İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ
T Ü ... K MİLLETİ ADINA
İSTİNAF MAHKEMESİ KA ... A ... I
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E ... EĞİDÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili firmanın tekstil alanında faaliyet gösterdiğini, tescilli "..." markasını kullandığını, davalıların da tekstil ürünleri alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkili firmaya ait markayı taklit ederek "... ...", "...", "..." isminde markalarını kullandıklarını, bu durumun tüketici nezdinde karışıklıklara yol açtığını, davalıların firmanın bilinirliğini de kullanarak, aynı sektörde müşteri çevresi edinme amacı güttüğünü, davalı firmaya ait KDV iadeleri, çeşitli faturaların müvekkili firmaya gönderildiğini, davalıların kullandığı markaların, müvekkilinin tescilli markasına benzemesi ve anımsatması nedeniyle, davalıların fiilleri marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerinin, aynı zamanda TTK hükümlerine binaen haksız rekabet teşkil ettiğini, tecavüzünün tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, davalıların söz konusu ..., ..., ... tescil numaralı markalarının hükümsüzlüğüne, hükmün ilanına, şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın ticari faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 20/04/2021 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek, davalıların mevcut fiili marka kullanımlarının müvekkili marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili ... Tekstil şirketi'nin harcadığı emek ve koyduğu sermaye ile markalarına ayırt edicilik niteliği kazandırdığını, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine müvekkili şirketin ticari unvanının davacı tarafın ticari unvanından farklı olduğunu, müvekkili şirketin Türk Patent nezdinde markalarını tescil ettirerek koruma altına aldığını, müvekkili ...'ün, dava konusu markaları 2014 yılında başvurduğunu ve markalarını Türk Patent nezdinde tescil ettirdiğini, uzun yıllardır sektörde kullandığını, davacı yanın, 2014 yılında müvekkili şirketin marka başvurularına itiraz ettiğini, itiraz sonucunda davacı yanın benzerlik/karıştırılma ihtimali iddialarının haksız bulunduğunu, davacı tarafın sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, davacı yanın müvekkili markasından haberdar olmasına rağmen, bu tescillere ve kullanıma 6 yıl sessiz kaldığını müvekkili şirketin tescillerine istinaden mevcut kullanımlarının kanuna uygun olduğunu, davacı markasının tanınmışlığı bulunmadığını, gerçek hak sahipliği bulunmadığını, taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak birbirlerinden farklı olduklarını, marka sınıflarının da farklı olduğunu, ... markasının bilinen bir marka haline geldikten sonra davacı tarafın işbu davayı açmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu beyanla,açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 06/04/2022 tarihli 2021/233 E- 2022/54 K sayılı kararıyla; "Davacının davaya dayanak markası "..." kelimesinden ibaret olduğu, kelimenin beyaz zemin üzerinde siyah harflerle yazıldığı ve şekil unsuru ihtiva etmediği, davalının tecavüz oluşturduğu iddia olunan fiili kullanımlarında ise baskın ve büyük bir şekilde konumlanmış "..." kelimesinin yanında, daha küçük bir boyutta yazılmış "..." kelimesinden oluştuğunun anlaşıldığı, taraf markaları arasında benzer unsur olan "..." ve "..." ibarelerinin bir kumaş türü olan "..." olarak okundukları, kavramsal karşılıklarının da yine bu kumaş çeşiti olduğu, taraf markalarının tekstil ve hazır giyim sektöründe yer almaları karşısında söz konusu emtialar bakımından bir kumaş çeşiti isminden seçilen marka isminin zayıf marka olarak kabul edilmesi gerektiği, bu durumda marka olarak "..." tercih eden davacının söz konusu işareti büyük olmayan değişiklikler ile davalının kullanımına katlanması gerektiği, aksi halin kabulünün, tekstil sektörü bakımından bir kumaş çeşidi, ismi üzerinde davacı yana tekel hakkı tanınması sonucunu doğuracağı" gerekçesiyle; davanın reddine" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalılara ait "..." markasının müvekkili markası ile iltibas yarattığını, müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, bu durum somut delillerle sabit olduğu halde mehkemece davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğunu, müvekkili markaları ile davacı markalarının karıştırıldığını, davacı tarafından sunulan delillerden bu hususun anlaşıldığını, bilirkişilerin iltibas olmayacağı değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, müvekkili markasının, bir kumaş çeşidi ismi olması, markanın zayıf marka olduğu anlamına gelmeyeceği gibi marka korumasından yararlanamayacağı anlamına da gelmeyeceğini,TPMK nezdinde tescilli bir marka, hükümsüz kılınmadıkça korumadan yararlanacağını, koruma düzeyinin düşük tutulması, kanuna ve tescilin sağladığı korumaya duyulan güvenin sarsılmasına neden olacağı gibi, hukuk ve hakkaniyete de aykırı olduğunu, müvekkilinin üretimini yaptığı ürünlerde ve ticari faaliyetlerinde "..." markasını kullandığını, markasını hem ticari hayatında hem ticaret unvanında ürünlerinde tescilli şekilde 10 yıldır kesintisiz olarak kullandığını, ciddi yatırımlar yaparak markasını sektörde tanıttığını, davalıların "..." markasını tescildeki haliyle değil de müvekkili markasına yanaşma amacıyla, fiili kullanımda "..." ve "..." şeklinde bölerek ve "..." ibaresini ön plana çıkarıp "..." ibaresini arka plana atarak kullanmasının, müvekkilin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, taraf markalarının tüketici kitlesine ilişkin olarak bilirkişilerce yapılmış değerlendirmenin hatalı olduğunu, taraf markalarının karıştırıldığını, taraf markalarının karıştırıldığından yanlış faturalar kesilerek müvekkiline ödemeler yapıldığını, mahkemece markanın sicile uygun kullanılmadığı ancak tecavüz ve haksız rekabetin söz konusu olmadığı yönündeki değerlendirmelerin hatalı olduğunu beyanla mahkemece verilen kararın kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı iddialarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf talebinin süresinde olmadığını, bilirkişi raporunda, “...” kelimesinin tekstil sektörü bakımından tanımlayıcı ve zayıf bir ibare olduğunun tespit edildiğini, zayıf ibareyi marka olarak tescil ettiren kişinin markasının dar bir korumadan yararlanacağının vurgulandığını, taraf markalarında ortak olan patiska kelimesinden türetilen “...” ve “...” kelimelerinin yeterli düzeyde farklılaştığının kabul edildiğini, gerek markasal gerek faaliyet bakımından haksız rekabet ve tecavüze mahal verecek bir durumun da söz konusu olmadığı tespit edildiğinden mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla dacının istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dairemizin 07/01/2025 tarihli 2022/1094 Esas 2025/30 Karar sayılı kararıyla; "Davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, mahkeme kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının "... ..." şeklindeki, ürünler, ürün etiketleri, işletme tabelası, iş evraklarındaki fiili markasal kullanımlarının davacının ... numaralı, "..." markasından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına,
-Davacı 20/04/2021 tarihli dilekçesi ile netice-i talebini daraltmış olduğundan markaların hükümsüzlüğü ve tazminat talepleri yönünden davanın REDDİNE," karar verilmiş, dairemizin kararına karşı taraf vekillerince temyiz başvurusunda bulunulmuştur.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/11/2025 tarihli, 2025/1021 Esas-2025/6887 Karar sayılı kararıyla;"Davacı vekilinin vekaletnamesinde bulunan özel yetkisine dayalı olarak 20.04.2021 tarihli dilekçesi ile davasını tamamen ıslah ederek marka hakkına tecavüzün tespiti ve men'i ile birlikte haksız rekabetin tespiti ve men'i isteminde bulunduğu, ancak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından tam ıslah dilekçesi dikkate alınmadan hüküm kurulduğu, tamamen ıslahta, davanın açıldığı andan itibaren talep veya dava sebebi değiştirilmektedir. Bir diğer deyişle, tamamen ıslahta talep sonucu veya dava sebebinin davayı temelden etkileyecek şekilde değiştirilmesi söz konusu olduğu, kısmen ıslahta olduğu gibi ıslah ile yeni talep ve vakıa eklenmediği baştan itibaren davasını tam ıslah edip yeni dava dilekçesi verdiği (Pekcanıtez Usul. 15. Bası. C.II. s. 1536-1541). Artık mahkemece yeni bir dava açılmış gibi davaya devam edilip karar verilmesi gerekirken, istem konusu olmayan hususlarda hüküm kurulmasının doğru olmadığı ve bozmayı gerektiği.Davacının marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi taleplerinde bulunduğu, davalının ise davanın reddini istediği, davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka hakkına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olup SMK ile getirilen özel hükümler haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlendiğinden, tescilli markanın koruma alanı ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda, yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacağından, özel hükmün yanında haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü de olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmadığı... talebin, haksız rekabetin tespiti ve men'ine dair kısmı yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının da doğru olmadığı ve bozmayı gerektirdiği" gerekçeleriyle; Dairemizin kararının bozulmasına karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili davanın tümüyle ıslah talepleri dikkate alınarak hüküm kurulması gerektiğine ilişkin bozma ilamına uyulmasını, haksız rekabete yönelik davanın kabulü kararında direnilmesini talep etmiş, davalı vekili bozma ilamına uyulmasını, haksız rekabete yönelik talebin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava,marka hükümsüzlüğü, davacı markasına tecavüzün tespiti, önlenmesi,durdurulması, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi talebiyle açılmış, daha sonra davacı vekilinin 20.04.2021 tarihli dilekçesi ile davasını tamamen ıslah ederek marka hakkına tecavüzün tespiti ve