KARAR NO:...
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI:...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI:
1- ....
2-....
3...

Tapu İptali Ve Tescil

Mahkememize açılan Tapu İptali Ve Tescil davasının yapılan yargılaması sonucunda;

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "muris ...'nin 19.11.2017 tarihinde vefat ettiğini, ölümüne kadar ... Petrol Ürünleri Pazarlama Ticaret Kollektif Şirketi ... ve ... unvanlı kollektif şirketin ortağı olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin murisin tek yasal mirasçısı olduğunu, Türk Medeni Kanunu m.599 ve Türk Ticaret Kanunu m.253 hükümleri uyarınca, murisin malvarlığına ilişkin hak ve alacakların tamamı tarafımıza geçtiğini, şirketin asli faaliyet konusu, tapuda Kayseri İli Melikgazi İlçesi ...Parsel'de kayıtlı ve söz konusu şirketin en değerli aktiflerinden biri benzinlik taşınmazı üzerinden yürütüldüğünü, anılan taşınmaz, görünürde bir satış işlemiyle davalı ...'na devredildiğini ancak bu satış işlemi şirketin ekonomik bütünlüğü, faaliyet amacı ve defter kayıtlarıyla uyumsuzluk gösterdiğini, bu nedenle, söz konusu işlemin gerçek bir borç ilişkisine dayanmaksızın, sırf şirket malvarlığını görünürde azaltma ve alacaklılardan mal kaçırma saikiyle gerçekleştirildiğini, sonrasında ise, söz konusu devir sadece alacaklılardan değil, aynı zamanda muris ...'nin müvekkil ve tarafların çocukları arasında yaşanan ailevi ilişkilerin sarsılması sebebiyle murisin mirasçılarından mal kaçırmak gayesiyle de söz konusu taşınmaz davalı ... üzerinde bırakıldığını, diğer bir ifadeyle, taşınmaz devri her ne kadar görünüşte 1998 yılında yapılmış ve bu haliyle o dönemdeki şirket alacaklılarından mal kaçırma saikiyle gerçekleştirilmiş gibi görünse de, zaman içerisinde muris ...'nin müvekkil ile olan ailevi ilişkilerinin bozulması ve çocuklarıyla da benzer şekilde ilişkilerini koparmış olması, bu taşınmazın yeniden murisin tasarrufuna dönmemesi sonucunu doğurduğunu, Dolayısıyla ilk anda “şirketi koruma” saikiyle başlatılmış görünen bu devir işlemi, ilerleyen dönemde murisin mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla kalıcılaştırılmış ve taşınmazın tekrar mülkiyetine geçmesi engellendiğini, müvekkilin çocukları tarafından işbu davanın murisi ...'nin annesince gerçekleştirilen muris muvazaası sebebiyle Kayseri 3 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... E. Numaralı dosyası nezdinde benzer bir dava ikame edilmiş olup günümüz itibarıyla söz konusu dava derdest olduğunu, ilgili dosya içerisinde detaylıca izah edildiği üzere, taraflar arasındaki güçsüz ailevi bağlar sebebiyle müvekkil ve müvekkilin muris ... ile müşterek çocuklarına herhangi bir miras düşmemesi adına muvazaalı işlemler gerçekleştirilmiştir. Söz konusu davaya konu 21 adet taşınmaz, işbu davaya konu taşınmaz ile yakın tarihlerde davalı ... tarafından devralındığını, davalının gerek Kayseri 3 Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeki dosyaya konu taşınmazlar gerekse işbu dosyaya konu taşınmazı devralabilecek kadar büyük hacimde işlemleri eş zamanlı olarak nasıl gerçekleştirdiği merak konusu olduğunu, bu nedenlerle davaya konu taşınmazın muvazaalı şekilde davalı ...'na devredildiğinin tespiti ile davalı üzerine yapılan tescillerin muris muvazaası nedeniyle iptaline, söz konusu taşınmazların miras payları oranında müvekkile tesciline karar verilmesini, bunun mümkün olmaması durumunda ise mirasbırakan ...'nin hayattayken yapmış olduğu tasarrufların gizli bağış niteliğinde olması ve mirasçı müvekkilin saklı pay oranlarını aşmış olması nedeniyle söz konusu saklı pay oranlarını aşan gizli bağış niteliğindeki tasarrufların TMK gereğince tenkis hükümlerine tabi tutulmasına ve neticeten fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla hakkın doğum tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte şimdilik 1.000.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini, taşınmazdan davalı veya sağ kalan ortak tarafından elde edilmiş olan gelirlerin, bilirkişi marifetiyle tespit edilerek, terekeye iadesi amacıyla sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince alacak taleplerimizin kabulünü, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

