İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "... devlet karayolunun 19+350 km'sinde Karasu Köprüsü üzerinde çift taraflı öümlü / yaralamalı tarfik kazası meydana gelmiştir. ... istikametinden ... istikametine seyir halinde olan ve ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetin, belirtilen km'ye geldiği esnada gerisinden aynı istikamette seyir halinde olan ve ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın sağ ön kısmı ile ... plakalı araca çarpması neticesinde yaralamalı ve ölümlü trafik kazası kaza meydana gelmiştir. Kaza sonucunda ... isimli şahıs vefat etmiş, ... plakalı araçta yolcu konumunda olan müvekkil de ağır şekilde yaralanmıştır. Kaza yerinde tutulan kaza tespit tutanağına göre ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'ın KTK'nun 84/D ve 52/1-B maddelerini ihlal etmesi; ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'nun ise KTK'nun 65/G maddesini ihlal etmesi sebebiyle işbu kazanın oluşumuna sebebiyet verdikleri tespit edilmiştir.
Soruşturma dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre ... plakalı araç sürücüsü ...'nun H sınıfı sürücü belgesinin olduğu ve işbu ehliyetin, kaza tarihinde kullandığı araç sıfatına uygun olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca ...'nun sol kolunun olmadığı ve bu sebeple sürücü belgesinin özel donanımlı araçları kullanmaya uygun olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenlerle geçerli bir ehliyeti bulunmadan kamyonet kullanan ve araçtaki yolcuların hayat güvenliğini tehlikeye atan ..., işbu kazanın meydana gelmesinde kusurludur. Yine bilirkişi raporuna göre ... plakalı aracın kazanın meydana geldiği saatte geçerli bir ZMMS poliçesinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
... plakalı araçta yolcu konumunda müvekkil, işbu kaza sebebiyle ağır şekilde yaralanmış ve ... Şehir Hastanesine kaldırılmıştır. Müvekkilin Bursa Şehir Hastanesinde 8 gün süren tedavisinin sonucunda bacağının dizden aşağısı kesilmiştir. Müvekkil, sol bacağının 1/3'ünü kaybetmesi sebebiyle kaza sonrasında protez kullanması gerekmektedir.
Müvekkil hakkında ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan, ... tarih ve ... sayılı rapora göre ;
a) Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Hükümleri ve eklerine göre değerlendirildiğinde;
Kişinin vücut engel oranının %43 ve sürekli olduğu olduğu,
B) Mağdurun tedavisine başlanılmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı (temizlik, banyo, tuvalet, yeme-içme, vb.) ihtiyaç süresinin 1 ay olduğu,
c) Kişinin iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, bu süre zarfında % 100 özürlü sayılması gerektiği, tespit edilmiştir.
Yukarıda da belirtildiği üzere, ... plakalı aracın, kaza tarihinde geçerli ZMMS poliçesi bulunmamaktadır. Bu sebeple işbu aracın müvekkile vermiş olduğu zarar sebebiyle ... Hesabı'nın sorumluluğu doğmaktadır. ... Hesabına tazminat taleplerimize ilişkin 05/12/2022 tarihinde hasar başvurusu yapılmıştır. Hasar başvurusuna istinaden 177246 sayılı hasar dosyası açılmış, ancak taleplerimiz cevapsız kalmıştır.
Kaza sonrası hastaneye kaldırılıp tedavi altına alınan müvekkil, bir süre komada kalmış ve sonrasında da uzunca süre tedavi görmek zorunda kalmıştır. İşbu tedavilerin sonucunda müvekkil bacağının 1/3'ünü kaybetmiş ve tedavi süresince de çalışamamıştır. Müvekkil, bacağını kaybetmesi sebebiyle kazadan sonraki yaşamında da uzunca bir süre çalışabilecek durumda değildir. Ayrıca müvekkil, işbu kaza sebebiyle kazanma gücünde de ciddi bir oranda kayıp yaşamıştır. Bu sebeple müvekkil ciddi geçim sıkıntıları yaşamaktadır. Müvekkil halen çalışamamakta ve geçimini sağlayamamaktadır. Hayatın olağan akışına göre düşünüldüğünde, işbu kazanın müvekkilin psikolojisi üzerinde bıraktığı hasar açıktır. Müvekkilin yaşamış olduğu maddi ve manevi her türlü acının, telafisi ve atlatılması oldukça güç olup bu acıya bir değer biçmek mümkün değildir. Ancak müvekkilin acısını bir nebze de olsa hafifletebilmek ve müvekkilin kazadan sonraki hayatını idame ettirebilmesi için talep ettiğimiz tazminatın müvekkile verilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Davalı taraf ile müvekkil arasında ... Arabuluculuk Bürosunun ...ve ... arabuluculuk numaralı dosyası ile arabuluculuk görüşmeleri sağlanmış olup son tutanak anlaşamama olarak düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık halen devam etmektedir. İşbu sebeple bu davayı açma zorunluluğumuz hasıl olmuştur.Davalı taraf, bugüne değin müvekkil tarafına maddi tazminat adı altında herhangi bir ödemedebulunmamıştır. İşbu sebeple bu maddi tazminat davasını açma zaruriyetimiz hasıl olmuştur.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu 334. maddesine göre, geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.
Dava konusu olayda, müvekkilin Suriye uyruklu olduğu, söz konusu ülke ile 09/04/2009 tarihinde imzalanan, ...tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması" mevcut olduğu, davanın niteliği ve erişim hakkı kapsamında müvekkilin adli yardımdan faydalanmak için gerekli şartları taşıdığı sabittir.
