İTİRAZIN İPTALİ

Çeşme 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ile İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yerinin belirlenmesi yoluyla giderilmesi İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından istenilmekle, dosya heyetçe incelendi;

Davacı vekili Çeşme 3. Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle, davacı ile davalının davalıya ait .... isimli teknenin tasarım ve döşeme işi sebebiyle anlaştıklarını, davacının biri 12.500 Euro, diğeri de 8.500 Euro olmak üzere toplam 21.000 Euro yapılacak işler için aşama aşama fiyat tekliflerini sunduğunu ve teklifin davalı tarafından kabul edildiğini, davacının 2023 yılının Nisan ayında işe başladığını ve 2023 yılı Temmuz ayında iş teslim edilerek tekneden çıkış yapıldığını, davalının bir kısım ödemeyi yaptığını, ancak davacının bakiye alacağı olan 9.100 Euro'yu ödemekten imtina ettiğini, bu alacağın kamu bankalarınca Euro ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan azami faizi ile birlikte tahsili için Çeşme İcra Müdürlüğünün 2024/1175 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, ancak davalının alacağa ve tüm fer'ilerine haksız yere itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Çeşme 3. Asliye Hukuk Mahkemesince, davanın ticaret mahkemesi sıfatıyla açıldığı, uyuşmazlığın konusu itibariyle davanın mutlak ticari dava olduğu, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 07.07.2021 tarihli 608 sayılı kararı ile İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin İzmir İlinin mülki sınırları olarak belirlenmesi ile mahkemenin görevsiz hale geldiği gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, Mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine, kararın kesinleşmesi ve talep halinde dosyanın görevli İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve karar 04.03.2025 tarihinde kesinleşmiştir.
Dosyanın gönderildiği İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince de, davacı gerçek kişinin tacir olmadığı, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle TTK'nın 4. maddesinde sayılan uyuşmazlıklar arasında yer almadığı, davanın ticaret mahkemesinde bakılacağına ilişkin açık bir yasa hükmünün de bulunmadığı, bu itibarla davanın ticari bir dava olmaması nedeniyle davaya bakma görevinin Mahkemeye ait olmadığı, Hakimler ve Savcılar Kurulunun 26/03/2014 tarihli 141 sayılı kararı ile, İzmir Ticaret Mahkemesinin yargı çevresinin İzmir Merkez, Kemalpaşa, Çeşme, Menderes, Seferihisar, Selçuk, Torbalı ve Urla olarak belirlendiği gerekçesiyle, HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine, kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde Mahkeme ile Çeşme 3. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından, görevli mahkemenin tayini için HMK'nın 21. ve devamı maddeleri uyarınca yargı yeri belirlenmesi için dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve karar 28.01.2026 tarihinde kesinleşmiştir.
HMK'nın 20. ve devamı maddeleri uyarınca, mahkemelerce kanun yolu incelemesinden geçmeksizin karşılıklı olarak verilmiş ve kesinleşmiş iki ayrı görevsizlik/yetkisizlik kararı verilmesi halinde yargı yeri belirleme zorunluluğu doğar. Bir yerdeki aynı mahkemeler arasındaki ilişki ise işbölümü ilişkisi olup, süresinde işbölümü itirazında bulunulmadığı taktirde, davanın ilk açıldığı mahkemede görülüp sonuçlandırılması gerekir.

6098 Sayılı TBK'nın 470. maddesinde eser sözleşmesi, "eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." olarak tanımlanmıştır. Bu hükme göre; yüklenici, eser sözleşmesinin konusu olan şeyi imal etmeyi (meydana getirmeyi) taahhüt eden ve imal ettiği şeyi de (eseri) iş sahibine teslim etme yükümlülüğü altına giren kişi ya da kuruluştur. İş sahibi ise, sözleşmeye konu olan eseri bedeli karşılığında imal ettiren ve imal edilen eseri teslim almakta menfaati olan gerçek veya tüzel kişiler veya iş ortakları ya da gruplaşmış müesseselerdir. Bu tanıma göre eser sözleşmesinin unsurlarını; eser imal etme, ücret, taraflar arasında anlaşma ve sözleşmenin şekli olarak belirlemek mümkündür. Eser sözleşmesi bir iş görme sözleşmesi olmakla birlikte, bu sözleşmede önemli olan çalışmanın kendisinden çok, bu çalışmadan ortaya çıkan ve objektif olarak gözlenmesi kabul olan sonuçtur.
08.07.2021 tarihli 31535 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 07.07.2021 tarihli 608 sayılı kararı ile İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin İzmir İlinin mülki sınırları olarak belirlenmesine karar verilmiştir.

6100 Sayılı HMK'nın "Asliye Hukuk Mahkemelerinin Görevi" başlıklı 2. maddesi uyarınca, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
6102 Sayılı TTK'nın 6335 Sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunun 5/3. maddesinde "Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır" hükmüne yer verilmiştir.
Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülecektir.
5362 Sayılı Kanunun 3. maddesinde; esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
Bakanlar Kurulunun Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin ayrımına ilişkin 21/07/2007 tarihli kararı ile esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup dekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177/1. fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları, 2-Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
213 Sayılı Kanunun 177. maddesinde "Birinci Sınıf Tüccarlar" sayılmış olup, bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukuki işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukuki işlemin veya fiilin olması gerekir.
Somut olayda dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca eser sözleşmesi kapsamında doğduğu iddia olunan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın teknenin tasarımı ve döşemesi işinden kaynaklandığı, davalının tacir olmasına karşın, davacının gerçek usulde gelir vergisine tabi 2. sınıf vergi mükellefi ve işletme hesabına göre defter tutan esnaf olduğu, dolayısıyla davacının tacir olmadığı, dava konusu eser sözleşmesinin davacının ticari faaliyeti ile ilgilisinin de bulunmadığı, bu itibarla davanın mutlak ve nispi ticari dava olmadığı, davaya genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesince bakılması gerektiği anlaşıldığından, uyuşmazlığın genel yetkili Çeşme 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK'nın 21. ve 22. maddeleri uyarınca Çeşme 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 21. ve 22. maddeleri uyarınca Çeşme 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,

Dosyanın yargı yeri olarak belirlenen Mahkemeye gönderilmek üzere yargı yerinin belirlenmesini talep eden Mahkemeye gönderilmesine,
İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-c. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09.04.2026