İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)

Mahkememize .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 07/05/2025 tarihli 2024/... Esas, 2025/... Karar sayılı görevsizlik kararı ile dava dosyası mahkememize tevzi edilmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24/01/2024 tarihinde davalının maliki ve sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile müvekkil şirkete Kasko sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı araca %100 kusurlu şekilde çarpmak suretiyle maddi hasara sebebiyet verdiğini, ekspertiz raporu ve sigortalı ile yapılan mutabakat gereğince sigortalısının bu hasar dolayısıyla uğramış olduğu hasar toplamı 130.000 TL ödeyen müvekkil borçlunun %100 kusuru oranına denk gelen 130.000 TL için fer'ileri ile birlikte Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu hükümlerince sigortalısının haklarına halef olduğunu, haksız fiili gerçekleştiren davalılara karşı rücu hakkına sahip olduğunu, bu kapsamda davalıya ihtarname gönderildiğini, gönderilen ihtarname üzerine davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı hakkında davaya konu icra takibini başlattıklarını, bu icra takibinden gönderilen ödeme emrinin, davalıya tebliğ edildiğini, davalının haksız şekilde Müvekkil Şirkete borcu olmadığını öne sürmek suretiyle borcun tamamına itiraz ettiğini, davalı tarafından yapılan itirazın haksız olduğunu, açıklanan bu nedenlerle ... İcra Dairesi 2024/... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptali ile alacağın yasal faizi ve diğer tüm ferileri ile birlikte tahsili için takibin devamına ve davalı aleyhine yüzde yirmiden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazlarının olduğunu, dosyanın yetkili yer Mahkemesi olan ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, müvekkilin bir sigorta şirketinin sigortalısı olmakla müvekkilin sigorta şirketine haber verilmeden yapılan işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığını, Davacı tarafça öncelikle müvekkilin sigorta şirketine karşı Dava Şartı olan Zorunlu Arabuluculuk Başvurusu şartı yerine getirilmesi gerektiğini, akabinde bir anlaşmama olmaması halinde davacı tarafça ikame edilecek muhtemel davanın, davaya bakmakla görevli olan Asliye Ticaret Mahkemeleri'nde ikame edilmesi gerektiğini, bu nedenle, hem husumet itirazları hem de görev itirazları olduğunu, huzurdaki davanın dava şartı eksikliği, husumet eksikliği ve görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davalının icra takibine yaptığı itirazın haklı olduğunu, herhangi bir takip dayanağının davalıya tebliğ edilmediğini, ekspertiz raporuna da itiraz ettiklerini, açıklanan bu nedenlerle öncelikle yetki itirazının kabulü ile dosyanın yetkili yer Mahkemesi olan ... Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne gönderilmesine, Zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmemiş olması ve müvekkilin sigorta şirketlerine karşı eksikliğin giderilmemiş olması sebepleriyle; Dava şartı eksikliği, Husumet yokluğu, Görevsizlik nedeniyle davanın reddine, Aksi kanaat hasıl olursa müvekkilin sigorta şirketlerine davanın ihbar edilmesine, Neticeten haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın kül olarak reddine, Davacı taraf aleyhinde %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraftan tahsili ile kendilerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davanın; 24/01/2024 tarihli gerçekleşen kaza sebebiyle kasko sigortasından kaynaklı davalı hakkında yapılan icra takibine ilişkin itirazın rücuen iptal edilip edilmeyeceği hususuna ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
.... AHM 'nin 07/05/2025 tarih 2024/... E. 2025/... k. Sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verildiği ve mahkememize iş bu kararın tevzi edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin 2026/78 esas sayılı dosyasında 30/01/2026 tarihli arabuluculuk tensip tutanağı ile davacı vekiline arabuluculuk son tutanağı aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunması için 1 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, tensip tutanağının davacı vekiline e-tebligat ile 10/02/2026 tarihinde tebliğ edildiği, verilen kesin süre içerisinde davacı tarafından arabuluculuk son tutanağının aslı veya onaylı suretinin sunulmadığı, davacı tarafça dava açılmadan evvel arabuluculuğa başvurulmadığı ve zorunlu dava şartının yerine getirilmediği, ayrıca beyan dilekçesinde tarafların sıfatı halefiyet ilkesi gereğince zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı yönünde beyan da bulunmuştur
HMK 138(1) madde; ''Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir...'' şeklinde düzenlenmiştir.
