KARAR NO: 2026/303
HAKİM: ....
KATİP:....
DAVACI: ....
DAVALI:
1- ....
2- ... (TCKN: ....) - ....
3- ....
4- ....
5- ....
6- ....
7-....
8- ....
9-....
10- ....
11- ....
12- ....

Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

GR.KR.YZM.TARİHİ: 10/04/2026

TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; psikolojik olarak en savunmasız olduğu bir dönemde davalı ... tarafından evlilik vaadiyle kandırıldığını, davalıların kendisini ...'a götürerek, bilincimi bulandıran maddeler ve ardından silah zoruyla mahiyetini bilmediği çok sayıda belgeyi imzalattırdıklarını, şüpheli ...'in araç içerisinde silah göstererek "...." diyerek iradesini tamamen felç ettiğini, Borçlar Kanunu uyarınca, kişinin hayatına veya yakınlarına yönelik ağır bir tehlike ile imzaladığı belgeler hükümsüz olduğunu, söz konusu çeklerin ticari bir borcun değil, bir suçun (....) ürünü olduğunu, adına açılan "...." gibi şirketlerde hiçbir ticari faaliyetinin olmadığını, 2015-2024 arası e-Nabız kayıtları, kronik psikiyatrik rahatsızlıklarımı ve muhakeme yeteneğinin zayıflığını kanıtladığını, davalıların bu durumu istismar ederek kendisini kandırdıklarını, hakkında yürütülen .... ve diğer tüm takipler nedeniyle hapis (tazyik hapsi) ve haciz tehdidi altında olduğunu, hiçbir gelirinin olmadığı ve üzerindeki tüm varlıklar suç örgütü tarafından hedef alındığını beyan ederek; öncelikli olarak adli yardım talebinin kabulüne, telafisi imkansız zararların önlenmesi adına, tüm icra takiplerinin dava sonuna kadar teminatsız olarak durdurulmasına, yağma ve dolandırıcılık mahsulü olan bu çek/senetler nedeniyle borçlu olmadığımın tespitine, kötü niyetli davalıların 620'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep edilmiştir.
Davalı taraflara tebligat çıkarılmamıştır.

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
18.12.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7155 Sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 Sayılı TTK'na eklenen 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 5/A maddesinde ; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir." düzenlemesi ile menfi tespit davaları arabuluculuk kanun yoluna tabi tutulmuştur.
6325 Sayılı HUAK'na "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile 18/A maddesi eklenmiş olup, 6325 sayılı HUAK'nun 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Bu suretle dava dilekçesinde arabulucuya başvurduğuna ilişkin herhangi bir bilgi bulunmayan davacıya 6325 sayılı yasanın 18/a maddesi gereğince mahkememizce düzenlenen 03/06/2025 tarihli Tensip Tutanağı ile "Arabuluculuk Son Tutanağı"nın aslının eklenmemesi nedeniyle 7155 sayılı Kanunun 23.maddesi ile değiştirilen 6325 sayılı Kanunun 4.bölümünden sonra gelmek üzere eklenen "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlıklı 18/a-2. maddesi gereğince davacı tarafça "Arabuluculuk Son Tutanağı'nın aslının veya arabulucu tarafından onaylı suretinin, tensip zaptının tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması, aksi takdirde davanın usulden reddedileceğinin ihtarına" 1 haftalık kesin süre verilerek ihtarat çıkarıldığı, davacı asil tarafından mahkememize ibraz edilen 10/04/2026 tarihli dilekçe ile dava açmadan önce Arabuluculuk başvurusunda bulunmadığı beyan edildiği ve davacının dava açmadan önce arabulucuya başvurması gerekir iken başvuruda bulunmaksızın işbu davayı açtığı anlaşılmakla, davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası tesis kılınmıştır.

1-Davanın USULDEN REDDİNE,

2-Davacının davayı adli yardım talepli olarak açtığı nazara alınarak, HMK'nin 339. maddesi gereğince Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732,00 TL başvuru harcı ile 732,00 TL peşin harcın davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısım var ise karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde....Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 10/04/2026