Müvekkiller yargılama harç ve giderlerini karşılayabilecek durumda değildir. Üzerine kayıtlı bir mal varlıkları bulunmamaktadır. Müvekkiller haklı davasında hak arama hürriyetinden yoksun bırakılmaması adına adliye yardım talebinde bulunma zorunluluğumuz hasıl olmuştur.
Yukarıda arz ettiğimiz sebepler doğrultusunda adli yardım talebimizin kabulü ile, müvekkilin dava ile ilgili harç ve masraflar bakımından adli yardımdan faydalanmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.
Yargılama masrafları ve Vekâlet ücretinin Davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini," talep ve dava etmiştir.
Davalı ...Sigorta Anonim Şirketi vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " Davacı yan, 27.09.2022 günü sigortalı ..., adına kayıtlı ve ...sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın sebebiyet verdiği trafik kazası neticesinde müvekkillerinin maddi zarara uğradıklarını beyan etmiştir. Davacı tarafça, meydana gelen bu kaza sebebiyle müvekkil sigorta şirketinin de sorumluluğunun doğduğu iddiasıyla müvekkil sigorta şirketine dava açılmış bulunup, dava dilekçesi tarafımıza tebliğ edilmiştir. İşbu davanın usule ve esasa aykırı olması nedeniyle müvekkil sigorta şirketi yönünden davanın reddini talep ederiz. Şöyle ki; ... adına kayıtlı ...plakalı araç ... poliçe nolu ZMM ile sigortalanmıştır.Müvekkil sigorta şirketi ile ... arasında ... plakalı araç için poliçe ilişkisi mevcuttur. Poliçenin devreye girebilmesi için araç üzerindeki sorumluluğun ...'ın hakimiyetinde olması gereklidir. Uzun süreli kiralamalarda, ödünç sözleşmelerinde aracın işleteni artık ''Ödünç Alan ve Kiralayan'' sıfatına sahip kişidedir.
Uzun süreli araç kiralamada kiracının “işleten” olarak sorumluluğu 2918 sayılı KTK'nun 3.maddesindeki tanıma göre: “İşleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği veya araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.
Nitekim araç sürücüsü ...’ın 28/09/2022 tarihli savcılık ifadesinde de açıkça ikrar ettiği üzere; aracın son 1 yıldır müvekkil tarafından kendisine kendi ticari işlerinde (sebze-meyve ticareti) kullanılması amacıyla uzun süreli ariyet (ödünç) sözleşmesi kapsamında bırakıldığı, aracın fiili hakimiyetinin, ekonomik riskinin ve kullanım yararının tamamen sürücüde olduğu, dolayısıyla müvekkilin araç üzerindeki işletenlik vasfının kaza tarihinden çok önce sona erdiği sabittir. Aracı “uzun sureli ariyet olarak veren” araç maliki zarardan sorumlu tutulamaz. 2918 sayılı KTK’nun “araç sahibi” ve “işleten” tanımları ayrı ayrı yapılmıştır.. Araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tesçil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişidir.
İşleten, yukardaki tanımı yinelersek, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği veya araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” Araç sahibi kimi durumlarda “işleten” olmayabilir ve eğer “işleten” konumunda değilse, trafik kazalarından ve motorlu aracın yolaçtığı zararlardan sorumlu tutulamaz .
...'ın işleten sıfatında olmadığı için müvekkil sigorta şirketinin de işbu kazadan meydana gelen zararlardan ve tazminat taleplerinden herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu yüzden de davanın husumet yönünden reddi gerekmektedir.
Huzurdaki dava incelendiğinde, davacı tarafın aynı maddi vakıalara ve aynı hukuki sebeplere dayanarak müvekkil şirket aleyhine daha evvel açmış olduğu ve hali hazırda derdest olan bir davanın bulunduğu açıkça görülmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-ı maddesi uyarınca, "aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması" bir olumlu dava şartı olarak hükme bağlanmıştır. Derdestlik, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak ve aynı talep sonucu ile açılan bir davanın, ikinci kez açılmasını engelleyen ve yargılamanın mükerrerliğini önlemeyi amaçlayan bir usul hukuku kurumudur.
Davacı ...’ın trafik kazasında yaralanması iddiasına dayalı olarak huzurdaki davada talep edilen; Sürekli Sakatlık Tazminat Bedeli için 500,00 TL, Geçici Maluliyete İlişkin Tazminat Bedeli için 500,00 TL, Geçici Bakıcı Giderleri için 500,00 TL, Yaşam Süresi Boyunca Kullanacağı Protezin Bedel, Bakım ve Değiştirme Gideri İçin 1.000,00 TL ile Yaşam Boyu Bakıcı Gideri İçin 500,00 TL olmak üzere toplam 3.000,00 TL’lik maddi tazminat istemlerinin tamamı, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyasında da birebir aynı miktarlar ve iddialar ile yargılama konusu edilmiştir. Dolayısıyla her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve talep sonuçlarının özdeş olduğu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortadadır.Dava şartları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmesi gereken bir zorunluluk teşkil etmektedir. Aynı alacak kalemlerine yönelik iki ayrı davanın eş zamanlı olarak yürütülmesi, hukuk güvenliği ilkesine ve usul ekonomisine aykırılık teşkil edeceği gibi, çelişkili kararların verilmesine ve mükerrer tahsilat riskine sebebiyet verebilecek mahiyettedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları da aynı somut olaya dayalı olarak aynı kalemler üzerinden ikinci bir davanın açılmasını derdestlik nedeniyle reddini zorunlu kılmaktadır.
