İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından, davalı şirketin sipariş verdiği muhtelif plastik ürünlerin üretilerek, davalıya teslim edildiği, taraflar arasındaki anlaşmaya uygun şekilde üretilen ve davalıya teslim edilen ürünlere ilişkin 25.04.2022-01.08.2022 tarihleri arasında, toplam 211.3898,89 TL bedelli onbir adet faturanın davalıya gönderildiği, davalı tarafından bu fatura bedellerine karşılık çeşitli tarihlerde ödemeler yapıldığı, davacı şirket davalıdan 11.309,12 TL bakiye alacağının kaldığı, bakiye alacağın ödenmesi için davalıya İstanbul ... Noterliği 09.08.2022 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarname gönderilmiş ise de davalı tarafından ödemenin yapılmadığı, bunun üzerine davalı hakkında Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında icra takibi yapıldığı, davalı tarafından haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine karşı borç itirazında bulunulduğu, arabuluculuk sürecinde davalı ile anlaşma sağlanamadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 09.03.2021 tarihinde başladığı, uzun yıllara dayanan ticari ilişki içinde davacı şirketin üreterek, davalıya teslim ettiği çok sayıdaki ürünle ilgili davalı taraftan herhangi bir yakınmanın söz konusu olmadığı, ancak davalının kendisine teslim edilen ürünlerin bir kısmı için, 26.07.2022 tarihli 8.005,12 TL bedelli,26.07.2022 tarihli 944,00 TL bedelli ve 03.08.2022 tarihli 2.360,00 TL bedelli iade faturaları gönderdiği, haksız iade faturalarına karşı, İstanbul ... Noterliği 01.08.2022 tarihli ve ... yevmiye nolu ve 09.08.2022 tarihli ve... yevmiye nolu ihtarnameler ile faturalara süresi içinde itiraz edildiği, davalının her ne kadar iade faturası gönderme aşamasında ve sonrasındaki icra takip aşamasında bazı ürünlerin ayıplı olduğunu öne sürmüş ise de, TTK'da öngörülen süre ve şekilde ayıp ihbarında bulunmadığı, davalının kötüniyetle icra takibine itiraz ettiğini belirterek yargılamanın yapılmasına, davalının Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, davalının haksız ve kötüniyetli itirazı nedeniyle yüzde 20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr ödemesinin davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekillik ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının poşet ve plastik imalatı yapmakta olduğu, davacı tarafından üretilip davalı şirkete gönderilen poşetlerin ayıplı ve kullanılmaz halde bulunduğu, davacının ürettiği arne poşetlerinde mikron (kalite) sorununun mevcut olduğu, poşet içine konulan malların poşet üzerindeki yazılar silik ve içinin göründüğü, davacıya ayıplı ürünlerin olduğu taraflar arasındaki ticari ilişkinin başladığı 2022 yılı Nisan ayında başlamak üzere Mayıs - Haziran - Temmuz - Ağustos ve davam eden aylarda bildirildiği ve uyarıldığı, buna ilişkin e-postaların bulunduğu, buna rağmen davacı tarafından bir dönüş veya sorunu giderecek adımların atılmadığı, ayıbın davacıya şifahen e-posta yolu ile ve Bakırköy ...Noterliğinden 12 Ağustos 2022 tarih ... yevmiye sayılı ihtarname ile bildirildiği, davacının ayıplı ürünleri iade almadığı, ayıplı poşetler nedeni ile davalı şirket tarafından davacıya 26.07.2022 tarihinde 2 adet, 03.08.2022 tarihinde bir adet iade faturası gönderildiği, alacaklı/davacı tarafça Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile takip dayanağı faturalardan kalan bakiye olarak 11.309,12 TL alacağın olduğundan bahisle davalı şirkete ödeme emri gönderildiği, davalı tarafça borca itiraz edildiği, tarafların arabuluculuk sürecinde anlaşamadığı belirtilerek haksız ve dayanaksız davanın tümden reddine, haksız icra takibi nedeni ile davacının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacı tarafça fatura alacağının tahsili amacıyla başlattığı takibe davalının itirazının iptali talep edilmiş olup davalı tarafça poşetlerin ayıplı olması nedeniyle davacıya borçlu olmadığı savunmasında bulunulduğu, bilirkişi marifeti ile davacı ticari defterleri ve vergi dairesi kayıtlarının incelenmesi neticesinde taraf defterlerinin lehine delil vasfının bulunduğu, davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlığın davalı tarafça düzenlenen 26/07/2022 tarihli iki adet ve 03/08/2022 tarihli bir adet toplam 11.309,12 TL tutarlı iade faturalarından kaynaklandığı,davacı tarafça davalının düzenlediği iade faturalarına süresinde itiraz edildiği ve kayıtlarına almadığı, iade fatura içeriklerinde hangi poşetin iadesi olduğunun belli olmadığı, sunulan mail yazışmalarına göre