TAZMİNAT

Germencik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yerinin belirlenmesi yoluyla giderilmesi Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından istenilmekle, dosya heyetçe incelendi;

Dava; davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısına ödenen tazminatın TTK'nın 1472. maddesi uyarınca haksız fiile sebebiyet veren davalıdan rücuen tahsili talebine ilişkindir.
Davacı vekili Germencik 2. Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; ....(önceki ...) ...A. Ş. nezdindeki, 105213101/0 nolu “Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi”ne istinaden sigortalanmış olup, mülkiyeti ...'a ait olan ve olay günü kendisinin yönetimindeki ... plakalı kaskolu aracın 02.01.2025 tarihinde, ... otoyolundan ... ilçesine doğru giderken -...+...m mevkisinde - tek taraflı maddi hasarlı bir trafik kazası geçirdiğini, söz konusu trafik kazası ve sonrasında kaskolu araçta oluşan maddi hasar; "yolun yapım ve bakımından sorumlu olan kurum ve kuruluşların gerekli güvenlik tedbirlerini almaması, yaban hayatın yola girişini engelleyecek tel örgülerin yapılmaması ya da yapıldı ise zarar gören yerlerin bakım ve onarımının zamanında yapmaması" sebebiyle meydana geldiğini, kazanın meydana geldiği bu bölge (otoyolu), davalı şirketin sorumluluğunda olan bir yer olduğunu, yolun bakımı, onarımı, aydınlatılması, otoyola hayvan ve yaya insan girişini önleyen kafes tel örgülerin (çit) yapılması, bunların kontrol ve onarımı, yol çalışmasının yapıldığına dair uyarıcı levhanın uygun ve görülebilir yerlere bırakılması, sinyal, ışık ve işaretlemenin yapılması, yolun bilimsel yöntemlere göre inşa edilmesi, coğrafi kurallara uygun olarak yapılması ve yol içindeki yabancı (kaya, taş, her türlü yabancı cisim) maddelerden arındırılması, çukurların kapatılması ve buna benzer yükümlülükleri olan davalı şirket, bu görevini olay (kaza) mahallinde savsaklamış ve yol güvenliğini tehlikeye attığını, davalı şirketin, görevini yerine getirmeyerek uyuşmazlık konusu trafik kazasının ve maddi zararın meydana gelmesine neden olduğunu ve bu olayda asli kusurlu bulunduğunu, araç sürücüsü ise anılan trafik kazasında kusursuz olduğunu, belirtilen trafik kazası nedeniyle, .. sayı plakalı kaskolu araç ciddi hasara uğradığını, sigorta şirketi, dava konusu trafik kazası nedeniyle maddi zarara uğrayan sigortalısına, anılan kasko poliçesi kapsamında toplam 74.411,22 TL hasar tazminatını, 250100070-0 sayılı hasar dosyasından ilgililere ödediğini, bu nedenle, davalı otoyol işleticisi şirketin, davaya konu trafik kazasının meydana geldiği bölgede asli görevi, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme yaparak önlemleri almak ve aldırmak; yol içindeki trafiğin normal akışını önleyen her türlü yabancı cismi kaldırmak, trafik akışını güvenli bir şekilde yerine getirmek, otoyol etrafını tel örgü çit ile çevirmek olduğunu, bu görevin dava konusu olayda ihmal edilmiş ve yerine getirilmediğini, meydana gelen zararı tazmin etmeleri gerektiğini, davalı şirket ile dava şartı arabuluculukta da anlaşma sağlanamadığını belirterek, davanın kabulünü talep etmiştir.
Davanın açıldığı Germencik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/288 Esas 2025/333 Karar sayılı, 14.11.2025 tarihli ilamı ile; eldeki davanın 27.10.2025 tarihinde açıldığı, uyuşmazlığın meydana gelen trafik kazasından kaynaklı rücuen tazminat davası olması nedeniyle Ticaret Mahkemesi nezdinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ve karar 09.01.2026 tarihinde kesinleşmiştir.
Dosyanın gönderildiği Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/53 Esas, 2026/128 Karar sayılı, 17.02.2026 tarihli ilamı ile de, davacı sigorta şirketinin sigortalısına yapmış olduğu ödeme sebebiyle davasını kusurlu olduğunu iddia ettiği davalıya yöneltmiş olduğu, hasar gören aracın otomobil olduğu anlaşılmakla görevli mahkemenin Germencik 2.Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli, 37 E. - 9 K. R. G. 3.7.1944 sayılı kararı; "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklindedir. (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin E: 2015/7184 K: 2015/9262 sayılı ilamı)
Somut olayda uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısına ödenen tazminatın haksız fiile sebebiyet veren davalıdan rücuen tahsili talebine ilişkindir.
Davacı sigorta şirketinin, eldeki davayı sigortalısının halefi olarak açmış olmasına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli, 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus; "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, TTK'nın "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir.

Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5/2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013,1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır;
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması, ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
Bu durumda davanın sigorta sözleşmesinden değil, davalının kusuru ile gerçekleşmesine sebebiyet verdiği iddia edilen haksız fiilden kaynaklandığı, TTK'nın 3 ve 4. maddelerinde düzenlenen mutlak veya her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan nispi ticari dava olmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın Germencik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK'nın 21. ve 22. maddeleri uyarınca Germencik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 21. ve 22. maddeleri uyarınca Germencik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,

Dosyanın yargı yeri olarak belirlenen mahkemeye gönderilmek üzere yargı yeri belirlenmesini talep eden Mahkemeye gönderilmesine,
İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-c. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09.04.2026