Açıklanan bu nedenlerle, davacı tarafça aynı alacak kalemlerine yönelik olarak daha önce açılan ve yargılaması halen devam eden derdest bir davanın varlığı karşısında, huzurdaki davanın HMK 114/1-ı ve HMK 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi hukuki bir zorunluluk haline gelmiştir. Mahkemenizce ilgili derdest dosyanın celp edilerek incelenmesi neticesinde, taleplerin birebir aynı olduğu ve derdestlik itirazımızın haklılığı sübut bulacaktır.
Davacı 14.10.2025 tarihinde müvekkil sigorta şirketine başvuru yapmış olduğunu belirtmişse de başvurusunda eksik evrak bulunması nedeniyle başvurusu geçerli bir başvuru kabul edilmemiştir. Davacı taraf vekilinin yaptığı başvuruda kaza tespit tutanağı bulunmamakta olup usulüne uygun düzenlenmiş bir sağlık raporu da bulunmamaktadır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartları’nda da belirtildiği üzere; “Sigortacı, tazminat yükümlülüğünü ancak gerekli belgeler eksiksiz ibraz edildikten sonra ve zarar miktarı belirlenebilir hale geldiğinde yerine getirir. Gerekli belgelerin eksikliği halinde, sigortacının temerrüdünden söz edilemez.” Müvekkil sigorta şirketinin usulününe uygun yapılmayan bu başvuruya cevap verme zorunluluğu bulunmamaktadır ve usulüne uygun yapılmayan başvuru ile ön koşul yerine getirilmiş kabul edilemez. Bu sebeple huzurdaki davanın USULDEN REDDİNE karar verilmesi gereklidir.
Davacının açmış olduğu işbu tazminat davasına ilişkin olarak iki ayrı arabuluculuk görüşmesi yapılmış olup, her iki görüşme sonucunda da anlaşma sağlanamamıştır. Ancak önemle vurgulamak gerekir ki, arabuluculuk görüşmelerinde müzakere konusu edilmeyen zarar kalemleri bakımından zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiğinden söz edilemez. Bu itibarla, arabuluculuk sürecinde ele alınmayan zarar kalemleri yönünden dava açılması hukuken mümkün değildir.
Nitekim davacı taraf ile müvekkil sigorta şirketi arasında ... Arabuluculuk Bürosu’nun ...dosya numarası ve...arabuluculuk numarası ile yürütülen arabuluculuk sürecinde, davacı tarafından yalnızca protez bedeli ile kalıcı dönem bakıcı giderleri talep edilmiş; bu kalemler bakımından taraflar arasında anlaşma sağlanamamıştır. Buna karşılık, davacının dava dilekçesinde talep etmiş olduğu sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderleri arabuluculuk görüşmelerinde hiç müzakere edilmemiştir. Dolayısıyla anılan talepler yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden dava açılmıştır.Davacının ikame etmiş olduğu işbu dava, konusu itibarıyla tazminat alacağına ilişkin olup ticari dava niteliğindedir. Buna rağmen, Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenen zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmaksızın, arabuluculuğu yapılmayan anılan talep kalemleri yönünden dava açılmış olması açıkça hukuka aykırıdır.
HMK’nın 114/2 maddesinde yer alan “Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.” hükmü uyarınca, zorunlu arabuluculuk dava şartı niteliğinde olup, HMK’nın 115. maddesi gereğince bu dava şartının yerine getirilmemesi hâlinde davanın esasına girilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, arabuluculuk sürecine konu edilmeyen sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderleri talepleri bakımından, davanın esasına girilmeksizin kısmi olarak usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir.
27.12.2022 Tarihinde Yapılan İbraname ve Ödemenin Gerçek Zararı Karşıladığı ve Ödenen Tutar İle Muhtemel Zarar Arasında Fahiş Bir Fark Bulunmaması Sebebiyle Geçerliliğini Koruyan İbraname Uyarınca Haksız Davanın Reddi Gerekmektedir.
Müvekkil Sigorta Şirketi tarafından 27.12.2022 tarihinde yapılan ödemede davanın açıldığı tarihteki subjektif iddiaların aksine, ödeme tarihindeki somut veriler ve yasal parametreler ışığında zararı tam ve eksiksiz bir biçimde karşılamıştır. Söz konusu tazminat miktarı, o tarihteki somut maaş düzeyi, davacının maluliyet oranı ve güncel yaşam tabloları esas alınarak, uzman aktüerlerin teknik hesaplamaları neticesinde belirlenmiştir. Dolayısıyla, müvekkil şirketin üzerine düşen tazminat ödeme yükümlülüğünü, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi ve yasal mevzuata uygun olarak "tam ifa" ile yerine getirdiği sabittir.
