İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİDÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: sözleşme ihlalinden doğan taraflarca kararlaştırılmış 20.000 Euro cezai şartın davalılar ... .... Şti ve ...dan alınarak davacıya verilmesi, davalılar ... ve ...'ın 02/04/2013 tarihli sözleşme ihlalleri nedeniyle davacının Fsek'ten kaynaklanan mali ve manevi haklarının ihlal edildiğinin tespitini, söz ve müziği davacıya ait olan "..., ... ve ..." isimli eserlerin davacının rızası olmadan izinsiz yayınlanması nedeniyle mali ve manevi hakların ihlal edildiğinini tespitine, şimdilik belirsiz alacak hükümlerine göre 1000 TL maddi 50.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, ... isimli eserin davalılarca her türlü mecrada kullanımının tedbiren önlenmesine, esere tecavüzün red ve men'ine ... olarak davacının isminin yazılmasına, davacının ... isimli esere ilişkin klibin başta youtube olmak üzere tüm dijital ve sosyal mecralarda kullanımının önlenmesi tecavüzün ref ve men'ine ve tedbire hükmedilmesi talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde; husumet ve zamanaşımı itirazları olduğunu, sözleşme ile belirlenen yükümlülükler yönünden tarafların karşılıklı anlaşmalarına uygun davranılmış olması nedeniyle ceza-i şart veya tazminatı gerektirir herhangi bir ihlalin söz konusu olamayacağını, tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesine ve davacının ihlalini iddia ettiği hususları bilerek haberdar olmasına rağmen, çok uzun yıllar sessiz kalıp dava açmayacağına dair güven oluşturduktan sonra cezai şart ve tazminat talep etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olup hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini, davacının ceza-i şart talep hakkı bulunmamakla beraber, sözleşmeyi hâlen ayakta tuttuğunu beyan ederek aynı anda hem ifayı hem de cezai şartı talep etmesinin de mümkün olmadığını, davacının manevi ve mali haklarının zarar görmesine yol açan bir ihlal de söz konusu olmayıp tazmini gereken bir zararı olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/04/2022 tarihli 2020/300 Esas 2022/72 Karar sayılı kararıyla; "Sözleşme ihlali kapsamında 20.000 Euro cezai şartın ... ve ... AŞ ‘den alınarak davacıya verilmesine, Davacı yanca talep edilen diğer taleplerin REDDİNE karar verilmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın hukuka, aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu sözleşmeye dayalı talepler için davalı şirket yanında şirket temsilicisine husumet yöneltilemeyeceğini, bu nedenle ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu ve bu sürenin dolduğu gözetilmediğini, ihtilafa uygulanacak zamanaşımının süresine ilişkin herhangi bir değerlendirme veya gerekçe gösterilmediğini, davacının aradan uzun yıllar geçmesini bekledikten ve karşı tarafta haklı bir güven oluşturduktan sonra ileri sürdüğü cezai şart taleplerinin "hakkın kötüye kullanılması" niteliğinde olduğunu, davacı ile ... Şirketi arasında 02/04/2013 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşmede söz ve müziği davacıya ait "..." isimli eser karşılığında davacıya 15.000 Euro ödenmesi ve bazı yan yükümlülüklerin kararlaştırıldığını belirtilen bedelde ödeme yapılarak diğer yükümlülüklerin de fazlasıyla yerine getirildiğini, tanık dinletilme taleplerinin haksız şekilde reddedildiğini, bilirkişi raporunda da davacının iddialarının yerinde olmadığının belirtildiğini, zamanaşımı ve hak kaybı sebebiyle ceza-i şart taleplerinin tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece fahiş ceza miktarında indirim yapılmadan hüküm kurulmasının da hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının sözleşmeden asıl ve bütün menfaati elde ettiğini, 20.000 Euro tutarındaki cezai şartın, davacıya kazandırılan maddi ve gayri maddi menfaatlerin yanında, davalı tarafı elverişsiz bir duruma sokarak zarara uğratacağını, mahkemece şirket yanında sorumlu tutulan ...'