Arabuluculuk 6325 sayılı Yasa ile hukukumuza giren “ Mahkeme dışı “ çözüm yollarından birisidir.
19.12.2018 tarihli 30630 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7155 sayılı kanun MADDE 20- 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.
“3. Dava şartı olarak arabuluculuk
''MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.'' hükmü ile 01.01.2019 tarihi itibariyle ''konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri için'' dava şartı olarak arabuluculuk getirilmiş olup,
6325 sayılı yasanın 18/A Maddesi- (Ek: 6/12/2018-7155/23 md.)
''(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) ...Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.hukuk Dairesi 26.09.2019 tarih, 2019/2175 Es. ve 2019/3426 K. sayılı ilamında ".....Davacı ZMSS sigortacısı, poliçe kapsamında zarar gören araç için hasar bedelini ödemiş, sigortalı araç sürücüsünün araç sürücüsü kaza yerini terk etmesinin ZMSS poliçe şartlarına aykırılık teşkil ettiğini iddia ederek ödediği bedelin tahsili amacı ile davalı sigortalı araç işleteni aleyhine icra takibi başlatmış, ödeme emrine itiraz üzerine de eldeki itirazın iptali davasını açmıştır. Eldeki dava da taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusunun bir miktar para alacağına ilişkin olduğu, davanın 04/02/2019 tarihinde açıldığı, dava dilekçesi ve istinaf dilekçesi içeriğinden davacının dava açıldıktan sonra arabulucuya başvurduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığı çözmekle görevli olan mahkemenin tüketici mahkemesi olması hususunun davanın "ticari dava" niteliğini değiştirmeyeceğine, dava bir miktar para alacağına ilişkin olup ticari dava olduğu ve 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurup anlaşamama tutanağının aslının veya onaylı örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olduğu halde davanın arabulucuya başvuru yapılmadan doğrudan açılmış olmasına, davacı dava tarihinden sonra arabulucuya başvurmuş olsa dahi zorunlu dava şartı olan "arabulucuya başvuru" koşulunun tamamlanabilir dava şartı olmamasına göre İlk Derece Mahkemesince zorunlu dava şartı arabuluculuk koşulu yerine getirilmediğinden usulden red kararı verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur." yönünde karar vermiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 20.06.2019 tarih, 2019/1038 Es. ve 2019/869 K. sayılı ilamında "...Anılan düzenlemeler karşısında somut olayda uyuşmazlığın haksız rekabetten kaynaklı tazminat davası olduğu, TTK 5/A maddesi 1. fıkrasında arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak düzenlendiği, davanın arabulucuya başvurulmadan açıldığı ve arabulucuya başvuru şartı mahiyeti gereği sonradan tamamlanamayan özel dava şartlarından olduğu anlaşılmakla, mahkemece verilen dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararı usul ve yasaya uygun olmakla yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " yönünde karar vermiştir.
Somut olayda Mahkememizde iş bu dava 24/10/2024 tarihinde açılmış olup dava açıldıktan sonra(dosyanın Asliye hukuk mahkemesinden görevsizlikle geldiği aşamada arabuluculuğa başvurmadığı) davacı tarafından arabuluculuk sürecinin başlatılmadığı, yukarıda belirtilen istinaf kararlarında da belirtildiği üzere dava bir miktar para alacağına ilişkin olup 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurup anlaşamama tutanağının aslının veya onaylı örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olduğu halde davanın arabulucuya başvuru yapılmadan doğrudan açılmış olmasına, davacı dava tarihinden sonra arabulucuya başvurmuş olsa dahi zorunlu dava şartı olan "arabulucuya başvuru" koşulunun tamamlanabilir dava şartı olmamasına göre 6325 sayılı yasanın 18/A maddesinin 2. fıkrası gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek yasal ve yerinde görülmüştür.
Bu itibarla;

1-)Mahkememize açılan işbu davanın başlangıçta arabuluculuğa başvurulmadığından TTK 5/A-(1) ve 6325 sayılı ''Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'' nun 18/A(2) maddeleri uyarınca HMK 114(2) ve 115(2) maddesi gereği dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,
2-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli maktu 732,00 TL red karar ve ilam harcının başlangıçta peşin alınan 2.512,83 TL harçtan mahsubu ile 1.780,83 TL nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-)Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-)Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde re'sen taraflara/vekiline iadesine,
Dair, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/04/2026