Müvekkil şirket ile davacı taraf arasında imzalanan ibraname incelendiğinde, davacının iradesinin hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde açık olduğu görülmektedir. Davacı, imzaladığı belgede "Ben aşağıda imzası bulunan ... yukarıda detayı yazılı poliçe ile sigortalı ...plakalı aracın 27.09.2022 tarihinde ika etmiş olduğu kaza dolayısıyla ...A.Ş'den maluliyetime istinaden hesaplanan 564.270,29 TL ve 120 gün Geçici İş göremezlik durumum ile ilgili hesaplanan 13.200,84 TL, 30 gün geçici bakıcı durumum ile ilgili hesaplanan 3.300,21 TL tazminat bedelini nakden ve tamamen aldığımı ikrar eder, mezkur tazminat bedelini almış olmakla, ilgili ... sayılı poliçeden dolayı bu poliçede yazılı şahıs başına azami mes'uliyet miktarına kadar ... A.Ş'ni mutlak ve ... sayılı poliçeyle sigortalı vasıta sahip ve şoförünü ise manevi tazminat dışında kalan kısmı için ibra ettiğimi ayrıca ileride kusur ve/veya maluliyet oranları sigortacı lehine değişirse avans faizi ile birlikte geri isteyeceğini beyan ve kabul ederim" beyanında bulunmuştur. Bu ifadeyle davacı, hem tazminat miktarını hem de bu bedelin kendisine eksiksiz ödendiğini kabul etmiştir. Yapılan bu ödeme ile müvekkil şirketin poliçeden kaynaklanan asli borcu ifa edilmiş ve maddi tazminat yönünden sorumluluğu son bulmuştur.İbranamenin devamında davacı, "mezkur tazminat bedelini almış olmakla, ilgili ... sayılı poliçeden dolayı bu poliçede yazılı şahıs başına azami mes'uliyet miktarına kadar ... A.Ş'ni mutlak ve ... sayılı poliçeyle sigortalı vasıta sahip ve şoförünü ise manevi tazminat dışında kalan kısım için ibra ettiğimi" açıkça beyan etmiştir. Buradaki "mutlak ibra" ifadesi, davacının müvekkil şirketi poliçe limitleri dahilinde tamamen serbest bıraktığını ve maddi tazminat talepleri yönünden müvekkil şirketin herhangi bir bakiye sorumluluğunun kalmadığını hukuki olarak tescil etmektedir. Sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe teminatları ile sınırlı olup, davacı tarafından verilen bu ibra ile borç ilişkisi kesin olarak sona ermiştir.
Ayrıca davacı, aldığı tazminatın doğruluğunu ve hesaplamanın kesinliğini o denli kabul etmiştir ki; "ileride kusur ve/veya maluliyet oranları sigortacı lehine değişirse avans faizi ile birlikte geri isteneceğini beyan ve kabul ederim" taahhüdünde bulunmuştur. Davacının, olası bir fazla ödeme durumunda iadeyi dahi kabul ettiği bir mutabakat zemininde, sonradan huzurdaki bu davayı ikame etmesi iyi niyet kurallarıyla bağdaşmamaktadır. İmzalanan bu geçerli ibraname ve yapılan ödeme neticesinde, müvekkil ... A.Ş.’nin poliçeden kaynaklanan tüm hukuki ve maddi sorumluluğu ortadan kalkmıştır.
İşbu meydana gelen trafik kazası sonucu müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve bu kanuna dayanılarak hazırlanmış olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’na göre belirlenecektir.
... adına kayıtlı ... plakalı araç ... poliçe nolu ZMM ile sigortalanmıştır. Müvekkilin sorumluluğu, sigortalısının veya aracı işleten kişinin kusuru ve poliçe teminat limitleri ile sınırlıdır.
... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç 11.11.2021 - 11.11.2022 tarihleri arasında ... poliçe numarası ile ZMM sigorta poliçesi ile sigortalanmıştır.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Genel Şartları’nın A/3 maddesi uyarınca sigorta şirketleri, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. Bu bakımdan müvekkil sigorta şirketi, poliçede teminat altına alınan limit kadar maddi tazminattan sorumludur.
Poliçe teminat limitleri kaza tarihi 27.09.2022 tarihinde geçerli olan teminat limiti, 1.000.000,00 TL Sakatlanma/Ölüm, 1.000.000,00 TL tedavi gideri limiti ve sigortalı aracın kusur oranı ile sınırlıdır.Her ne kadar kaza tespit tutanağında, müvekkil sürücü ...’ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/1-a maddesindeki“Sürücüler; Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, zorundadırlar.” kuralını ve 84/D maddesindeki arkadan çarpma hükümlerini ihlal ettiği belirtilerek kusurlu olduğu iddia edilmişse de, bu tespit oluşa, dosya münderecatına ve hukuka aykırıdır.
Zira ceza ve tazminat hukukunda kusurdan söz edilebilmesi için, failin neticeyi öngörme ve önleme imkânının bulunması şarttır. Somut olayda ise müvekkilin, görüş mesafesinin kısıtlı olduğu bir ortamda, gerekli güvenlik tedbirlerini almadan yol üzerinde duraklayan aracı önceden fark etmesi ve kazayı engellemesi fiilen imkânsızdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, öndeki aracın karayolunda gerekli işaretlemeleri yapmadan ve trafiği tehlikeye düşürecek şekilde durması halinde, arkadan çarpan sürücüye kusur atfedilemeyeceği, illiyet bağının öndeki sürücünün ağır kusuru ile kesildiği kabul edilmektedir.
Müvekkil sürücü, kaza anında hızını yolun fiziki durumu ile hava şartlarına uygun şekilde ayarlamış, dikkatli ve müteyakkız bir şekilde seyrini sürdürmüştür. Ancak kazanın gerçekleştiği mahal, köprü üstü olması, eğimli yapısı ve tehlikeli viraj barındırması nedeniyle görüş açısının son derece kısıtlı olduğu bir noktadır. Davacı ve tanık beyanlarıyla da sabit olduğu üzere; ... plakalı araç, gece vakti, hiçbir ışıklandırması (stop lambaları, dörtlü ikazları) yanmaksızın ve herhangi bir uyarıcı işaret (reflektör, duba vb.) konulmaksızın yolun sağ şeridinde duraklamıştır. Karanlıkta, viraj çıkışında aniden beliren ve adeta bir "kaza tuzağı" niteliğinde olan bu aracı müvekkilin fark etmesiyle çarpması bir olmuştur. Dolayısıyla burada müvekkilin takip mesafesini ihlalinden değil, karşı tarafın yol güvenliğini hiçe sayarak oluşturduğu kaçınılmaz bir engelden söz edilmelidir.