ın tacir sıfatı bulunmadığını, hem taraf hemde tacir sıfatı olmaması nedeniyle mahkemece cezai şartın TBK’nun182/son maddesi hükmüne göre, bir indirime tabi tutulmamasının hatalı olduğunu beyanla istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın tümden reddini talep etmiştir. Dairemizin 30/01/2025 tarihli 2022/1234 Esas- 2025/188 Karar sayılı kararıyla; "Taraflar arasındaki sözleşmede, davacının ... olduğu ... isimli eserin mali haklarının devri ile ... tarafından davacı adına ... albüm çıkarılmasına ilişkin hak ve yükümlülükler düzenlendiği, bu hali ile 02/04/2013 tarihli sözleşmenin karma sözleşme niteliğinde olup, sözleşmedeki davaya konu davalının yerine getirilmediğini ileri sürdüğü edimlerin "... tarafından ve ...'a ait müzik şirketinden çıkarılacak ... hazırlanması,2000 adet promosyon albüm hazırlanması ve klip çekilmesi, Sözleşme imza tarihinden itibaren 1 yıl süre ile tüm ... ve organizasyon çalışmalarının yapılması, hazırlanacak olan ... albümün (3 şarkı ve 1 remix den oluşan toplam 4 eserlik albüm) 15 haziran 2013 tarihinde piyasaya sürülmesi, müzik marketlere dağıtımının yapılması" olduğu, bu hali ile sözleşmedeki bu kısmın eser (istisna) sözleşmesi mahiyetinde olduğu, TBK 147/6 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davalının süresi içinde zamanaşımı definde bulunduğu, davanın 23/09/2020 tarihinde açıldığı dava konusu istemin zamanaşımına uğradığı" gerekçesiyle; davalılar vekilinin, istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiş, Dairemizin kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.11.2025 tarihli, 2025/2105 Esas2025/7070 Karar sayılı kararıyla; "Taraflar arasında imzalanan sözleşmede, davacının sahibi olduğu eserin mali haklarının devri ile devralana getirilen bir takım hak ve yükümlülükler düzenlendiği, Bölge Adliye Mahkemesince inceleme yapılırken işbu sözleşmenin, karma sözleşme olarak kabul edildiği ve sözleşme hükümlerinin ayrılarak zamanaşımı değerlendirmesi yapıldığı, davaya konu sözleşmenin bir bütün olarak FSEK'ten kaynaklanmakta olup bu Kanun ile koruma altına altına alınan mali ve manevi hakların ihlal edildiğinin tespiti istemine ilişkin olduğu, FSEK'te bir zamanaşımı düzenlemesi olmadığından, somut olayda TBK'nın 146. maddesi gereğince 10 yıllık genel zamanaşımı süresi dikkate alınarak, dosya içeriği itibari ile ihlal ve dava tarihleri arasında geçen süre 10 yılın altında olduğundan işin esasına girilip yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince sözleşme hükümleri ayrılarak yapılan zamanaşımı değerlendirilmesinin doğru görülmediği" gerekçesiyle, Dairemizin kararının bozulmasına karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili bozma ilamına uyulmasını, davalı vekili bozma ilamına karşı direnilmesini talep ettiklerini beyan etmiş, usul ve yasaya uygun görülmekle Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Dava, davacının FSEK'ten kaynaklanan mali ve manevi haklarının ihlal edildiğinin tespiti,meni, refi, maddi ve manevi tazminat ile taraflar arasındaki sözleşmenin ihlaline dayalı cezai şart alacağının tahsili istemlerine ilişkindir.Davacı vekili, 02/04/2013 tarihli sözleşme kapsamında "..." isimli parçaya klip çekilmediğini, yine sözleşmeye göre davacı adına çıkarılan "..." isimli ... albümünün sözleşmeye göre dava dışı ... üzerinden çıkarılması gerekirken davalı ... Şti. üzerinden yayınlandığını, albümde 3 şarkı bulunduğu sözleşmeye uygun olarak 3 şarkı 1 remix şeklinde çıkarılmadığını, belirtilen sayıda promosyon basılmadığını, ayrıca albümdeki "..." isimli eser için çekilen klibin kalitesiz olduğunu bu şekilde sözleşme hükümlerinin ihlal edildiğini ileri sürerek 20.000 Euro cezai şart bedelinin tahsilini, davalı eylemlerinin fsek'ten kaynaklanan mali ve manevi haklarının ihlali olduğunun tespiti,meni, refi, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, 20.000 Euro cezai şartın davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, diğer taleplerin reddine karar verilmiş, mahkeme kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dairemizin davanın zamanaşımı nedeniyle reddi kararına karşı davacı vekilinin temyiz başvurusunun kabulüne karar verildiği, temyiz incelemesi neticesinde, somut olayda 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle Dairemizin kararının bozulmasına karar verildiği, bozma kararına uyulduğu anlaşılmakla, tarafların istinaf başvurusu dışında kalan hususlarda usuli kazanılmış hakları dikkate alınarak, sadece davacının cezai şart talebi konusunda yargılamaya devam olunmuştur.Türk Ticaret Kanunu’nun 39. maddesi gereği olarak “Her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri ticaret unvanıyla yapmak ve işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri bu unvan altında imzalamak zorundadır.” Davaya konu 02/04/2013 tarihli sözleşmenin davacı ile davalılardan ... Şti arasında düzenlendiği, ancak davalı ...'