men'i ile birlikte haksız rekabetin tespiti ve men'i isteminde bulunduğu, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, davanın kısmen kabulüne, davalının markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması talebinin kabulüne, davacının ıslah dilekçesi ile netice-i talebini daralttığı gerekçesiyle, marka hükümsüzlüğü ve tazminat talepleri yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Dairemizin davanın kısmen kabulüne yönelik kararına karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz başvurusunda bulunulduğu, temyiz incelemesi neticesinde, davacı vekilinin davanın tamamen ıslah dilekçesindeki talepleri dışında kalan hususlarda karar verildiğine yönelik temyiz sebebi ile davalı vekilinin haksız rekabete dayalı davanın kabulü kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulüne karar verilerek Dairemizin ilamının bozulmasına karar verildiği, usul ve yasaya uygun görülmekle Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.Davacı vekilinin bozma ilamına karşı beyanlarında, Yargıtay bozma ilamına kısmen uyulmasını, haksız rekabete yönelik bozma kararına karşı önceki kararda direnilmesini talep etmişse de, Yargıtay bozma ilamına uyulması ile, bozma kapsamında kalan hususlarda lehine karar verilen taraf yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğundan, Yargıtay bozma kararına kısmen uyma, kısmen direnme şeklinde bir usul bulunmadığından talep usule uygun görülmemiştir.Davacı vekili 20/04/2021 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek, davalıların mevcut fiili marka kullanımlarının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına karar verilmesini talep ettiğinden, yargılamaya bu talepler yönünden devam edilmiştir.Davacı vekili, davacının tescilli "..." markasını kullandığını, davalının aynı tekstil ürünleri alanında faaliyet gösterdiğini ve markayı taklit ederek "... ...", "...", "..." isminde benzer marka oluşturarak kullandıklarını, davalıların fiillerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
... numaralı, 01.07.2011 başvuru tarihli "..." markasının 25.sınıfta davacı adına tescilli olduğu,
... tescil numaralı 18.08.2014 başvuru tarihli “...” markasının 25. ve 35. Sınıfta davalı ... adına tescilli olduğu,Davalı adına ... başvuru numaralı ... markası ve ... tescil numaralı ... markasının 25. ve 35. Sınıfta tescil edildiği görülmektedir. Davacı ...’nın ... ... Şirketi’ nin ortak ve yetkilisi olduğu, Odaya kayıt tarihinin 21.05.2015 olduğu, faaliyet alanının tekstil sektörü olduğu, davalı ...‘nin Odaya kayıt tarihinin 05.08.2016 olduğu, faaliyet alanının tekstil sektörü olduğu tespit edilmiştir. Dosya kapsamına göre, davalının markası “...” şeklinde tescillidir. Davalının iş evrakları, tabela, sosyal medya hesapları ve ürünleri üzerindeki markasal kullanımları ise " ..." ibaresi ilk harfi büyük devamı küçük harfle ön planda baskın unsur olarak, aynı şekilde ve ayrı yazılan " ..." kelimesi ise oldukça geri planda ... kelimesine göre küçük şekilde konumlandırılmış şekilde olduğu görülmektedir. Davalıya ait iş yeri tabelasında ayrı yazılan ... kelimesi ... kelimesinin altına yine daha küçük puntolarla konumlandırılmış, “...” ibaresinin üzerinde tescilli marka olduğunu gösteren "..." işareti konulmuştur. Kelime markaları arasında benzerlik araştırması yapılırken markaları oluşturan esas unsurların göz önüne alınması gerekir. Taraf markalarının esas unsurunun "..." ve “..." ibareleri olduğu, okunuşlarının aynı olduğu, aynı anlama geldikleri, görsel işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu açıktır. Her ne kadar bilirkişi raporunda davacı markasının zayıf marka olduğu gerekçe yapılarak ihlal bulunmadığı kanaati belirtilmiş ve mahkemece hükme esas alınmış ise de, ayırt ediciliği düşük olan, tescilli olduğu mal ve hizmete yakın olan ibareler zayıf marka olarak tanımlanmaktadır. Ancak ayırt edici yönü düşük ibarelerin marka olarak tescili mümkündür.... bir kumaş türü olarak tekstil sektörüne yakın bir ibare olmakla birlikte giysi emtiasında çok sık ve yaygın kullanılan, tanımlayıcı bir ibare değildir. Kumaş türü olarak patiskanın 24. Sınıfta (dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar) emtiasında tanımlayıcı ibare olarak kabulü mümkünken 25.sınıfta giysi emtiasında "..." şeklindeki davacı markasının zayıf marka olarak kabulünün ve buna bağlı koruma alanının dar olduğu gerekçesinin yerinde olmadığı, hükümsüz kılınmayan ve koruma kapsamındaki davacı markası ile davalı kullanımlarının karışıklığa neden olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Somut olayda, davacı markasının davalı markasından eski tarihli ve koruma kapsamında bulunduğu, tarafların hazır giyim sektöründe faaliyette bulundukları, her iki markanın kadın giysisi emtiasında kullanıldığı, davacı markasının tek unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı markasında bulunan ... ibaresi ön plana çıkarılarak tescilli “...” şeklinden farklı, davacının markası ile büyük ölçüde benzer şekilde davacı markasına