davalı tarafça davacıya ayıp ihbarında bulunulduğu,bilirkişi raporuna göre arne poşetin ayıplı olduğu, 25/07/2022 tarihli faturaya göre adet fiyatının 4,24 TL olduğu, bu durumda ayıplı ürün bedelinin 640 X 4,24 =2.713,60 TL olduğu, diğer faturalarda yer alan ürünler yönünden davalının davacıya ( 11.309,12-2.713,60 =) 8.595,52 TL borçlu olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne ve takibe konu alacağın likit olmaması/yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddine, ..." karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından davacı firmaya 2 farklı poşet imalatı için sipariş verildiğini ancak davacının ürettiği poşetlerde mikron(kalite) sorunu olduğunu, poşet üzerindeki yazıların silik olduğunu ve poşetlerin içinin göründüğünü, fermuarlı poşetlerin baskılarında sorun bulunduğunu, siyah olan poşetin siyah renginin istenen evsaftan uzak ve daha açık renkte olduğunu, davacıya, davalının yurt dışı müşterisi olan firma tarafından yönlendirilen ve istenilen ürünler hakkında detaylı olarak imalat şekli ve mikronu belirtilerek üretim bilgisi net olarak verilmiş olmasına rağmen davacı tarafından belirtilen evsaflarda üretim yapılmadığını, davalı şirkete gönderilen poşetlerin ayıplı olduğu tespit edilerek asıl sipariş veren yurt dışı firması tarafından üretilen poşetlerin kabul edilmediğini ve ayıplı ürünlerin davalının elinde kaldığını, davacıya mail ile "ürünler için için onay alınarak üretime geçilmesi hususu" özellikle bildirildiğini ama buna rağmen davacı tarafından üretilen mallar hiçbir onay işlemi yapılmadan davalı firmaya sevk edildiğini, malların ayıplı olduğu fark edilir edilmez davalı çalışanı ... tarafından davacıya gönderilen 29.04.2022 tarihli iletide bu alışverişteki yaşanılan olumsuz durumların açıkça belirttiğini, bir başka davalı şirket çalışanı ... tarafından davacı şirket çalışanlarına gönderilen iletide de bu durumlardan bahsedildiğini, bunlara rağmen davacının bu beyanları dikkate dahi almadığını ve ayıplı malları onay almadan üretmeye devam ettiğini, sevk ettiğini ve ayıplı mallar için fatura düzenlediğini, hoodrich poşetlerdeki kalınlığın 8 mikron olması gerekirken 6 mikron olduğunu, hoodrich poşetlerindeki soluk baskıların hatalı olduğunu bilirkişinin tespit etmesine rağmen mallarda ayıp olmadığını iddia ettiklerini, bilirkişi tarafından örnekseme yolu ile 640 adet arne poşette sorun olduğu kabul edilmesinin baştan savma ve eksik inceleme olduğunu, 1600 adet poşetten 10 tanesinin alınıp 4 tanesinin de sorunludur diyerek hesaplama yapılmasının tümüyle varsayımsal bir beyan olduğunu ve kabul edilemeyeceğini, davacı ayıplı ürünleri iade almadığı gibi ayıplı ürünler için davalıya fatura gönderdiğini, ayıplı poşetler nedeni ile davalı şirket tarafından davacıya 26.07.2022 tarihinde 2 adet, 03.08.2022 tarihinde bir adet iade faturası gönderildiğini ve bilirkişi iade faturalarında detay olmadığını iddia etse de gerçekteki açıklamaların böyle olmadığını, beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 341/2. Maddesine göre, 2023 yılı için miktar ve değeri 17.830,00 Türk Lirasını geçmeyen mal varlığı ilişkin kararlar kesindir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir.Mahkemece kabulüne karar verilen ve davalı tarafça istinaf incelemesine konu edilen miktar 11.309,12 TL olup, bu miktar, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın Ek 1. maddenin ikinci fıkrasına göre karar tarihi itibariyle kesinlik sınırının altında olup, ilk Derece Mahkemesince verilen karar kesin niteliktedir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.07.2025 tarih ve 2024/10-205 Esas ve 2025/410 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere verildiği anda yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre miktar itibarıyla bir kararın sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenleme kapsamında değişen parasal sınırlara göre kesin olup olmadığının değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.Eldeki davada 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişiklikten önceki düzenlemelere göre karar tarihi itibarıyla değerlendirme yapılması gerekmekle; karar tarihi itibariyle miktar olarak kesin olan kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nun 341-(2) ve 346-(1)maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvuru sırasında yatırılan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde iadesine,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 09/04/2026