Dava dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmemiş dolayısıyla davalı taraf davaya herhangi bir cevap vermemiştir.

Dava, öncelikli olarak muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil, terditli talep ise tenkis istemine ilişkindir.
TTK’nın 4. maddesine göre; ticarî davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar (nispi ticari davalar)dır.
Mutlak Ticari Dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup, TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır.
Nisbi ticari dava ise; her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nisbi ticari dava olarak adlandırılmaktadır.
TTK’nın gerekçesinde; ticari davalar ile ticari olmayan hukuk davalarını ayırmada kullanılan kıstasın “bir yandan her iki tarafın tacir sıfatı ve uyuşmazlığın konusunu teşkil eden işin bu sebepten dolayı ticari sayılması keyfiyeti, diğer yandan tarafların sıfatına bakılmaksızın sadece işin ticari mahiyeti” olduğu açıklanmıştır.
Bu anlamda bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için; davaya uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur
Kayseri Defterdarlığı Mimarsinan Vergi Dairesinin 26/12/2025 tarihli yazı cevabında davacı ...'nin vergi kaydığının olmadığının tespit edildiği hususu mahkememize bildirilmiştir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Değişiklik Yapılmasına Dair 6335 Sayılı Kanunun 2. Maddesi ile değişik TTK'nın 5. maddesinin 3. fıkrası ile Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü itirazından çıkarılmış, görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
HMK'nın 114. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre, görev dava şartıdır. Aynı Kanunun 115/1. maddesi gereği mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nın 138. maddesine göre, mahkeme dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebilir.
Dosya kapsamına göre, her ne kadar Asliye Hukuk Mahkemesince mahkememizin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş olsa da dava konusu edilen uyuşmazlığın TTK'nın 4. maddesine göre, ticari dava olmadığı, bu nedenle de mahkememizin görevi alanına girmediği, dava konusu uyuşmazlığın muris muvazaalı hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, terditli talep ise tenkis istemine olup davanın niteliği itibariyle Asliye Hukuk Mahkemelerinin bu uyuşmazlığı çözmekte görevli olduğu(bkz aynı yönde; İstanbul BAM, 2. HD. 2025/1567 E. 2025/1725 K. Sayılı ilamı), 6335 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra mahkememiz ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi haline getirildiği, görev ilişkin usul hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, görevin kamu düzeniyle ilgili olduğu, HMK'nın 115. ve 138. maddeleri gereği mahkemenin görev hususunu kendiliğinden araştırmakla yükümlü olduğu ve davanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebileceği dikkate alındığında, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle:

1-H.M.K'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın USULDEN REDDİNE,

2-Daha önceden görevsizlik kararı veren KAYSERİ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ NİN GÖREVLİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,

3-Mahkememiz ile adı geçen mahkeme arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğundan işbu görevsizlik kararının kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi ve talep edilip gerekli posta giderlerinin verilmesi halinde GÖREV UYUŞMAZLIĞININ ÇÖZÜMÜ (MERCİ TAYİNİ) İÇİN DOSYANIN KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA GÖNDERİLMESİNE,

4-HMK'nun 20. maddesi gereği kararın kesinleştiği tarihten veya kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde davacının mahkememize başvurarak, dava dosyasının MERCİ TAYİNİ için gönderilmesini talep etmemesi halinde, HMK'nın 331/2. maddesi gereğince dava dosyanın mahkememizce ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,

5-HMK'nun 331. maddesi gereğince harç, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece bir karara bağlanmasına,

6- Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi' nde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/01/2026