Davacı ...'ın yolcu olarak taşındığı ... plakalı araç sürücüsü ..., 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili yönetmelikler uyarınca, arıza veya kaza durumunda diğer sürücüleri uyarmak adına aracın arkasına reflektörlü uyarı üçgeni veya ışıklı cihaz koyma zorunluluğunu yerine getirmemiştir. Kazanın gece vakti ve tehlikeli bir virajda gerçekleştiği gözetildiğinde, bu pasif güvenlik önlemlerinin alınmamış olması basit bir ihmal değil, kazanın meydana gelmesindeki asli ve belirleyici faktördür. Eğer gerekli işaretlemeler yapılmış olsaydı, müvekkil tehlikeyi önceden fark edip tedbir alabilecek ve bu kaza yaşanmayacaktı. Bu nedenle, kazanın oluşumunda illiyet bağı, ... plakalı araç sürücüsünün bu ağır ihmali ile kurulmaktadır.
Kaldı ki dosya kapsamındaki inceleme evraklarından, ... plakalı aracın yaklaşık 9 yıldır fenni muayenesinin yapılmadığı, zorunlu mali mesuliyet sigortasının bulunmadığı ve sürücü ...’nun kaza anında aracı sevk ve idareye yetecek sürücü belgesine sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Aracın 9 yıldır muayenesiz olması, teknik donanımlarının, özellikle de gece sürüş güvenliği için hayati önem taşıyan arka stop lambaları ve sinyalizasyon sisteminin çalışır durumda olmadığının en açık göstergesidir. Nitekim araç muayenesi zamanında yapılmış olsaydı, aracın ışık donanımı çalışır vaziyette olacak, araçta zorunlu teçhizat olan reflektör bulundurulacak ve kaza engellenebilecekti. Hurda vasfındaki bir aracı bu denli teknik eksiklikle trafiğe çıkaran sürücü, kazanın oluşumuna bizzat sebebiyet vermiştir.
Ayrıca ... plakalı araç sürücüsü ..., sadece yük taşınmasına izin verilen kamyonet kasasında 5 yolcu taşıyarak hem yolcuların can güvenliğini tehlikeye atmış hem de dikkat ve özen yükümlülüğüne açıkça aykırı davranmıştır. Ehliyetsiz olması, aracın muayenesizliği ve kurallara aykırı yolcu taşıması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; karşı tarafın trafik kurallarını ve güvenliğini tamamen hiçe sayan bir tutum sergilediği ortadadır.
Tüm bu hususlar ışığında, kazanın meydana gelmesinde müvekkil sürücü ...’ın herhangi bir kusurunun bulunmadığı; kazanın tümüyle ... plakalı araç sürücüsünün teknik yetersizlikleri, ehliyetsizliği ve gerekli işaretlemeleri yapmadan yolda duraklaması şeklindeki ağır kusurlu eylemlerinden kaynaklandığı, dolayısıyla tam ve asli kusurun ...’na ait olduğu sonucuna varılmalıdır.
Tüm bu nedenlerle öncelikle araç sürücülerinin kusur oranının tam olarak belirlenmesi gerekir. Bu nedenle Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu ilgili dairesinden kusur raporu alınmasını talep ederiz.Dava konusu olayda, davacı ...’ın, ... plakalı kamyonetin yolcu taşımaya tahsis edilmemiş, korunaklı olmayan kasa kısmında yolculuk yaptığı dosya kapsamı ile sabittir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi zarar görenin zararı doğuran fiile razı olması veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olması durumunda hâkimin tazminatı indirebileceğini veya tamamen kaldırabileceğini hükme bağlamıştır. Somut olayda davacı, hiçbir can güvenliği önlemi bulunmayan, emniyet kemeri veya koruyucu bir tertibatın olmadığı kamyonet kasasına binerek, oluşabilecek tehlikeleri ve zararı en baştan kabullenmiş ve kendi eylemiyle zararın artmasına sebebiyet vermiştir.
Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili yönetmelikler uyarınca, yük taşımak için imal edilmiş kamyonetlerin kasa kısımlarında yolcu taşınması, ancak belirli şartların (kapakların kapalı olması, kasanın üzerinin örtülü olması, yolcuların oturabileceği sabit yerler yapılması gibi) sağlanması halinde istisnai olarak mümkündür. Ancak dava konusu araçta bu şartların hiçbiri sağlanmamış, davacı tamamen korumasız bir şekilde, fenni muayenesi dahi olmayan bir aracın kasasında seyahat etmiştir. Ortalama bir hayat tecrübesine sahip her birey, bir kamyonetin kasasında seyahat etmenin, olası bir kaza, ani fren veya manevra anında araçtan savrulma veya kasaya çarpma riskini doğuracağını bilir. Davacı, bu açık ve hayati riski bilmesine rağmen araca bu şekilde binmekle "zarara razı olma" ve "kendi kusuruyla zarara katkıda bulunma" iradesini ortaya koymuştur.
Bu çerçevede; davacının kendi can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde, trafik kurallarına aykırı olarak ve gerekli güvenlik tedbirleri alınmamış kamyonet kasasında yolculuk yapmayı kabul etmesi, açık bir müterafik kusur teşkil etmektedir. Zararın doğmasında ve artmasında davacının bu özensiz ve riskli davranışı etkili olduğundan, 6098 sayılı TBK’nın 52. maddesi gereğince hesaplanacak tazminattan mutlak surette ve önemli oranda müterafik kusur indirimi yapılması gerekmektedir. Aksi takdirde, kendi kusuruyla zararın artmasına sebep olan tarafın, bu kusurundan menfaat elde etmesi gibi hukuka aykırı bir sonuç doğacaktır. Davacının zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek en az %20 oranında ‘’müterafik kusur’’ indirimi yapılması gereklidir.