yaklaştırarak kullanıldığı, her ne kadar patiska ibaresinin bir kumaş cinsi olduğu ve bilirkişi tarafından giysi ürünlerinde zayıf marka olduğu belirtilmişse de, davalının kullanımında farklılaştırmaya ve ayırd edici hale getirmeye yarayacak yan unsurların bulunmadığı dikkate alındığında, davalı eylemlerinin kendi tescilli markasının kullanımı olarak değerlendirilemeyeceği ve sonraki markanın SMK 155 gereği savunma sebebi yapılamayacağı, taraf markalarını taşıyan ürünlerin ortalama tüketici nezdinde karıştırılmasına, markalar ve işletmeler arasında bağlantı kurulmasına, aynı firmaya ait seri marka olduğu algısına neden olabileceği, markaların kadın giysisi üzerinde kullanıldığı, tarzları farklı olan giysilerin aynı mağaza içinde bir arada satışa sunulabileceği, taraf ürünlerinin tarz ve modellerinin farklılığı nedeniyle farklı beğeni ve tercihe hitap etmesinin toplumun geneline hitap eden markalar olduğu olgusunu ve karışıklık ihtimali bulunduğunu ortadan kaldırmayacağı, davalının markasal kullanımlarının iltibasa sebebiyet vereceği bu nedenlerle SMK 7/1 ve 29 .maddeleri gereğince marka hakkına tecavüz teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.Dairemizin önceki kararlarında (bkz İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi 12/03/2026 tarihli, 2024/117 Esas-2026/449 Karar sayılı kararı, 25/09/2025 tarihli, 2025/833 Esas, 2025/1177 Karar sayılı kararı, 27/02/2025 tarihli 2022/1470 Esas-2025/381 Karar sayılı kararı) Yargıtay bozma ilamında karşı oy görüşü olarak açıklandığı şekilde, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nde düzenlenen haklarla, TTK 55-1-a-4. Madde de düzenlenen haksız rekabetten kaynaklanan hakların birlikte ileri sürülebileceği ve kümülatif korumadan faydalanacağı görüşü benimsenmişse de, Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmekle, davalı yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğundan, haksız rekabete yönelik davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Tüm bu açıklamalara göre, davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin kısmen yerinde olduğu sonucuna varılmış, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması talebinin kabulüne, haksız rekabete yönelik davanın reddine karar verilmesi gerektiği, tek fiilden kaynaklanan ihlal nedeniyle markaya tecavüz ve haksız rekabete dayalı yargılama yapıldığı anlaşılmakla yargılama giderlerinin bölünmeksizin davalıdan tahsili gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1-Davanın kısmen kabulüne,
2-Davalının tescilli... sayılı ... markasını, davacı markasına yaklaştırarak, tescilli olduğundan farklı olarak, kelimelere ayırarak "... (...) ..." şeklinde ve ... ibaresini geri planda kullanmak suretiyle, ürünler, ürün etiketleri, işletme tabelası, iş evraklarındaki fiili markasal kullanımlarının, davacının ... numaralı, "..." markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına,
3-Haksız rekabete yönelik davanın reddine,
4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732 TL karar harcından peşin alınan 768,49 TL'nin mahsubu ile fazla alınan 36,49 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 732 TL peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 794,20 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya iadesine,
4/c-3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 231,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.231,00 TL'nin, davanın kabul edilmiş olması sebebiyle, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/ç-Davanın kabul edilen kısmı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, davanın reddine karar verilen haksız rekabetin reddi kararı yönünden davalı lehine 55.000,00 TL vekalet ücreti taktiri ile davalıya verilmesine,
5-İstinaf ve temyiz aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 86,60 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 69,85 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/c-Temyiz yargılaması için davacı tarafından yapılan 3.033,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 430,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.463,70 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/ç-Temyiz yargılaması için davalı tarafından yapılan 3.033,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 30,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.063,70 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5/d-İstinaf aşamasında bir duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 22.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/e-İstinaf aşamasında bir duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 22.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dair, duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK Ek 1'inci maddesine, (14 Kasım 2024 tarihli, 32722 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren) 7531 sayılı 7/11/2024 tarihli kanunun 22. maddesi ile 3. fıkra olarak eklenen madde gereğince temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/04/2026