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı icra dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalının itirazı üzerine icra takibi durdurulduğunu beyan ederek, davalı borçlu şirketin 25.000,75 TL muhtelif fatura alacağından kalan bakiye asıl alacak ve 11.605,48 TL -TL takip öncesi işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 36.606,23 TL lik icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin, ticari ilişki kapsamında düzenli olarak pazarlama elemanı ...(Tel:...) aracılığıyla fatura bedellerinin nakit olarak ödendiğini, söz konusu ödemelerin eksiksiz şekilde gerçekleştirildiğini, davacının bu durumu bilmesine rağmen ödeme yapılmamış gibi icra takibine girişmesinin kötü niyetli olduğunu, pazarlama elemanı ...'ın, uzun süredir davacı adına sahada çalışan ve tahsilat yapma yetkisi olan kişi olduğunu, müvekkilinin de bu kişi aracılığıyla ödemelerini gerçekleştirdiğini, hal böyle iken davacının bu kişiye yapılmış ödemeleri yok saymasının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, müvekkilinin davacı şirkete borcu olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası, ticaret sicil kayıtları, tarafların ticari defter ve belgeleri, vergi dairesi kayıtları, BA-BS formları, 10/07/2025 ve 10/11/2025 tarihli bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamı.
Dava, faturadan kaynaklı başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
... Mal Müdürlüğünün 24/02/2025 tarihli cevabi yazısından; davalı ...'un 03.07.2019 tarihinden itibaren "... Lokanta ve Restoranların faaliyeti, Yiyecek Ağırlıklı Hizmet veren Kafe ve Kafeteryaların faaliyeti ve Taze Sebze ve Meyve Parekende Ticareti" faaliyetinden dolayı kayıtlı mükellef olduğu, basit usulde mükellef iken 15.04.2022 tarihinden itibaren gerçek usule geçtiği, halen faaliyetine devam ettiği, ticari kazanç yönünden işletme defterine tabi olduğu bildirilmekle, tacir sıfatına haiz olduğu anlaşılmıştır.
.... Vergi Dairesinin 26/02/2025 tarihli cevabi yazısından; davacı ...'un ".... Perakende Ticareti (.... Perakende Ticareti Hariç)" faaliyetinden 08/02/2016 tarihinden itibaren mükellefiyet kaydının bulunduğu, ticari defterlerin ise bilanço esasına göre tutulduğu bildirilmekle, tacir sıfatına haiz olduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, davacı yanın takip çıkışı kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı hususundadır.
Tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden 2023 yılına ait BA-BS formları HMK m.221 uyarınca resen celp edilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü bakımından dosyaya kazandırılan 10/07/2025 tarihli kök raporda özetle; "...Davacı şirket ticari defterlerinin TTK madde 64 ve müteakip maddelerinde belirtilen kanuni şartlara uygun olarak yapıldığı, davacı ticari defterlerinin sahibi lehine delil gücüne sahip olduğu, davacı şirketin davalının ödemelerini “nakit”, “visa”, “banka havalesi” olarak yapılan ödemeler olarak tahsil ettiği, davalı tarafından cevap dilekçesinde “pazarlama elamanı ....'ın davacı adına sahada çalışan eleman ve tahsilat yapma yetkisi olan kişi olduğunu, ödemelerini bu kişi aracılığıyla gerçekleştirildiğini, bu kişiye ödeme yapılmış olmasına rağmen bu ödemelerin yok sayıldığını,” itirazı ve beyanı yönünden, davalı ticari defterlerinin adres ve iletişim bilgisi bildirilmemiş olması karşısında incelenemediği, ayrıca davalı vekili tarafından ....'a elden yapılmış bir ödeme var ise bunun için Tahsilat Makbuzu düzenleneceğinden hareketle, bu ödemeler olarak dava dosyasına sunulan ödemeyi ispatlayıcı belge bulunmadığı, davacının mal satışı yaptığı ve davalının mal almasına bağlı aralarında 2022 yılından devam eden ticari ilişki bulunduğu, bu ilişkinin 2023 yılında en son düzenlenen 18.12.2023 tarihli faturaya kadar devam ettiği, davalının düzenlenen faturalar nezdinde bir itirazı olmaması, düzenlenen faturalar nezdinde iade faturası düzenlenmemiş olması hususlarına göre davalının düzenlenen faturaları kabul ettiği ve faturalarda yer alan malları aldığı, davacı ticari defterleri incelenmesi neticesinde; davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle 23.460,75 TL alacaklı olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