Davaya esas alınan 24/11/2022 tarihli ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Adli Tıp Kurul Raporu Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği’ne uygun düzenlenmediğinden huzurdaki davanın usulden reddi talep olunur.
Davacı taraflar geçici iş göremezlik tazminatı talep etmiştir. Ancak Davacı taraflar SGK dökümlerini mahkemeye sunmamıştır. Müvekkil şirkete olan başvurusunda da SGK evraklarını ibraz etmemiştir. Bu nedenle de gerçekte ne kadar süre çalışmadığı tespit edilememiştir. Asla kabul anlamına gelmemek üzere işbu zarar kaleminin kesin bir şekilde tespit edilebilmesi için kaza tarihinden sonrasına ait olan SGK kayıtlarınında mahkeme dosyasına alınması gerekmektedir.
Dava dilekçesinde istenen maddi tazminat miktarı, henüz kesinleşmemiş kusur ve kesinleşmemiş geçici iş göremezlik günlerin, kesinleşmemiş maluliyete göre belirlenmiş olup, bu haliyle tarafımızca kabulü mümkün değildir. Bu nedenle talep edilen ve şimdilik iki davacı için toplam 3.000,00 TL olarak talep edilen Geçici İş Göremezlik Tazminatı, Sürekli İş Göremezlik Tazminatı, tedavi ve bakıcı gideri talebinin kabulü mümkün değildir. Davacının geçici iş göremezlik talepleri bakımından; 6111 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ve Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası” kanunu ve Diğer bazı Kanun ve Kanun Hükmünde kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 58,59, Geçici 1. ve Geçici 2. maddeleri ile trafik sigortaları kapsamında talep edilmekte olan tedavi giderlerinin tasfiye usulü değiştirilmiş bulunmaktadır. Değişiklikle birlikte, bahse konu alandaki yükümlülükler Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yerine getirilecektir. Öncelikle Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümleri gereğince, davanın husumet yokluğu, derdestlik itirazı ve ibraname gereğince REDDİNE karar verilmesini;
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümleri gereğince dava şartı eksikliği sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesini;
Davacının haksız, dayanaksız ve fahiş olan tazminat talebinin, ileri sürdüğümüz zamanaşımı ve esas savunmalarımız dikkate alınarak REDDİNE karar verilmesini;
Davacının ağır kendi kusuru gereğince yüksek oranda hakkaniyet indirimi yapılmasına, Tedavi ve geçici/sürekli iş göremezlik zararları yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) sorumluluğu gözetilerek, bu kalemlere ilişkin taleplerin reddine veya sigorta şirketimizin sorumluluğundan düşülmesine,
Kusur raporu alınması, müterafik kusur değerlendirmesi yapılması ile davanın usulden ve esastan reddine,
Yargılama giderleri ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanacak vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine,
karar verilmesini" talep etmiştir.
Davalı ... Hesabı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dilekçesinde özetle:"Davacı, kaza esnasında ... plakalı araçta yolcu konumunda olan ...' ın 27.09.2022 tarihinde ... plakalı araç ile meydana gelen kaza sonucu yaralanmasına sebep olunduğu iddia ederek sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderinin tazminini talep etmektedir. ... Hesabı, Karayolları Trafik Kanunu gereği yaptırılması zorunlu olduğu halde, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) yaptırılmamış motorlu araçların işletilmesi sırasında veya kazaya sebep olan aracın tespit edilememesi durumunda, bir kimsenin ölümüne veya sakat kalmasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı meydana gelen bedeni zararları, sigorta mevzuatı çerçevesinde, araç sürücüsünün kusuru nispetinde ve kaza anında geçerli limitler dâhilinde karşılamaktadır. İlgi talebinizle ilgili ... plakalı araç sürücüsü ...’ın, (84/d) arkadan çarpma ve (521-a) kusurunu işlediğinden kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, ... plakalı aracın ise kazaya etken kusurunun olmadığı görülmüştür. Davacının talebinin değerlendirilebilmesi için Ceza Mahkemesince yaptırılan bilirkişi raporu ve Ceza Mahkemesi kararının tarafımıza gönderilmesi gerekmektedir.
Huzurda görülen davada ; aynı kazadan kaynaklı sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri, sürekli bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminini talep etmektedir.
önemle belirtmek gerekirse davacı ... 3.asliye ticaret mahkemesi ...esas ve ... 3.asliye ticaret mahkemesi ...esas sayılı dosyalarda mükerrer talepte (sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri, sürekli bakıcı gideri ve tedavi gideri) bulunmuştur.
mükerrer talepleri içeren davanın usulden reddi gerekmektedir.
kaldı ki davacının dava dilekçeleri ve talepleri birebir aynıdır işbu dosyaların birleştirilmesi zaruridir.
derdestlik itirazımız vardır.
hali hazırda devam eden yargılaması söz konusu olup bu sebeple derdestlik itirazımız vardır.
hmk dava şartları başlıklı 114.maddenin ı bendinde ; “aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması dava şartı olarak belirtilmiştir.”
davacı ..., suriye vatandaşı olduğundan açmış olduğu dava için teminat yatırması gerekmektedir.
teminatın yatırılmaması halinde oluşacak usuli eksiklik sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmelidir.