ın, davalı şirketin yetkilisi sıfatı ile değil şirket kaşesi yada şirket unvanı belirtilmeden kendi adına sözleşmeyi imza ettiği, bu nedenle husumet yöneltilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı ve davalı ... müzik şirketi arasında düzenlenen 02/04/2013 tarihli sözleşmenin, 2 inci maddesine göre sözleşmenin konusunun; "söz ve müziği ...'ne ait olan ... adlı müzik eserinin albüm parçası olarak,albüm adı olarak ve albümün “A" yüzü ilk parçası olarak, albümün ilk çıkış video klibinin bu esere çekilmesi (...'a) .Bilimum mecralarda kullanılması ve eser üzerindeki mali hakların,... tarafından ...'nin üyesi bulunduğu Mesleki Birliğe yapılacak ve bu şekilde ...'ne yapılacak ödemeler hariç olmak üzere ...'a devri ile ...,...'ne, “...'” isimli müzik eseri karşılığı 15.000 Euro nakit para ile ... tarafından ve ...'a ait müzik şirketinden çıkarılacak 1 ... hazırlanması,2000 adet promosyon albüm hazırlanması ve klip çekilmesi, Sözleşme imza tarihinden itibaren 1 yıl süre ile tüm ... ve organizasyon çalışmalarının yapılması, hazırlanacak olan ... albümün (3 şarkı ve 1 remix den oluşan toplam 4 eserlik albüm) 15 haziran 2013 tarihinde piyasaya sürülmesi, müzik marketlere dağıtımının yapılması ile tarafların hak ve yükümlülüklerinin düzenlenmesi" olduğu görülmektedir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 6. Maddesinde;"Taraflar sözleşme konusu yükümlülüklerinden herhangi birine aykırı hareket ettikleri taktirde, diğer tarafa herhangi bir ihbar, ihtar ve hüküm istihsaline lüzüm bulunmaksızın 20.000 Euro cezai şart ödemeyi, cezai şartın fahiş bulunmadığını ve tenkis talebinin muteber olmayacağını kabul ve taahhüt eder " hükmü düzenlenmiştir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 2 inci maddesine göre; “...'ne ait olan “... adlı müzik eserinin albüm parçası olarak albüm adı olarak ve albümün “ A” yüzü ilk parçası olarak, albümün ilk çıkış video klibinin bu esere çekilmesi (...'a) şeklindedir. Davalı tarafça da ... isimli şarkıya klip çekilmediğinin kabul edildiği, bunun sebebinin ise parçaya yeterli ilginin olmaması olduğunu, mutabakat sağlanarak klip çekilmediğinin ileri sürüldüğü ancak davalı tarafça mutabakat iddiası yönünden delil sunulmadığı anlaşılmıştır. Sözleşmenin anılan açık hükmü karşısında ... isimli sözleşmeye klip çekilmemesinin sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği hususu mahkemece alınan bilirkişi raporu ile de anlaşılmıştır. Davacıya çıkarılan "..." isimli ... albümde remix parçanın yer almadığı da ileri sürülmüş olup,Taraflar arasındaki sözleşmenin 3.5. maddesine göre; “..., ...'ne ait “...” isimli eserin telif haklarını alması karşılığı yine kendi şirketinden ...'ne 1 haziran 2013-30 haziran 2013 tarihleri arasında 3 şarkı ve 1 adet remix'den oluşan ... çıkarmayı müzik marketlere dağıtımını ve 1 haziran 2013 -30 haziran 2013 tarihleri arasında tanıtımını yapmayı kabul ve taahhüt eder" düzenlemesi olup, davalı taraf bu hususa ilişkin savunmasında davacıya "..." isimli bir ... albüm çıkarılmış ve bu albüm 2014 yılında piyasaya sunulmuş olduğunu, bu ...'ın 4 eserden oluştuğunu, müzik marketlere dağıtımı yapılan baskı albümünde davacının isteğiyle "...", "..." ve "..." isimli eserlerin yer almış olduğunu,bu parçalarla birlikte "..." isimli esere - oluşturulan iki farklı remix parçanın da yer aldığı 5 eserden oluşan dijital albüm ..., ..., ...,..., ..., ... vb. önde gelen dijital müzik platformları başta olmak üzere 100'ün üzerinde müzik dinleme platformunda 2014 yılında yayınlandığı ve hâlen de yayında olduğunu ileri sürdüğü, davalı müzik marketlere dağıtımı yapılan baskı albümünde davacının isteğiyle "...", "..." ve "...” isimli eserlerin yer almış olduğunu belirterek 3 şarkı 1 remix'ten oluşmadığını kabul etmekte ancak bunu davacının isteği ile yaptığını ileri sürdüğü, davacının ise bunu kabul etmeyip bu hususla ilgili olarak dosyada aksi delil de bulunmadığından 3 şarkı 1 remix yerine 3 şarkı şeklinde albüm yapılmasının sözleşmenin 3.5 hükmünün ihlali olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 3.7 maddesinde, 2000 adet promosyon albüm hazırlanacağı ve tanıtım faaliyetlerinde kullanılacağının kabul edildiği, davalının 500 adet promosyon, 500 adet bandrollü single'ın fiziki albüm olarak basıldığını, ... firmasına 500 adet dağıtım faturası kesildiğini ve dağıtımının gerçekleştiğini beyan ettiği görülmekle, sözleşmenin 3.7 maddesine de aykırılık gerçekleştiği anlaşılmış, davalı tarafça tüketicilerden