İhtiyati Haciz
Taraflar arasında görülen değişik iş dosyasında ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin kabulü kararına karşı, borçlu ... ve borçlular ..., ..., ... (.... Adi Ortaklığı) vekilince yapılan itirazın reddine dair verilen 22.01.2026 tarihli ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlular tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan değişik iş dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

İhtiyati haciz talep eden/alacaklı vekili, talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin talep konusu 11 adet Türk Lirası ve 4 adet USD cinsinden düzenlenen çekler karşılığı karşı taraf borçlu adi ortaklık ortaklarından alacaklı olduğunu, 11 adet TL cinsinden çeklerin toplamının 17.006.000,00 TL ve 4 adet USD cimsi çeklerin toplamının ise 246.000,00 USD olduğunu, tüm bu çeklerin her birinden sadece banka sorumluluk tutarı olan 12.650,000 TL sorumluluk bedellerinin tahsil edildiğini, ayrıca 50.000,00 TL ödeme alındığını, banka sorumluluk bedelleri ve 50.000,00 TL tahsilat düşüldükten sonra fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Türk lirası çekleri ile ilgili asıl alacak toplamının 16.816.850,00 TL olduğunu, banka sorumluluk bedelleri düşüldükten sonra USD çekleri ile ilgili asıl alacak toplamının 244.767,96 USD olduğunu (haciz talep tarihi olan 08/12/2025 tarihinde 1 USD TCMB efektif satış kurunda 42,6139 TL olduğunu, aşağıdaki söz konusu çeklerin süresinde ödenmediğini, borçluların kaçma ve mallarını kaçırma hazırlığı içinde olduğunu öğrendiklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin borçlulardan 16.816.850,00 TL ve 244.767,96 USD alacağının tahsilinin temini için borçluların menkul, gayrimenkul mallarıyla, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 10.12.2025 tarihli değişik iş kararında; "... Talep ihtiyati hacze ilişkin olup, İİK'nun 258.maddesi gereğince talebin niteliği itibariyle duruşma açılmasına gerek görülmeyerek yapılan inceleme neticesinde; talepte bulunan alacaklının, aleyhine ihtiyati haciz talep olunanın yukarıda detaylı olarak belirtilen 11 adet TL bedelli, 4 adet USD bedelli çekten dolayı alacaklı bulunmasına ve alacağın vadesinin de gelmesine (muaccel) rağmen aleyhine ihtiyati haciz talep edilenin ödemede bulunmadığı ve alacağın rehinle temin olunmadığı, dosyaya sunulu imza sirküleri ile adi ortaklık, ortaklarının aleyhine ihtiyati haciz talep edilenler olduğu, adi ortaklık adına çek hesabı açıldığı ve kıymetli evrak keşide edildiği, tüm adi ortaklık ortakları yönünden bu haliyle İİK'nun 257/1 maddesindeki yasal şartların gerçekleştiği anlaşılmakla aşağıdaki surette talebin kabulüne karar verilmiştir. " gerekçesiyle, talebin kabulü ile İİK'nın 257/1 maddesi uyarınca alacaklının belirtilen 27.219.488,30 TL alacağın tahsilini sağlamak için borçluların borca yetecek miktardaki yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallar ile hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, İİK'nın 259/1 maddesi uyarınca ihtiyati haciz isteyen alacaklının hacizde haksız çıkması halinde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlarını karşılamak üzere takdiren %20'si (5.443.897,66 TL) oranında teminat alınmasına karar verilmiştir.Bu karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu Serhan Örün ve diğer borçluların vekilleri tarafından, İİK'nın 265. maddesi uyarınca, süresinde ayrı ayrı itiraz edilmiştir.İhtiyati hacze itiraz eden borçlu ... vekili, itiraz dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz kararının herhangi bir usulüne uygun tebligat yapılmaksızın, savunma hakkı tanınmaksızın, doğrudan banka hesaplarına bloke konulması suretiyle verildiğini, müvekkilinin hacizden 18/12/2025 tarihinde fiilen haberdar olduğunu, Anayasa ve HMK'nın 27.maddesi kapsamında güvence altına alınan hukuki dinlenilme hakkının açık, ağır ve telafisi güç bir ihlali olduğunu, borçluya önceden bildirim yapılmaksızın ve borç ilişkisinin varlığı yönünden en küçük bir somutlaştırma dahi yapılmadan tesis edilmesinin, yargılamanın adil yürütülmesi ilkesini zedelediğini, mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkil ettiğini, ihtiyati hacze dayanak gösterilen alacak