Yabancı gerçek ve tüzel kişilere, Türkiye’de dava açmak istemeleri halinde teminat yatırma zorunluluğu getirilmiştir. Bu yükümlülük ile yabancı kişilerin yargılama giderleri ve sair diğer giderlerle davayı yönelttikleri kişiler aleyhinde zarar oluşturmamaları açısından teminat yatırmaları öngörülmüştür. huzurdaki dava ile aynı taleplerle istanbul 16. asliye ticaret mahkemesi ... ile birleşen ... esas sayılı dosyasında verilen hüküm kesinleşmiş olup huzurdaki davanın da reddi gerekmektedir.
... 16. asliye ticaret mahkemesi ...e.sayılı dosyası ile birleşen ...esas sayılı dosyasında vermiş olduğu 25/10/2024 tarihli kararla "Davacının Suriye uyruklu olması ve Türk vatandaşı olmaması nedeniyle; MÖHUK 48 uyarınca kural olarak teminat gösterme zorunluluğu bulunduğu ancak 2 li veya çok taraflı anlaşmalar ile ülkelerin karşılıklı olarak teminattan muafiyet hususunda anlaşma yapmalarının mümkün olduğu, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nün ülkemiz ile Suriye arasında teminattan muafiyeti öngören ikili veya çok taraflı adli iş birliği anlaşması bulunmadığına yönelik farklı dosyalardaki cevabi yazısı ve İstanbul BAM 9. H.D nin ... esas ve ...karar sayılı ilamında''.. Türkiye ve Suriye arasından usulüne uygun olarak yürürlüğe girmiş bir adli yardım anlaşması bulunmaması, davacının T.C. vatandaşı olmaması nedeniyle teminat yatırması gerekmesine ve verilen kesin süreye rağmen belirlenen teminatın kesin süre içerisinde yatırmamış olmasına göre İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile istemin usulden reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. '' şeklindeki emsal kararı uyarınca davacının Türk Vatandaşı olmadığı ve teminattan muaf olmasını gerektirir bir yasal düzenleme bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekiline asıl ve birleşen dosya kapsamında takdiren toplam 10.000 TL teminatı yatırmak üzere 02.07.2024 tarihli hazır bulunduğu celsede 1 aylık kesin süre verildiği, aksi halde HMK'nın 114/1-ğ ve 115/2. maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verileceğinin ihtar edildiği, buna rağmen davacı vekilince mahkememizce verilen kesin sürede ve karar yazım aşamasında dahi teminatın yatırılmadığı anlaşılmakla davanın HMK'nın 114/1-ğ ve 115/2. Maddeleri uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile davayı reddetmiş; karar 19.12.2024 tarihinde kesinleşmiştir.
müvekkil kuruma başvuru yapılırken yetkili sağlık kurum ve kuruluşları tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporu sunulmadığından usule uygun bir başvurudan bahsedilemeyecektir.
Davacı, trafik kazası sebebi ile sürekli bakıcı ihtiyacı olduğunu iddia etmekte olup bu iddiasını ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 24.11.2022 tarihli Adli Kurul Raporuna dayandırmıştır.
Kabul anlamına gelmemekle birlikte; kazanın gerçekleştiği iddia edilen 2021 yılı için “Sakatlanma ve Ölüm” teminat limiti kişi başına 430.000,00 TL’ dir. Bu tutarı aşan miktarlar itibari ile sigorta şirketlerinin sorumluluğu bulunmadığı gibi; müvekkil ... Hesabının da sorumluluğu olmayacaktır. müvekkil kurum geçici iş görememezlik tazminatından sorumlu değildir. 5684 sayılı yasanın 14. maddesi ve ... hesabı yönetmeliği gereği ... hesabı bedensel zararlardan sorumludur. geçici iş göremezlik tazminatı dolaylı zarar kavramı içerisinde değerlendirilmekte olup gelir kaybına ilişkin müvekkil kurumun herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. genel şartların a.2. maddesinin (d) bendinde tanımlanan zarar kavramı içerisinde geçici iş göremezlik tazminatı düzenlenmemiştir.
usule uygun bir başvuru bulunmadığından müvekkil kurum temerrüde düşürülmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiştir.
Sağlık kurulu raporunun müvekkil kuruma başvuru esnasında sunulmamış olması halinde, KTK m. 99 kapsamında zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgelerle yapılmış bir başvurudan söz edilemeyeceğinden muacceliyet/temerrüt gerçekleşmemiştir. Bu durumda müvekkil kurumun temerrüdünden, dolayısıyla faiz yükümlülüğünden bahsedilemez.
Faiz talebinin kabulü anlamında gelmemek kaydıyla ; davacı kaza tarihinden itibaren faiz talep etmiş olsa da müvekkil kurum ancak başvuru dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren 8 iş günü sonrası veya davacı taraftan yeni talep edilen eksik nitelikteki belgeler varsa bu belgelerin müvekkil kuruma tebliğinden itibaren 8 işgünü sonrasından işleyecek yasal faizden sorumlu tutulabilecektir.
Bu nedenle başvuru tarihi itibariyle müvekkil kurumun temerrüdünden bahsedilemeyeceğinden bu tarihten itibaren faiz talep edilmesi temerrüt hükümlerine ve Genel Şartlara aykırılık teşkil etmektedir.
