İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Davacı vekili, ailesinin geçimini ... plakalı aracı ile sağlayan davacının, bu aracın Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2019/ ... sayılı dosyasında bağlatılması üzerine, serbest bırakılması için şart koşulan 34.500,00 TL'yi, borçlu olmamasına rağmen, maruz kaldığı baskı altında “Yasal haklarımı saklı tutarak” ödemek zorunda kaldığını, davalı bankanın, icra takibine konu borcun “ ... isimli şahsa kefaletinden kaynaklandığını” bildirmekte olduğunu, oysa davacının ...'i tanımadığını, hayatında hiç görmediğini, kendisine kefil olmadığını, bir kefalet sözleşmesi imzalamadığını, yıllar önce ...'da... Oto galeriden 2. El bir minibüs satın almak isteyen davacının, işyeri sahibinin, aracı kredi ile alabileceğini ve hazır olan belgeleri imzalamasının kredi için yeterli olacağını söylemesi üzerine, verilen belgeleri imzalayıp, satış bedelini bankaya ödemek üzere, aracı alarak işyerinden ayrıldığını, davacının, kredi borcunu ödemesine rağmen, aracının bağlanması üzerine yaptığı araştırmadan, bankanın galerici ile işbirliği içinde, araç satın alanları, kendilerinden habersiz olarak, birbirlerine kefilmiş gibi gösterdiğini, kendi kredisi için de hiç tanımadığı ... isimli şahsın kefil gibi gösterildiğini, aslında bu şahsın da kefil olmadığını, banka görevlileri hakkında ceza davaları açılıp mahkumiyet kararları verildiğini öğrendiğini, ortada hukuken geçerli bir kefalet sözleşmesi olmadığını, davacının, bankaya hiç gitmediğini, herhangi bir belge imzalamadığını, kefalet ilişkisinden habersiz olduğunu, ancak imzanın kendisine ait olduğu düşünülse bile, imzanın iradesi dışında alınmış olması nedeniyle, geçerli bir kefalet sözleşmesinden bahsetmenin mümkün olmadığını, durumu bilen davalı bankanın esasen kefaleti olmayan davacının aracını bağlatarak ödeme yapmaya mecbur bıraktığını, bankanın, ikinci el ve modeli düşük araçlarla üzerinde haciz olan araçlara kredi vermediğini, oysa satın alınan aracın hacizli, modeli düşük ve ikinci el bir araç olduğunu, yapılan kredi ve kefalet işlemi tamamen usulsüz olduğunu, arabuluculukla anlaşma yoluna gidildiğini ancak anlaşmanın sağlanamadığını bu nedenlerle yargılama yapılarak sabit olacağı üzere davanın kabulü ile davacıdan haksız olarak tahsil olunan 34.500.-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili banka ile ... arasında kredi sözleşmesi imzalandığını ve ...'e 30.000 TL taşıt kredisi kullandırıldığını, bu kredi sözleşmesine davacı ...'ın da kefil olduğunu, kullandırılan kredinin geri ödenmemesi sebebiyle hesap kat edilerek davacı da dahil diğer borçlulara Erzurum .... Noterliği 13/11/2006 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin davacı ...'a 28/11/2006 tarihinde birlikte oturan ehil kardeşi ...’a usulüne uygun tebliğ edildiğini, ihtarnamenin tebliğinden sonra borç ödenmediğinden kredi borçlusu ... ve davacı kefil ... hakkında Erzurum ... İcra Müdürlüğü 2007/... E sayılı takip başlatıldığını, takibin birkaç defa yenilenmiş ve en son 2019/... esasına kaydedildiğini, borçluların yasal süresi içinde takibe itiraz etmediklerinden takibin kesinleştiğini, icra takibinin kesinleşmesine müteakiben cebri icra işlemleri yapıldığını ve borçluların mal varlıklarına haciz işlemlerinin uygulandığını, icra takibi sürecinde davacı tarafın aracının yakalandığını, aracın yakalamasının çözülmesi konusunda müvekkili banka ile davacı kefilin görüştüğünü ve davacı tarafın dosya borcuna karşılık müvekkili bankaya ödemede bulunduğunu, işlemlerin yasal mevzuatlar çerçevesinde yapıldığını, hatta borçlunun dosyası müvekkili banka tarafından faiz indirimi vs. yapılarak kapatıldığını, bu nedenlerle müvekkili bankaya karşı açılmış bulunan işbu davanın reddi ile yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, " Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;
