İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN ARA KARARIN
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
Tarafların İddia ve Savunmaları:
Davacı vekili dava ve talep dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinin Türk Patent ve Marka Kurumunda ... sayılı tescil numarasıyla kayıtlı markaya ilişkin, 6769 sayılı sınai mülkiyet kanunu madde 6/9, m.25 ve diğer ilgili hükümleri çerçevesinde markanın hükümsüzlüğü davası olduğunu, kötü niyetli marka başvurusu yapan tüzel kişilik ... Şirketinin, sonrasında markayı davalı yan olan ...ne devrettiğini, bu durumun Türkiye Sicil Gazetesi kayıtlarında açıkça görülebileceğini, iki şirketin pay sahipleri ve yönetim kademesinin neredeyse birebir aynı olduğunu, davacının Hacettepe Üniversitesi kimya alanında ... olarak görev yaptığını, bu güne kadar birçok başarılı akademik çalışmaya ve araştırmaya imza attığını, davacı yanın selüloz bazlı deri üretim teknikleri üzerine yapmış olduğu araştırma ve geliştirme çalışmaları sonucunda lignin maddesinden suni deri üretilebilmesini sağlayan bir teknik yarattığını, bu süreçte davacı yanın geçmiş çalışmaları vasıtası sonucu tanışmış oldukları ... şirketi yetkililerinin bu yeni teknik buluş üzerine iş birliği tekliğinde bulunduklarını, ... Şirketinin davacı yan ile şifahen anlaşılan şartlara aykırı olarak tek başına Türk Patent ve Marka Kurumuna ''...'' işaretinin tescili için başvuru yaptığını, sonrasında ise imzalanan ve davacı yana eşit ve müşterek haklar tanıyan zeyilnamenin şartlarını yerine getirmeyerek tescil edildiğini, sonuç olarak marka üzerinde davacı yanın herhangi bir hak sahibi olmadığını engellediğini, işbu eylemin markanın hükümsüzlük hallerinden madde 6/f.9 ''kötü niyetle yapılan marka başvuruları'' arasında kabul edilmesi gerektiğini ve markanın hükümsüz kılınması gerektiğini veyahut davacı yanın sicile marka hakkı sahibi olarak ayrıca kaydedilmesi gerektiğini belirterek neticeden TPMK nezdinde ... sayılı tescil numarasıyla kayıtlı markanın siciline davacının marka hakkı sahibi olarak eklenmesine karar verilmesini, talebin kabulü mümkün olmaması halinde ise TPMK'da kayıtlı markanın SMK'nın m.6/9 hükümsüzlüğüne karar verilmesini, işbu davaya ilişkin karar verilene dek markanın üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesine ilişkin tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi'nin 12/01/2026 tarihli kararı ile; "Davacı adına tescilli ... sayılı marka yönünden üçüncü kişilere devrin engellenmesi amacıyla tedbir konulmasına, bu konuda TPMK'ya müzekkere yazılmasına, karar verilmiştir.Davalı vekili 26.01.2026 tarihli itiraz dilekçesi ile; "Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazlarının kabulünü, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, Mahkeme aksi kanaatte ise, müvekkilinin uğradığı ve uğrayacağı zarara istinaden davacıdan teminat istenmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi'nin 03/02/2026 tarihli kararı ile; "Mahkemenin 2026/9 Esas sayılı dava dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazların reddine, karar verilmiştir.İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davalı vekilinin; taraflar arasında lignine dayalı "..." üretimi için bir işbirliği protokolü imzalandığını, davacının bu süreçte "..." unvanıyla ne imzaladığını bilebilecek durumda olduğunu, iddia edilenin aksine markada hak sahipliği vaadinde bulunulmadığını, davacıya bugüne kadar 34.000 Amerikan Doları patent bedeli ve %10 payın eksiksiz ödendiğini, davacının dört yıl sonra kötü niyetli olarak bu davayı ikame ettiğini, müvekkili şirketin markaya milyonlarca Euro yatırım yaptığını, davacının ise üzerine düşen edimleri yerine getirmeyerek (ABD patent başvurusu belgelerini imzalamaktan imtina ederek) müvekkili zarara uğrattığını, bu sebeple sözleşmenin feshedildiğini, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının davanın esasını çözer nitelikte ve yaklaşık ispat koşulu oluşmadan verildiğini, benzer bir talebin İstanbul 2. FSHHM tarafından reddedildiğini belirterek; usul ve yasaya aykırı olan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın ilgili ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkin hiçbir somut delil ortaya koyamadığını, usul hukukuna yönelik itirazları ise hukuki dayanaktan yoksun kaldığını ileri sürerek davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, ... tescil numaralı “...” markasının kötü niyetle tescil edildiğini ileri sürerek açtığı marka hükümsüzlüğü talepli dava dilekçesinde markanın hükümsüzlüğünü ya da kendisinin de marka sahibi olarak sicile eklenmesi ile dava devam ederken markanın üçüncü kişilere devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur.Mahkemenin 12/01/2026 tarihli ara kararı ile, tedbir talebi kabul edilerek dava konusu markanın üçüncü kişilere devrinin engellenmesine karar verilmiş, kararına karşı davalı tarafın itirazının ise 03/02/2026 tarihli ara kararla reddine karar verilmiş olup, davalı vekili istinafa başvurmuştur.Eldeki hükümsüzlük talepli davada, davacının tedbir istemekte hukuki yararının bulunduğu, markanın yargılama sırasında el değiştirmesinin yargılamanın sürüncemede kalmasına yol açacağı bu bakımdan söz konusu tedbir kararının yargılama sırasında taraf değişikliğinin önlenmesine yönelik olup usul ekonomisine de uygun olduğu ve 3. Kişilere rızai devri önlemek dışında verilen tedbir kararının marka sahibince markadan kaynaklanan hakların tasarrufunu engelleyici, ticari faaliyetleri kısıtlayıcı bir fonksiyonunun bulunmadığı, bu bakımdan verilen tedbirin esasa ilişkin sonuç doğuran bir yönünün olmadığı, tedbirin niteliği ve kapsamına göre teminat alınmamasında bir usulsüzlük bulunmadığı, davalının taraflar arasındaki ilişkinin yalnızca danışmanlık ve işbirliği sözleşmesine dayandığı, marka ve patent üzerinde davacının herhangi bir hak sahipliğinin bulunmadığı, tüm ödemelerin eksiksiz yapıldığı, davacının sonradan haksız menfaat elde etmek amacıyla hareket ettiği ve sözleşmelerde marka devrine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı yönündeki iddialarının, uyuşmazlığın esasıyla birlikte değerlendirilmesi gereken savunma sebepleri olduğu, davalının kendi beyanlarıyla da davacının dava konusu “...” markası ile bağlantılı lignin hammaddesi kullanılarak bitkisel içerikli suni deri üretimine imkan sağlayan buluş üzerinde buluş sahibi sıfatını haiz olduğunun kabul edildiği nazara alındığında, ihtiyati tedbir kararının usul ve yasaya uygun olduğu, tedbir ve teminata ilişkin kararların yargılamanın seyrine göre her zaman değiştirilmesinin mümkün olduğu hak kayıplarının önüne geçilmesini temin amacı güden HMK.'nun 389 ve devamı maddelerinde ön görülen, tedbir amaçlarına, usul ve yasaya, hak ve yarar dengesine göre, yasal koşulları oluştuğundan ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ve itirazın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmış,davalı vekilinin istinaf başvuru sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin tarih ve 2026/9 E. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.09/04/2026