Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan tazminat davasında 24/12/2025 tarihinde tesis edilen davanın usulden reddine ilişkin karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2018 yılından beri, zincir restaurant hizmeti verdiğini, bu kapsamda müvekkilinin ... Batıkent/Ankara adresinde mukim " ......"yı işlettiğini, söz konusu işletmenin markasının TPMK nezdinde ... ve ... sınıflarda ... tescil numarası ile koruma altında olduğunu, davalının, müvekkilinin gerek pazarlama çalışmasını gerekse ticaret unvanını kullanarak Konya'da mukim Meşhur ......'yı işlettiğini ancak davalının bu tutumunun, müvekkili ile davalının işletmelerinin karıştırılmasına neden olduğunu, "......" kelimesinin TPE nezdinde oluşturulan konsorsiyum ile koruma altında olduğunu, bu kapsamda "......" ismini kullanmak isteyen işletmelerin lisans sözleşmesi ile yiyecek sektöründe hizmet verebildiklerini, bu minvalde lisans sahipleri kendilerine özgülenmiş isimleri ekleme yapabildiklerini, dolayısıyla birden fazla "......" olsa da bütün işletmeleri birbirinden ayırt etmeye yarayan işletme adları ile tüketici nezdinde farklılaştırmalar bulunduğunu, davalının bu durumu kanuna aykırı şekilde ihlal ettiğini, Konya'da hizmet vermesine ve müvekkilinin işletme adı olarak yıllardır " ......"yı kullanmasına rağmen salt olarak iltibas oluşturmak uğruna işletme adını " ......" şeklinde kullandığını, müvekkilinin işletme adının izinsiz olarak kullanıldığını, davalının kusurlu bir şekilde bu unvanı kullanarak müvekkili nezdinde manevi zarara neden olduğunu beyan ederek davalının haksız rekabete neden olan eylemleri nedeniyle haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i ile, HMK'nın 107. maddesine tabi olmak üzere müvekkilinin elde edeceği menfaatin karşılığı olarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hak düşüm itirazlarının bulunduğunu, işletme adına ilişkin koruyucu hükümlerin tescilli işletme adları hakkında uygulandığını, davacının iddia ettiği adın, işletme adı olarak tescilli olmadığını, davacı tarafından bu hususta bir delil de sunulmadığını, davacı ve davalı kullanımında olan ibarelerin bire bir aynı olmadığını, farklı illerde bulunmaları nedeniyle hitap ettikleri kesimlerin ve müşteri çevrelerinin farklı olduğunu, bu nedenle herhangi bir ihlal ya da haksız rekabetten bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin herhangi bir kimseyle veya işletme ile iltibas oluşturma amacıyla hareket etmediğini, müvekkilinin Konya ilinde restoran hizmetleri ile faaliyet gösteren, sektörde bilinen tanınan saygın bir kimse olduğunu, dava dışı üçüncü kişi ...... ile yaptığı 25.02.2025 tarihli Marka Lisans Sözleşmesi ile sözleşmede belirtilen markaların kullanım haklarını 25.02.2025 tarihinden itibaren 5 yıl süreyle kullanabileceğini, müvekkilinin marka lisans sözleşmesi ile kullanım haklarını elde ettiği markalar üzerinden isim kullanımı yaptığını, davacının atıf yaptığı ... tescil numaralı markanın kayıtlarının incelenmesinden, bu markanın " ......" ibaresini içeren bir şekil + kelime markası olduğunu, bu markanın davacı şirket yetkililerinden ...... adına tescil edildiğini, bu markanın başvuru aşamasında markaya itirazlar geldiğini, gelen itirazların kısmen kabul gördüğünü, markanın 43. sınıfta kısmen tescil almış olsa da " yiyecek içecek sağlanması hizmetleri" bakımından yani kafe-restoran hizmetleri bakımından tescilli olmadığının ve tescil alamadığının görüleceğini, davacının kullandığı " ......" ibaresi kafe-restoran hizmetleri bakımından davacının meşru bir kullanım zeminine sahip olmadığını, bu ibareyi " yiyecek içecek sağlanması hizmetleri" bakımından ne marka olarak ne işletme adı olarak ne de ticari amaçla başka bir şekilde kullamayacağını, bu tür kullanımların "......" ibaresini içeren diğer tescilli markaların tescil haklarını ihlal ettiğinin anlaşılacağını, gerek davacının kullandığı " ......" ibaresinin gerekse müvekkilinin kullanımında olan " ......" ibaresinin, lisans veren dava dışı üçüncü kişi şirketin adına tescilli "......" ibaresini içeren markaların kullanım sınırları içinde kaldığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince; "...Huzurdaki davanın, davacısının ... olduğu, marka sahibinin gerçek kişi ...... olduğu anlaşılmakla,
Hukukumuzdaki düzenlemeye göre, gerçek kişi, tüzel kişiler yönünden yasal düzenlemeler vardır.
Marka sahibi ile davacı şirket arasındaki dosyaya yansıyan bilgi ve belgelere göre şirket müdürü (müştereken yetkili) müdürler kurulu başkanıdır. Dosyadaki delillere göre Marka sahibi (......) ......'tır. Markanın haklarının, davacı şirkete devrine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge de yoktur.
Tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumuna göre davacı şirketin aktif husumetinin olmadığı anlaşıldığından Mahkememizce oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesiyle, davacının, davasının aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A....T göre hesaplanan 11.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamındaki taleplerinin ticari hayat içerisinde rekabetin düzenlenmesine ilişkin olduğunu, bu nedenle huzurdaki uyuşmazlığın marka tecavüzü şeklinde değerlendirilemeyeceğini, müvekkili şirketin de davalının da "......" markasını lisanslı olarak kullandığını, markanın lisanslı kullanımında marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceğini, uyuşmazlığın işletme adının haksız bir şekilde, iltibas oluşturacak biçimde kullanılmasından kaynaklandığını, bu durumun TTK hükümlerinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerince koruma altına alındığını, somut uyuşmazlığın çözümünde de bu hükümlerin uygulanması gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece vekalet ücreti yönünden kurulan hükmün isabetsiz olduğunu, zira davacının taleplerinin; haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, maddi tazminat ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğunun görüleceğini, AAÜT 10/4 maddesi hükmüne göre manevi tazminat yönünden ayrı, diğer talepler yönünden ayrı olmak üzere iki tane vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin 10.000 TL olması nedeniyle manevi tazminat için davalı lehine 10.000 TL vekalet ücretine, diğer talepler yönünden ise her ne kadar maddi tazminat talebi 1.000 TL olsa da bu taleple birlikte para ile ölçülemeyen diğer taleplerin de bulunması nedenle bu talepler yönünden de davalı lehine 45.000,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ancak mahkemece toplamda sadece 11.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının sadece vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını talep etmiştir.

Dava; haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Somut olayda, davacının 6102 sayılı TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerine göre talepte bulunduğu, markasal hakka dayalı bir talebinin bulunmadığı bu sebeple marka üzerinden değerlendirme yapılarak marka sahibinin davacı şirket olmadığı gerekçesiyle davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı, haksız rekabet hükümlerine göre deliller toplanıp değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.4 maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dosyasının taraflar arasındaki ihtilaf ile ilgili esasa ilişkin delillerin toplanması ve değerlendirilmesi sonucunda karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalının istinaf talebinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

1-Davacının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/12/2025 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,

4-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,

5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,

6-İstinaf başvurusunda bulunanlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/04/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.