iddiasının, çek borcuna dayandırıldığını söz konusu çekin keşidecisinin müvekkilinin olmadığını, ... Adi Ortaklığı – ... ve Ortakları unvanlı adi ortaklık olduğunu ve müvekkilinin alacaklı ile doğrudan veya dolaylı bir borç ilişkisi teminat ilişkisi kefalet taahhüdü yada kambiyo taahhüdü bulunmadığını, borcun şahsiliği ilkesi gereğince, bir borçtan yalnızca borcun tarafı olan kişinin sorumlu tutulabileceğini, müvekkilinin imzasının bulunmadığı ve hukuki ilişki içerisinde yer almadığı bir çekten dolayı sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, alacaklı tarafın iddiasının müvekkilin geçmişte çek keşidecisi olan adi ortaklıkla bağlantısı bulunduğu varsayımına dayandığını, ancak bunun somut belgelerle çürütüldüğünü, ....Noterliği'nde düzenlenen 05.01.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı adi ortaklık fesihnamesi ile adı geçen adi ortaklıktan açık, kesin ve geri dönülmez şekilde ayrıldığını, adi ortaklığın feshinin taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sona erdiğini ifade ettiğini ve fesih tarihinden sonra doğan borçlardan ayrılan ortağın sorumluluğunun devam ettiğine dair herhangi bir yasal düzenleme de bulunmadığını, 2018 yılı sonrası borçlardan müvekkilinin sorumlu tutulmasının, hukuka aykırı olduğunu, davacının adi ortaklıktan ayrıldığı hususunun yalnızca fesihname ile sınırlı olmadığını, ....Noterliği’nde düzenlenen 23.09.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı adi ortaklık tadil sözleşmesi ile ve .... Noterliğinin 22.12.2025 tarihli, ... yevmiye numaralı adi ortaklık ilişik kesme ihtarnamesi ile de yazılı, resmi ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir biçimde kayıt altına alındığını, buna rağmen adi ortaklığın İzmir Ticaret Odası nezdindeki adi ortaklık defterine işlenmemiş olmasının, İzmir Ticaret Odası iç yönergeleri ve yerleşik uygulamaları gereği şirketin ve ortaklığın organizasyonel yükümlülüğü kapsamında olduğunu, bu eksikliğin müvekkiline yüklenmesinin hukuki sorumluluğun şahsiliği ilkesine aykırı olduğu gibi iyi niyet kurallarını da açıkça ihlal ettiğini, alacaklı tarafça aynı iddiaya dayanılarak ....... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatılmış olmasına rağmen, ayrıca .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasında icra takibi başlattığını ve Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/470 D. İş, 2025/471 K. sayılı ihtiyati haciz dosyası kapsamında aynı mahiyette benzer nitelikte ve yine aynı şirkettin keşideci olduğu çeklere dayanarak başlatılan ihtiyati haciz kararı talep edilmesinin ve bu kararların müvekkili aleyhine uygulanmasının, ihtiyati haciz kurumunun amacından saptırıldığını ve TMK m. 2 anlamında hakkın açıkça kötüye kullanıldığını gösterdiğini, ihtiyati hacizin, alacağı güvence altına almak amacıyla başvurulabilecek istisnai bir koruma tedbiri olduğunu, borçlunun ekonomik varlığını fiilen felce uğratacak şekilde ve birden fazla dosya üzerinden uygulanmasının, ölçülülük ve orantılılık ilkeleriyle bağdaşmadığını, müvekkilinin banka hesaplarına konulan ihtiyati hacizlerin, müvekkilin maaşına, temel yaşam giderlerine ve zorunlu ödemelerine erişimini engellediğini, ekonomik ve sosyal yaşamını sürdürülemez hale getirdiğini, söz konusu hacizlerin devamı halinde müvekkili bakımından telafisi imkânsız ve geri dönülemez zararlar doğacağının açık olduğunu, ihtiyati haczin devamının, müvekkilinin ileride haklılığının tespiti halinde dahi fiilen telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracak nitelikte olduğunu, bu durum HMK m. 389 ve devamı maddeleri uyarınca tedbirin kaldırılmasını zorunlu kıldığını, somut olayda, alacağın varlığı ve müvekkilinin borçlu sıfatı hiçbir şekilde kuvvetli delillerle ortaya konulamadığı gibi, ihtiyati haciz talebinin kabulüne esas alınan olguların soyut, varsayımsal ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu haliyle, ihtiyati haciz kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin mülkiyet hakkına ve ekonomik özgürlüğüne ölçüsüz bir müdahale teşkil ettiğinin açık olduğunu, ihtiyati haczin devamında hukuki yarar bulunmadığını ileri sürerek, ihtiyati haciz kararına itiraz etmiştir. İhtiyati hacze itiraz eden borçlu ..., ..., ... (.... Adi Ortaklığı) vekili, itiraz dilekçesinde özetle; değişik iş numarası yazılı dosyası ile İİK m. 257/1 uyarınca uyarınca müvekkillerinin borca yetecek miktardaki yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallar ile hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verildiğini, ihtiyati haciz kararı vermeye yetkili mahkemenin İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, ihtiyati haciz kararının dayanağı kambiyo senedi olduğunu, kambiyo senetlerine dayalı icra takibi ve davalarda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." ve HMK m.7 uyarınca davanın davalılardan birinin yerleşim yerinde açılmasının yeterli görüldüğünü, işbu kanun maddesi uyarınca aleyhlerine ihtiyati haciz kararı verilenlerin yerleşim yeri ile sayın mahkemenizin yetkisiz olduğunu, İİK m. 50/1 uyarınca da İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, karara dayanak çeklerin tamamının keşide (düzenleme) yeri ve HMK 10.maddesi uyarınca muhatap banka şubeleri İzmir'de olduğundan İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, karara dayanak çeklerin tamamının takas odasına ibraz edildiğini, kambiyo senetlerinde ibraz yerinin yetki konusunda hiçbir önemi bulunmadığını, Türk Ticaret Kanunu'nun m. 798 maddesi uyarınca çekin takas odasına ibrazının muhatap banka şubesine ibrazı anlamını taşıdığını, İhtiyati haciz isteyenin mersis kayıtlarındaki adresinin Bağcılar/İstanbul adresi olduğunu, ancak kambiyo senetlerinde alacaklının yerleşim yerinin yetkili mahkemeyi etkilemediğini, emsal içtihatların da kendi iddialarını desteklediğini belirterek ihtiyati haciz kararına itiraz etmiştir. .

İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARI ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi, itirazı değerlendirdiği 22.01.2026 tarihli ek kararında; "...Talep ihtiyati haciz kararına itirazdan ibarettir. İİK'nun 265/1 maddesi uyarınca "borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir."İİK 257 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati hacze itirazın süresi ve koşulları aynı yasanın 265. Maddesinde açıkça hükme bağlanmıştır.Kambiyo senetlerinden doğan alacaklar aranacak alacak niteliğinde olduğundan, bu alacaklar için TBK'nın 89/1 hükmü uygulanamaz. Çekten kaynaklanan borcun alacaklısı borçlunun yerleşim yerinde, birden fazla borçlu bulunması hâlinde borçlulardan birinin yerleşim yerinde, çekin keşide yerinde, ödeme yerinde (6102 sayılı TTK'nın 781/2 fıkrası uyarınca çekte açıklık yoksa, muhatabın ticaret unvanı yanında gösterilen yer ödeme yeri sayılır. Muhatabın ticaret unvanı yanında birden fazla yer gösterildiği takdirde, çek, ilk gösterilen yerde ödenir. Böyle bir açıklık ve başka bir kayıt da yoksa, çek muhatabın merkezinin bulunduğu yerde ödeme yeri sayılır) ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. Ayrıca, muhatap bankaya ibraz edilen ancak karşılıksız kalan çeke dayalı borç, bu şekilde aranması tüketildikten sonra, götürülecek borç niteliği kazanır ve HMK’nın 10. maddesi uyarınca ifa yeri olarak TBK'nın 89. madde hükmü nedeniyle, alacaklının yerleşim yeri mahkemesi de ihtiyati haciz talebinde yetkili mahkeme hâline gelir. Duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde, tüm dosya kapsamına göre; ihtiyati hacze konu 15 adet çek ile ilgili olarak keşide tarihinde ibraz edilen çeklerin ödeme yasağı kararı nedeniyle ödenmediği bankaca şerh edilmiştir. Bu nedenle çekten kaynaklanan borç götürülecek borç haline gelmiştir. Muhatap bankaya süresinde ibraz edilen çekin, çek iptali davasındaki mahkeme kararı nedeniyle çekin ödenmemiş olması ihtiyati haciz yapılmasına engel değildir. İhtiyati haciz için yaklaşık ispat koşulu sağlandığı taktirde borçlu taraf dinlenmeden de ihtiyati haciz kararı verilebilir. Borçlunun yokluğunda verilen ihtiyati haciz kararına İİK'nın 265.maddesine göre itiraz edilebilir. İbraz edilen ve mahkeme kararı nedeniyle işlem yapılmayan çeke dayalı alacağın bu şekilde aranması tüketildikten sonra götürülecek borç niteliği kazandığı, TBK'nın 89. maddesinde belirtilen alacaklının yerleşim yeri mahkemesinin de ihtiyati haciz talebinde yetkili mahkeme hâline geldiği anlaşılmıştır. Dosyadaki belgelerden