Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARARIN YAZ. TARİHİ: 08.01.2026

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.10.2025 tarih ve 2025/204 Esas, 2025/733 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.

İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Uyuşmazlık konusu alacağın zaman aşım süresinin kesildiğini, işbu alacak kapsamında 23/08/2023 tarihinde Kemalpaşa İcra Dairesi'nin 2022/1668 Esas nolu dosyası kapsamında icra takibine başvurulduğunu, zamanaşımı süresinin kesildiğini, bu nedenle davalı/borçlunun itiraz tarihi olan 16/06/2023 tarihinden itibaren zamanaşımı süresinin tekrardan başladığını, müvekkilinin 2021 yılı Mart ayında dava dışı .... ... Firmasından davaya konu aracı satın alındığını, müvekkilinin aracı satın alırken davalı tarafından garantili şekilde müvekkilinin aracına P200K soğutucu cihaz sistemi takıldığını, müvekkilinin aracını satın aldıktan sonra arıza vermesi sebebiyle oto servisine başvurduğunu, 15.12.2021 tarihinde servisçe yapılan inceleme sonununda, araçtaki arızanın orijinal olmayan klima sisteminin yanlış şeklide bağlanması sebebiyle araçta hasar oluştuğunun belirtildiğini, davaya konu klima sistem parçasının yanlış bağlantı yapılması nedeniyle müvekkilinin aracında 12.819,60 TL tutarında hasrar meydana geldiğini, ekte sunulan garanti belgesinde de davaya konu klima sistemi nedeniyle oluşacak zararlardan davalı tarafın sorumlu olduğunu, müvekkilinin aracında gerçekleşen hasarın da yine davalı tarafça karşılanması gerektiğini, davanın kabulü ile şimdilik 100,00 TL'nin hasar bedeli 15.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte tahsilini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Davacı tarafın dilekçesinde,...plakalı araca ait klima sistem parçasının yanlış bağlantı yapılması iddiasıyla araçta meydana gelen zararın tazmini doğrultusunda işbu davayı tesis ettiğini, açılan davanın reddinin gerektiğini, esasa ilişkin iddiaları kabul anlamına gelmemek kaydıyla, talep edilen alacağın "ayıba karşı tekeffül" hükümleri doğrultusunda genel hükümler kapsamında zaman aşımına uğradığını, bu sebeple zaman aşımı itirazını ileri sürdüklerini davanın zaman aşımı yönünden usulden reddini talep ettiklerini, davacının dava dilekçesinde klima ve servis hizmetinin aracın önceki maliki tarafından alındığını beyan ettiğini, müvekkilinin davalıyla herhangi bir satım, hizmet sözleşmesi veya başka bir şekilde montaj/servis ilişkisi olmadığını, davacının söz konusu aracı dava dilekçesinde iddia ettiği gibi üçüncü kişiden satın aldığını bunun için varsa iddia ettiği ayıplara karşı muhatabın satıcı olan ....firması olduğunu, müvekkili tarafından davacıya hiç bir servis hizmeti verilmediğini, müvekkilinin bu yönden husumet ehliyeti bulunmadığını, dava konusunun şahsi hakka ilişkin olduğunu, müvekkilinin ne satım ne servis ne de başka bir ad ile hiç bir hukuk ilişkisinin olmadığını, kusur ve sorumluluk iddialarını kabul etmediklerini, davanın ticari ilişkiye dayanıyorsa dava şartı olan arabuluculuk sürecine tabi olduğunu, bu süreçte tamamlanmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddini, müvekkili aleyhine açılmış davanın öncelikle zamanaşımından, esasa girildiğinde ise esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.

Davanın açıldığı Kemalpaşa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/154 Esas 2024/61 karar sayılı kararıyla özetle; araçların kullanım amacının ticari olduğu, tarafların tacir olduğu anlaşıldığından görevli mahkemenin İzmir Asliye ticaret mahkemesi olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dosyanın gönderildiği İzmir 1. Asliye ticaret Mahkemesi'nin 03.10.2025 tarih ve 2025/204 Esas, 2025/733 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edildiği, ancak işbu davanın ise görevsiz Asliye Hukuk Mahkemesi'nde arabuluculuğa başvurulmadan açılmış olduğu ve iş bu dava dosyasının mahkememize 04.03.2025 tarihinde intikal ettiği, davacı vekili tarafından sunulan 21.02.2025 tarihli dilekçe ile de arabuluculuk son tutanağı ibraz edilmiş ise de, yukarıda anlatılan yasal düzenlemeler karşısında arabuluculuk dava şartının dava açıldıktan sonra tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı olmadığı anlaşıldığından işbu davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine'' dair karar verilmiştir.