İş bu rapora davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine alınan 10/11/2025 tarihli ek raporda özetle; "...Dava konusu uyuşmazlık konusunda davacı ticari defterleri incelendiği, Kök Raporun 3-5 sayfalarında, davacı ve davalı arasındaki ticari ilişki kapsamındaki mal satışı ve ödemelere ait 2023 yılı 2024 yılı 120 Alıcılar Hesabı Muavin dökümü bilgileri yer almış olup, kök raporda da yer verildiği üzere, davacı ticari defterleri incelenmesi sonucunda, mal satışına dair düzenlenen faturalar ve karşılığı davalı ödemeleri olarak yapılan kayıtlar ile son kayıt tarihi olarak; 01.10.2024 tarihli 18689 yevmiye kaydıyla, "2023 yılı devir bakiyesi düzeltmesi 50.417,60 TL kaydı verilerek, bakiye davalı borcu 23.460,75 TL olarak kaldığı, Dolayısıyla, davacı vekili davacı alacağını icra takibinde "cari hesap ektresine" göre 04.03.2024 tarihi itibariyle bakiye alacak 25.000,75 TL olarak takibe girişilmiş ise de, davacı alacağı, yasal defterlerinde 01.10.2024 tarihi itibariyle 23.460,75 TL olup, dolayısıyla davacı alacağı da yasal defterlerinde yer verilen asıl bu kayıt bakiye kalan olacağı, bu nedenle, davacı vekili itirazı olarak Kök Raporda yer verilen tespitlerde bir değişiklik bulunmayıp, davacı itirazı yönünden, tespit edilen hususlarda bir değişiklik bulunmadığı, Davacı vekili "fatura alacağına TTK ve ilgili kanun maddeleri uyarınca temerrüt tarihinin belirlenerek işlemiş faizinin hesaplanması" talep edildiği, bu itiraz yönünden, dava dosyasında, davacının fatura alacağından bakiye kalan tutarın ödenmesi yönünden bir ihtarının bulunmadığı ve davalının temerrüde düşürüldüğüne dair belgeye rastlanılmamış olup, faturalarda da ödeme yönünden ödeme tarihi(peşin-vadeli) yer almadığından Kök Raporda icra takip tarihine kadar, bakiye alacağına faiz hesabı yapılmadığı, Yüksek Mahkeme Kararlarının hukuki değerlendirmesi sayın Mahkemelerine ait olmak üzere, davacının dava dilekçesindeki taleple bağlılık gereği davacı bakiye alacağı (asıl alacak) olan 23.460,75 TL tutara temerrüt faizi hesaplanacağı, Davacının davalıya son düzenlediği fatura tarihi 18.12.2023 ile önceki 11.12.2023,04.12.2023,20.11.2023 tarihli faturalar bakiye alacağına göre;
İcra Takip tarihi itibariyle;
18.12.2023-19.12.2024 tarihi arası 4.068,75 TL'nin Ticari Temerrüt Faizi; 1.914,93 TL
11.12.2023-19.12.2024 tarihi arası 2.979,50 TL'nin Ticari Temerrüt Faizi; 1.411,85 TL
04.12.2023-19.12.2024 tarihi arası 5.353,00 TL'nin Ticari Temerrüt Faizi; 2.553,75 TL
20.11.2023-19.12.2024 tarihi arası 11.059,50 TL'nin Ticari Temerrüt Faizi; 5.347,19 TL
Olmak üzere toplam 11.227,72 TL ticari temerrüt faizi hesaplandığı..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Davalıya verilen kesin süreye rağmen ticari defter ve kayıtlar sunulmadığından ve bulundukları yerin adresi de bildirilmediğinden davacı yanın defter ve kayıtları ile mahkememiz dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 10/07/2025 ve10/11/2025 tanzim tarihli bilirkişi raporlarında davacının takip tarihi itibariyle 23.460,75 TL alacaklı olduğu rapor edilmiştir. Düzenlenen raporun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmekle hükme esas alınmıştır.