ihtiyati haciz talep eden alacaklının yerleşim adresinin ...... Mah. ...... Cad. No:... Kat...... olduğu, çek borcunun ibrazla götürülecek borca dönmesi nedeniyle ihtiyati haciz talebi yönünden mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmakla itirazın reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle ihtiyati hacze itiraz eden borçluların ihtiyati hacze itirazlarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlular ... ve ..., ..., ... (.... Adi Ortaklığı) vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İhtiyati hacze itiraz eden borçlu ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; savunma hakkı tanınmaksızın tesis edilen ihtiyati haciz kararının, usul güvencelerine aykırı olarak verildiğini, çekin keşidecisinin müvekkili olmadığını, keşidecinin ... Adi Ortaklığı – ... ve Ortakları unvanlı adi ortaklık olduğunu, müvekkilinin alacaklı şirket ile doğrudan veya dolaylı herhangi bir borç ilişkisi, kambiyo taahhüdü, kefalet veya teminat ilişkisi bulunmadığını, imzası bulunmadığını, müvekkilinin ....Noterliğinin 05.01.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı fesihnamesi ile adi ortaklıktan açık, kesin ve geri dönülemez şekilde ayrıldığını, ayrıca 23.09.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı adi ortaklık tadil sözleşmesi ve .... Noterliği’nin 22.12.2025 tarihli, ... yevmiye numaralı ilişik kesme ihtarnamesi ile bu durum resmi şekilde kayıt altına alındığını, fesih tarihinden sonra doğan borçlardan ayrılan ortağın sorumlu tutulmasına ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığını, adi ortaklığın oda kayıtlarının güncellenmemiş olması, ortaklığın organizasyonel yükümlülüğü kapsamında olup müvekkiline yüklenemeyeceğini, bu hususun müvekkili aleyhine yorumlanması, hem borcun şahsiliği ilkesine hem de TMK m. 2 anlamında dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkilinin, adi ortaklıktan ayrıldığı 2018 yılından bu yana başka bir işverene bağlı sigortalı çalışan olduğunu, tacir sıfatı taşımadığını, ticari faaliyette bulunmadığı, alacaklı şirketle herhangi bir hukuki veya fiili bağlantısı bulunmadığını, alacaklı taraf, aynı iddiaya dayanarak birden fazla icra dosyası ve ihtiyati haciz talebi başlattığını, .... İcra Dairesi ... E., .... İcra Dairesi ... E. ve Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/470 D. İş – 2025/471 K. sayılı dosya kapsamında müvekkil aleyhine mükerrer ihtiyati haciz kararları tesis edildiğini, bu durum ihtiyati haciz kurumunun amacından saptırıldığını ve hakkın kötüye kullanıldığını açıkça gösterdiğini, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/..... D. İş sayılı dosyasında, aynı taraflar ve aynı çeklere dayalı ihtiyati haciz talebi hakkında yetkisizlik sebebiyle ihtiyati haczin reddine karar verildiğini, mahkemenin yetkili olmadığını, ihtiyati haczin devamında hukuki yarar bulunmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.İhtiyati hacze itiraz eden borçlular ..., ..., ... .... Adi Ortaklığı - ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; çekin "aranacak borç" niteliğinde olduğunu, çekin bankaya ibraz edilip karşılıksız şerhi vurulmasının, borcun niteliğini değiştirmeyeceğini, çekin ibrazının, borçlunun ödeme yapacağı kişiyi öğrenmesini sağlayıcı bir fonksiyona sahip olmadığını, alacaklının yerleşim yerinde ihtiyati haciz başlatılamayacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Talep, İİK'nın 257 ve devamı hükümleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine; istinaf ise ihtiyati hacze borçlular tarafından yapılan itirazın reddine dair verilen 22.01.2026 tarihli ek karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin kabulü kararına tüm borçlular vekillerince yapılan itirazın reddine dair verilen 22.01.2026 tarihli ek karara karşı, borçlu vekilleri tarafından, yasal süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dosya kapsamından, ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından, keşidecisi borçlu .... Adi Ortaklığı olan ve ihtiyati haciz talep eden alacaklı emrine düzenlenen talep konusu çeklerin bankaya ibraz edildiği, ancak çeklerin karşılıksız çıktığı görülmektedir. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme İİK'nın 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda ise kural olarak ihtiyati haciz istenemeyecek ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması halinde vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir. İİK'nın 265/1. maddesi hükmü uyarınca ise borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haciz kararına, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. İİK'nın 258. maddesinde ihtiyati hacze 50. maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verileceği belirtilmiş, aynı Yasa'nın 50. maddesiyle "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir." şeklindeki düzenleme uyarınca ihtiyati hacizde yetkili mahkemenin belirlenmesi hususunda HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmuştur. Kambiyo senetlerinden doğan alacaklar aranacak alacak niteliğinde olduğundan, bu alacaklar için TBK'nın 89/1 hükmü uygulanamaz. Çekten kaynaklanan borcun alacaklısı borçlunun yerleşim yerinde, birden fazla borçlu bulunması hâlinde borçlulardan birinin yerleşim yerinde, çekin keşide yerinde, ödeme yerinde (6102 sayılı TTK'nın 781/2 fıkrası uyarınca çekte açıklık yoksa, muhatabın ticaret unvanı yanında gösterilen yer ödeme yeri sayılır. Muhatabın ticaret unvanı yanında birden fazla yer gösterildiği takdirde, çek, ilk gösterilen yerde ödenir. Böyle bir açıklık ve başka bir kayıt da yoksa, çek muhatabın bulunduğu yer de ödeme yeri sayılır) ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. Ancak, muhatap bankaya ibraz edilen fakat karşılıksız kalan çeke dayalı borç, bu şekilde aranması tüketildikten sonra, götürülecek borç niteliği kazanır ve HMK’nın 10. maddesi uyarınca ifa yeri olarak TBK'nın 89. madde hükmü nedeniyle, alacaklının yerleşim yeri mahkemesi de ihtiyati haciz talebinde yetkili mahkeme hâline gelir. İlk derece mahkemesinin hukuki değerlendirmesi de bu yöndedir.
Somut olayda, çeklerin ibraz edildiği, ancak ilgili çeklerin karşılıksız çıktığı, çeklerin gününde ibraz edilerek karşılıksız çıkması üzerine, çekten kaynaklanan alacağın çek borçlusu bakımından götürülecek borca dönüştüğü anlaşılmaktadır. Alacaklının yerleşim yerinin ticaret sicil kayıtlarına göre İstanbul/ Bağcılar olduğu, ihtiyati haciz talebine dayanak yapılan çeklerin süresi içerisinde bankaya ibraz edilerek karşılıksız işlemine tabi tutulması nedeniyle aranacak borç vasfını yitirip götürülecek borç hâline dönüştüğü, dolayısıyla alacaklının yerleşim yerinin bulunduğu yer olan Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinin ihtiyati haciz kararı vermeye yetkili olduğu ve muaccel olan para borcu için İİK'nın 258. maddesindeki yasal koşulların gerçekleştiği anlaşılmakla borçluların yetkiye ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Öte yandan, borçlu ... borçlu adi şirketten 05.01.2018 tarihli fesihname ile ayrıldığını ve borçtan sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de, Ticaret Sicil Gazetesinin 14.01.2009 tarihli, 7227 sayılı, 12.01.2011 tarihli, 7228 sayılı nüshalarına göre borçluların adi ortaklığın ortakları olduğu görüldüğü gibi işin esasına ilişkin olarak ileri sürülen bu sebeplerin ihtiyati hacze karşı itiraz olarak ileri sürülemeyeceği, bu iddiaların açılacak bir itirazın iptali veya menfi tespit davasında ileri sürülebileceği anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesince verilen istinafa konu 22.01.2026 tarihli ek karar usul ve yasaya uygun olup, ihtiyati hacze itiraz eden borçlular ... ve ..., ..., ... (.... Adi Ortaklığı) vekillerince istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden,ihtiyati hacze itiraz eden borçlular ... ve ..., ..., ... (.... Adi Ortaklığı) vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca,ihtiyati hacze itiraz eden borçlular ... ve ..., ..., ... (.... Adi Ortaklığı) vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine,

2-İhtiyati hacze itiraz eden borçlular ... ve ..., ..., ... (.... Adi Ortaklığı) tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına,

3-İhtiyati hacze itiraz eden borçlular ... ve ..., ..., ... (.... Adi Ortaklığı) tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 ve 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.09.04.2026