Davalı bankaca, davalının, dava dışı kişi ile banka arasında gerçekleştirilen ticari krediye kefil olduğu iddiası ile davalı aleyhine icra takibi yapıldığı ve davacı vekilince, davalının aracı üzerindeki haczin kaldırılması maksadıyla icra dosyasına ödeme yapmak zorunda kaldığını, esasen davacının böyle bir kefalet sözleşmesine imza atmadığı, kefil olduğu iddia edilen şahsı da tanımadığı ve bu nedenle haksız yere ödemek zorunda kaldığı meblağın istirdadının talep edildiği iddiaları ileri sürülerek işbu davanın ikame edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan ilk yargılama neticesinde verilen kararın İstinaf mahkemesince yukarıda yer verilen gerekçe ile kaldırılması üzerine işbu esas üzerinden tekrar yargılamaya başlanılmıştır. İstinaf kararı doğrultusunda mahkememizce kefalet sözleşmesi üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde ATK tarafından tanzim edilen ve yukarıda kısaca sonuç kısımına yer verilen raporda, bahse konu kefalet sözleşmesi üzerindeki bedele dair ibarenin davacı eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Yine istinaf kararında değinilen davalı banka çalışanları hakkındaki ceza dosyalarının akıbeti sorulmuş ve dosya arasına karar örnekleri alınmıştır. Bahse konu ceza dosyalarında davacının taraf olarak yer almadığı tespit edilmiştir. Ceza dosyaları incelendiğinde ise, davalı banka çalışanlarının bir çok kişiyi işbu dosyadakine benzer şekilde bir şekilde bankaya borçlu olarak göstermeleri ve bu bağlamda evrakta sahtecilik gibi çeşitli suçlardan dolayı mahkum oldukları görülmüştür. Netice olarak davaya konu istirdat talebine esas kefalet sözleşmesinde yer alan bedele dair ibarenin davacı eli ürünü olmaması, davalı banka çalışanları hakkında benzer şekilde gerçekleştirilen eylemler nedeniyle mahkumiyet kararları verilmiş olması ve tüm dosya kapsamına göre davacının davalı bankaya ödemek zorunda kaldığı meblağın istirdadını talep etmekte haklı olduğu anlaşılmış ve netice olarak davanın kabulüne dair karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle " 1-Davanın kabulü ile; 34.500,00 TL'nin 18/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine (istirdadına), " şeklinde karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; alınan ATK raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, ek rapor alınmasına karşı yapılan itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, inceleme konusu belgede ... adına atılan imzaların ....in eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtildiğini, rapor içeriğinin çelişkili olduğunu, çelişkili rapora dayalı hüküm kurulmasının doğru olmadığını, kararın hatalı olduğunu, mahkemece delillerin bütünsel olarak incelenmediğini, mahkemece eksik inceleme yapıldığını, kredi şeklinde ödeme yapılıp yapılmadığının tespitinin gerektiğini, davanın bankacılık uyuşmazlığı olduğundan dolayı bankacılık konusunda uzman bir bilirkişiye rapor hazırlatılması gerektiğini savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dava, kredi sözleşmesi nedeniyle başlatılan icra takip dosyasına yapılan ödemenin istirdatı davasıdır.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı... Otomotiv Canlı Hayvan Toplu Taşıma ve Nakliye Madencilik Tic Ltd Şti'inden araç satın almak için davalı bankadan kredi çektiğini, bu esnada hile ile tanımadığı dava dışı ... isimli şahsın kredi sözleşmesine kefil olarak imzasının alındığını, banka görevlileri hakkında bu hususta ceza dosyalarının bulunduğunu, ortada hukuken geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunmadığını ileri sürerek, iş bu kefalet sözleşmesi nedeniyle aleyhine başlatılan icra dosyasına yapılan ödemenin istirdatını talep ve dava etmiş, davalı davanın reddini istemiştir, mahkemece, banka müfettiş raporu, ceza dosyası ve adli tıp raporu dikkate alınarak davacının kredi sözleşmesine iradesi dışında imza attığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 34.500,00 TL'nin 18/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, kararın davalı vekilince istinaf edildiği görülmüştür.

İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Başvuru sırasında alınması gerekli 2.356,69 TL harçtan peşin alınan 732,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.624,69 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-İstinaf başvurusunda bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 10.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.