yeterli ilgi olmadığı için, tekrardan cd albüm/ single talep edilmediği yönündeki savunması yerinde görülmemiştir.Davalılar vekilinin istinaf dilekçesinde, davacı tarafın aradan uzun yıllar geçtikten sonra dava açmasının, karşı tarafta haklı bir güven oluşturduktan sonra cezai şart talebinde bulunmasının, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu ileri sürülmüşse de, sözleşmenin 02/04/2013 tarihli olduğu, sözleşmedeki bir kısım edimlerin sözleşmeden sonraki tarihte gerçekleştirileceğinin kararlaştırıldığı (... albümün (3 şarkı ve 1 remix den oluşan toplam 4 eserlik albüm) 15 haziran 2013 tarihinde piyasaya sürülmesi), davacının ... isimli albümünün Haziran 2014 tarihinde piyasaya sürüldüğü, davacının 2019 yılında davalı tarafa ihtar çektiği, davanın 23/09/2020 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan dava açıldığı anlaşılmakla, davada ileri sürülen cezai şart talebinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Davalılar vekilinin istinaf dilekçesinde, 20.000 Euro cezai şartın, sözleşme ile davacıya kazandırılan maddi ve gayrı maddi menfaatlerin yanında, davalı tarafı elverişsiz duruma sokmanın da ötesinde gerçek zarara neden olduğunu, davalı ...'ın tacir sıfatı bulunmadığını, cezai şartın TBK 182/son maddesi gereğince indirime tabi tutulması gerektiğini ileri sürmüşse de; davalının aynı zamanda şirket yetkilisi olduğu, tacir sıfatı bulunmadığına yönelik itirazının yerinde olmadığı, sözleşmenin imzalanması sırasında sözleşme hükümlerini düzenleyerek davacıya imzalattığı ve sözleşmede hakim durumda olduğu, sözleşme hükümlerini bilmemesi ve değerlendirmemesinin mümkün görülmediği, cezai şartın ekonomik yönden mahvına neden olacağının da ileri sürülmediği gibi bu hususta dosyada somut delil bulunmadığı anlaşılmakla, cezai şartın indirilmesi talebinin de yerinde görülmemiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, tarafların usuli kazanılmış hakları da göz önüne alınarak, davanın kısmen kabulü ile, sözleşme ihlali kapsamında 20.000 Euro cezai şartın davalılar ... ve .... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın sair taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1-Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2-Sözleşme ihlali kapsamında 20.000 Euro cezai şartın davalılar ... ve .... A.Ş'den alınarak Davacıya verilmesine
3-Davacı tarafın sair taleplerinin reddine
4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.261,91 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 8.320,43 TL harcın davalılar ... ve ... AŞ ‘den tahsiline, Hazineye irat kaydına,
4/b-Kabul edilen cezai şart yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... AŞ ‘den alınarak davacıya verilmesine,
4/c-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 7.375 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine (usuli kazanılmış haklar korunarak)
4/ç-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 1.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4/d-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 3.941,60 TL peşin harç, 54,40 TL başvuru harç 212,60 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 3.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.208,48 TL yargılama giderinin taktiren 3/2 sinin davalılar ... ve ... AŞ ‘den alınarak davacıya verilmesine,
4/e-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
5-İstinaf ve temyiz aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.261,91 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 3.065,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.196,43 TL harcın davalılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
5/b-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5/c-Temyiz yargılaması için davacı tarafından yapılan 3.033,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 1.035,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 4.068,70 TL'nin davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/ç-İstinaf aşamasında bir duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 22.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dair, duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK Ek 1'inci maddesine, (14 Kasım 2024 tarihli, 32722 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren) 7531 sayılı 7/11/2024 tarihli kanunun 22. maddesi ile 3. fıkra olarak eklenen madde gereğince temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/04/2026