Dava konusu alacak, faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağına dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır.
Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Davacı yan faturadan kaynaklanan bakiye alacağının bulunduğunu iddia etmiş, incelenen davacı yan defter ve kayıtları ile tarafların dosyaya kazandırılan Ba - Bs formlarındaki bildirimlerinin örtüştüğü görülmüştür. Davalı yanın Ba formuyla davacı adına uyuşmazlık dönemine ilişkin 33 adet fatura karşılığı mal alım bildiriminde bulunduğu tespit edilmiştir. Basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davalının, hayatın olağan akışına göre teslim almadığı faturaya konu mallara ilişkin bildirimde bulunmaması gerekmekte olup davalı tam tersine uyuşmazlık dönemine ilişkin davacı adına davacı kayıtları ile örtüşecek şekilde Ba formuyla vergi dairesine bildirimde bulunmuştur. Bu itibarla taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı ve mal teslimi yönündeki davacı iddiaları kanıtlanmıştır.
Davalı yana verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlar sunulmadığından ve adresi de bildirilmediğinden yapılan ihtar uyarınca davacı defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yapılmış olması ve davacı lehine delil olma vasfına haiz olması hususları gözetilerek davacı defter ve kayıtları HMK madde 222/3 (Değişik: 22/07/2020 - 7251/23.m.) uyarınca davacı lehine delil olarak kabul edilmiştir.
(Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06.12.2021 tarih ve 2021/421 E., 2021/2017 K. sayılı ilamı:"...bb-) Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olması: TTK'nın 222/4. maddesi gereğince açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Ticari defterleri aleyhine delil olarak kullanan taraf defterlerindeki kayıtların aksini iddia ve ispat edebilir. Ancak karşı tarafın kendi aleyhine delil olan ticari defterlerindeki kayıtların aksini sadece kesin delillerle ispatı gerekmektedir. Yine bir tarafın ticari defterlerinin tamamı kanuna ve usulüne uygun tutulmakla birlikte içerdikleri kayıtlar yönünden karşı tarafın iddialarını doğrulaması halinde bu kayıtlarda sahibi aleyhine delil teşkil eder. Örneğin, satım sözleşmesinde satıma konu faturanın alıcı defterlerinde kayıtlı olması faturaya konu emtianın ve faturanın alıcıya teslim edildiği iddiası bakımından defter sahibi aleyhine teşkil eder. Bunun aksini defter sahibinin başkaca kesin delillerle ispatı gerekir..."şeklindedir.)
Davacının hukuki ilişkiyi, malın teslimini ve alacağının varlığını kanıtlaması karşısında bilirkişi tarafından raporda tenkisi yapılan ödemeler dışında davalı yanın iddia edilip ispatlanmış bir ödeme savunması bulunmamaktadır.
Bu itibarla alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 23.460,75 TL kadar alacaklı olduğu, dosya kapsamında davalıyı temerrüte düşürecek herhangi bir ihtar bulunmadığından davalının itirazının haksız olduğu ve iptalinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulüne, Ankara Batı İcra Dairesinin .... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacak miktarı likit olduğundan ve davalı takibe haksız itiraz ettiğinden alacak miktarının %20'si kadar icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE ; Davalının, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin işlemiş faiz olmaksızın 23.460,75 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-23.460,75 TL asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 1.602,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 625,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 977,45 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 4.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacıdan dava açılırken tahsil edilen 615,40 TL başvurma harcı, 87,50 TL vekalet harcı, 625,15 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.328,05 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının yargılamada yapmış olduğu 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 313,50 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 6.313,50 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre takdir edilen 4.046,29 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 23.460,75 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın red oranına göre takdir ve hesap edilen 13.145,48 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, dava konusu miktar itibariyle kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/01/2026