Davacı vekili tarafından verilen 18.10.2025 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Yerel mahkemece arabuluculuk başvurusunun dava açılmadan önce yapılmadığı belirtilerek dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, davanın Ticaret Mahkemesinden önce Asliye hukuk mahkemesine açıldığını, görevsizlik kararı ile ticaret mahkemesine gönderildiğini, bu sebeple Asliye Hukuk Mahkemesi'nde arabuluculuk dava şartı bulunmadığından dava açıldığı tarihte arabuluculuk yapılmasının mümkün olmadığını, görevsizlik kararı üzerine süresinde arabuluculuk görüşmesi yapıldığını ve son tutanağın mahkemeye sunulduğundan dava şartının yerine getirildiğini, bu sebeple artık dava şartı yokluğu giderildiğinden davanın usulden reddinin yasa hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, dava şartı yokluğunun davanın esasına girilmeden giderildiğinden verelen karar yasa hükümlerine açıkça aykırı olup hakkaniyete de açıkça aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılmasının gerektiğini, buna ilişkin olarak dilekçelerinde Ankara Böle Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi kararına ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi kararına ve Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2022/4240 E., 2022/6367K. Sayılı Karar sayılı kararına değildiğini,
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/204 esas 2025/733 karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinin ayıplı ifa edildiğinden bahisle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

İlk derece Mahkemesi tarafından davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi üzerine, davacı tarafça yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili, davacının 2021 yılı mart ayında dava dışı ... firmasından .... plakalı aracı satın aldığını, satın alınan bu araçta P200K soğutucu cihaz sisteminin davalı tarafça garantili olarak takılmış olduğunu, aracın daha sonra arıza vermesi sebebiyle oto servisine başvurulduğunu, 15.12.2021 tarihinde serviste yapılan inceleme sonunda araçtaki arızanın orijinal olmayan klima sisteminin yanlış şekilde bağlanması sebebiyle oluştuğunun belirtildiğini, bu nedenle davacıya ait araçta 12.819,60 TL tutarında hasar meydana geldiğini, davalının garanti belgesi uyarınca klima sistemini yanlış bağlaması nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olduğunu belirterek söz konusu zararın şimdilik 100,00 TL'nin tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.
Somut olayda davacı ve davalının tacir olduğu, davaya konu aracın ticari kullanım amaçlı kamyonet -BB Van Tipi olduğu, uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğduğundan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. Maddesi uyarınca ticari dava olduğu ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmıştır.
07/06/2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir. Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06/12/2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesine getirilen düzenlemede, ticaret mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda 01.01.2019 tarihinden itibaren dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
Davacı tarafça eldeki davasının 21.09.2023 tarihinde Kemalpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açıldığı, Kemalpaşa 1.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verildiği, verilen kararın taraflara tebliğ edildiği ve kararın istinaf edilmemesi üzerine 27.02.2025 tarihinde kesinleştiği; davacı tarafça dosyanın görevli ticaret mahkemesine gönderilmesi talep edilmeden 09.12.2024 tarihinde Kemalpaşa Arabuluculuk Bürosu'na başvurulduğu, ardından 21.02.2025 tarihinde dosyanın ticaret mahkemesine gönderilmesinin talep edildiği ve dosyanın İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne 04/03/2025 tarihinde tevzisinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Buna göre eldeki dosyada istisnai olarak görevsiz mahkeme aşamasında dava şartı olan arabuluculuğa başvuru eksikliğinin giderildiği ve görevli mahkeme olan asliye ticaret mahkemesinde davanın esasına girilmeden arabuluculuk işleminin tamamlandığı anlaşıldığından mahkemece işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, tekrar davacıdan 6325 sayılı Kanunun gereklerini yerine getirmesini istemek Kanunun uygulanmasındaki amacına da uygun düşmeyeceğinden, yazılı şekilde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür. (Benzer yönde Yargıtay 3.HD'nin 2022/573 Esas ve 2022/7275 Karar, Yargıtay 11.HD'nin 2022/4240Esas ve 2022/6367 Karar ile Yargıtay 4.HD'nin 2022/2757 Esas ve 2022/17299 Karar sayılı ilamları)
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile,

2-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.10.2025 tarih ve 2025/204 Esas, 2025/733 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,

5-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine,

6-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddeleri gereğince, kesin olmak üzere, 08.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.