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5.C maddesinde Sürekli Sakatlık Teminatı: Üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride ekonomik olarak uğrayacağı maddi zararları karşılamak üzere, bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek teminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisinin tamamlanması sonrasında yetkili bir hastaneden alınacak özürlü sağlık kurulu raporu ile sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan sürekli ve geçici iş göremezlik tazminat talepleri ile, geçici bakıcı giderlerinden, bu teminat limitleri ile sınırlı olmak koşulu ile sigortacının sorumluluğu devam edecektir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5.b maddesinde" Sağlık Giderleri Teminatı: Üçüncü kişinin trafik kazası dolayısıyla bedenen eski haline dönmesini teminen protez organ bedelleri de dahil olmak üzere yapılan tüm tedavi giderlerini içeren teminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır.
Meydana gelen trafik kazası neticesinde karşı tarafa Sosyal Güvenlik Kuruluşları tarafından gelir bağlanmış veya ödeme yapılmış ise, bu miktar ilgili kuruluştan sorulmak suretiyle tespit edilmeli ve talep edilen tazminattan bu miktar tenzil edilmelidir.
Aksi halde, davacı aynı zararı hem Sosyal Güvenlik Kurumundan gelir olarak hem de ... Hesabı’ndan tazminat olarak almış olur ki bu da haksız kazanç sağlanmasına yol açar. Ayrıca, Sosyal Güvenlik Kurumları başvurana yaptığı ödemeler nedeniyle ... Hesabı’na rücu etmekte ve ... Hesabı’da mükerrer ödeme yapmak zorunda kalmaktadır.
Bu nedenle, ilgili Sosyal Güvenlik Kuruluşuna yazı yazılarak hak sahiplerine ödenen miktarın tespitinden sonra bilirkişi incelemesi yapılmasına ve buna göre tazminat miktarının tespitine karar verilmesini arz ederiz.
Hesap yöntemi, kullanılacak hesap tablosu ve iskonto oranının doğru belirlenmesi tazminatın belirlenmesinde adaletin sağlanması ve sebepsiz zenginleşmeye yol açılmaması açısından önemlidir. Hesap yöntemi ve uygulanacak iskonto önemli bir aktüeryal unsurdur.
Türk Ticaret Kanunu’nun 1459’uncu maddesi “sigortacı, sigortalının uğradığı zararı tazmin eder” hükmünü amir olup işbu hüküm gereği rizikonun meydana gelmesi ile yapılan ihbar sonrası hesaplama yapılarak tazminat irat ödemesi yerine sermaye şeklinde ödenmektedir. Bu şekilde Davacı/Başvuru Sahibi ancak seneler sonra elde edebileceği bir parayı, ödeme anı ile toplu olarak elde etmiş olacaktır. Dolayısıyla, alacaklının tazminatı peşin ve erken almasından kaynaklanan faydaları sebepsiz zenginleşmeye neden olacağı için tazminat miktarından indirilmelidir. Şöyle ki Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin “Bilirkişi raporu olay tarihi ile hüküm verilmesi muhtemel tarih arasındaki net ücreti, esas alarak ve bu dönem için herhangi bir peşin ödeme olmadığından iskonto yapılmadan; bu tarihler sonrası için ise net gerçek ücrete %5 artırım yaparak ve iskontolu değere göre tazminat miktarını belirlemelidir” hükmü ile peşin ödeme yapılan dönem için iskonto uygulanarak peşin ödeme yapılmayan dönem için iskonto uygulanmadan hesaplama yapılması açık bir şekilde belirtilmiştir.
Müvekkilim Kurum, tacir niteliği taşımadığı gibi ticari işletme de değildir. Ayrıca dava konusu araç ticari bir araç olmadığı gibi Zarar da ticari bir işten değil haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Ayrıca; Müvekkilim Kurum, 3095 sayılı yasanın 1.maddesi uyarınca ancak yasal faizden sorumlu tutulabilir.
Müvekkilim Kurum; Kamu Kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. bir ticari işletme olmayıp Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigortası yaptırmayan şahısların 3.Şahıslara vermiş olduğu zararları karşılamak amacıyla kurulmuş Kamusal Hizmet veren bir fon olduğu için, ... Hesabı aleyhine yürütülmesi gereken faiz Yasal Faiz olmalıdır. Davanın usulden reddine,
Davanın esastan reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep etmiştir.
Dava, Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat davasıdır.
... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, iş bu davanın davacısı tarafından davalılar adına tazminat talebiyle dava açılmış olduğu, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının iş bu davanın açıldığı tarihte derdest olduğu anlaşılmıştır.
Dava şartlarını düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 114/1. maddesinin (1) bendinde "aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması" şeklinde ifade edilen derdestlik, dava şartlarındandır. Açılmış olan bir davanın görülebilmesi için bulunması ya da bulunmaması gereken dava şartlarından biri olan derdestlikten söz edilebilmesi için, daha önce açılmış olan davanın tarafları ile konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerekmektedir. Dava şartı olan derdestlik nedeni ile davanın reddi için iki davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı itibariyle; iş bu davada davacı tarafça davalılar aleyhine tazminat talebiyle dava açılmışsa da, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılmış olan tazminat davasının iş bu davanın açıldığı tarih itibariyle görülmekte (derdest) olduğu, her iki davanın davacısının ve davalıların aynı olduğu, her iki davada aynı hukuki müesseselere dayanıldığı, her iki davanın aynı trafik kazasına ilişkin olduğu ve her iki davada talep sonuçlarının aynı olduğu anlaşılmakla mahkemece her aşamada dava şartlarının re'sen dikkate alınacağı da gözetilerek; derdestlik dava şartı noksanlığı sebebiyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın derdestlik dava şartı noksanlığı nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harç peşin alındığından tekrar alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalılar tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereğince dava değeri olan 3.000,00 TL üzerinden hesaplanan 3.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinden verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/04/2026